Cemil KOÇAK
Daha 1930 yılında Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) kurulduğunda, Atay, bunun bütün Cumhuriyetçilere; “memlekette nizamı bozmak isteyen içi dışı karışık insanlar” bulunduğunu gösterdiğini yazmıştı. Bu türden gelişmelere karşı “uyanık” bulunmak gerekiyordu. Ona göre, Türkiye bu sırada bir muhalefet partisine hazır değildi. Ortam buna uygun değildi. Muhalefete lüzum da yoktu. Kendince haklıydı; çünkü sadece iki yıl önce, “büyük hareketlerin en kuvvetli mesnedinin yalnız yeni bir muhit değil, bu yeni muhit içinde yeni bir güzideler sınıfı yaratmak” olduğunu yazmıştı. Bu da yetmezdi; “otorite” onun anlam dünyasında çok önemli bir yere sahipti. Şimdi onun “otorite” anlayışına bir bakalım…

‘Otorite ve disiplin’
Atay’a göre, otorite “devletin hürriyeti”ydi; “otorite ve disiplin, her türlü idarede koruyucu ve kurtarıcı vasıtalardı.” Üstelik “hürriyet, Cumhuriyetçinindi.” “Cumhuriyetçilerin iktidarlarını ve otoritelerini zaafa uğratan her şeyle etkili bir şekilde mücadele etmeleri” gerekiyordu. Çok uzun yıllar sonra da şöyle yazacaktır: “Ben Atatürk’ün tek-parti rejimini, Atatürk devrimciliğini, Türk milletini Batı medeniyet toplumlarının bütün hak ve hürriyetlerine kavuşturacağı için, bu devrimleri çok partili demokratik rejimle yürütmek imkânsız olduğu için savundum.”
Kadrosuz devrim olmaz
Atay’a göre, Kemalist devrimin en büyük talihsizliği, elinin altında yetişmiş bir kadro bulamamasıydı. “Demokrasi ve liberalizm, realite tarafından bin kere mağlup edilmişti.” “İleriye gitmek için dolaşık iniş çıkışlar yerine, kestirme yollar, kestirme köprüler aranmalı”ydı. Bu arayışın sonunda; o Kemalizmi şöyle tanımlıyordu: “Henüz sınıf kavgası doğmamış bir toplumda demokrasi salgınlarının men edilmesi yönünde bir hareketti.” Gençler elbette en büyük ümitti; bu bakımdan da Kemalizm gençlere, “tam, sert, müsamahasız, açık bir mefkûreler disiplini, bir ruhlar organizasyonu ve bir dava ahlâkı” verilmeliydi. Bunun için de “basının tutacağı meslek istikâmeti, rejim ve inkılâp sanatını tamamen tatbik etmek ve bilhassa Amerika ve Avrupa sürüm gazeteciliğini tamamen terk” etmekti.
1950 seçimi öncesinde Atay, devrimin sonuçları konusunda kötümserdi: “Beni dört yılını tamamladığımız hürriyet üzerine titreten tek şey, kapayamadığımız bir gediğin gitgide genişlemesine alışıldığını görmektir. Köylerde Latin alfabesine karşı bile şimdilik gizli Arap yazısı sınıfları açılarak savaşa geçilmiştir. Hatta inkılâbın havasının büyük şehirler dışında git gide nasıl söndüğünü görenler, bir medeniyet denemesinin iflâs ettiğinden bahsetmeye başlamışlardır.”
‘Diktatorya’nın başarısı
Atay, diktatoryanın başarılı olması için şu ilkeyi öne sürüyordu: “Diktatorya, büyük yığınları her gün şuurlaştıra şuurlaştıra kendi idealine yaklaştırabildiği kadar faydalıdır.” Aradan geçen uzun yıllardan sonra bütün açıklığıyla şöyle yazacaktır: “Ben ve benim gibi Atatürkçüler, tek dereceli seçim yoluyla hemen çok partili demokratik rejime geçmenin aleyhindeydik. İnönü beni hiçbir vakit kazanamamıştır. (…) Tek disiplin, devrimcilik disiplini olmalıydı.”
‘Demokratik tesamuh’
1950 seçimi öncesinde Atay, geleceğe ilişkin hayli kötümserdi; geçmişi biraz da eleştirel değerlendiriyor ve şöyle diyordu: “Gazi’ye yanaşan açık hava evetçileri, hani şu zilli ellerinin düğmesi karınları üstünde olanlar yok mu, bir gün bir fırsat çıkarsa inkılâba işte onların hıyanet edeceklerini Büyük Petro kadar uzaktan değilse de şöyle böyle bir nesil kadar uzaktan sezmiştim. Başlarına geçirilen şapkayı bir türlü kafalarına uyduramayanların ya ön tarafa bir ay yıldız işleterek, yahut hiç olmazsa adını siperi serpuşa çevirerek avunmak istedikleri gibi fırsat elverince, irticaya ‘demokratik tesamuh’ [hoşgörü] lâkabı takarak bizi avutmaya kalkacaklarını bilirdim.”
‘Solcu’ CHP
Atay, SCF kurulduğunda, bu partinin ‘solcu’ olduğu yolundaki görüşlere şiddetle karşı çıkarak, asıl solcu partinin CHP olduğunu da şöyle yazmıştı: “Bu memlekette padişahlığı, halifeliği, şarklılığı kaldıran, dini dünya işlerinden ayıran, Latin harflerini alan, şapka giydiren bir fırkanın daha solu yoktur.” Hatta o kadar ki, “İsmet Paşa’nın soluna ancak hürmet icabı geçilebilir”di.
Atay, SCF’nin kuruluşunu doğru bulmuyordu. Muhalefet partisinin kurulmasına ilke olarak karşıydı ve bu görüşünü şöyle dile getirecektir: “Yeni bir fırka için ortamın uygun olmadığı, demokrasiye geçiş için çok erken olduğu ve yeni fırkanın etrafını inkılâp düşmanlarının saracağı…” Hatta o kadar ki, bu görüşlerini Atatürk’e de anlatmıştı.
SCF’nin feshinden sonra Atay kendince ‘ideal muhalefet’in tanımını da yapacaktır: İyi bir muhalefet öncelikle Cumhuriyetçi olmalıydı. Sonra, CHP’nin deneyiminden ders alarak gelişmesi gerekirdi. “Kendisini şuursuz galeyanların içine atması” iyi bir muhalefet partisinden beklenmezdi elbette. Muhalefet partisinin iyi olup olmadığının kıstası, onun inkılâba olan bağlılığıyla ölçülürdü. Böyle bir parti “tehlikeli kıyılarda gezinmemeli”ydi.
Eğer muhakkak bir muhalefet partisi kurulması gerekiyorsa, Atay için böyle bir partinin çerçevesi de şöyle olmalıydı: “Olsa olsa inkılâp fırkasının bir takım tedbirlerinde yavaşlık ve uysallık gören genç idealistler tarafından kurulmuş daha sol, hazmedilmesi daha güç ve büyük ekseriyeti, eski fırkaya daha fazla yaklaştırmak” olan bir partiye gerek olabilirdi. Yani muhalefetin yegane görevi, iktidara hizmet etmekten ibaretti!
İktidarın da tek bir hedefi olmalıydı: “İnkılâp nesli yetişinceye kadar halkın menfaatleri kırılmış, hissine dokunulmuş, sinirleri bozulmuş olanlar tarafından oyuna getirilmesini” engellemek… Belediye seçimlerindeki tartışmalar konusunda da tutumu netti: Millî iradenin tecellisine engel olunduğu yolundaki eleştiriler karşısında; “ekseriyetin fırkası olan” CHP’nin seçimleri kazanmasının başlı başına millî iradenin tecellisi olduğunu yazacaktır.

DP DE ŞERİATÇIDIR…
Atay, 1945 sonrasında kurulan yeni rejime de karşıydı. Yazılarında hep bunun işaretlerini vermeye çalışmıştı. Şimdi de bu yazılarına bir göz atalım isterseniz. Ona göre, DP, “demokrasiyi yeni bir şeriat olarak” kullanıyordu. DP, demokrasiyi kullanarak, saf ve gafil halkı sömürmeye çalışıyordu. Demokrasi, aslında muhalefetin gerçek yüzünü saklamasını sağlayan sadece sihirli bir kelimeydi. Demokrasi uğruna bazı gerçekler göz ardı ediliyordu.
Atay, bütün bu dönem boyunca muhalefeti; yani CHP’yi ve iktidarı eleştirilenleri hep “düşman” sözcüğüyle tanımlayacaktır. Bir anlamda SCF, aradan geçen on beş yıldan sonra yeniden tezahür etmişti. Arada hiçbir fark bulunmuyordu. Tan ve Vatan gazeteleri, “düşman”dı; çünkü bu iki gazete ‘Osmanlı liberali’ydi; dahası “rejim ve devrim düşmanı”ydı Tan gazetesinin yazarları Sertel’ler ise, ancak “kızıl anarşinin sömürebileceği tezatlar” yaratmaya çalışıyorlardı. Neyse ki, “tahrikler”inin sonucunu görmüşlerdi!
Muhalefet dediğin, yapıcı olmalıydı, kesinlikle yıkıcı değil. Şimdiye kadar ülkede muhalefetin varlığını sürdürememesinin nedeni de, bu gerçeği anlayamamış olmasıydı. Muhalefet önce bir fikir hareketi olmalıydı. Eğer bunu yapmaz ve “olgun ve faydalı bir muhalefet” olmaktan uzak kalırsa, bu takdirde “soysuzlaşmış” olurdu. “Erken iktidar düşkünlüğü” buna bir örnekti. “İktidar hırsı” muhalefetin uzağında bulunmalıydı. DP ise bu muhalefet çizgisini çoktan aşmıştı: “Yıkıcılar ve intikamcılar” hareketiydi sadece.
MERAKLISI İÇİN NOT
Falih Rıfkı Atay’ın kitaplarından ve gazete yazılarından hareketle yapılmış güzel bir çalışma için Funda Selçuk Şirin’in Tarihçi kitabevinden bu yıl yayınlanan İmparatorluktan Cumhuriyete Bir Aydın: Falih Rıfkı Atay kitabına bir göz atmanızı öneririm. İkinci Meşrutiyet’ten ölümüne kadar geniş bir zaman aralığında yazılar yazan, üstelik bir anlamda tek-parti rejiminin resmî sözcüsü olan Atay’ın en önemli temalar hakkındaki görüşlerini derli toplu olarak sunan bu çalışma, bize aynı zamanda bu tür araştırmaların ne denli eksik kaldığını da hatırlatmaktadır.
Elbette Atay gibi daha pek çok önemli fikir adamının yazılarının bir derlemesine çok ihtiyaç vardır. Bu bakımdan bu tür çalışmaların çoğalmasını diliyoruz. Ben de bu yazımı hazırlarken bu çalışmadan yararlandım. Elbette daha fazla bilgi almak isteyen okuyuculara benim İkinci Parti ile İktidar ve Demokratlar ve Rejim Krizi eserlerimi salık verebilirim. Orada da pek çok başka örnekler bulabileceklerdir.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016