Mehmet Ata UÇUM
Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi tartışması, ülkenin gündeminde etkili olmaya başladı. Bu tartışmanın nasıl yürütülürse kapsayıcı, verimli ve etkili olacağına ilişkin görüşlerimizi, bundan sonraki yazılarda paylaşmaya devam edeceğiz..
Kuşkusuz, Yeni Anayasa tartışması esas olarak devleti yeniden yapılandırma / yeniden inşa tartışmasıdır. Ancak yeniden inşa süreci, aynı zamanda hak ve özgürlükler meselesini yeni bir bakış açısıyla düzenlemeyi de içermelidir, içerecektir. Hak ve özgürlükler günümüzde artık “tanımlanan” değil, sadece ve sadece “tanınan” kategoriler olmalıdır. Tanımlama, sınıflandırma ve sınırlama döneminin geride kaldığı ve yeni hak kategorilerinin, yeni özgürlük alanlarının tanınmasına ilişkin zorunlulukların ortaya çıktığı ve çıkacağı da görülmelidir.
Bu bağlamda, bu yazıda “yurt edinme hakkı”ndan söz edeceğiz. Ülkemizin Suriyeli göçmenler bakımından geliştirdiği geçici koruma hukuku, eğitim ve çalışma hakkı, belki de yurt edinme hakkı konusunda geliştirilecek yaklaşımların ilk adımı olacaktır. Böyle bir hak kategorisi, ancak 2,5 milyon mülteciye yurdunu açmış olan Türkiye’de filizlenebilirdi ve ancak ülkemizden böyle bir tartışma çıkabilirdi. Biz bu yazıda, bu tartışmayı başlatma umuduyla bir girizgâh yapmakla yetineceğiz.
Bilindiği gibi modern vatandaşlık, ulus-devlet yapılanmasının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Ulus-devletlerin katı sınır uygulamaları, bireylerin farklı ülke vatandaşı olabilme seçeneklerini önemli ölçüde azalttı. Bununla birlikte, Avrupa Birliğinin geliştirdiği yaklaşımla ortaya çıkan “serbest dolaşım hakkı,” Birlik üyesi ülkelerin vatandaşlarına, kendi ülke sınırları dışında hareket imkânı getirdi. Bu imkân, belli koşullara bağlı olarak, bireylerin gittikleri ülkede yerel yönetim seviyesinde politik katılım hakkına sahip olması ve kendilerine iş edinme - yerleşme hakkı tanınması şeklinde genişletildi. 21. yüzyılda “küresel birey”in coğrafi hareketliliği olağanüstü derecede arttı. Bu artışta, ulaşım imkânlarının hız ve yoğunluk olarak gelişmesinin de önemli bir payı vardır. Ancak bundan daha önemlisi, 21. yüzyılın bilgi ve iletişim çağı olması sebebiyle, kültürler arası etkileşim, melez kültürleşme, sentez kültürleşme ve ortak kimlikler geliştirme süreçlerinin ve imkânlarının egemen olgular haline gelmesinin yarattığı etkilerdir.
Dünyadaki iktisadî ve siyasî güçlerin, sınırları aşan bir biçimde yarattığı güç alanlarının ve bu güç alanlarında ortaya çıkan yıkıcı pratiklerin, sosyolojik mobilizasyonu zorladığı da görülüyor. Afrika ve Ortadoğu’da yaşananlar, Suriye iç savaşı bunun günümüzdeki örneklerini oluşturuyor. Dünya, küresel ölçekteki iktidar yapılanmalarının baskıcı uygulamalarını çok somut bir biçimde yaşıyor. Hangi ülkede yaşarsa yaşasın, her birey ve bireyin ait olduğu her sosyolojik yapı, farklı derecelerde de olsa bu baskıcı uygulamaları hissediyor ve gündelik hayatında kendisini kısıtlanmış kabul ediyor.
Günümüzde, hem birey, hem de bireyin ait olduğu sosyolojik gruplar açısından ortaya çıkan bir coğrafi mobilizasyon ihtiyacı var. Bu ihtiyaca uygun hak kategorilerinin açığa çıkarılması artık bir gereklilik olarak önümüzde duruyor. Çünkü genel kabul gören vatandaşlık hukuku, küresel bireyin ve ait olduğu sosyolojinin mobilizasyon ihtiyacına artık yanıt veremez durumda.
Bu nedenle, küresel bireyin, bireysel veya grup halindeki coğrafi hareketliliği farklı seviyelerde bir hukuka kavuşturulmalı. Bu konuda üzerinde tartışılması gereken başlangıç tezinin, “yurt edinme hakkı” olduğu görüşündeyiz. Yurt edinme hakkı, kısıtlı ulaşım imkânlarının geçerli olduğu koşullarda, 18. yüzyılın ilk yarısına kadar tüm dünyada hareketlilik içerisinde olan insanların doğal hakkı olarak kabul edilmekteydi. Tercih ettiği coğrafi bölgeye giden insanlar, o bölgede yerleşme, o bölgeyi yurt edinme, bunun sonucu olarak o bölgedeki siyasal toplumla ilişki kurma ve o günün koşullarındaki kural sistematiğine göre politik katılım elde etme imkânlarına sahipti. Modernleşmenin gelişmesi ve yoğunlaşmasıyla birlikte, bu imkânlar büyük ölçüde dünya insanının elinden alındı. Bugün ise, artık gittikçe yapaylaşan sınırları önemsizleştirmenin bir adımı olarak, küresel bireyin coğrafi hareketliliğini bir “hak” olarak kabul etmek; diğer bir deyişle zaten doğası gereği sahip olduğu bu hakkı tanımak gerekiyor.
“Coğrafi hareketlilik hakkı,” tercih edilen coğrafyada geçici ya da kalıcı, kısa ya da uzun süre yerleşme hakkıyla birlikte ele alınmalı. Yerleşme hakkı iş edinme ve siyasal toplumla ilişki kurma hakkıyla tamamlanmalı. Elbette tüm bunlar belli ölçütlere göre ele alınabilir. Zaman ölçütleri konabilir. Ama bu ölçütler sadece ve sadece bir geçiş sürecinin ve bir uyum sağlama döneminin ölçütleri olabilir.
Sonuç olarak küresel bireyin “yurt edinme hakkı,” nihai aşamada koşulsuz ve engelsiz bir biçimde hayata geçirilmelidir.
Yazarlar
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2025
26.01.2025
23.12.2024
14.02.2016
3.02.2016
28.01.2016
20.01.2016
13.01.2016
8.02.2016
30.12.2015