Hasan CEMAL
Kürt sorunu hâlâ çözülemedi. Ankara çözüm açısından bazı temel meselelere ne yazık ki hâlâ el atamıyor. Anlaşılan o ki, AK Parti’ye hâkim muhafazakâr-milliyetçi zihniyet, Kürt sorununda çözüme giden yolu tıkıyor. Öyle anlaşılıyor ki, Erdoğan milliyetçiliği de, Kemalist milliyetçilik ile bir yerde benzeşiyor.
Peki damardan girilemeyen konularda hangi kritik adımlar atılabilirdi? Çözüm süreci konusunda Tayyip Erdoğan kapısı hâlâ aralık mı? Kapının az da olsa aralık olduğu düşüncesi hangi gerekçelere dayandırılabilir? Süreçteİmralı’nın, Kandil’in, PKK’nin eleştirilecek yanlışları yok mu? Benim cevaplarım, Brüksel'deki konferansta yaptığım ve aşağıya aldığım konuşmada...

BRÜKSEL
Avrupa Parlamentosu çatısı altında bu yıl onuncusu düzenlenen konferansın adı şöyle:
Türkiye, Kürtler ve İmralı Barış Süreci: Tarihsel bir fırsat.
Ben de dün öğleden sonra bu konferansta aşağıdaki konuşmayı yaptım.
* * *
Söyleyeceklerimde hiçbir yeni taraf yok.
Ne yazık ki öyle.
Son yıllarda ne söylediysem, son yıllardaki kitap ve yazılarımda ne yazdıysam yine hep aynı şeyler.
Neredeyse klişe haline geldiler.
Ya da genel doğrular.
Ama geçerliliklerini korumaya devam ediyorlar.
Çünkü Türkiye’nin Kürt sorunu hâlâ çözülemedi; hâlâ barışcı bir raya oturabilmiş değil bu sorun.
PKK (Pe Ke Ke) hâlâ dağlarda.
PKK’nin silah bırakması, sivilleşmesi hâlâ uzaklarda...
Gerilla elinde hâlâ silah tutuyor.
Evet, şimdilik silahlar sustu.
11 aydan beri patlamıyor.
11 aydan beri dağdan ölüm haberleri gelmiyor.
11 aydan beri analar gözyaşı dökmüyor.
Her iki taraf da ‘ateşkes’i yıllardır belki de ilk kez bu kadar ciddiye almış durumda...
Bu elbette güzel bir gelişme...
Barış fikrinin Abdullah Öcalan’ın 21 Mart Newroz açıklamasıyla genel kabul görmeye, topluma da mal olmaya başladığını gösterdiği için de güzel bir gelişme...
Ama bugün gelinmiş olan nokta, Kürt sorununun barışçı çözümü için yeterli olmaktan uzak.
Ankara’da atılan adımlar yok mu?
Hiç kuşkusuz var.
Bazı tabular kırılıyor.
Utangaç da olsa, yetersiz de olsa bazı açılımlar gerçekleştiriliyor.
Ama hâlâ ‘çözüm’e yakın değil, uzağız.
Erdoğan milliyetçiliği Kemalist milliyetçilikle benzeşiyor
Çözüm konusunda bazı alanlar var ki, onlara maalesef damardan girilmiyor.
Daha doğru deyişle:
Ankara çözüm açısından yaşamsal nitelikteki bazı temel meselelere ne yazık ki bugün hâlâ el atamıyor.
Bu konuda, anlaşılan, AK Parti iktidarının siyasal iradesi yok.
Bu konuda, anlaşılan o ki, AK Parti’ye hâkim muhafazakâr-milliyetçi zihniyet, Kürt sorununda bugün hâlâ çözüme giden yolu tıkıyor.
Bu konuda, yani Kürt sorununda, öyle anlaşılıyor ki, Tayyip Erdoğan milliyetçiliği de, Türkiye’de sorunu 1920’lerden itibaren tarih sahnesine çıkaran Kemalist-milliyetçilik ile bir yerde benzeşiyor.
Bunun içindir ki, AK Parti iktidarı ya da Tayyip Erdoğan bunca yıldır yeni ve demokratik bir anayasa yapamadı. Kritik konulara, demin de belirttiğim gibi, damardan giremediği için havlu attı.
Ne miydi bu kritikkonular?
Türk vurgusu olmayan, etnik vurgudan yoksun, kapsayıcı birvatandaşlık tarifi...
Anadilde eğitim hakkı...
Yetersiz de olsa, güçlü yerel yönetimlerkonusunda en azından bir başlangıç olarakAvrupa Birliği’nde geçerli olan yerel yönetim çerçevesi...
Seçim Kanunu’nda, Siyasi Partiler Kanunu’nda demokrasinin gerektirdiği değişiklikler...
Terörle Mücadele Kanunu’nda, Türk Ceza Kanunu’nda demokrasinin kolunu kanadını kıran, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini fena halde kısıtlayan, hatta bazı durumlarda yok eden hükümlerden kurtulmaya dönük düzenlemeler...
Hapisteki milletvekillerini, KCK’lıları, gazetecileri özgürlüklerine kavuşturacak yasal adımlar...
Af...
Hapisteki hasta mahkûmların öncelikle serbest bırakılması...
Ve hiç kuşkusuz Öcalan’ın İmralı koşullarının çok daha iyileştirilmesi ve geleceği...
Liste daha uzatılabilir.
Umudumu tümüyle kesmiş değilim
Kısaca vurgulamak istiyorum.
Başbakan Erdoğan,Kürt sorununu barışçı çözüm rayına oturtacak bütün bu kritikkonularda, boğayı boynuzlarından yakalayacak kararlılık ve cesareti -bazı küçümsenmeyecek önemli adımlar atmış olmasına rağmen- bugüne kadar gösterebilmiş değil.
Neden böyle, diye sorabilirsiniz.
Zaten istemediği için mi?
Muhazakârlık ve milliyetçilik anlayışı bu kadar -ya da buraya kadar- olduğu için mi?
Siyasal vizyon ve ideolojik halleri ancak bu kadarına elverdiği için mi?
Yoksa her şeyin temelinde, 2011’deki gibi yine seçimlere dönük olarak Tayyip Erdoğan’ınzaman kazanma taktikleri ya da malum siyasal oportünizmi mi?
Hangisi?..
Hangisi diye sormak yerine, hepsinden biraz diye yanıt verebilirim.
Ama şu da var:
Ben henüz Tayyip Erdoğan’dan Kürt sorunu ve çözüm süreci konusunda umudumu tümüyle kesmiş değilim.
Demokrasiye ilişkin olumsuzluklar ve hayal kırıklıklarına rağmen kapıyı hâlâ aralık tutmaya çalışıyorum.
Ama gerçekten kolay değil.
Hâlâ devam eden umudumun nedeni
Sorabilirsiniz:
Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve özgürlükler alanında sürekli gerileyen, kırık not üstüne kırık not alan, özellikle Gezi’den beri otoriter bir çizgide -ya da tek adamlıkyolunda- istikrarlı bir şekilde ilerleyen Tayyip Erdoğan’dan Kürt meselesiyle ilgili köklü adımları nasıl oluyor da hâlâ bekleyebiliyorsun, hâlâ umudunu tam olarak kesmiyorsun?..
Evet, meşru ve haklı bir soru.
Ama düşünmekte yarar var:
Türkiye’nin realiteleri ve hayatın gerçekleri, herkes gibi Tayyip Erdoğan’ı da Kürt sorununda çözüm yoluna itiyor, zorluyor. Bugüne kadar da bunun örnekleri var.
Ne demek bu?
Ne mi demek?
Bakın en başta, Kürt sorununu çözüm yoluna oturtmadan bu memlekette barış olmaz demek.
Hukuk devleti olmaz demek.
Birinci sınıf demokrasi ve hukuk devleti olmadan da, örneğin bu memleketin aş ve iş sorunu da çözülemez demektir.
Bütün bu meseleler içiçe düğümlenmiştir, karmaşıktır.
Ve düğümü çözmek için öncelikle yakalayacağın halka da ‘Kürt sorunu’dur.
Bu halkaya asılmadan Türkiye’nin barış, demokrasi ve kalkınma düğümünü çözmek imkansızdır.
Türkiye’nin realiteleri ve hayatın gerçekleri derken, bunu kastediyorum, Kürt sorununda çözümün önceliğini vurguluyorum.
Bunun için de çözüm süreci konusunda hâlâ ‘Tayyip Erdoğan kapısı’nı az da olsa aralık tutmaya devam ediyorum.
Çünkü yakın geçmişte yine ‘hayatın gerçekleri’ Erdoğan’ı nasıl ‘Oslo süreci’ne getirdiyse, nasıl Kandil sakinlerinin karşısına kendi ‘özel temsilcisi’ni oturttuysa, nasıl MİT aracılığıyla İmralı’da Apo’yla görüşmeye başladıysa, -ki bunlar bugüne kadar hiçbir Başbakan'ın atamadığı cesur adımlardı- bundan sonra da Tayyip Erdoğan, ‘realiteler’in yoluna neden sapmasın ki diye düşünebiliyorum.
Beni fazla iyimser bulanlar olabilir
Kimileri, Erdoğan konusunda bu kadar çok şey yaşadıktan sonra, beni biraz fazla iyimser buluyor olabilir.
Olsun, yine de kapının aralık kalmasında yarar var diye düşünüyorum.
Bütün bunlardan sonra Ankara’dan, İstanbul’dan bazı seslerin kulağıma çalınmaya başladığını söyleyebilirim.
Şöyle:
“Uzun uzun konuştun. İyi güzel de, hiç İmralı’yı, Kandil’i, PKK’yi eleştirmedin, onlara dokunmadın. Çözüm süreci konusunda onların sorumlulukları, yanlışları yok mu?”
Bu da meşru ve haklı bir soru.
Bu odakların geçmişten bugüne sorumlulukları, yanlışları elbette var, eleştirilecek yanları elbette var.
Ama lafı uzatmak istemiyorum.
Bugün gelinen noktada eğer içtenlikle ‘çözüm sürecinde yol almak’tan söz ediyorsak, buna gerçekten inanıyorsak, kaç yıldır silahın bir alternatif olmaktan çıktığını ve tamamen çıkması gerektiğini düşünen bir gazeteci olarak bir noktayı bir kez daha vurguluyorum:
Çözüm sürecinde top bugün Ankara’da, Başbakan Erdoğan’ın sahasındadır!
Ve çözüm sürecinde PKK’yi kendi içinde demokrasiye davet edenler, öncelikle Tayyip Erdoğan’ı ‘demokratik reform yolu’na çağırmalıdırlar.
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024