Demir Küçükaydın
Sadece korku değil, cesaret de bulaşıcıdır. Ama sadece korku ve cesaret değil, rehavet de bulaşıcıdır.
#HAYIR diyenlerin son bir ay içinde yenilgi ve sinmişlik psikolojisini üzerlerinden atarak, önce sosyal medyada ve sonra da gerçek hayatta daha görünür ve cesur olmaları dengeleri değiştirmeye başladı ve bunu elbet AKP ve Erdoğan’ın duyargaları (Anket şirketleri başta olmak üzere örgütten gelen diğer yankılar) tespit etmekte gecikmedi.
Bunun üzerine önce yangından mal kaçırırcasına Meclis’ten geçirilen değişiklik bekletilmeye başlandı.
Şimdi de RTE bekletiyor ve o kanattan, “yol yakınken geri dönülsün, referandumdan vazgeçilsin” türünden yazılar çıkmaya başladı.
“Ankara Kulisleri” veya “AKP çevreleri” ile ilişkisi olan yazarların oralarda referandumdan vazgeçilmesi üzerine ciddi olarak düşünüldüğü yönündeki yazıları son günlerde epeyce artmış bulunuyor.
Örneğin Fehmi Koru’nun bugünkü yazısının başlığı: “Her geçen gün tereddütler artıyor… Referandum yapılmasa olmaz mı?”.
Birkaç gün önce de, önde gelen AKP’lilerin arasında eş dost arasında ve gizli kalmak şartıyla yapılan bir mini referandumda #Hayır oyu çıktığını yazmıştı.
Değişen bu rüzgârı zaten havadan koklamak da mümkün. Elbet herkes de benzer değişimi hissetmekte.
*
Ancak biz, bu tür haberlere bağlı olarak, #HAYIR cephesinde bir rehavet iklimi oluştuğunu hissediyoruz.
30 Aralık tarihli “Yaklaşan Felaket ve Kurtulma Çareleri (1)” başlıklı yazıyı yazdığımızda ortalıkta tam bir yenilgi, moral bozukluğu havası vardı. Reina Katliamı, bu sıkışmışlık duygusunu zirveye taşıdı.
9 Ocak’ta “Yaklaşan Felaket Nasıl Durdurulabilir? Somut Bir Öneri: #Hayır” başlıklı yazıyı yazdığımızda ise, havadaki moral bozukluğu ve yenilgi duygusunun yerini “yenileceksek de mücadele ederek yenilelim, postu ucuza vermeyelim” kararlılığı almaya başladı.
Ve sonrasında da #HAYIR’ın kazanabileceği hatta kazanacağı duygusu güçlendi.
Ama özellikle son bir haftadır, kazanılacağına adeta kesin gözüyle bakılmaya başlandı ve “Ankara kulisleri” haberleriyle birlikte bir rehavetin yayıldığı görülüyor.
Bu nedenle, bugün aslında #HAYIR girişimlerinin örgütlenme sorunları üzerine yazmayı planlamışken, rehavete karşı bir şeyler demek ve uyarmak gereğini hissettik.
*
Su uyur Erdoğan uyumaz.
Erdoğan karşısında rehavet en büyük tehlikedir.
Tarih kazanılmış zaferlerin rehavet sonucu kaybedildiğinin örnekleriyle doludur. Bunların en bilineni ilk Müslümanların kazandıkları Uhud savaşını, okçuların Muhammet’in kesin yerini terk etmeme direktifine rağmen, rehavete kapılıp terk etmeleri sonucu yitirmeleridir.
Unutmayalım. Bugün #HAYIR bir isyandır. Nesnel anlamı budur. İsyanın ise bir tek kuralı vardır. Karşı tarafın toparlanmasına, nefes almasına imkân vermeden sürekli hücum. Hatta bunu bizzat bizlere Erdoğan göstermiştir. Partisi içindeki muhaliflere, Fetullahçılara, Kürtlere, demokrat ve liberallere soluk aldırmadan üst üste saldırdı ve saldırıyor. Bu sayede dağıtıyor ve korku iklimini egemen kılıyor.
*
Erdoğan şimdi kendi oyununa gelmektedir ve kendi hareket alanını bizzat kendisi kısıtlamış bulunmaktadır.
En küçük bir zaaf, kararsızlık ve güçsüzlük işareti verdiğinde, yani bir geri adım attığında; örneğin referandumdan vazgeçtiğinde, bunun sonu mahkemelerde bitecek bir düşüşün başlangıcı olabileceğini çok iyi bilmektedir. Onu böylesine bir düşüşten sadece muhalefetin kararsızlığı ve solun “öğrenilmiş mağlubiyet sendromu” kurtarabilir.
Bu nedenle muhtemelen her şeyi göze alarak referandum kararı verebilir.
Ama aynı zamanda bu kararlığıyla, ekonomik veriler #HAYIR’ı, korku ise Evet’i güçlendiriyor denklemine uygun olarak; kendisi gibi Suriye’de köşeye sıkışmış; Bab’tan nasıl çıkacağının derdine düşmüş devlet ve ordu içindeki, kendilerinin “Beka Sorunu”nun ülkenin “Beka Sorunu” gibi algılayan ve sunan inkârcı ve ırkçı güçlerle de kader birliği içinde, her türlü şiddet ve provokasyonu deneyecektir. Örtülü ödenekler, istihbarat organlarının tüm kirli ilişkileri; mafyalar; örgütlediği Osmanlı Ocakları gibi çeteler emrine amadedir.
Ve karşısında şimdiden kararlı durulamazsa, şimdiden kazanılıyor görünen #HAYIR sonuçlu referandum kaybedilebilir.
*
Ama Erdoğan aynı zamanda kendi cephesini güçlendirmek, zaman kazanmak, güçleri toparlamak için geri adım da atabilir. Yani referandumdan var geçebilir veya başka bir yol arayabilir. Bu onun hedeflerinden vazgeçtiği anlamına gelmez. Sadece yeni bir saldırı için güçlerini toparlamak ve cephesini genişletmek için geri çekildiği anlamına gelir. Suriye’de Rusya’ya yanaşması, Putin’den özür dilemesi, sıkıştığında bu tür bir davranış gösterebileceğini de olası kırıyor.
Bu takdirde de rehavet en büyük tehlikedir.
7 Haziran’dan sonra Baykal’la görüşerek karşı cepheyi nasıl dağıttığı unutulmamalıdır.
Erdoğan geri adım attığı takdirde bir saniye bile durmadan onun derhal istifasına yönelik bir hareketin nasıl başlayabileceği ve örgütlenebileceği üzerine şimdiden düşünmek ve Erdoğan’a soluk aldırmamak gerekir. 7 Haziran ve sonrası; darbe teşebbüsü sonrası Erdoğan’ın yaptıkları bizlere nasıl yapmamız gerektiğini göstermektedir.
Erdoğan gidecek ve gitmeli. Baş sorun, sorunların sorunu Erdoğan’dır.
İster referandumdan #HAYIR çıksın, ister Erdoğan geri adım atıp Referandumdan var geçsin her halükarda Erdoğan’ın anayasa ve kanunlar dışı fiili darbe rejimine son verip, Erdoğan’ı mahkemeye çıkarıncaya kadar en küçük bir gevşemeye, rehavete yer yoktur.
Her kim ki, Erdoğan’ın uzattığı eli tutar; her kim ki “ülkenin selameti” gibi gerekçelerin ardına gizlenip Erdoğan’a soluklanma ve güçlerini tekrar toparlanma fırsatı sunar o en büyük tehlikedir.
Ama şu an acil ve asıl sorun, henüz referandum kazanılmamışken veya ertelenmemişken, yani henüz ortada fol yok, yumurta yokken, bu olasılıkların görülmesinin yarattığı rehavettir.
Dikkat edin, artık hiç kimse, nasıl olur da güçleri bir araya getirebiliriz; nasıl olur da bir tek #HAYIR etrafında milyonlarca insanı seferber edebiliriz diye kafa yormuyor artık.
Herkes “herkesin #HAYIR’ı kendine” havasına girmiş durumda. Okçular mevzilerini terk etmiş bulunuyor.
#HAYIR baylar. Fehmi Koru ve benzerleri gibi, “Erdoğan referandumdan vazgeçsin olağana dönelim” havasına girmek yok.
Olağanüstü hal olağan halimizdir.
Erdoğan referandumdan vazgeçse de #İstifa etmeli ve OHAL rejimi kalkmalıdır.
Erdoğan Referandum’a gitmeyi kabul ettiği takdirde de #İstifa etmeli ve OHAL kalkmalıdır.
Muhalefet bu açık tavrı koymalıdır.
Erdoğan elbet #İstifa etmeyecektir. Ama politikada bir talebin ortaya atılmasının, bir hedefin açıkça ortaya koyulmasının büyük önemi vardır. Çünkü bir konuda hiçbir şey söylenmediğinde, kendinizi bağlamış olursunuz. Onu zımnen olağan kabul etmiş olursunuz. Yarın baş kaldırmak için gerekçeniz olmaz ve size karşı kullanılır.
*
Ayrıca bu talep ve hedefin ileni, Erdoğan’a soluk alma fırsatı vermez ve onu sürekli savunmada kalmaya zorlar; hareket alanını kısıtlar.
Muhalefet şimdiden Erdoğan’ın hem yargıç hem savcı olarak bu referanduma gitmesini hedef almalıdır.
#HAYIR’a odaklanmak bile, Erdoğan’a karşı mücadeleyi referandum sonrasına ertelemek anlamına gelmektedir. Erdoğan sürekli savunmada kalmaya zorlanmalıdır. Bunun ilk adımı, Erdoğan ve hükümetin istifası, referandumun tarafsız bir hükümetin varlığı koşullarında yapılmasıdır. Bu talebi açıkça ortaya koymadan Referandum’a yönelmek politik olarak intihar anlamına gelir.
Muhalefet partileri şimdiden #HAYIR çıktığı takdirde Erdoğan’ın istifa etmesi gerektiğini; hatta şimdiden referandumun tarafsızlığını sağlamak için Hükümet ve Erdoğan’ın istifa etmesi gerektiğini açık talepler olarak ortaya koymalıdırlar.
O halde Rehavete yer yok.
Erdoğan istifa etmeli, OHAL kalkmalı.
Şimdi acil olarak öne bu hedefler çıkarılmalıdır.
Referandumu olağan ve meşru kabul eden sırf #HAYIR’a yönelik bir çalışma ve politik hat yenilgi getirir.
Erdoğan’a referanduma kadar olan dönemde istediği alanda at koşturma olanağı sağlar.
Erdoğan’ın politik hareket alanı kısıtlanmadan provokasyonları engellenemez ve azaltılamaz.
Beklemek, rehavete kapılmak intihardır.
Demir Küçükaydın
7 Şubat 2017 Salı
@demiraltona
Yazılarımız şu adresteki blogta bulunuyor:
https://demirden-kapilar.blogspot.de/
Videolarımız şu adreste:
https://www.youtube.com/user/demiraltona
Yazılarımızı ayrıca ses dosyası olarak şurada paylaşıyoruz. Direk podcasttan veya indirerek dinlemek mümkün.
https://soundcloud.com/demirden-kapilar
Kitaplarımız buradan indirilebilir.
https://drive.google.com/open?id=0BxCB_Gtx8VYAcDREeTJVLW93MjA
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları













































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.04.2020
30.03.2020
19.03.2020
18.03.2020
17.03.2020
10.03.2020
2.03.2020
1.03.2020
2.02.2020
3.01.2020