Mustafa PAÇAL
Anayasa değişikliği üzerinden otoriter bir hükümet modeline geçilmesi sürecinde siyasi ve toplumsal tansiyon oldukça yükselmekte ve dahası bunun toplumsal kutuplaşma ve gerilim üzerinde ilave etkileri görülmektedir.
Önceki anayasa değişikliği süreçlerinden farklı olarak otoriter bir hükümet modeli getirmek isteyen böylesi yaşamsal bir anayasa değişikliği bir yandan baskıcı OHÂL uygulamaları diğer yandan ise terör saldırıları ve savaş koşulları altında yapılıyor olması en azından bir anayasa değişikliği için kabul edilmesi mümkün olmayan bir kaos ortamı yaratıyor.
Aslında mecliste çoğunluğu elinde bulunduran bir iktidar partisi çeşitli siyasi gerekçelerle mevcuttan farklı bir hükümet modeli isteyebilir, bunda bir sorun yok.
Sorun rejim değişikliğini de kapsayan ve hükümet modeli gibi radikal bir yönetim değişikliğine tekabül eden bu talebin gerekçeleri, değişiklik için istenen güç ve yetkilerde, yapılan değişikliğe gerçek anlamda bir toplumsal mutabakat aranmamasında ve uluslararası karşılığı olan bir hükümet modeli seçilmemesinde yatıyor.
Ayrıca böylesi yaşamsal anayasal değişikliklerinin bırakın toplumsal mutabakat anlayışı içinde yapılmıyor olmasını OHÂL gibi sıkıyönetim koşullarında yapılıyor olması bile hem demokratik ve hem de ahlaki değil diye düşünüyorum.
Ama benim daha çok kafamı kurcalayan sorular bunların dışında.
Mesela AKP iktidarı kötüleşen ekonomik gidişat için bir dizi önlemler almak istiyor da karşılarına ne tür bir siyasi engel çıkıyor veya mevcut kullandığı yetkilerin hangisi yetersiz kalıyor? Ben herhangi bir kanun veya KHK çıkarmak için şu an önlerinde hiçbir engel görmediğim gibi, her zamankinden daha fazla yetki ve gücün ellerinde olduğunu görüyorum.
O zaman soru şu; daha fazla yetki ve güç kullanmayı, üstelik tek adam üzerinden neden elde etmek istiyorlar?
Bu sorunun bendeki cevapları;
1. Önce hükümet modelini sonrada rejimi değiştirmek, bir nevî saltanatı geri getirmek,
2. İktidarları boyunca başta yolsuzluklar olmak üzere haklarında açılmış veya açılacak davalardan kendilerini ve ailelerinin yakasını kurtarmak için iktidarı elden bırakmamak.
Uluslararası kabul görmüş hükümet modelleri ile getirilmek istenen “Cumhurbaşkanlığı sistemi” mukayese edildiğinde literatürü çatlatan bir örnek ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.
Uygulananlar arasında en ideali ABD başkanlık sistemiyse veya yarı başkanlık sistemi olarak Fransa ise, getirilmek istenen sistemle bu sistemler karşısında mukayese yapmak bile zül olur.
Örneklerine hiçbir demokratik ülkede rastlanmayan bu modelin tam bir tek adam totalitarizmini ifade ettiği söylemek gerekiyor.
Modern devlet yönetimlerinde karşılaştığımız kuvvetler ayrılığını –gerçi bizde hiçbir zaman güçlü bir kuvvetler ayrılığı olmadı– tamamen kuvvetler birliği olarak tek bir adamın keyfiyetine bağlayan “Cumhurbaşkanlığı sistemi,” yani otoriter başkanlık sistemi kısmen modern devletler arasında gösterilen Türkiye’yi Afrika ülkeleri ile aynı kategori içine girmiş durumda bırakıyor.
Demokratik hukuk devletlerindeki yasama,yargı ve yürütmenin güçleri hem birbirine karşı korunurken hem de birbirinin yetki alanına müdahale etmemeleri için anayasal sınırlar ile bu koruma belirgin duruma getirilmişken 21. yüzyıl dünyasında, bu güçlerin fiilen tek adamın elinde toplanması istemek, hem dünyadan ve hem de çağdan kopmak başka âlemlere gitmek istemenin işaret olarak görülmelidir.
Yürütmenin, yasamanın ve yargının tüm güç ve yetkilerinin anlamlı ve işleyen hiçbir denge ve denetleme sistemi olmadan bir tek adamın keyfiyetine terk edildiği ülkeler ne demokratik ne ekonomik ve ne de toplumsal gelişme gösterebilirler.
Zannediyorum bu zorbalığı isteyenlerin toplumun gelişmesi ve kalkınması hiç umurlarında değil. Varsa yoksa kendi çıkarları ve ikballeridir diye düşünüyorum.
Oysa çok değil 2010 yılında AB’ye uyum ve devletin demokratikleşmesi alanında anayasa değişikliği referandumda kabul edilince AKP iktidarı 2011 seçimlerine yeni,demokratik ve sivil anayasa vaadiyle gitmişti. Seçimleri kazanmasında bu vaat çok etkili oldu. Sonra ne oldu? “İpe un serdiler” ve yeni anayasa işi kuru bir vaat olmanın ötesine geçemedi. Halbuki aynı AKP, 2007 yılında anayasa uzmanlarına yeni bir anayasa taslağı hazırlatarak, bunu Meclis’e getirmeye düşünecek kadar cesur davranabilmişti.
Köprülerin altından çok sular aktı ve bugün ne demokratikleşme ne çözüm süreci, ne AB kriterleri... Varsa yoksa iktidarlarını sürdürme ve güçlendirme derdine düşmüş durumdalar.
Ne pahasına? OHÂL baskılarına, yasaklarına, teröre, savaşa, ekonomik krize, gazetecilerin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının hapislere atılmasına, medyayı susturmaya... Hepsine göz yumarak bu kabul edilemez durumu sürdürmek istiyorlar.
Yukarıda sorduğum soruya bir ilave daha cevap vermek istiyorum.
Doğrudur; cumhuriyet tarihi İslamcılar için de acıların ve baskıların olduğu bir tarih oldu. Onlara şöyle seslenmek isterim:
Sizlere ve babalarınıza, dedelerinize bu acıları yaşatan otoriter yönetimler ve dönemler oldu bu ülkede ve sadece sizler değil sizin dışınızda farklı inanç ve düşünceden olan siyasi ve toplumsal kesimler de bundan nasibini aldı ve hâlâ alıyor. Sizler de baskıcı ve ceberut devletin yaptıklarını yaparak, giderek size bu acıları yaşatanlara benziyorsunuz ve onlar bugün nasıl anılıyorsa siz de yarın onlar gibi anılarak tarihteki yerinizi alacaksınız. Son olarak: Bu anayasa değişikliği referandumda kabul edilirse tam bir “kabile devleti” oluruz. Bu çağdışı yönetim değişikliğini yapmak da size nasip olur.
Ben olsam böylesi intikamcı ve rövanşist bir yolu tercih etmezdim.
http://platform24.org/yazarlar/1981/kabile-devletine-dogru--
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020