Ali Türer
Son günlerde ekonomide işler iyi gitmiyor.
Son altı aylık büyüme hızı %3.3 olarak açıklandı. Hedeflenen büyüme hızına (%4) bu yıl ulaşmak nerdeyse olanaksız hale geldi. Kişi başına düşen milli gelir son altı ayda 406 dolar gerilemiş. Petrol fiyatları dünyada düştüğü halde dolar yükselmeye, Borsa kan kaybetmeye devam ediyor. Böyle giderse 2023’de dünyanın bırakın en büyük on ekonomisi arasına girmeyi ilk yirmi arasına bile giremeyeceğiz; uzmanlar yöneticileri bu konuda uyarıyor.
Ekonomi yazarı Süleyman Yaşar kötü gidişe neden olarak Türkiye’de tasarrufların katma değer yaratacak yatırımlara, ihracatı arttırmaya değil lüks tüketim malları üretimine; örneğin hava limanı, köprü, oto yol, AVM gibi yatırımlara, lüks uçak alımlarına, Atatürk Orman Çiftliği’nde Cumhurbaşkanlığı sarayı yapma gibi yatırımlara gitmesini gösteriyor. Hükümet her yıl 30 milyar lira tutarında kaynağı sosyal yardım, tarım desteği, hayvancılık desteği gibi adlar altında 12 milyon kişiye ulufe dağıtır gibi dağıtıyor. Hâlbuki bu para 20 yıldır bir türlü tamamlanamayan GAP’ın tamamlanması, Konya ovasının sulanması gibi üretimi arttıracak yatırımlar için kullanılsa büyüme hızlanacak, %9’un altına bir türlü inmeyen işsizlik belki aşağılara çekilecek. Yaşar Bey haklı.
Peki, iktidar tasarrufları neden tüketime dönük kullanıyor? Bunun anlaşılır bir nedeni olmalı.
Ekonomiyi dengede tutmak için sürekli dışarıdan gelecek kaynağa bel bağladıysanız, üç kuruşa çalışmaya razı işsizlerden oluşan bir orduyu hep yedekte tutmak zorundasınız. Asgari ücreti olabilecek en düşük düzeyde (bugün 891 lira) tutmalısınız. Neden?
Çünkü bunun iki getirisi var. Yedekte üç kuruşa çalışacak işsizler ordusu tutunca örgütlenme hevesi içindeki işçilerin burnu sürtülmüş oluyor. Örgütlü işçiye istenen koşulları dayatmak daha mümkün oluyor. İkincisi düşük ücretle işçi çalıştırmak için uygun iklim yaratan ülke olarak övünüp ülkenize yabancı yatırımcı davet edebiliyorsunuz. Malum, yabancı yatırımcı yatırım yapacağı ülkede rekabet gücü yaratacak, maliyeti düşük tutacak iş piyasası, ücret iklimi arıyor. Yüksek işçilik, yüksek iş güvenliği diye tutturduğunuz zaman yabancı yatırımcı risk alıp gelmiyor. Ekonomiyi yönetenlerdeki anlayış ne yazık bu!
Hükümetin işsizliği aşağıya çekecek, katma değer üretecek yatırımlar yerine ulufe dağıtır gibi para dağıtmasının bir başka nedeni daha var. O da seçimlerde istenen oyu toplayabilmek ile ilgili. Öyle ya cebine doğrudan ya da dolaylı para koyduğunuz 12 milyon aile, sandıkta oy kullanacak en az 24 milyon seçmen anlamına geliyor. Sosyal yardım politikaları gereği yapılan harcamalar seçim yatırımı için bir biçimde kullanılmış oluyor.
Kuşkusuz devletin ihtiyacı olana, mağdur olana nefes aldıracak sosyal yardım politikaları olmalı. Fakat bu paralar iktidarı elde tutma aracı olarak kullanılınca iş değişiyor. Hem siyaseti hem de sosyal, kültürel yapıyı tahrip eden bir rol oynuyor. İnsanları bağımlı, edilgen hale getiriyor.
Son dört yılda hayvancılığa 10 milyar dolar destek verilmiş. Hayvan başına verilen bu desteğin aslan payını kimler alıyor? Bu desteklerle beklenen sonuç alınıyor mu? Harcanan milyarlar Türkiye’de üretilen hayvan sayısının dört yılda artıramamış. Türkiye’de hayvansal üretim hep bir milyon tonun altında seyretmiş. Bu nasıl politika, bu neyin desteklemesi?
Balıkesir hayvancılık ve hayvan ürünleri üretimi açısından önemli bir gölgedir. Bu bölge de Hayvancılık Kooperatifleri Birliği adıyla faaliyette bulunan bir kooperatifimiz var. Ne yapar bu kooperatif? Ortaklarına yem, akaryakıt, gübre, kömür, dezenfekten satar. İyi de bunu her hangi tüccar yapabilir. Oysa hayvancılık alanında faaliyet sürdüren bölge insanın bu alanda bilimsel çalışmalara ihtiyacı var. Bilimsel, teknik destek alabileceği enstitü gibi, teknopark gibi kurumsal yapılanmalara, örnek modellere ihtiyacı var. Ürün kalitesini arttırmada, ortaya çıkan ürünü değerlendirmede kendisine yol gösterecek, derdini dinleyecek, verdiği mücadelede ona destek olacak yönetimine katılacağı örgütlenmelere ihtiyacı var.
Türkiye hayvancılıkta, tarımsal üretimde kendine yeten bir ülke olmaktan çoktan çıktı. Hayvansal ve tarım ürünlerinde dışarıdan ürün ithal eden bir ülke haline geldi. Bunun vebali kimin? Üretici verdiği emeğin karşılığını maddi manevi alamayacaksa o işi niye yapsın?
Dış ticaret açığını bir biçimde kapatmayı beceriyoruz. Bir bakıyorsunuz kaynağı belirsiz olarak nitelenen milyar dolarlar gelmiş, mali denge tutturulmuş. 17 Aralık soruşturması bu kaynaklar hakkında bazı sınırlı bilgilere ulaşmamızı sağladı. Bu soruşturmayla deşifre olan bazı yolların bugün artık kullanılamıyor olmasının da ekonomik göstergelerin bozulmasında rolü olabilir.
Petrol trafiğinde aracılık, altın ticareti, gayrimenkul alımları için gelen paraları bir yana bırakırsak Türkiye’ye giren dış kaynaklı paranın acaba ne kadarı gerçekten üretime gidiyor? Tükettim bankacılığı yapmak için gelen yabancı sermayenin, Borsaya gelen paraların Türkiye’deki üretime katkısı ne?
Hükümetin üretimde ağırlığı olan geleneksel büyük sermaye ile arasının pek de iyi olmadığını biliyoruz. İşine gelmeyen yatırımcıyı vergi sopası ile terbiye etmeye kalkıyor. Siz yatırımcı olsanız yaptığınız yatırım burnunuzdan getirilirken bu koşullarda uzun vadeli yatırımı göze alıp üretime yatırım yapar mısınız?
Hükümetin çevresinde müteahhitlerden, iş yüklenicilerinden, taşeronlardan, bankacılardan, Gazete ve televizyon sahiplerinden oluşan sermaye, ilişkiler ekonomik politikalara bir biçimde ayar veriyor. İlişkileriniz hangi alanda yoğunsa doğal olarak o alan da at oynatıyorsunuz.
Diğer yandan, işçi ölümlerinde Avrupa’da birinci, dünyada üçüncüymüşüz; son iki yılda iş cinayetlerinde 13 bin 168 kişi ölmüş. Peki ortaya çıkan bu sonucun bu ekonomik politikalarla bir ilişkisi yok mu? Soma’da 301 işçinin yaşamını yitirdiği maden ocağına iş güvenliği açısından uygun raporu veren iki müfettişe Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan’ı soruşturma izni vermiyor. Sadece bu olay bile, o madeni işletenin aslında taşeron olduğunu göstermiyor mu? Asansör kazasında 10 işçisi ölen Torunlar İnşaat’a TOKİ kol kanat gerip denetim muafiyeti sağlamadı mı? TOKi’nin görevi bu mu? Bu inşaatta yaşanan ölümlerden sadece asansörü yapan yüklenici firma mı sorumlu?
İş yerlerinde işçilerin çalışma koşullarını kontrol ve denetim altında tutacak, özerk işleyen mekanizmalara sahip miyiz? Sendikaları, iş yeri temsilcilerini, alandaki mesleki teknik kurulları iş yeri koşullarının kurallara uygun hale getirilip getirilmediğini denetlemede söz sahibi kılıyor muyuz?
Meslek eğitimini ekonomik gücü olmayan ailelerin sayısal, sözel becerisi düşük çocuklarının yönlendirildiği bir alan haline getirdiniz. İş yaşamında yaşanan bütün bu sorunlarda bunun hiç mi payı yok?
Bu ülkede hiçbir alan bir birinden bağımsız işlemiyor, gelişmiyor. Uygulanan ekonomi ve eğitim politikaları ile siyaset yapma tarzı arasında, hukukun işleyişi arasında; bütün bunlarla çalışma yaşamının düzenlenmesi arasında yakın ilişki var. Bir alanda işler kötüye gitmeye başlayınca diğer alanlarda da sorunların giderek çoğalması bu yüzden.
İşler kötü gitse de verdiğiniz her işi yapacak, dağıttığınız üç kuruş için size her gün dua edecek, sırtınızı sıvazlayacak, sizi cansiperane savunacak, vasıfsız ama imanı bütün insanları bu ülkede bulabilir, belki bir süre daha yola devam edebilirsiniz. Ama politikanızı gözden geçirmeye yanaşmazsanız işler her geçen gün daha da kötüye gider. Gün gelir bu politikalarınızı bugün heyecanla destekleyenler yarın arkanızdan yavaşça ve sessizce sıvışır. Bir bakarsınız yalnız başınıza kalmışsınız, arkanız boşalmış.
Bütün bu politikaları sürdürmenin, bu politikalara destek olmanın sonuçta bir bedeli var. O bedeli hep birlikte ödüyoruz, ödeyeceğiz. İşin özü de burada: Alkolü yasaklarsan Bonzai patlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024