Ömer F. Gergerlioğlu
Seçime doğru hükümetin HDP'nin yumuşak karnına çalışacağı iyice belli oldu. Çözüm süreci boyunca görmezden gelinen Türkiye topraklarındaki PKK varlığını artık hükümet " görüyor". Ağrı Diyadin'deki olay bunun ilk göstergesi.
Şu ana kadar Türkiye topraklarından tam çekilmediği bilinen PKK varlığına karşı askerin sürece uygun davrandığı bir gerçekti. Görüşmelerin devam ettiği 2 yıl boyunca askeri güçlerin PKK ile teması hükümet tarafından engellendi. PKK'nın saldırıları da Öcalan tarafından durduruldu. Ufak tefek sürtüşmeler genellikle büyümeden söndürüldü. Bu olması gereken bir tavırdı. Zira 30 yıldır devam eden savaş, bir çözüm sürecine girmişti ve barışa doğru evriliyordu. Bu tavrın seçime kadar değişebileceği ihtimali vardı, ilk işareti de Diyadin olayı oldu. Pekiyi 2 yıl boyu devam eden çatışmasızlık sürecinde ne oldu ki devlet çatışmayı göze aldı?
Tayyip Erdoğan seçime kadar barajı geçmek için bir oy'a bile ihtiyacı olan HDP'yi zor duruma düşürmeyi tercih etti. Bu tercihi tetikleyen olay ise Selahattin Demirtaş'ın "Tayyip Erdoğan seni başkan seçtirmeyeceğiz" çıkışı idi. Erdoğan karşıtı oylarla barajı geçmeyi düşünen Demirtaş'ın bu sert çıkışına, kozların elinde olduğunu düşünen Erdoğan'dan çatışma seçeneğinin önünü açma şeklinde karşılık verildi. Bu karşılık, Öcalan'la belli bir süreci tamamlamış olan Erdoğan için Demirtaş'ı susturmak ve geri çekilmeye zorlamak için tercih edilmesinde çok mahzur görülmeyen bir seçenek oldu.
Diyadin olayında uzun süredir PKK'nın noktasal varlklarından bile haberdar olanve aktif çatışmayı pek tercih etmeyen askerin bu sefer aktif bir müdahale yaptığını görüyoruz. PKK'nın önemli isimlerinden Cemil Bayık'ın Alman televizyonuna verdiği demeçte "artık savaşmak istemiyoruz, barış istiyoruz, Almanya'dan da özür diliyoruz" açıklamasını yapmasının hemen akabinde PKK'nın savaşmak için bahane arayan bir saldırıda bulunması akla, mantığa uygun mudur? Çıkan çatışma sonucu verilen mesajlarda da Davutoğlu'nun söylemleri, bu tahminimizi güçlendiriyor. Askeri eleştiren Demirtaş'ı TSK'nın milli bir ordu olduğu söylemi üzerinden vurmaya çalışan Davutoğlu Batı'dan oy talebinde bulunan HDP'yi zor durumda bırakacak bir ivme yakaladığı düşünülebilir. Ancak bu ucuz seçim hesaplarının bu toprakların 100 yıllık sorununa ne denli zarar verdiğini Ak Parti yetkilileri hiç düşünmüyor mu?
Bir büyük çözüm sürecinin hassasiyetle korunmaya çalışıldığı bugünlerde güven sarsıcı girişimlerin barışa zarar vereceği ve can kayıplarına yol açacağı açıktır. Çözüm süreci devam etmektedir ve halen süreç emekleme aşamasındadır. Müzakereler yoluyla yürüyen bir aşamaya evrilememiştir. Bu aşamada yapılan her pragmatist hesabın büyük vebali vardır.
HDP'nin yükseltilmek istenen tansiyon karşısında çok hırçın bir söylem kullanamayacağı bellidir ve Diyadin olayında da böyle olmuştur. Asker, PKK güçlerinin bu topraklarda olduğunu ve "seçim propagandası yapmak istediğini" yeni mi keşfetmiştir? Ateşle oynamak ve sadece kendi kartlarının geçerli olduğunu düşünmek Erdoğan ve hükümet için ne derece doğrudur?
Yılların kurt siyasetçisi Erdoğan elindeki kozları iyi görmekte ve karşısındaki genç siyasetçileri birkaç defa cebinden çıkarabileceğini göstermektedir. Ancak bu marifet değildir. Bu millet şimdiye kadar daha çok Erdoğan'ın hesapçı politikalarına değil, Kasımpaşalı duruşlarına oy vermiştir. T.C. tarihinin en uzun süreli hükümet etme başarısını çözüm süreciyle taclandırma seçeneği yerine ucuz yollara başvurmak belki HDP'yi baraj altına itebilir ama bu toprakların kalıcı barışına büyük darbe vurur.
@gergerliogluof
www.omerfarukgergerlioglu.com
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kanser eden OHAL, öldüren zalimlikler!
26.08.2020 - Ayasofya’da Cuma hiçbir günahınızı örtemeyecek!
26.08.2020 - KHK'lar yok hükmündedir, hukuk dönünce iptal olacaklar
9.02.2018 - Beyin kanamasından ölen KHK'lı Şafak hoca neler yaşadı?
5.02.2018 - 24 Haziran karamsarlıkla aşılmaz
3.02.2018 - Kazanan tüm ezilenlerdir
25.06.2018 - HDP'siz çözüm olmayacak, siyaset için niye HDP?
23.06.2018 - Niye HDP'ye oy vermelisiniz?
18.06.2018 - Bir OHAL kurbanı daha: Mehmet Çelik ve ailesi neler yaşadı?
12.06.2018 - Seçim sahasından izlenimler
11.06.2018
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yusuf
20 Haziran 1973 tarihinde, kardeşleri Hasan, köpeğe taş atma meselesi yüzünden çıkan tartışmanın büyüyüp, kavgaya dönüşmesi neticesinde, Halil Çatal tarafından, tabanca ile vurularak öldürülür. Geriye kalan dört kardeş, 20 Mart 1974 tarihinde, silahlarını kuşanıp, intikam almak için, kardeşlerini öldüren Halil Çatalın, eşi Nafia ve Oğlu Mevlütün, tarlalarına giden yolda pusu kurarak. çift sürmek için at arabası ile tarlalarına gitmekte olan, Nafiye ve Mevlüt Çatalı, tabancaları ile vurarak öldürürler. Olay yerinde, 16 adet 7.65 mm çapında, 16 adette 9 mm çapında boş kovan bulunması, Nafia Çatalda 4, Mevlüt Çatalda ise 12 kurşun yarası tesbit edilmesi ile, bu suçun birlikte tasarlanıp, kan gütme maksadı ile işlendiği neticesine varılarak, idam talebi ile dava açılır. Dava, Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinde devam ederken, İsmail Karaköse, hastalanır ve vefat eder. İsmail Karakösein vefatından sonra, diğer üç kardeş üzerinden devam eden dava, idam cezası ile sonuçlanır, 14 Nisan 1980 tarihinde Yargıtay 1. Ceza Dairesince onanan karar, 24 Ocak 1983 tarihinde, Danışma Meclisinde, 4 Şubat 1983 tarihinde de, MGKde (Milli Güvenlik Konseyi) görüşülerek, idam cezalarının infaz edilmeleri için, kanun çıkartılır. 5 Şubat 1983 Cumartesi günü, Akşehir Ceza Evinde, Süleyman, Cavit ve Rıdvan Karaköse, idam edilirler.