Cemil ERTEM
Seçimlere iki aydan az bir süre kaldığına göre, Türkiye ekonomisinin 2018 yılı ikinci çeyrekten başlayarak, önümüzdeki beş yıl için nasıl bir yol izleyeceğini tam şimdi konuşmak gerek.
/* */
Türkiye ekonomisinin yol haritası konusunda, bütün Erdoğan dönemlerinde ama en çok da 2008’de IMF ile Stand-By anlaşmaları sürecinin bitirilmesinden sonra, yapılan tartışmaların oldukça yanlış bir düzlemde yapıldığını öncelikle söyleyelim. Bu yanlışlık şudur: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta faiz meselesi olmak üzere, ekonominin temel başlıklarını ele alırken, iktisat bilimi düzleminden ziyade siyasi hatta popülist bir yere kayıyor. Oysa ekonominin, piyasanın 'gerçekleri' çok başka. Siyasetin günün sonunda 'piyasa gerçeklerine' gelmesi lazım, buradaki her gecikme bize pahalıya mal oluyor.”
Alçaklığın son noktası...
Bu tezi savunanlar o denli yaygın ki bu tez, son yıllarda “belli” çevrelerde adeta günlük siyaset üstü kabul gören bir argüman haline dönüştü. Böyle olduğu ölçüde de tam bugün Erdoğan karşıtlarının ortak paydalarından biri oldu. Esasında bu tez, çok önceden beri FETÖ bağlantılı iktisatçıların “liberalizm” adı altında, FETÖ’nün ideoloji fırınında pişirdikleri ve seçim öncesi, Erdoğan karşıtı muhalefetin hizmetine, bir ortak argüman olarak, sunacakları politik harçtı. Tabii böyle bir söylemi “siyaset üstü” bir argümana dönüştürdüğünüzde bunun altını da doldurmanız gerekir. Burada da her zaman Goebbelsvâri yalan makineleri devreye girmiştir. Geçen hafta bu yalanların şahikasını bir yerde okudum: “Türkiye, yavaş yavaş bir kambiyo kontrol rejimine gidiyor.” Evet, sonunda buraya kadar geldiler ve kadar da alçaldılar.
Ancak burada önemli olan, bu çukurlaşmış seviye değil, burada önemli olan Türkiye’nin, seçim sonucu ne olursa olsun, Cumhurbaşkanı’nın ekonomi için ısrarla çizdiği yolun ne olduğudur ve bunun doğru anlatılmasıdır.
Bunu anlatmak için çok geriye gitmeyelim; Türkiye’nin 80'li yılların sonundan itibaren 2001 krizine kadar olan yolunu ve 2001-2008 ve 2008-2018 dönemlerini karşılaştıralım. Bu kapsamlı karşılaştırma bu yazının sınırlarını aşar ama biz burada en azından şunu yapalım:
Yakın geçmiş ve güncel...
Türkiye, 12 Eylül’ün de etkisiyle 80'lerin sonundan 2001 krizine kadar olan zaman diliminde, tam bir kamu soygunu ve kamu kaynaklarının, yüksek faizlerle dışarıya aktarılması sürecini yaşadı. Kamu kesimi açıkları, 2001 krizine değin, özellikle 90'lı yıllar boyunca katlanarak büyüdü. Bu durum, reel faizleri yukarı çekiyor ve kamunun yüksek borçlanma faizleri hem genel hem de kamu dengelerini daha da bozuyordu. Bütün bu dönemde, kamu bankaları ünlü “görev zararı” politikasıyla buraya su taşıdı ama en önemlisi Merkez Bankası'nın yüksek devalüasyonla sonuçlanacak, değerli yerel parayı hedefleyen para politikasıydı. Kamu kesiminin TL ve döviz olarak tüm iç ve dış borçları 1990 yılında yüzde 40 civarındayken bu oran, 2001 krizi öncesi yüzde 90'lara ulaşmıştı.
Kamu bankalarının görev zararı ve Merkez Bankası'nın sabit kur rejiminin sonucu para basmaktı; para basmanın da sonucu, yüksek enflasyon ve devalüasyon süreciydi. Böylece 1987-2001 arasında enflasyon, hiçbir zaman, yüzde 40’ın altına düşmedi. Tabii ki bu sürecin tamamlayıcısı Hazine’nin, yüksek faizden tahvil ve bono satarak iç piyasadan borçlanmasıydı. 1989 yılındaki düzenlemeyle dış borçlanma üzerindeki kısıtlar da kaldırıldı ve değerli TL- yüksek faiz çevrimine, hızlanarak artan dış sıcak para da dâhil olmuş oldu.
2001 krizi, bu temel paradigmayı değiştirmedi ama kur rejiminde, zorunlu olarak, sona gelinmişti ve Türkiye, 2001 krizi sonrası dalgalı kur rejimine geçti. Ancak TCMB’sının enflasyon hedeflemesi, serbest kur rejiminin tam anlamıyla uygulanmasına izin vermiyordu. Enflasyon, neoliberal teorinin ön kabulü olarak, parasal bir olguydu ve böyle olunca yalnız parasal önlemlere çözülürdü. Bu tezin yanlışlığının en somut örneği Türkiye ekonomisidir.
Ama bu yanlış anlayıştan, Cumhurbaşkanı’nın bütün uyarılarına rağmen, vazgeçilmedi. Böylece, TCMB dalgalı kur rejimine rağmen, enflasyon hedeflemesi adı altında, yüksek faiz üzerinden kuru da hedefledi. Böyle olunca, dalgalı kur rejiminin esası olan tam serbest piyasa koşulları hiçbir zaman gerçekleşmedi.
Başından beri Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyonun, yalnız parasal bir olgu olmadığını, yapısal üretim kökenli bir mesele ve bir sonuç olduğunu söyleyerek, yüksek faizin ve yüksek finansman maliyetlerinin enflasyonun en büyük nedeni olduğunu söyledi. Esasında bu tez, ne piyasa ne de Türkiye’nin gerçeklerine aykırıydı; tam aksine, reel ekonominin, piyasanın ve Türkiye’nin olduğu gibi, bütün gelişmekte olan ekonomilerin gerçeğiydi.
Türkiye’nin son 30 yıldaki yüksek faiz-enflasyon-devalüasyon sarmalı piyasa dışı bir çıkmaz sokaktır. Türkiye, bu kısır döngüden çıkmalıdır.
Bu çıkmaz sokak, zorunlu olarak, TCMB’nin bağımsızlığına, elindeki para politikası araçlarını kullanmasına da engeldir. Para politikası otoritesini sürekli yüksek faiz ya da yüksek devalüasyon sarmalına sokan bir tuzaktır ve kesinlikle serbest piyasa koşullarına, dışa tam açık, hakkıyla dalgalı kur rejimi uygulayan bir ülkenin amaçlarına da aykırıdır.
Bugün, Cumhurbaşkanı’nın söylediklerini piyasa dışı diye çarpıtanların tezlerinin, gerçekte piyasa dışı olduğu ispatlanmıştır. Şimdi bu tezleri “liberalizm” diye savunanlar, esasında doksanlı yıllardaki yüksek kamu borç ekonomisini savununlardır. Aynı kafalar, şimdi de yüksek faiz ve gereksiz değerli yerel para ile borca ve sıcak paraya dayalı, piyasa dışı tekelci bir ekonomiyi savunmaktadır.
İşte Türkiye, yeni dönemde bu kısır döngüyü aşacak, dışa tam açık, insan merkezli kapsayıcı bir büyümeyi ve gerçek anlamda rekabetçi bir piyasa ekonomisini inşa edecek, bu yönde bütün reformları yapacaktır.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018