Akın ÖZÇER
Hollande ve Türk-Fransız ilişkileri
28.04.2012
2657
Bir önceki yazımda Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda birinci sırayı alan ve anketlere göre sandıktan çıkması beklenen sosyalist aday François Hollande’la Fransa’nın Türkiye politikasında kimilerince nüans sayılabilecek olumlu bir değişiklik olacağına dikkat çekmiştim. Bu nüansı önemli bulmayanlar için Türkiye açısından “Hollande veya Sarkozy, ne fark eder?” belki ama nüanslar iyi değerlendirildiğinde kapıların kapanmasını önleyebildiği gibi ilişkilerin geliştirilebileceği manevra alanları da yaratabilir.
Türk-Fransız ilişkilerinde bugün sorun yaratan “Ermeni tehcirinin soykırım olduğunun inkârının cezalandırılması” konusu, geçen yazımda altını çizdiğim gibi, iki adayın artık buluştuğu bir çizgiyi oluşturuyor. Hollande ve Sarkozy, 24 nisanda Paris’te Kanada Meydanı’ndaki Erivan Bahçesi’ne gelerek “soykırım kurbanlarını onurlandırıyor”. Hollande, seçildiği takdirde buraya her yıl gelme ve Anayasa Konseyi’nin iptal kararını dikkate alan yeni bir inkâr yasası çıkarma sözü veriyor. O ayrıldıktan sonra meydana gelen Sarkozy anıta çiçek koyuyor ve Ermeni toplumuna benzer sözler söylüyor. Jean Eckian da haklı olarak, ertesi günkü Nouvelles d’Arménie’de, iki Cumhurbaşkanı adayının aynı çizgide ve aynı meydanda buluşmasını, “sadece Fransa’daki değil dünyanın dört bir yanındaki Ermeni halkı için tarihî bir olay” olarak nitelendiren bir yazı yayımlıyor.
Fransa’da iktidar alternatifi iki partinin Ermeni konusunda aynı çizgide buluşması birden bire olmadı elbette. Sarkozy’nin partisi UMP, Helsinki’de destek olduğu AB adaylık sürecimize 2003’ten itibaren karşı çıkmaya başlarken, Türkiye’nin üyelik hedefini ilke olarak destekleyen Sosyalist Parti (PS) ise Ermeni konusunda bugünkü noktaya doğru ilerliyordu. O dönem Ermeni toplumunun “soykırımı tanımanın AB siyasi ölçütlerine dâhil edilmesi” talebine destek veren sosyalistler vardı. “Siz soykırımı tanımadan AB’ne gireceğinizi mi sanıyorsunuz” diye bizleri terslerlerdi; bugün de benzer sözler sarf ediyorlar kuşkusuz.
İkili ilişkilerin içinden çıkılmaz bir yönde ilerlediğini görmeyen, daha doğrusu görmek istemeyen Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili açıklamasında, daha öncekilerde yaptığı gibi, Cumhurbaşkanı adaylarının 24 Nisan’a katılmalarını yine seçimle ilgili kaygılarla açıklıyor. Ardından Türkiye’nin beklentilerini vurguluyor: “Önde gelen Fransız siyasetçilerden beklenen, nefreti körüklemek değil, bilgi temelinde ve devlet adamı sorumluluğu ile hareket ederek Türklerle Ermenilerin birlikte adil hafızaya ulaşmalarını destekleyici mesajlar vermeleridir.” Bakanlığın tehciri “büyük felâket” olarak niteleyen Başkan Obama’ya da “ABD gibi önemli bir müttefikimize düşen” gibi tepeden bakan bir ifadeyle ne yapması gerektiğini hatırlattığı dikkate alındığında, Türkiye’nin bu konudaki politikasını inatla sürdüreceği anlaşılıyor: “İlgili ülkeler arasında çözüme kavuşturulması gereken bir konuda dışarıdan sunî dayatmalarla sonuç alınması mümkün değildir.” Bu, sürdürülebilir bir politika değil ama ayrı bir tartışma konusu oluşturuyor elbette.
Hâl böyle olunca Hollande’ın Cumhurbaşkanı seçilmesini ve haziran ayındaki genel seçimlerden bir PS çoğunluğunun çıkmasını, Anayasa Konseyi’nin iptal ettiği soykırımın inkârını cezalandıran yasa nedeniyle krizde bulunan Türk-Fransız ilişkilerini tek başına onaracak bir faktör olarak görmemek gerekir. Bununla birlikte, Hollande’ın yeni bir inkârın cezalandırılması yasasıyla işe koyulmayacağını varsayarsak, ikili ilişkileri Türkiye’nin bloke edilmiş AB üyelik süreci üzerinden harekete geçirmesi mümkün olabilir. Çünkü PS’in Türkiye’ye bakış açısı, Sarkozy’nin “ölçütlerini yerine getirse bile Türkiye asla AB üyesi olamaz” olarak özetlenebilecek politikasından farklı.
Aslında sosyalistler Türkiye dâhil her aday ülkenin AB ölçütlerini yerine getirdikleri takdirde üye olmalarını destekliyor. Hollande seçim kampanyasında bunu doğrudan değil, tersinden dile getirdi belki ama burada sözünü ettiğim nüansı kaçırmamak gerekiyor. Hollande diyor ki “Önümüzdeki beş yıl içinde Türkiye üyelik koşullarını yerine getiremeyecek. Bunu Türkler kendileri de kabul ediyor, üyelik için en erken 2020 yılından söz ediyorlar.” Bu politika, Sarkozy gibi Türkiye’ye oyunun başında kırmızı kart gösterilmesinden çok farklı. Fransız siyasetçiye “Türkiye’nin üyeliği daha çok uzakta”, Türk siyasetçiye ise “AB üyesi olmamız mümkün” diyebilmek fırsatını tanıyor.
Fransa tarafının özellikle önem verdiği ikili ekonomik ilişkilerin siyasi konulardaki krizlerden etkilenmemesi için Türkiye’nin AB perspektifinin korunması şart. 2011 rakamlarıyla Türkiye, ABD ve Çin’den sonra Fransa’nın AB dışındaki üçüncü ekonomik ortağı konumunda olduğuna göre, Elysée’nin yeni sahibinin böyle bir fedakârlıkta bulunması atla deve değil. Sonuçta iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemini gözeten gerçekçi bir politika bunu gerektiriyor.
AB perspektifimizin korunması, bazıları Fransa tarafından bloke edilmiş birçok müzakere faslının açılması anlamına geliyor. Ama Nicosia’nın AB dönem Başkanlığını üstleneceği önümüzdeki dönemde üyelik sürecimizi işletecek adımların atılması pek kolay değil. Sonuçta Kıbrıs ve Ermeni sorunlarına ilişkin devlet politikalarımız, bir önceki yazımda altını çizdiğim gibi, Türk-Fransız ilişkilerini de rehin alıyor; önümüzdeki dönemde de almaya devam edecek anlaşılan.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025