Alper GÖRMÜŞ
Küçük ve yoksul bir ortaçağ köyünün papazı, çok sıcak bir yaz gününde uçsuz bucaksız izlenimi veren, tek bir ağacın bile bulunmadığı bir bozkırda yürüyerek yol almaktaymış... Hedefi, ölen aile büyüklerini gömmeden önce kendisinden son bir dua isteyen uzaktaki akrabalarının yaşadığı kilisesiz, kendisininkinden de küçük bir köymüş...
Güneş doğmadan çıkmış yola, hiç durmadan yürümüş, yürümüş...
Öğleye doğru artık yürüyecek takati kalmamış, içinden “bari tek bir ağaç gölgesi” diye geçirirken, onca yorgunluğuna rağmen gözüne kestirebileceği uzaklıkta yeşil bir adacık görmüş. Tuttuğu dilekle ağaçların eşanlı varlığı papaza o kadar mucizevî görünmüş ki, aklından Tanrı’nın onları oracıkta ve o anda yaratmış olabileceğine dair belli belirsiz bir düşünce bile geçmiş.
Öyle veya böyle, her iki ihtimal için de Tanrı’sına şükrederek, belki su da bulma umuduyla yeşil adacığa doğru ilerlemeye başlamış.
Yeşil adacık, uzaktan vaat ettiğinden çok daha davetkârmış... Su da varmış üstelik... Biraz soyunup dökünmüş, uzun uzun su içmiş, ardından bacaklarını, kollarını, yüzünü yıkayıp sırtüstü uzanmış.
Tam uykuya dalmak üzereyken bir atın nal seslerini duymuş, at birkaç dakika sonra sürücüsüyle birlikte karşısındaymış...
“Bu topraklar kralımızın ve ailemizin” demiş sürücü, zaten her halinden bir asilzade olduğu anlaşılıyormuş, “oturduğun yer de bizim ve yabancılar burayı kullanamaz”.
“Sadece birkaç dakika” demiş papaz, “sonra yine yoluma devam edeceğim”.
Adam ısrar etmiş: “Hayır, hemen şimdi kalkacaksın!”
Papaz: “Kralımızın ve ailemizin, diyorsun, peki nasıl elde ettiniz bu toprakları?”
Adam: “Atalarımızdan kaldı.”
Papaz: “Onlar nasıl elde etmiş?”
Adam: “Onlara da atalarından kalmış.”
Konuşma bu minval üzere uzamış da uzamış... Papaz sorularını hep yüzünde bir gülümsemeyle sorarken, asilzade her soru-cevapta biraz daha öfkeleniyormuş. Sonunda “Eeee, yeter artık” diye patlamış, “büyük büyük dedelerim dövüşerek elde etmiş bu toprakları...”
İşte o zaman papazın yüzündeki gülümseme gitmiş, ciddileşip ayağa kalkmış, soyunmaya başlamış. Üzerinde sadece pantolonu kalınca adama dönmüş ve “Soyun o zaman” demiş, “dövüşeceğiz!”
Nöbetleşe tahammülsüzlük, nöbetleşe zorbalık
Hikâyedeki asilzadenin tavrının, Türkiye’de iktidar kullananların genel tavrını pek güzel tasvir ettiğini düşünüyorum. Yalnız bugünküler değil, geçmiş iktidarlar da hep böyle davranmadılar mı? Hükmettikleri toprakların (ülkenin) sadece kendisine ve kendisine benzeyenlere ait olduğunu söyleyip, geri kalanları nefessiz bırakacak bir baskı altında tutmadılar mı? Kendisine benzemeyenleri, yani toplumun yarısını “soyun o zaman, dövüşeceğiz” deme noktasına getirmediler mi?
Yönetim anlayışı böyle olan, ülkenin nefessiz bırakılan yarısını “soyun o zaman dövüşeceğiz” ruh haline taşıyan iktidarların, iktidarı kaybetmelerinden sonra rövanşist tepkilerle karşılaşmaları, temenni edilmese de, şaşırtıcı olmamalı.
Bu iktidar etme biçimi ve onun karşı tarafta körüklediği öç alma duygusu, tahammülsüzlüğü ve iktidar zorbalığını “nöbetleşe” hale getirip içinden çıkılmaz bir döngüye yol açıyor. Nasıl ki bir zamanlar laik-seküler çevreler “çağdaşlık” adına kendilerininkine benzemeyen hayatlara karşı tahammülsüzdüler, şimdi de aynı tahammülsüzlük, İslam’ın vaz’ettiği doğrular ya da vatan sevgisinin “doğru” biçimi adına kendilerine yöneltilmiş durumda...
“Siz bizi mağdur ettiniz, biz de sizi edeceğiz”
Geçenlerde, videosunu sosyal medyada yüz binlerce insanın izlediği bir Mine Kırıkkanat performansında, bu “soyun o zaman dövüşeceğiz” ruh halinin dört dörtlük bir doğrulanmasına şahit olduk.
Kırıkkanat’ın Uğur Dündar’ın Halk Arenası programında dizginsiz bir öforiyle dile getirdiği şu sözlerine, salonda bulunanların tezahüratı ve alkışları eşlik ediyordu:
“Kendileri neden şikâyet ediyorlardı? Efendim bizim dinimizi yaşamamızı engellediler. Camilerimizi ahıra çevirdiler, dua bile gizli gizli ediyorduk. Çocuklarımızı türbanlı diye okula almadılar. Böyle demiyorlar mı? Dinlerini yaşatmamışız, camileri kapatmışız, efendim bazı camileri ahır yapmışız, çocuklarının okumasına mani olmuşuz, değil mi, bunu söylüyorlar. Ağlıyorlar ondan sonra, aaaaa bizi çok mağdur ettiler. E, şimdi de siz bizi mağdur ediyorsunuz. Bunun da bir hesap günü gelecek. Şimdi de mağdur biziz. Yarın da biz ağlayacağız, bizi çok mağdur ettiler diye. Biz de sizi mağdur edeceğiz elbette. Elbette bugün gelecek.”
Bize bir Ardern lazım, o da iş işten geçmeden lazım
İktidarı esas olarak “mağdur edenleri mağdur etmek” için istemek... Karşılıklı olarak giyilmiş bu deli gömleğiyle bir toplum nereye gidebilir? Bu yıkıcı döngü nasıl parçalanabilir? Parçalanabilir mi?
Kendisine benzemeyeni mağdur etmek için sırasını bekleyen bu insanlara, sırasıyla mağdur, sırasıyla zorba olmak dışında alternatiflerin de olduğunu bu topluma kim anlatacak?
Son iki yazımda, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’in, buna benzer kemikleşmiş karşıtlıkların dışına çıkan eşsiz tavrını konu etmiş, nâçizâne “Ardern aynası” diye politik bir tâbir önermiştim. “Ardern aynası” dediğim özel tavrın açılımını da kendimce şöyle yapmıştım:
“Olumsuz kutuplaştırıcı tutumların kemikleştiği koşullarda ortaya çıkan ve kendisinden yansıyanlarla mevcut ezberlerin sürdürülebilmesini zora sokan yeni, özgün ve olumlu bakış açısı ya da tavır.”
Sözünü ettiğim yazılarda, Ardern’in bu güçlü, özgün ve olumlu tavrının Müslüman ve Batı dünyasından siyasetçilerin klasikleşmiş pragmatik ve kutuplaştırıcı söylemlerini nasıl sınırladığını uzun uzun anlatmıştım.
Peki, Türkiye’de “Ardern aynası” etkisi yaratmaya aday bir siyasetçi var mı?
İmamoğlu ve onun samimi kuşatıcı dili
Ardern’in ortaya koyduğu tavır öylesine güçlü ki, benzer bir tavrın Türkiye’deki karşılıklı olarak bilenmiş toplumsal grupların temsilcisi olan siyasetçiler arasından çıkması hayli güç görünüyor. Nöbetleşe tahammülsüzlük-Nöbetleşe zorbalık hikâyesinin yüz yıla yakın bir mazisinin olmasına rağmen bu döngüyü kırabilecek bir siyasetçinin çıkamamış olması da bunu gösteriyor zaten.
Tabii ki Jacinda Ardern’in yaydığı ışığın parlaklığıyla kıyaslıyor değilim, tabii ki temkinlilikle söylüyorum, fakat Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Başkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nda sanki Ardern’in mayası varmış gibi geliyor bana. Yani, sanki “kendisinden yansıyanlarla mevcut ezberlerin sürdürülebilmesini zora sokan” bir hali varmış gibi görünüyor...
En son, kazandığı takdirde taraftarlarının kutlama yapmasını istemediğine dair sözleri (ki 2014’te seçildiğinde de aynısını yapmış) bana özellikle çok çarpıcı geldi:
“Sonuçları açıkladık. İlçe seçim kurullarındaki işlerimiz bitti. Çok önemli bir şey yapacaksınız. Çok asil bir duruştur bu. Ben, 2014’te aynısını yaptım. Arkadaşlarım, bana Beylikdüzü’nde kızdılar ama sonra her birisi bana teşekkür etti. Çünkü ben, o gece, bir vatandaşımın bile, o ‘bile’ çok önemli, bir vatandaşımın bile kalbi incinsin istemiyorum. Korna çalmalar, kutlama yapmalar yapmayacağız. Çünkü ben ne istiyorum biliyor musunuz? 1 Nisan günü, sadece bize oy verenler değil, herkes o mitinge katılsın. Onun için 16 milyonluk miting diyorum. Bunu, benim başarabilmem için, hiç kimsenin kalbinin kırılmaması lazım. Başkaları, başka bir şey planlamış olabilir. Umursamayın. Bu toplumun iyiliğe, güzelliğe, sevgiye, saygıya, iyi düşünen yöneticilere ihtiyacı var.”
Seçimden önceki son yazım bu... Bu vesileyle belirtmek isterim: İstanbul’da sırf bu bakış açısı uygulama fırsatı bulsun diye Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasını çok istiyorum.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025