Cemil ERTEM
Bunlar ilginç zamanlar, Çinlilerin o çok bildik bedduası gibi; ‘İlginç zamanlarda yaşayasın’ ki başından dert, tasa eksik olmasın. Ama sanıyorum, tam şimdi, bu ilginç zamanların şöyle bir ayrımı var. Şimdiye değin bu ‘ilginç’ zamanların dertleri, tasaları hep yoksulların üzerine yıkılıyordu. Krizler, savaşlar, büyük dönüşümler, salgınlar ve başa çıkılmaz hastalıklar, doğal afetler falan hep yoksulların, yoksul ülkelerin, dünyanın yoksul bölgelerinin başına dertti.
Yine, genellikle öyle, ancak bu sefer ilginç zamanlar, zenginler için de ilginç olmaya başladı. Çünkü yaşadığımız kriz, aynı zamanda bir dönüşümü de anlatıyor ve bu dönüşüm, şimdiye değin, ‘ilginç zamanları’ yoksulların üzerine yıkmış zenginleri de olumsuz yönde etkiliyor ve bu olduğu ölçüde de hem gerçekler ve bu gerçeklere bağlı çarpıklıklar ortaya çıkıyor hem de yeni bir normale-eşitliğe- doğru gidiyoruz.
Sermaye böyle devam edemez...
Şimdi yılda 2 milyon ton kömür kapasiteli bir madenden, emek istismarı ile ve iş güvenliğini yok ederek, 6 milyon ton kömür çıkartan bir işletmenin, eskinin ilginç zamanlarının Türkiyesi’nde yoluna ‘eskisi’ gibi devam etmesi ve işçilerin öldükleriyle kalmaları çok mümkündü. Ancak şimdi, işçi ailelerinin tazminat ve diğer yardımlarla kimseye muhtaç olmadan -belki- çocuklarını okutmaları mümkün olabilecek ama bu işletmenin sahipleri, sorumluları eskisi gibi hiç bir zaman zengin olamayacaklar.
Bakın bu bir ihtimal; hepimiz sosyal sorumluluk gereği bu işin ucunu bırakmazsak, böyle bir ihtimal var en azından ama eskiden ne yaparsak yapalım bu ihtimal de yoktu. Bugün bütün dünyada zenginlerin servetlerinin denetim altına alınması, zenginlerin daha fazla vergi vermeleri gerektiği konuşuluyor. Hatta bu zenginlerin biraz aklı başında olanları, Warren Buffet gibi, ‘bizden daha fazla vergi alın, yoksa sistem çökecek ve hepimiz altında kalacağız’ diyorlar. Sonuçta, gelinen aşamada yalnız sistemin muhalifleri değil, sistemin sahipleri ve yapıcıları da, içinde bulunulan durumun ‘sürdürülemez’ bir durum olduğunu kabul ediyorlar.
Sermayenin kasası açılıyor
İşte bu kabule bağlı olarak da, eskinin yapıları artık eskisi gibi yola devam edemiyorlar. Bu durumu anlatan yeni ve önemli gelişmelerden birisi de geçen gün gerçekleşti. İsviçre’nin dünyaca ünlü ikinci büyük bankası Credit Suisse, ABD’de açılan davada, ABD’li vergi mükelleflerinin varlıklarını gizleyerek vergi kaçırmalarına yardımcı olduğunu kabul etmek zorunda kaldı ve 2,6 milyar dolar tazminatı ödeyeceğini ilan etti. Ama daha önce de, İsviçre’nin en büyük bankası olan UBS, ABD Adalet Bakanlığı ile anlaşarak hem 780 milyon dolar ceza ödemiş hem de ABD’nin istediği ‘şüpheli’ durumdaki tüm müşterilerinin isimlerini Bakanlığa ve FBI’ya vererek ‘eskinin’ bittiğini daha 2009’da ilan etmişti.
İşte bu tarih önemlidir; çünkü 2008’de Obama iktidara gelmiş ve yalnız ABD’de değil tüm dünyada yeni bir dönem başlamıştı. Peki neydi biten ve neydi başlayan; çok kısa olarak şunu söyleyebiliriz: Bütün bir 20. yüzyıl boyunca süren, ulus devletlere, onların pazar paylaşımına, onların sınırlarına, onların hiyerarşisine bağlı sistem bitiyordu. Tabii bununla birlikte ulus devlet ekonomisi de bu krize bağlı olarak çöküyordu .
Bu ekonominin temel karekteristiği ise, savaşa ve savaşı öne çıkartan endüstrilere bağlı sektörlerin ulusal pazarları paylaşmaları ve insanlar arası değil, devletler arası bir ekonomiyi ağırlıklı olarak öne çıkarmaları idi.
Bu ekonomide hakim uluslar ve onların hiyerarşik oluşumu, ülkeler ve bölgeler arası eşitsizlik, batının doğuya, kuzeyin güneye hakimiyeti öne çıkıyordu.
İsviçre, bu devletçi tekel ekonomisinin kasası idi. Ulus devletlerin bürokratik oligarşilerinin rüşvet, silah ticareti komisyonları, uyuşturucu trafiği paraları İsviçre’de aklanıyordu. Az gelişmiş ülkelerin bürokratik yapıları ve tekelci sermaye çevreleri, şimdi suçunu itiraf etmek zorunda kalan UBS ya da Credit Suisse gibi bankalara, bir şekilde servetlerini götürüyorlar ve bu servetlerin getirisi de açıkca pek umurlarında olmuyordu. Çünkü bu ‘kara para’ sahiplerinin asıl amacı uyuttukları akıl almaz nakit servetlerinin faiz getirisi değildi, bu servetin hatırı sayılır bir erime olmaksızın, güvenli uyuması idi.
Steril bir çöplük
Böylece Avrupa’nın tam ortasında ama AB’den bağımsız ultra zengin bir ülke doğdu. Bu ülkenin cilası da çok yerindeydi, parklardaki ağaç cinsi için bile referandum yapan acayip demokratik bu ülke, hepimize ne kadar ‘çağdışı’ olduğumuzu gösteren dünya dışı bir yerdi sanki... Ama İsviçre aslında uyuşturucu tacirlerinin, silah kaçakçılarının, halkını soyan diktatörlerin, az gelişmiş ülkelerinin emek istismarcısı oli
garşilerinin steril çöplüğü idi.
Bu yılın başında İsviçre’ye gittiğimde oraya yerleşmiş bir arkadaşıma ‘bu nüfusa ve bu çalışmaya bu zenginlik biraz fazla değil mi, ne kadar daha sürer’ diye sordum; şaka ile karışık şu cevabı verdi: “Şu sıralar Kaddafi’den kalan 200 milyar dolar civarındaki parayı yiyoruz, erken sordun soruyu en azından bu para bitsin öyle konuşalım.”
Tabii ki nerede ve ne durumda olursa olsun, halkların kolektif aklına her zaman güvenmişimdir; zaten İsviçre halkı da, 20. yüzyılın kaçkınlarından kalan servetlerinin erimeye başladığını ve eskisi gibi gelmeyeceğini artık görmüş olmalı ki geçen hafta yapılan referandumda 4500 dolarlık asgari ücrete hayır dedi. ‘Bir saatlik asgari ücret 25 dolar da olmasın artık, bakın Türkiye’de maden işçileri günde 25 doları zor alıyorlar’ diye düşünmedi tabii İsviçre ahalisi. Onlar, böyle bir asgari ücretin, bu şartlarda artık sürdürülebilir olmadığını ve bunun bir müddet sonra kendilerine işsizlik ve sosyal alanlardaki kısıntı olarak geri döneceğini öngördüler sadece.
Yani artık Kaddafi gibileri azalıyor, ABD de kendi tufeyli vergi kaçakçılarını sisteme sokuyor, Türkiye’de yeni Lockheed Skandalları olmuyor, tam aksine Türkiye gibi ülkeler artık kendi savunma sanayileri için adım atıyorlar. Bunun için yakın gelecekte İsviçre yalnız saatleriyle övünen bir ülke olacaksa saati 25 dolar asgari ücret biraz abartı diye çok detaylı bir analiz yapıldığını da sanmıyorum referandum öncesi ama en azından bu gidişatı gördüler...
Bize düşen şu; güncelden gidelim... Belli ki Soma’da yaşanan facia, Türkiye’nin bugünlere kadar gelen ve yerin yedi kat altında hala uyuyan eski ilginç zamanlarının tam bugün gün yüzüne çıkması... Eski ilginç zamanlarda olsaydı, Soma Holding patronları, sorumluları belki göstermelik bir gözaltıdan sonra, basın toplantısında şu anda dışarıda olan esas patronun dediği gibi, aynen yola devam ederlerdi. Ama bu arada ailenin bütün serveti de bir önlem olsun diye kuryelerle İsviçre’ye Credit Suisse’e ya da UBS’ye giderdi. Yani işçiler öldükleri ile kalır, bunlar eskisinden daha da zengin olarak, hayatlarına İsviçre mecerasını da katarak devam ederlerdi. Bu arada tam şimdilerde bunların böyle bir girişimi tabii ki vardır; bundan dolayı bu şirketin bütün aile fertlerinin hesapları, servet ve servet edinimleri-silsile gereği- işçilere ödenecek tazminatlar göz önünde bulundurularak incelenmeli ve el konulması gereken hesaplara, varlıklara hemen el konulmalıdır. Ama zaten bu gibi tufeyliler için de ilginç zamanlar başladı... Ben bunun için bunların artık zengin olarak hayatlarına devam etmesinin güç olduğunu düşünüyorum; umarım yanılmam...
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018