Osman CAN
Uluslararası konjonktürdeki değişimler ile birlikte Türkiye’nin ekonomide sağladığı ilerlemeler, Türkiye’yi küresel çapta etkin bir siyaset izlemeye zorluyor. Eski düzenin yarattığı toplumsal sonuçların da ortadan kaldırılması gerekiyor. AK Parti beslendiği kültürel ve siyasal miras nedeniyle bağdaştırıcı ve bütünleştirici bir parti olarak bu rolü üstlenecek tek parti.
Siyasi bir hareket olarak AK Parti’nin, demokratik siyasi irade olarak da Hükümetin başlattığı sürecin toplumun tüm kesimlerinde ciddi bir iyimserliğe yol açtığı görülüyor.
Bu iyimserliğin Habur sürecine göre daha gerçekçi olduğu açık. Habur süreci toplumun önemli bir kısmında olumlu bir karşılık bulmamıştı. Henüz kendini derin olanından ayrıştıramamış devlet katında ise antipati-istihza karışımı bir tepki ile karşılanmıştı.
Bugün İmralı Süreci olarak nitelendirilen çözüm sürecine yönelik tepkilerin farklılaşmasının nedenleri üzerinde durmakta fayda var:
Bıkkınlığın pozitif etkisi
Bunlardan biri elbette ki terörün oluşturduğu bıktırıcı etkidir. Artık kimse kan, gözyaşı, ağlayan anneler vs. görmek istemiyor. Milliyetçi Kürt hareketi kendi cenahına ilanihaye ölüm bilgisi taşıyamıyor, kendi siyasetini ölümü meşrulaştıran arkaik gerekçelerle yürütme imkanını kaybediyor. Diğer tarafta da milletvekillerinin veya devletin sair protokol görevlilerinin kendi illerinde sadece cenaze merasimleri nedeniyle görünürlük kazanmaktan pek mutlu oldukları söylenemez. Kuşkusuz her iki tarafın radikal milliyetçi cenahları, içinde bulundukları ideolojik körlük nedeniyle bu durumdan haz alabilir. Ancak bu cenahlar da eskisi kadar güçlü değil.
Peki, başlayan süreci sadece bununla açıklayabilir miyiz? Hayır.
Bu gerekçe iyimserliğin değil, bıkkınlığın gerekçesi olabilir. Oysa ülkeye yapıcı bir çözüme dönük daha olumlu bir iyimserlik atmosferi hakim. Kürt milliyetçi cenahına bıkkınlık egemen olsa da, yürüttükleri mücadelenin meşruiyet sorunu nedeniyle, bu bıkkınlık, sürece pozitif katkı sağlayabiliyor. Yanlışta ısrarın sonuç vermemesi üzerine yaşanılan bıkkınlık, doğrunun tercih edilmesine neden oluyorsa, olumlu bir bileşen haline gelir. Demokratik bir dönüşümü kabullenmek ve içinde yaşanılan coğrafyanın demokratik inşa sürecine elbirliği içinde katkı sunmak, herhalde bu cenah için en doğru tercih olsa gerektir. Aynı tespit eski düzenin derin yapılanmaları için de geçerlidir.
Dolayısıyla terörle mücadelede elde edilen önemli başarılar bu süreçte çok önemli bir rol oynamış durumda. Demokratik iradenin kontrolündeki devlet kanadının özgüven kazanması ve çözüm sürecine girerken korkunun cenderesinden çıkmaya başlaması, biraz da bu başarılara bağlıdır denebilir. Bu taraftaki iyimserliğin nedenlerinden biri de budur.
Arap baharı ile birlikte Ortadoğu’da değişen dengeler ile AB Krizi gibi uluslararası konjonktürden kaynaklanan nedenlerin bu çözüm sürecini kolaylaştırdığını ve iyimserliğe katkı sağladığını inkar edemeyiz. AK Parti’nin içinden çıkageldiği geleneğin çözüm sürecinde en önemli rolü oynadığı çok açık. Katı merkeziyetçi, asimilasyonist, tektipçi, vesayetçi ve gerektiğinde ırkçılığa kadar varabilen siyasal seçkinci rejimin tercihlerini reddeden, Osmanlı Ahrar Fırkası’ndan başlayarak, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Demokrat Parti, Anavatan, Refah ve Fazilet partileri geleneği üzerinden siyasal perspektifini inşa etmiş bir parti olarak AK Parti, elbette ki eski rejimin ürettiği sorunlara, eski rejimin gözlükleriyle bakmazdı. Konjonktürel olarak çeşitli restleşmeler yaşansa da bu siyasal bir tercihle veya stratejiyle değil, daha çok taktikle ilgiliydi. AK Parti dışında, hem büyüklük, hem de siyasal tercih bakımından, Türkiye’nin kadim sorunlarını çözebilecek başka bir parti yoktur. Siyasi hayatımızı belirleyen halihazır diğer üç partiden biri, bu sorunları yaratan mirasın kurucusu ve taşıyıcısıdır. Diğer ikisi ise varlıklarını o mirasın uygulama ve sonuçlarına borçlu partilerdir.
Ancak kabul edelim ki bu partilerden ikisi dahi bugün gelinen noktada AK Parti’nin belirleyici konumunu hem kabullenmiş hem de olumlu olarak tespit etmiş durumdalar. Gerek AK Parti’nin bu niteliği, gerekse diğer iki partinin bunu kabul etmeye başlaması, çok önemli bir etkendir.
Bu süreçteki iyimserliğin diğer önemli bir nedeni ise, elbette on yıllık AK Parti iktidarı döneminde, ülke bütünlüğü hususunda zafiyet yaratmadan, insan hakları konusunda eski rejimin gasp ettiği hakların iadesini de kapsayan geniş bir programın hayata geçirilmesi oldu. Yerel yönetim reformu ile birlikte toplumun katılım imkanlarının arttırılması çabaları da demokratikleşmeye katkı sağladı.
Ekonominin teröre rağmen geldiği nokta, teröre tahammül edilemeyeceğinin de ekonomik gerekçesini oluşturuyor.
Bölge insanı zenginleştikçe güvensiz bir ortamdan gittikçe daha fazla rahatsız olmaya başlıyor. Ayrıca milli gelirin önemli bir kısmının terörle mücadeleye harcanmasının ekonomiye fren etkisi ile o bölgelerin ekonomiye kazandırılması durumunda ortaya çıkacak zenginlikten mahrum kalma duygusu, tabii ki terörün bir an evvel sona erdirilmesi, ama her şeyden önce teröre yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasını gerektiriyor. Ekonomik aktörlerin bu sürece destek açıklamaları başka türlü açıklanamaz herhalde. Ancak mesele bu kadar basit değil.
Siyaset kilit rolde
Uluslararası konjonktürdeki değişimler ile birlikte Türkiye’nin ekonomide sağladığı ilerlemeler, Türkiye’yi bölgede ve küresel çapta gittikçe etkin bir siyaset izlemeye zorluyor. Eski düzenin içe kapanmacı ve dışlayıcı siyasetinin bu yüzden terk edilmesini, bu düzenin yarattığı toplumsal sonuçların da ortadan kaldırılmasını gerektiriyor.
AK Parti beslendiği kültürel ve siyasal miras nedeniyle bağdaştırıcı ve bütünleştirici bir parti olarak bu rolü üstlenecek tek parti ve kurduğu hükümet de bunu taşıyacak tek hükümettir. Tüm beklentilere demokratik sorumluluk nedeniyle cevap vermesi gereken de AK Parti’dir.
Evet tüm bu nedenlerin merkezinde demokratik siyasetin kilit rolde olduğu açık. Peki bu nasıl mümkün hale geldi, Habur sürecinde olup da bugün artık olmayan şey neydi?
Bir sonraki yazının konusu da bu!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015