Murat Sevinç
Lisansta en sevdiğim derslerden biri 'siyasal düşünceler tarihiydi' ve o denli meraklıydım ki konuya, üç kez alttan almıştım! Büyük beceri. Çılgınlar gibi çalışır, sınavda sayfalarca yazar ve sınıra yakın bir notla kalırdım. O zaman hoca odasına gidip konuşmak pek adetten olmasa da dayanamayıp hocamıza 'yine neden kaldığımı' sorardım. O da üşenmeyip kâğıdımı çıkarır, şöyle bir bakar ve “çok yazmışsın ama çevresinden dolaşmış, asıl konuya girmemişsin” derdi. Teşekkür eder, odasından çıkardım. Sorum da, yanıt da üç yıl boyunca değişmedi!
Akademisyen olup yıllar sonra sınav kâğıdı okumaya başladığımda, Hoca'nın ne demek istediğini ve ona nasıl eziyet ettiğimi anladım kuşkusuz. Hakikaten en yorucu öğrenci tipi, uzunca yazıp yanıt vermeyeni.
Öğrencilikte olur böyle şeyler. Ya anlamamıştır, ya yanlış anlamıştır ya da bilmemesine rağmen biliyor numarası yapmak istiyordur. Her halükârda, hadi en tatsız tabirle 'üçkağıtçıdır', diyelim. Ama bu kadar. Katlanılmaz olanı, sonraki evrelerde 'lafı uzatıp bir şey söylememenin' bir yaşam biçimi olarak benimsenmesinde ve bu eğilimin, özellikle 'yanaşma' türünde. 'Miş' gibi yapıyor olmanın konforu ve maddi manevi getirisinden nasiplenme hevesinde. Basında, siyasette, günlük hayatta, akademide, hukukçulukta, vesaire...
İktidarın çevresindeki halenin böyle bir derdi yok; zira onların bir düşüncesi, kendi kanaati, ücrete ve kayırmaya tahvil edemeyeceği bir ideali söz konusu değil. Bu güruhun ifadelerine 'söz' muamelesi yapmak hakikaten çok tuhaf görünüyor.
Burada tanımlamaya çalıştığım 'miş gibi yapmanın' öznesi, muhalifler. Muhalif görünümlüler. Biraz daha daraltayım, muhaliflerin, bir gözü 'merkezde' ve 'iktidarda' olanları. Sosyalist-devrimci siyasetin ve akademinin 'miş' gibi yapanları, yapma yöntemleri, kurmak zorunda hissettikleri teorik çerçeveleri, tercih ettikleri terminoloji diğerinden farklıdır, kuşkusuz daha zekicedir ve bu son derece bereketli konuyu tek satırla geçiştirmek mümkün değil. Başlı başına 'uzun' bir yazıyı hak eder, sonraya kalsın.
Her yerde olmak/görünmek isteyip, herhangi bir yerde bulunmanın hiçbir muhtemel olumsuz sonucunu göğüslemeyi göze almayan 'mutedil' muhaliflik. İtidalin gerekliliğine inandıklarından değil, çıkarları gereğince öyle görünüyorlar. Bir tür küçük burjuva sürüngenliği. O sürüngenliğin daha sağ/merkez tipi. Konforlarından olmak istemiyorlar. Ancak biri olduğunda, çile çektiğinde takdir etmekten de geri durmuyorlar. Ezileni görmezden gelemeyecek ölçüde duyarlılığa sahip, buna mukabil gördüğünün gereğini yapmaması gerektiğini bilecek kadar kurnaz. Yüzlerinde hiç silinmeyen bir gülümsemeyle yaşıyor gibiler. Herhangi bir konudaki duyarlılıklarının sınırı, iktidar ile muhabbetinin başladığı yerde çiziliyor. Orta yolculuk mu demeli, idare-i maslahatçılık mı demeli, iş bilirlik mi demeli, sünepelik mi demeli, siniklik mi demeli, bilmiyorum. Bana hepsinin çıktığı kapı, yanaşmacılık gibi geliyor. Bir ağbimiz, “sağcıların en berbatı merkez sağcılar” demişti bir ara. Bu sözü hatırlatıyorlar bana mutedil muhalifler. Dedim ya, her alandalar ve iktidarların iktidar kalabilmesinde azımsanmayacak payları var.
Yazılarından anlayabiliyorsunuz asıl niyetlerini. Satırlarında değil de, satır aralarında anlatıyorlar dertlerini. Kendinizi sözcüklerin ve cümlelerin görünen anlamlarıyla sınırlandığınızda, yazarın ana fikrini kavramanız mümkün olmuyor. İktidarı eleştirir gibi yaparken dahi göz kırpmayı ihmal etmiyorlar. Çok çeşitli taktikler uyguluyorlar. En 'uzlaşmacı' göründükleri anda dahi, umursadıkları şeyin aslında ortak bir dil kurma çabası değil, yanaşma isteğinden kaynaklandığını biliyorsunuz. Yüzünüze bakarken tam olarak size seslenmiyorlar, o ses iktidarca 'da' duyulsun istiyorlar. Yazılarında, konuşmalarında , tepkilerinde 'özne' yok. Çünkü özne her an değişebilir ve yeni öznenin yanında olmanın ne sakıncası var! Hele ki birlik ve beraberliğe bunca ihtiyaç duyduğumuz günlerde.
Meslektaşları işten mi atıldı, çok üzgünler ama kimin attığını bilmiyor, anlayamıyor, çokça hayret ediyor, nasıl olabileceğini kestiremiyorlar. Olacak iş değil, ama olmuş işte, nasıl olmuş, kim yapmış, o yapanla bundan sonraki ilişkisi ne olacak, tavrı değişecek mi, değişmeli mi... Hayır, bunların hiçbiri, çünkü sizin sahip olmadığınız bir itidale, aklıselime sahipler. Dur bir bakalım, anlayalım, o mu yapmıştır ki, bilip bilmeden tepki göstermeyelim, yok canım sanmıyorum, belki, neyse, geçer. İtidal. Uzlaşma. Anlamaya çalışma. Tanık olduğunu bir ömür 'anlamaya çalışan' insanlar var örneğin ve burnunun ucunu görmek işine gelmediği için, son nefeslerine dek anlama çabasından vazgeçmeyeceklerini biliyorum! Vardır hepinizin böyle tanıdıkları.
Tamam eleştirelim, ama iyi yanlarını da görmek gerek. İnsafa davet. Fakat o 'insafın' bir gün olsun ezilenden yana sergilendiğine tanık olmuyorsunuz. İktidara yanaşmak için özenle aranıp bulunuyor o 'iyi yanlar.' Bir de 'ama eskiden de aynıydı' bilgeliği. Eski ile karşılaştırma, yeni olanı çözmek ve ilerletmek için yapılıyorsa anlamlı ve gereklidir de, onların derdi yeniyi hoş gösterip hareketsizliklerindeki bilgeliği görmenizi sağlamak. Öyle bir bilgelik ki bu, her an yeni ile ittifak yapmaya hazır. Öyle demeyin, önemli olan ülkenin geleceği ve bunun için yapmayacakları fedakarlık yok. Ya onlar olmasaydı!
Diyelim, öğrenciler bir eleştiri metni hazırlamış. Samimi ve açık sözlü, dürüst bir eleştiri. Anayasal haklarını kullanmışlar. Kimseye hakaret filan etmeden. Yurttaş gibi yurttaşlık yapmışlar. Ama, ah o isimleri anmasalardı, ah Kürtlerden söz etmeselerdi, ah o cümleye ne gerek vardı, bak gördünüz mü destek verenler çekilmeye başladı, ah keşke! İtidale davet. İktidarın ve hâkim ideolojinin kalbini kırmayacak bir muhaliflik. Akademisyenler de... Tamam atılmaları kötü olabilir de, ama o sözler, o tepkiler, olacak iş mi... Aralarında hak edenler de olabilir ama bir de... Hukuk devleti zarar görüyor... Türkiye'nin imajı zedeleniyor... Aslında önemli olan sayısız insanın çile çekmesi değil, ülkenin imajı... Beraat edenler dönmeli... Komisyona başvuru filan, ne oldu o iş, bir şey çıktı mı!
Peki Boğaziçi'nde bir hukuk fakültesi fena mı olur ki? Tamam rektörü istemiyorlar da, yeni fakülte ile dertleri ne? Kaliteli üniversitede kaliteli hukuk öğrencileri, ne güzel işte. Mutlaka yüksek puanla alınmalı öğrenci, standartlar üst düzey olmalı. Peki konu bu mu? Değil ama olsun, kalite aramaktan vazgeçmemeli ve olup bitenlere bir de iyi yanından bakmayı denemeli. İki fakültenin açılıyor olması tümüyle kadro aktarmak hedefiyle olsa ve bunu herkes görse de, mutedil muhalifliğin kime ne zararı olmuş. Hem niyet okumayın Allah aşkına!
Öznesiz cümleler, muhatabı dillendirilmeyen eleştiriler. Her an göreve hazırlara mahsus itidalli hal tavır. Bıkıp usanmadan farklı pencereler açıyorlar önümüzde, 'perspektif' sunuyorlar. Sizden farklı olarak, bir 'perspektifleri' var çünkü. Memlekette bir geminin hasarsız nasıl yüzdürüleceğini çoktan keşfetmiş, mutedil yanaşmacılık kursundan başarıyla mezun olmuşlar. Saygı da bekliyorlar. Evet, saygı bekliyorlar.
A. Çakıcı M. Bulu'ya mektup yazarak, hikâyenin gerçek içeriğini tüm açıklığıyla sergiledi. Mutedil yancı muhalifler için zor zamanlar bunlar. Dört yıl önce, malum kişi 'akademisyen kanında duş almak' istediğinde duymazdan gelebilmişlerdi, ancak durum biraz değişti sanki. Şimdi bir şey söylesen dert, söylemesen dert. Yakın zamanda dini-milli bir bayram da yok ki kardeşlik mesajı verilebilsin. En iyisi, çok mecbur kalmadan konuşmamak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025