Murat BELGE
"Demokrasi" kavramının tanımlanması hep güç bir iş olmuştur. Düşünün ki kelime Yunanca'dan gelir ve "yurttaşlar"ın köle sahibi olduğu kentlerin düzenini anlatmak için kullanılmıştır. Fransız Devrimi'ni izleyen yıllarda kavram yeniden sık sık telaffuz edilmiştir - mülkiyet sahibi olmayanlara oy hakkı tanınmayan "parlamanter" düzenlerde.
Yani açıklamaya çalıştığı alan sürekli genişlediği için kendi içeriği de genişleyen bir kavram.
Bugün “demokrasi”yi tanımlamaya kalktığımızda, onu “demokrasi” yapan öğelerden biri olarak “çoğulculuk”tan söz etmek zorundayız. Demokrasi olan her yerde çoğulculuk var mı ya da çoğulculuk olduğu her yerde insanlara mutluluk veriyor mu? Bunlar, amprik yanı ağır basan birçok araştırma ile cevabı bulunacak sorular. Ama varolan bulanıklıklara rağmen, çoğulculuk demokrasinin “ideal”lerinden biri. Çoğulculuğu reddeden bir demokrasi olamaz.
Bu noktaya varmamız, kısmen “asimilasyon” dediğimiz uygulamanın hem imkânsız, hem de çok kötü bir şey olduğunun anlaşılması sonucu gerçekleşti. Dünyanın bazı yerlerinde en aşırı milliyetçiler de bunu anladılar, ama başka yerlerde başkaları buna devam ediyor. Asimilasyonun tersi “dışlama” da, gene aynı bölgelerde, ülkelerde, marjinalleştirildi. Ama, bakın, Trump gibi biri başkan seçilimce Ku Klux Klan hemen başını kaldırabiliyor.
Türkçe’de iki yeni kelimemiz var: “Çoğulculuk” ve “Çoğunlukçuluk”. İkisinin de “çok” kelimesinden türetilmiş olmasına bakarak bunların üç aşağı beş yukarı benzer bir şeyi anlattıklarını düşünebilirsiniz. Ama, hayır, hem de bayağı farklı şeyleri anlatırlar.
Cumhuriyet’in erken dönemlerinde bunların ikisi de Türkiye için yabancı, bilinmedik şeylerdi. Kurulan rejimin felsefesi, biraz zorunlu bir biçimde, “çoğunlukçu” bir mantığı reddediyordu. Çünkü o sırada toplumu meydana getiren çoğunluğun ciddi bir eğitime ve değişime ihtiyacı olduğu düşünülüyodu. Örneğin Şevket Süreyya ile arkadaşları çıkardıkları derginin adını Kadrokoymayı uygun bulmuştu. “Toplum”, “Kitle” v.b. değil, “kadro”. Oldukça az sayıda seçkinin, “kadro”nun bu çoğunluğu eğitmesi sözkonusuydu. Resmi konuşmada böyle kelimeler çok sık kullanılmasa da, çoğunluğun “adam edilmesi” gerektiği bilinir ve aynen böyle kabul edilirdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nde çoğunluk kavramı çok partili rejime geçtikten sonra daha çok kullanılır oldu. 1950’de başlayan dönemin 1960’ta darbeyle kesilmesi de “çoğunlukçuluğun reddi” olarak yorumlanabilir. 1961 Anayasası, “bilinçli seçkinler”i “biliçnsiz çoğunluk” ve onun hilekâr siyasi temsilcilerinden korumayı odaklayan bir hukukun metnidir.
“Çoğulculuk” hiçbir zaman sözkonusu olmadı. Erken cumhuriyet seçkinlerinin başlıca amacı “birlik”ti. “Birlik”ten şaşmak, sapmak, ihanetti.
Bugün Tayyip Erdoğan iktidarı bu sistemin, bu ideolojinin, bu tarihin reddi üzerinde temelleniyor. Öyle ise, erken cumhuriyetin tekçi (monist) üslûbuna da karşı olması beklenir. Değil mi? Değil. Tayyip Erdoğan’ın çoğunlukçuluğu, en azından erken cumhuriyet kadrolarının tekçiliği kadar, “çoğulculuğa” düşmandır.
Eski seçkinler Fransız Jakobenleri’ni taklit ediyorlardı. Her şeyin doğrusunu bildiklerine inanıyorlardı. Bunları bilmeyen halka doğru yolu gösterecek, öğretecekti. Erdoğan “cihad”ı merkeze koymu bir dinin bir mümini olarak geliyor. Her şeyin doğrusunun bu dinin ve onun kitabının içinde mündemiç olduğuna inanıyor. Yani burada da neyin doğru olduğunu tartışmanın bir gereği yok. Doğrunun ne olduğu belli. Kitapta yazılı. Kitapta neyin yazılı olduğunu herkes bilmeyebilir, herkes zaten bilmez. Ama işi bunu bilmek olan uzmanlar vardır. Bizim kültürümüzde bunlara “ulema” denir. “Ulema” söyler, anlatır, açıklar. Son kararı da “ümera” verir. Bilindiği gibi “ümera”nın başında bugün Tayyip Erdoğan var.
Tayyip Erdoğan bir siyasi önder olarak, zaten “çoğunluğun” kendisini yönetmesi için seçtiği kişi. Onu seviyorlar, ona güveniyorlar. O da zaten onları seviyor ve onları anlıyor. Böylece, o bir karar verdiğinde zaten çoğunluğun duygu ve taleplerine tercüman oluyor. Bu, kendiliğinden böyle işleyen bir mekanizma. Bunun için Tayyip Erdoğan’ın ümmetine başvurması, onların reyini alması gerekmiyor. Tabii zaman zaman daha çetrefil sorunlar çıkıyor, hiç çıkmıyor değil. Çıkınca, elde modern dünyanın imkânları da var; “icma” falan gerekmeden, “referandum” yapıyoruz. Biraz itip kakmak gerekse de referandumun önder onaylamasını sağlıyoruz.
Peki ama önderle toplumun bütünü arasında böyle şaşmaz bir “tetabuk” gerçekten var mı? Referandumda “hayır” diyen yüzde kırk dokuz kim?
Onlar bu toplumun üyesi değil. Onlar o kozmpolit, gayrımilli tarihin kalıntıları, monşerler; ya da şimdi dış dünyanın, özellikle de zengin Batı’nın şaşaasına kapılmış züppeler; ya da yalnızca kapılmış olmayıp Batı’nın hizmetine girenler; içimizdeki ecnebiler, “İrlandalılar”; aslında bunlar “vatan hainleri”; Türkiye düşmanı ajanlar bunlar.
Erdoğan bu dili yerleştirmek üzerine çalışıyor. Bu anlayışta, “merhum” çoğunluk, “meş’um” çoğulluku yaratmalı, yok etmelidir. Çoğulluk, rabia selâmında mündemiçtir.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları






























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025