Abdullah Kıran
Değerli arkadaşım Prof. Dr. Bayram Çoşkun, Kurban Bayramı’ndan hemen sonra KAYFOR’un (Uluslararası Kamu Yönetimi Kongresi) 5-7 Temmuz tarihleri arasında Bişkek’te, Manas Üniversitesi’nde bir uluslararası kongre düzenleyeceğini söyleyince, ben de son anda bir özet hazırlayarak kongreye katılmak üzere başvurumu yaptım ve 3 Temmuz’da Bişkek’e vardım. Türkiye’den Kongreye yüksek düzeyde bir ilgi vardı ve pek çok üniversiteden meslektaşlarımız teşrif etmişlerdi. İki gün Bişkek’te kalıp 5 Temmuz’da sunumlarımızı yaptıktan sonra, Prof. Dr. Bayram Çoşkun ve Prof. Dr. Hasan Tutar ağabeyle Almatı’ya gitmek üzere yola çıktık. Benim planım önce Almatı’yı görüp, daha sonra Çimkent, Taşkent, Semerkant ve Buhara’yı ziyaret etmekti. Ne de olsa her zaman Orta Asya’ya gidemeyeceğimize göre, bu fırsatı değerlendirmek istiyordum. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Son anda biletlerimizi değiştirip, Semerkant veya Taşkent üzerinde Türkiye’ye dönmeyi planlamaya çalıştık, lakin bilet değişikliğini bayağı pahalı bulunca, tekrar Bişkek üzerinden dönmeye karar verdik. Buna rağmen ben Almatı’dan Taşkent’e gidip oradan tekrar dönmeyi düşünüyordum, ama sağ olsun Hasan Ağabey beni frenledi ve üç gün Almatı’da kaldık. İyi ki de Almatı’dan kalmışız. Zira Almatı, öyle bir gün için kalınıp, hemen ayrılacak bir şehir değil.
Orta Asya İnsanı
Almatı’dan söz etmeden önce biraz Kırgızistan’ın başkenti Bişkek ve Orta Asya insanından söz etmek gerekir. Çarlık Rusya’sı döneminde, 1878 yılında kurulan Bişkek, günümüzde 1 milyondan biraz fazla insanın yaşadığı bir kenttir. Rusya’daki pek çok kent gibi, Sovyet döneminde Bişkek’in de adı değiştirilmiş ve 1926- 1991 yılları arasında, şehir Frunze olarak adlandırılmış. Adı kente verilen Bişkek doğumlu Mikhail Frunze, Sovyet Devrimi Lideri Lenin’in arkadaşıdır. Sovyetler Birliği dağılınca, Kırgızistan 1991’de bağımsızlığını kazanır ve şehrin adı tekrar Bişkek’e çevrilir.
Tanrı Dağlarının eteklerinde kurulmuş olan Bişkek’te, kent merkezindeki belirli binalar hariç, genellikle yapılar çok katlı değil. Caddeler oldukça geniş olup, hemen hemen her taraf yeşillikler içinde kalmaktadır. Düşük katlı binalar, park ve yeşil alanlar şehrin geniş bir alana yayılmasını sağlamıştır. Bazı mahallelerde evler, 1-2 katlı olup geniş bahçeler içinde yer alır.

İnsanlarla konuşup diyalog kurmaya çalıştığımızda, kısa sürede anladık ki Türkiye Türkçesiyle Kırgızlarla konuşup anlaşmak mümkün değildir. Türkçe konuşan biri, ancak Kürtçe anladığı kadar Kırgızca veya Kazakça anlayabilir. Bununla birlikte hem Kırgızlar hem de Kazakların, huy ve karakter olarak Ortadoğulu insanlardan çok farklı olduklarını, henüz ilk gözlemlerinizde anlarsınız. Maalesef Ortadoğu insanında yalan, hile, hırsızlık, dolandırıcılık, takiye gibi hususiyetler nedense çok yaygın ve sıradan. Ancak buralarda böyle değil. Bir kere bu insanlar oldukça naif, doğal, güler yüzlü ve alabildiğince yardımseverdir. Bir adres sorduğunuzda, yardımcı olmaya çalışırlar ve gençler Google çeviri sistemiyle sizi anlamaya gayret ederler. Kültürel olarak Rus insanına çok yakındırlar ve belli ki Sosyalist sistem, bu insanlar üzerinde büyük bir etki bırakmış. Hemen herkes Rusça bilir, zira Rusça Kırgızca ile birlikte resmi dil ve eğitim iki dilde yapılmaktadır. Buradaki insanların çok kültürlü bir hayat tarzını benimsedikleri ve yabancılara karşı oldukça nezaketli oldukları gözden kaçmıyor. Öyle, “Türk’üz, Türkiye’den geliyoruz” sözleri onları pek de heyecanlandırmıyor. Türkiye, Kürdistan veya Afganistan’dan gelmeniz onlar için fark etmiyor. Ticarette açgözlü ve yırtık değiller. Bişkek’te seyyar satıcılık yapan bir kadına 5 Som (Kırgız para biri) uzatıp bir kibrit alınca, paranın üstü olarak, 2 Som uzattı, ben almak istemeyince zorla 2 şeker verdi. Birkaç seyyar satıcının tezgâhlarında sigaraları paket şeklinde değil de, tek tek satmaları gözlerime çarptı. Yoksul da olsa kültürlü insanların hali başkadır.
Sovyet sistemi çöktükten sonra genellikle dışarıdan gelenler Orta Asya devletlerinde büyük işler kurmuş ve zenginleşmişler. 7 milyon civarındaki Kırgız halkının %20’sinden fazlası uluslararası standartlara göre yoksulluk sınırının altında yaşadığı kabul edilmektedir. Ülkenin GSMH’si yaklaşık 9 milyar dolar iken, fert başına GSMH 1300 dolar seviyesindedir. Ancak buna rağmen dışarıda dilencilik yapan insanlar çok nadir, hemen hem yok gibi.
Bir ülkenin güvenli olup olmadığının çeşitli ölçüleri var. Bana göre en pratik ölçütlerden biri kadının sokakta olmasıdır. Eğer kadınlar akşam geç saatlere veya gece yarılarına kadar sokakta isler, ben ülkeyi güvenli kabul ederim. Şahsen ben yurt dışı gezilerimde buna çok dikkat ederim. Hem Kırgızistan hem de Kazakistan’da, gecenin geç vakitleri, hatta sabahlara kadar kadınların sokakta olduğunu görürsünüz.
Muhteşem Bir Şehir: Almatı
1854 yılında Ruslar tarafından kurulmuş olan Almatı, kanımca dünyanın en planlı şehirleri arasında yer almayı hak etmektedir. Şehir mazgal şeklinde inşa edilmiş, cadde ve sokaklar iç içe geçmiş dikdörtgenler gibidir. Merkezdeki bazı yapılar hariç, genellikle binalar 4-5 katlıdır. Her sokak veya caddede, boydan boya ağaçlar bulunur. Ağaçların diplerinden geçen oluk sistemleri sayesinde kentteki bütün ağaçlar sulanmaktadır. Nüfusu 2 milyon civarında olan Almatı’da 16 milyon civarında ağaç olduğu söylenmektedir.

Sovyetler Birliği döneminde Kazakistan’da nüfusun yaklaşık %53’u Ruslardan meydana gelmekteydi, ancak sonarları Rus nüfus giderek azalmış ve günümüzde %30 seviyesine düşmüştür. Lakin Rus kültürünün Kazak toplumu üzerindeki etkisi Kırgızistan’a nazaran çok daha baskın olduğu göze çarpmaktadır. Kırgızlar otantik yapılarını korumuşken, Kazaklar, Ruslarla evliliklerinden dolayı bir nevi melezleşmiş ve fiziki olarak daha güzel bir endama kavuşmuşlar.
Almatı’daki düzeni gördükten sonra içimde şöyle dedim: “Keşke bütün şehirleri şu Ruslar kurmuş olsaydı. O zaman dünya çok daha güzel olurdu.” Nerdeyse tamamı Rus mimarisi olan Tiflis, küçük bir Paris gibidir. Bakü de güzel bir şehirdir. Ancak Almatı doğası, yeşilliği ve rahatlığıyla bambaşka bir şehirdir.

Petrol ve farklı minareler zengini olan Kazakistan, Orta Asya’daki en büyük ekonomik güç pozisyonundadır. GSYİH’sı 225 milyar civarında olan Kazakistan’da, kişi başına milli gelir 11 560 dolar düşmektedir. 19 milyon nüfuslu Kazakistan’ın toprakları 2.725.000 km2’dir. Kazakistan’da Rusça ve Kazakça resmi diller olarak kabul edilmiş ve azınlık konumundaki halkların da kendi ana dillerinde eğitim yapmalarına olanak tanınmıştır.
Kazakistan Kürtleri
Kazakistan, Kürt nüfusunun en yüksek olduğu bir Orta Asya cumhuriyetidir. 2017 yılında yapılan nüfus sayımına göre Kürtlerin Kazakistan’daki resmi nüfusu 44 bin 768 olarak veriliyor. Ancak bu rakamın çok düşük olduğu, ülkedeki Kürt nüfusun 150, hatta 200 bini bulduğunu iddia edenler var. Kazakistan’daki Kürtlerin nüfus cüzdanında “Kürd” yazıldığı için, çoğu Kürt tekrar bir sürgün ile karşılaşmamak için nüfus cüzdanına “Azeri” veya “Türk” yazdırmış. Kazakistan Kürt topluluğu üç büyük sürgün dalgasından oluşmuş. Kürtlerin ilk sürgün macerası Stalin döneminde, 1937-38 yılında gerçekleşmiş. Sovyet yetkilileri, “Türkiye’ye ajanlık ediyorlar” bahanesiyle Aras Nehri’nin öte yakasındaki Kürtlerin büyük çoğunluğunu trenlere sıkıştırıp Orta Asya çöllerine göndermişler. Dönemin Sovyet Azerbaycan’ının Komünist Lideri Mircafer Bakirov, Kürt sürgününde başrolü oynadığı gibi, Kürt okullarını kapatacak ve Kürtçe yayınları da yasaklayacaktır[1].
Kürtlere yönelik ikinci sürgün dalgası, İkinci Dünya savaşı sırasında, 1944’te gerçekleşmiş. Stalin bu dönemde sadece Kürtleri değil, “Nazilerle işbirliği yapabilirler” gerekçesiyle Kırım Tatarları, Kafkasya’dan Ahıska Türkleri, Osetler ve hatta Asurileri de sürdü. Hayvan taşıma trenleriyle sürgüne gönderilen insanların çoğu yollarda telef olurken, hayatta kalanların yabancısı oldukları iklim koşullarına adapte olmaları ayrı bir trajediydi.
Kürtler için üçüncü sürgün dalgası, 1989’da Karabağ’daki Azeri-Ermeni savaşı sırasında yaşanmış ve eskiden Kızıl Kürdistan (1923-1929) olarak bilinen Kewbajar, Laçîn, Gubadî, Zengilan ve Cebraîl bölgelerindeki Kürtlerin, binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan koparılarak Orta Asya ve farklı bölgelere göç etmeleriyle son bulmuş. 1989’da Karabağ bölgesini ele geçiren Ermeniler, özellikle Müslüman Kürtlere büyük züllümler yaptılar. Zarya Vostoka gazetesi, 22 Ekim 1925 tarihli sayısında, Kızıl Kürdistan bölgesinde 330 köy bulunduğunu ve Kızıl Kürdistan’da 58 bin 353 kişinin ikamet ettiğini yazmaktadır[2].
Almatı’da bizim misafir eden Kürt iş adamı Refik Mîrzayev, 1989 yılında Ermenilerin Karabağ’ı ele geçirmesinden sonra, Kızıl Kürdistan bölgesinden kaçarak Kazakistan’a yerleşmiş. Kazakistan’da devlet onur madalyası ile ödüllendirilmiş olan Refik Mîrzayev başarılı bir iş adamıdır. 6 dil bilen Refik Mîrzayev, çok iyi derecede Türkçe de konuşmaktadır. Türkiye’de, sahil bölgelerinde bir yazlık almak istediğini belirten Refik Mîrzayev, yüzümüze bakıp gülerek üçü de profesör olan biz misafirlerine şu soruyu sordu: “Kimliğimde ‘Kürd’ yazdığı için, acaba Türkiye’de bir sorunla karşılaşır mıyım?” Ben bir uluslararası ilişikler profesörü olarak Refik Mîrzayev’e bir cevap veremedim. Belki siyasilerimiz verebilir. Bir akademisyen olarak siyasilerimize şöyle bir “kopya” verebilirim. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde nüfus cüzdanlarında “Milliyet” ve “Tabiiyet” kavramları yer alıyordu. Örneğin Saîdê Kurdî’nin (Nursi) nüfus cüzdanında şöyle yazılıyordu: Milliyeti: Kürd, Tabiiyeti: Türkiye.
Kazakistan’da, Kürtler nüfus olarak yoğun olduğu yerlerde, Ortaokullar ve liselerde Kürt Dili ve Edebiyatı derslerini alabilmektedirler. Kürtlerin Berbang (Şafak) adında bir derneği, Nûbar (Alıştırma) adında bir sanat ve edebiyat dergileri ve Yekbûn (Birlik) adında bir Tv’leri bulunmaktadır.
[1] Nizameddin Rzayev, “Another sad story – Red Kurdistan,” Kurdish Media.com, June 05,2006
[2] İsmet Konak, Sosyalist Kürtler (1917-1937), Devrim, İnşa, Sürgün, Nubihar Yayınları, İstanbul 2022, s.52
Kürtler; mülteci olarak yerleştikleri Kazakistan’da, ana dillerinde eğitim alabilip hiçbir ayırımcılığa tabi tutulmazken, tarih boyunca yaşadıkları topraklarda ana dillerinde henüz bir ilkokula bile sahip değiller. Rus nüfusun %5’i bile bulmadığı bazı Türki cumhuriyetlerde, Rusça resmi dil iken, Türkiye nüfusunun 1/3’ünden fazlasını teşkile eden Kürtlerin ana dili Kürtçenin hiçbir statüsü yok. Mecliste bile “bilinmeyen dil” olarak kayıtlara geçer. Hadi bir soru ile bitirelim: Çok dilli ve kültürel çeşitliliği özümsemiş Kazakistan mı Batı medeniyetine daha yakın, yoksa Türkiye mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.03.2025
26.11.2024
29.03.2024
18.07.2023
9.06.2023
20.05.2023
13.03.2023
15.11.2022
29.07.2022
7.03.2022