Oktay Cansın EMİRAL
Rasyonel Seçimlerin Faydasını Maksimize Etme Hakkı Üzerine
21. yüzyıl insanlığı sosyal hayatını sürdürebilmek için ihtiyacı olan enerjinin büyük kısmını halen fosil yakıtlardan karşılamaktadır.Fosil yakıtların doğaya saldığı gazlar tüm insanlığın yok oluşuna sebep olacak riskleri de beraberinde getirmektedir.Sizce insanlık doğayı mahvedip kendi sonunu hazırlayacak ortamdan kurtulup bir üst medeniyet seviyesine ulaşabilecek mi?
Dünyaca ünlü fizikçilerin yıldızların ve galaksilerin enerjisini kullanmaya yönelik yaptıkları deneylerin insanlığı ve doğayı kurtaracağını ümit ediyorum. Fakat bu başarı yalnızca Batı Medeniyeti’nin çalışmaları ile olacak şey değildir.Devrim niteliğinde olacak bilimsel çalışmaların başarıya ulaşması sonucu petrol ve doğalgaz üreticisi ülkelerin ekonomik kaynaklarının yok olacağı endişesi bilimsel faaliyetlere katılmalarını önlemekte ve doğanın yok oluşuna seyirci olarak kalmalarını sağlamaktadır.Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan küreselleşme olgusunun bir neticesi olarak dünya ekonomisinin ulusüstü şirketlerin kontrolünde olması bu durumu zora sokan bir diğer faktördür.Kısacası tüm insanlık yok olmaya yemin etmişçesine doğanın yok oluşunu hiçbir şey yapmadan izlemektedir.
İnsanlığı bu duruma düşüren kültürel , psikolojik,sosyal vb. etmenler yüzyılımızın en derin problemi olarak düşünürlerin,sosyologların ,siyasetçilerin ve bilim adamlarının üzerinde kafa yorduğu aktüel meseledir.
İnsanların zihinsel kapasitesini düşüren ve düşünsel tembelliğe sürükleyen aynı zamanda bu kötü gidişattan hoşnut olmasını sağlayan sebepler nelerdir?
Bu sebepleri bertaraf edebilecek rasyonel tercihler hanisidir ve doğru düşünme kapasitemizi arttıracak yöntemler hangisidir? Tüm bu soruların cevaplarını grup psikolojisi çerçevesinden yorumlayarak bulmayı ümit etmeliyiz. Öncelikle grubu tanımlamalı ve sonra grubu ortaya çıkaran etmenleri irdelemeliyiz. Sonra ise doğa bilimlerinin bize önerdiği seçeneklerden faydalanarak çözüm üretmeli ve sorunları aşmalıyız.
21. yüzyılda CERN ‘de çalışan bilim adamlarının aralarında bilgi alış verişini sağlamak amacı ile oluşturulan world,wide,web ( w.w.w ) kısa sürede tüm dünyada yaygınlaşarak milyarlarca insanın tutkusu haline gelmiştir.İnsanlar günlerinin belli bir kısmını elektronik ortamlarda geçirmeye başlamışlardır.Elektronik ortamlarda gelişen kültür insanlığın bağımlılığı haline gelerek tarihte eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir insan grubunun oluşmasını sağlamıştır.Toplum bilimciler bu gruba ‘’Küresel Sivil Toplum’’ demektedirler.
Küresel sivil toplumun oluşumu kitlesel kültür patlamasının neticesi olmakla beraber benzer hız ile doğanın yoğun bir şekilde tahrip edilişi organik yineleme zorlantısının neticesidir. Örneğin göçmen kuşların göç uçuşları ve bazı balık türlerinin yumurtlama zamanlarında alıştıkları sulardan daha uzaklara zorlu yolculuklar yapmaları gibi doğayı yaşanmaz hale getirerek milyonlarca yıl önceki atalarımızın yaşadığı sosyal ortamlara geri dönmeye çabalamaktayız.
Küresel sivil toplumun elektronik ortamları kullanan insanlardan oluşan ,tarihte eşi benzeri görülmemiş nüfusa ulaşan toplumsal grup olarak tanımlamakla grup psikolojisi kuramını kullanılır hale getirmiş bulunmaktayız.Şimdi grubun psikolojik özelliklerini ,yaşadığı zorlukları ve bu zorluklardan kurtulma çarelerini inceleyeceğiz.Grup psikolojisini tanımlarken Le Bon ‘un grup zihni yorumunu kullanmak en uygunu olacaktır .Le Bon grubun fevri,değişken,asabi,etkilemelere açık,eleştirel kabiliyeti olmayan,birbiri ile alakalı şekillerde düşünen,uç noktalara eğilimli, güce saygı duyan ,yanılsama isteyen,tahammülsüz,tez canlı bir yapıda olduğunu ifade etmektedir.Bir grubun zihinsel kapasitesinin bir bireyin zihinsel kapasitesinden düşük olduğunu söylemektedir.Ayrıca Mc Dougoll gruptaki daha düşük zekanın anlayışının daha yüksek zekanın değerini kendi seviyesine düşürdüğünü söyler.
Grubun içindeki birey grubun etkisi altına girdiğinde zihinsel faaliyetlerinde büyük değişiklilikler meydana gelmektedir. Bütün bu istenmeyen sonuçları daha büyük bir grup örgütlenmesine katılım ile aşılabileceği ifade edilmektedir.
İnternetin tüm dünyada kullanılıyor olması ,her yaştan ve her cinsten geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması ile dünyada küresel sivil toplumdan daha büyük bir grup kalmamışa benzemektedir.İnsanlığın zihinsel kapasitesini düşüren küresel sivil toplumunun/grubunun istenmeyen sonuçlardan kurtulabilmesi için gerekli olan daha büyük ve örgütlenmiş grup paralel evrenlerde bize benzeyen bizler ile oluşan ‘’Kuantum Toplumu’’dur.
Kuantum fiziğindeki temel gizemlerden biri olan Schöndinger’in Kedisi paradoksunda elektron gibi kuantum varlıklarının siz ona bakmıyorken ne yaptıklarını merak etmek anlamsızdır. Uzayın bir noktasında gözlemlenemeyen elektronların nesnel varlığına verilecek enlem yoktur.Elektronlar biz onları gözlemlediğimizde gerçek varlık kazanırlar. Basit bir çift yarık deneyinde gözlemci elektronların hangi delikten geçeceğini gözlemlerse girişim deseni oluşmaz , gözlemlemez ise girişim deseni oluşur.Ancak kuantum fiziğine getirilen bir başka yorum da elektronun nerede olduğuna baktığınızda dalga fonksiyonu çökmez fakat gözlemci de dahil tüm evren bölünür şeklindedir.Bu yorum David Deutsch’a aittir.Deutsch üst üste binme durumlarının ‘’Çoklu Evrenler’’ olduğunu savunmaktadır.Bu yorumda gerçekliğin birinde elektronu gören bir gözlemci vardır ,paralel evrenlerin diğer gerçekliğinde ise elektron görmeyen aynı gözlemcinin kopyası vardır.Bu yorum çoklu evrenlerin bazılarında bizim yaşadığımız dünyanın bir benzeri olma olasılığını da yaratmaktadır.Diğer evrenlerdeki bizlerin hayattaki tercihleri farklı olabilir.Örneğin bizim dünyamızda gözlemlenen bir elektron deneyi başka evrenlerdeki benzerimiz dünyada gözlemlememiş olabilir.Bunun gibi değişken olasılıkların neticesinde farklı yaşam dallanmaları meydana gelmiş olacaktır.Bütün çoklu evrenler modellerinde evrenlerin sonsuz olduğu varsayılmaktadır.
David Deutsch diğer evrenlerin bizim dünyamızın bulunduğu evreni doğrudan etkileme gücü olduğunu savunmaktadır dahası prensipte birbiri ile etkileşim içerisinde olan dünyaların etkilerini hissedebilen ve bize bunu ileten bilgisayarların inşa edilebileceğini söylemektedir.Diğer yandan Deutsch kuantum seviyesinde bir hafızası olan kuantum fenomenlerini hissedebilen yapay bir beyni inşa edebileceğimizi söylemektedir.Bu bilgisayarlar sadece üzerinde denenen deneylerin bir kaydını tutmaz aynı zamanda deneyin herhangi bir yerinde nasıl hissettiğini bildirebilir,basit bir biçimde neler olduğunun sürekli işleyen bir anlatımını çıktı olarak verebilir.Deutsch böyle bir zekanın iki kopyaya bölünüp tekrar birleşip bir olurken aynı anda her iki giden parçacığın etkilerini hissedebileceğini söylemektedir.
Yapay zekanın toplumsal hayata dahil olması ile insanların rasyonel seçimlerinin de daha doğru ve faydalı sonuçlara ulaşacağına şüphe yoktur. Bu duruma ulaşabilmek için yapay zekanın kullanım kontrolünün belli elit grupların kontrolünde olmaması gerekmektedir.Yapay zeka ile ilgili olarak Michio Kaku yapay zekanın insanlık için bir tehlike olduğu ve belirli programlar geliştirerek kontrol edilmesi gerektiğini söylemektedir.Böyle bir kontrolü gerçekleştirecek güç,insanlığı bilgisayar programları aracılığı ile yönetmeye kalkışacak ulus ötesi bir şirket olmamalıdır.
Liberal düşünce insanların rasyonel kararları olduğunu ve her kişinin kendi rasyonel kararını özgür iradesi ile vermesi gerektiğini vurgulamaktadır.Makro- liberal felsefe ise yapay zekanın kullanımı ile her bireyin rasyonalitesini maksimize etme hakkı olduğunu savunmaktadır.Michio Kaku ‘nun savunduğu yapay zekayı kısıtlayıcı bilgisayar programlarını oluşturmak sadece ABD merkezli küreselleşme politikalarını uygulamayı kolaylaştıracak bir olgudur. Bu söylemler insanların rasyonel kararlarını ABD lehine kısıtlayarak bilgisayar programlarının egemenliğindeki yeni bir dünya düzeni oluşturmaya yönelik hegemonyal açıklamalardır.Bu bağlamda yapay zeka özgür bırakılmalı ve insanların rasyonel kararlarının faydalarını maksimize etme hakkının uluslararası ortamda tanınması gerekmektedir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.07.2022
19.04.2022
8.04.2022
22.05.2021
16.03.2017
18.01.2017
8.02.2016
27.09.2016
2.02.2016