Gökhan BACIK
Bir süredir Türkiye ekonomisi üzerine bir tartışma yapılıyor.
Tartışmanın temel konusu şu: Türkiye’de hükümet ekonomik alanda ortodoks yaklaşımları mı benimseyecek yoksa bundan saparak kendine özgü yöntemler mi belirleyecek?
Tartışma o kadar belirleyici ki, hükümet ortodoks yöntemlerden saptığına dair küçük bir işaret verince yabancı yatırımcılar ürküyorlar ve dolar TL karşısında değer kazanmaya başlıyor.
Ortodoks yaklaşımların hükümetçe benimsenmesi yabancı yatırımcılar için Türkiye’ye olumlu ilgilerini sürdürmenin temel şartı haline gelmiş durumda.
Kısaca özetlersek ekonomide ortodoks yaklaşım, piyasa işleyişine siyasi müdahalelerin olmadığı yöntemler anlamına geliyor.
Örneğin buna göre hükümet faiz politikası konusunda Merkez Bankası’na baskı yapmayacak yahut başka yöntemlerle siyasi gücünü ekonomik sonuç üretmek için piyasa mantığına aykırı kullanmayacaktır.
Halbuki, gelinen noktada hükümetin ortodoks bir ekonomi siyaseti izlemesini beklemek gerçekçi değildir.
İlk neden olarak, Türkiye’de ekonomik sorunlar büyümüştür ve hükümet eğer ortodoks bir siyaseti takip ederse bunların politik sonuçları sarsıcı durumlar üretecektir.
Hükümet eğer piyasa mantığına tamamen sadık kalırsa, ekonomik krizin sosyal sonuçları büyük bir politik bunalımı tetikleyebilir ki bunun sonuçlarına katlanmak imkanı yoktur.
Bu negatif yansımalardan kaçınmak için hükümet, ortodoks yaklaşımlardan sık sık ve ciddi biçimde sapmak zorundadır.
İkinci neden de son derece önemli olmakla birlikte gözden kaçırılmaktadır: Türkiye’de son beş yıl içinde ekonomi ciddi biçimde devletleşmiştir.
Bu devletleşme ne Kemalist ne de bildiğimiz sosyalist türden bir devletleşmedir. Farklı olarak İslamcı bir devletleşme ile karşı karşıyayız.
Devletleşmenin sonucunda istihdamdan, büyük projelerin devlet garantisi alımına kadar pek çok alanda devletçi bir anlayışla ile karşı karşıyayız.
Hal böyle olunca hissedilir biçimde devletleşmiş Türk ekonomisinden artık sadece ortodoks yaklaşımlara dayalı bir ekonomi-politik beklemek gerçekçi değildir.
Örneğin devlet artık önü alınmaz biçimde büyüyen bir istihdam aygıtıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıkladığı 100 Günlük programda binlerce mahalle bekçisi alınacağını duyurdu.
100 Günlük Programa dikkatle bakınca özünde devletin para harcayarak yapacağı işlerle ekonominin tahrik edilmesi yaklaşımı görülmektedir. Bu devletçilikten başka bir şey değildir.
Yine uzun bir süredir görünüşte özel sektörün yaptığı pek çok büyük projenin garantörü devlettir. Bu büyük projelerin fiiliyatta özünde karmaşık bir devletçiliği barındırdığı çok açıktır.
Nitekim, devlet garantisi ile büyük projeleri alan özel şirketler de işten çıkarmadan çevre konusundaki düzenlemelere uymak konusunda fiilen devletin bir organı gibi davranmaktadırlar.
Bunlardan açık biçimde ekonomik felsefenin devletçi bir hale geldiğini gösteren gelişme, firmaların yeniden yapılandırma denen bir süreçle iflaslarını ve kredi borçlarını hem ertelemesi hem devlete (kamuya) yıkmasıdır.
Bir ‘salgın’ haline gelen bu uygulama, piyasa merkezli yaklaşımın neredeyse bütün ilkelerine ters bir durumdur.
Normalde iflas etmesi gereken pek çok firma “yeniden yapılandırma” denilen bir süreçle ayakta tutulmakta ve bu firmaların beceriksizliklerinin milyarlarca dolara varan faturası devlete yani halka (ve değişik oranlarda bankalara) yüklenmektedir.
Türkiye’de hükümetin artık ortodoks bir ekonomi-politik izlemesini beklemenin gerçekçi olmadığını açıkladıktan sonra şunu sormak gerekiyor: Peki hükümet ne yapmaya çalışıyor?
Görünen hükümetin kendince bir denge takip ederek devletçi ve piyasa merkezli yaklaşımları yatırımcıyı ürkütmemeye çalışarak birbirine karıştırdığı melez bir model geliştirmeye çalıştığıdır.
Bu melez model, söylem ve görüntü olarak ortodoks bir siyaset şeklinde algılanacak ama içinde ciddi devletçilik unsurları içerecektir.
Tabii burada kritik nokta böyle bir stratejinin özellikle yabancı yatırımcı tarafından tatmin edici düzeyde ortodoks ekonomik siyaset olarak algılanıp algılanmayacağıdır.
Bu melez siyasetin bazı yansımalarını ele alalım.
İlk olarak, hükümet ortodoks piyasa araçlarından ortodoks olmayan sonuçlar üretmeye çalışıyor.
Mesela forward yahut SWAP işlemlere sınır koymak böyle bir yöntemdir. Burada hükümet, piyasa içinde ortodoks araçları kullanıyor görüntüsü altında aslında ortodoksiden sapmaktadır.
İkinci olarak hükümet, yatırımcıların (içinde ekonomi uzmanları da olmak üzere) lafa ne kadar önem verdiğini keşfetmiştir ve bunun tadını çıkarmaktadır.
Ekonomi uzmanları örneğin siyaset bilimcilere göre politik aktörlerin laflarına daha çok itibar etmektedirler. O nedenle “yapısal reformlara devam”, “bankalara müdahale asla olmaz” gibi laflar sık tekrar edilmekte ve şaşırtıcı biçimde her seferinde bu tür lafların etkisi ekonomik aktörler üzerinde görülmektedir!
Örneğin Rahip Brunson’un ne zaman serbest kalacağına dair her seferinde daha ileri tarih veren açıklamalar piyasa aktörleri tarafından satın alınmaktadır.
Üçüncü olarak da kazandığı zaman zarfında hükümet, ekonominin içinde devleti sürekli olarak tahkim etmektedir.
Mesela bir yandan bankalara müdahale olmaz denirken öte yandan ekonomik krizin sosyal yansımalarını azaltmak için bankaları fiilen krize sokabilecek biçimde firmaların kredi pozisyonlarını garantiye alacak düzenlemeler gündeme gelmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’de artık ortodoks bir ekonomik yaklaşım beklemek gerçekçi değildir.
Daha önemlisi Türkiye’de İslami bir devletçiliğin doğuşunu gözlemliyoruz ve trend değişmezse bunun orta ve uzun vadede klasik Batılı piyasa merkezli anlayış ile uyumlu olması mümkün değildir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025
16.11.2025