Abdurrahman Dilipak
Rüşvet ve torpil; her zaman, her yerde, her toplulukta dün de oldu, bugün de oluyor, yarın da olacak.. Birileri nasıl cennete ya da cehenneme gidecek!? İşte böyle..
Bu işler bazan azalır, bazan çoğalır, ama hep vardır. Bazıları yerken üstüne başına döker, bazıları tereyağından kıl çeker gibi halleder işini.
Bazıları yalnız yer, bazıları herkese bir pay ayırır. Herkesi günahına ortak eder ki, kendinden hesap sormak kolay olmasın.
Bazıları arsızdır, bazıları yer ama yemez gözükür, bazıları “laf ile aleme binlerce öğüt verirken, işin aslında bakarsanız, bin teseyyüb gizlidir hanelerinde”. Kendi dostları ile baş başa kaldıklarında, namuslu insanlarla dalga geçerler. “Bal tutan parmağını yalar” derler. Bu viral tipler, tanınan kişilere de bulaştırırlar hastalıklarını. Kimi uygun bir “hoca” bulursa fetvasını da alır, “hayır-hasenat”(!) işlerine de soyunurlar. Bu anlamda “kaz gelecek yerden tavuk esirgemezler”.
Kimileri vardır, ufaklıklardan, gelecek vaad edenlere kol kanat gerer, himayesine alır, laf dinlemeyenlere alemi ibret bir ders verir. Böylece namus gösterisi yapmış olur. İtalyan mafyası bu konuda “iyi(!)dir.
Her mafyanın kendine göre bir raconu vardır. Soğuk savaş dönemlerinde bu tür yapılar derin yapıların tetikçiliği, operasyonel anlamda taşeronluğunu da yapmaya başladılar. Siyasilerin mafyası olduğu gibi mafyanın da elinin altında siyasiler, media, sivil toplum yapıları oluşmaya başladı.
Zaten bunlar aynı sofrada yiyip içmeye başlayınca hepsi birbirine benzedi. Hepsi “Alem buysa kıral benim” havasına girdiler.
Siyaset/bürokrasi mafya ile kol kola girmişse ilk kaybeden adalet olur. Adalet yoksa barış da olmaz. Bir bakarsınız “adam” zannettikleriniz, zannettiğiniz gibi biri değil. “Kahtı rical” dönemi başlar. Ardından “İhkak-ı Hak” dönemi. Ve sonra! Sonrasını ne siz sorun, ne ben söyleyeyim.
Hemen hemen bunlar her yerde birbirine benzerler. Bir kısmı ne yer ne yapar. Bir kısmı yapmaz ama yer, bir kısmı hem yapar, hem yer. Halk eğer ahlaken zafiyet içinde ise, “hem yer hem yapar” tipi onlar için idealdir. Sonuçta madem “gemisini kurtaran kaptan”, herkes yiyorsa, o niye yemesin. Onun eli armut mu topluyor. “Devletin malı deniz, yemeyen domuz”(!) Sonuçta kim gelse o yiyecekse, bu da yesin. Yapıyor da işte. Kendisi de sonuçta parasını verir, o da bir çekme kat atar, ya da olmayacak işini oldurur. “Alan memnun, veren memnun”, kime ne!
Namuslu adam, din, ahlak ve hukuk dairesinin dışına çıkmaz. İşin kötü yanı bu dairenin dışına çıkmayınca da ağır bedeller ödetebiliyorlar. İşte en acısı da bu. Hatta onlar istiyorlar ki, onların isteklerini yerine getirelim, o da yetmez, onları alkışlayalım. En azından sessiz kalalım, onların aleyhlerine konuşmayalım. Haysiyet cellatları bir de alkış isterler, darbe dönemlerinde, ara rejim dönemlerinde olduğu gibi.
“Yemez, yapmaz” tipinden kimseye hayır gelmez. Aslında bu grubtakilerin bazıları kendi yemez ama çevresindekiler yer, bunlar onlara da ses çıkarmazlar. Bir şey yapacak olsa bu tür işler olacağını bildikleri için mecbur olmadıkça bir şey yapmazlar. Yaparken de işler uzar, o iş herkesi canından bezdirir. En şerlileri “yer, yapmaz”. Zaten “yer, yapar” grubu bir süre sonra o da yapar gibi görünür yapmaz, yapmadan yer kategorisine terfi eder. Eğer şeffaflık yoksa, denetim yoksa bu işlerin varacağı yer orasıdır. “Güvenmek güzeldir, ama kontrol etmek daha da güzeldir.”
Aslında para, cinsellik ve silah konusunda kimse kimseye, kimse kendi nefsine bile güvenmesin. Bunlarla şaka olmaz. Cüzdandan çıkmış para, elbisesinden soyunmuş karşı cins ve kınından çıkmış silah tehlikelidir. Bunlar meşruiyet temelli işler değilse cehennem biletine dönüşür. Onun için kamu binalarının içi dışarıdan görünür olsun istenir gelenekte, zaruret yoksa kapı açık olmalıdır. Öyle kapalı kapılar arkasında fısıldaşarak kamu malı üzerinde kişisel hesaplar yapanların vay haline!
Bize “yemez, yapar” adamlar lazım. Onlar bizim Ömerlerimiz! Ama öylelerini bulmak çok kolay değil.
Bir ara bir “siyasi etik yasası” diye bir yasa çıkarma konusu gündeme gelmiş. Sonunda ne olmuş biliyor musunuz? “Bu ölçüler gelirse siyasette adam kalmaz” denilerek reddedilmiş. Aslında bu konu herkesin bildiği bir sır. Artık bu işi yapanlar da işi öğrendiler. Onlar da sağ-sol fark etmiyor, bu tilkilerin kuyrukları bakıyorsunuz bir yerde birbirlerine bağlı. Bu piyasa çok farklı, parayı veren düdüğü çalıyor. Siyaset ve kara para, kirli para bir araya gelmişse, orada alkolden uyuşturucuya, fuhuştan kumara kadar her yol vardır. Herkes kendi mahallesinin horozu gibi gözükür ama bir araya geldiklerinde o dindarlık, ideolojik kimlik, vatan-millet-sakarya, hepsi birer maskeden ibarettir. Sonuçta her şey alınıp-satılan bir “meta” olunca, herkes aslında en çok savunur gibi gözüktüğü şeyi de bu piyasada pazarlamış oluyor. Aslında bu adamların dilinde bu değerler örseleniyor. Sonuçta bunlar için “gayeye giden her yol meşrudur”. Sağcı-solcu, alevi-sünni, milliyetçi-sosyalist, demokrat-liberal fark etmez, bunlar için her şey kendi çıkarlarına hizmet ettiği ölçüde değerlidir. Savunur gözüktükleri değerlerin münafığına dönüşürler zaman içinde. Belki ilk zamanlarda romantik duyguları vardır, hamaset yüklü olabilirler. Dünyayı kurtarmak, insanları dönüştürmek gibi hayallerle yola çıkmışlardır ama para ve iktidarın dönüştürücü gücü, önce kendine sahip olmak isteyenleri dönüştürür. Ve bu kişiler, her devrimde olduğu gibi önce kendi değerlerini ve yoldaşlarını yer! Ve zaten ondan sonra yemeyeceği bir halt da kalmaz.
Batılılar bu işleri çok iyi bilirler. Batıdaki derin devlet ve mafianın katı kuralları, normları, ritüelleri, seremonileri vardır. “Bir finansal tetikçinin hatıraları”nı okuyun bakın bu işleri nasıl yapıyorlar. Rüşvet vermenin de usulleri, yolları, şekli vardır. Kayıtları da tutulur. “Hapur-hupur”, gürültülü şekilde, üstlerine başlarına dökerek yemezler. Şu CoVID sürecine baksanıza, Fauci’nin maillerine, DSÖ’nün yediği haltlara baksanıza, hepsi ne kadar bilimsel, insancıl, çağdaş!..
Politikacılara, Bürokratlara da fazla yüklenmeyelim. Sonunda aynı topun kumaşıyız. Onlar aynı sütün yoğurdu, kaymağı.. Her topluluk layık olduğu gibi idare olunmayacak mı idi. Evet biz kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmeden Allah bizim Hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek. Bize yapan yemeyen adamlar lazım. Ama böyle bir devleti yönetecek Ömerlerden önce böyle bir halk lazım.
Bütün bu hercümerç içinde, işte bu şekilde bu kirli işlere alet olmayan, bu haksızlıklara karşı direnenler cennete, bu haltı yiyenler onlarla işbirliği yapanlar ve bu zalimler karşısında seslerini kısanlara gelince onlar da cehenneme gidecekler.
Bir kere daha hatırlatayım: Allah’ın sizin hakkınızdaki hükmünü merak ediyorsanız, sizi neyle meşgul ettiğine bakın. Bana arkadaşınızı söyleyin, onunla niçin arkadaşsınız onu söyleyin, size kim olduğunuzu söyleyeyim. Siz kendinizi daha iyi bilirsiniz.
Ya Rab! Akıl ve hikmet sahibi mazlumlara yardım et ve zalimleri cezalandır ve mazlumlara güç ve kuvvet ver.
Selâm ve dua ile.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024