Ümit Akçay
Planlama yazı dizisinde bugüne kadar COMECON ülkeleri ve Çin örneğiyle sosyalist planlama deneyimlerini, Hindistan ve Güney Kore örnekleri üzerinden de, kapitalist planlamanın iki farklı biçimini [yol gösterici (indicative) ve disipline edici (disciplinary) planlama] tartıştım. Kısaca hatırlatacak olursam; Hindistan’da planlama, sermayeyi yönlendiremeyen bir bürokratik çerçeveye sıkışmıştı; Güney Kore’de ise devlet, (başka diğer faktörlerin yanında) finansman kanalları üzerindeki denetimini kullanarak sermayeyi sanayileşme hedeflerine yönlendirebilmişti.
Yazı dizisinin bu dokuzuncu yazısında Türkiye örneğine dönüyorum. Türkiye’de planlama deneyimi üzerine uzun yıllardır düşünüyorum, yazıyorum. Bu kısa değerlendirme, bu düşünme sürecinin bir devamı olarak görülebilir. Bu yazıda ele alacağım argümanı şöyle özetleyebilirim: 1960’ların başında Türkiye, benzeri ülkeler gibi bir ‘kalkınmacı devlet’ projesine girişmiş, ancak bu deneyim kısa sürede sermaye kesiminin direnciyle sınırlanmıştır.
Bu anlamda ‘Türkiye ekonomik planlama uygulamasından neden amaçladığı sonuçları alamadı’ sorusu, yalnızca tarihsel bir olayı değil, aynı zamanda devlet-sermaye ilişkilerinin doğasını anlamak ve günümüzdeki büyüme/birikim modeli sorunlarının aşılması için hangi modellerin uygulanabileceğini göstermesi açısından da önemlidir. Daha fazla uzatmadan detaylara giriyorum.
Planlamanın ortaya çıkışı: Devletin yeniden inşası
1950’lerin sonuna gelindiğinde Türkiye ekonomisi, dış borç yükü ve kronik döviz açıklarıyla bir darboğaza girmişti. 1958’de IMF ve OEEC gözetiminde uygulanan istikrar programı, yeni kredi anlaşmalarının ön koşulu olarak kamu yatırımlarının planlı bir çerçevede yürütülmesini şart koştu. 1960 darbesi sonrası kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) işte bu koşulların ürünüdür.
Yeni rejim, planlamayı sadece bir teknik koordinasyon aracı değil, aynı zamanda devletin yeniden yapılanmasının simgesi olarak gördü. Cemal Gürsel’in “Ekonomik işler artık planlı bir çerçevede yürütülecek” sözü, dönemin ruhunu yansıtır. DPT’nin ilk strateji belgelerinde iki hedef öne çıkıyordu: Kamu iktisadi teşekküllerinin (KİT) yeniden yapılandırılması ve vergi reformu ile hem kaynak yaratılması hem de özel yatırımların yönlendirilmesi. Amaç, üretimi çeşitlendiren, sanayiye dayalı bir büyüme stratejisi kurmaktı. Bunun için de devletin sermayeyi belirli önceliklere göre yönlendirebilmesi gerekiyordu.
Disipline edici planlamanın mantığı
DPT’nin plancıları, korumacı bir iç pazar içinde rekabet yaratmanın yollarını arıyordu. Bir başka ifadeyle ithal ikameci sanayileşme stratejisinin yaratacağı sorunları baştan engellemek için gümrük duvarları ile dış rekabete karşı korunan iç pazarda, firmalara emek verimliliğini artırmaya yönelten bir mekanizma kurulması düşünülmüştü. KİT’ler, yalnızca kamu hizmeti gören kurumlar değil, özel sektöre rakip olacak sanayi aktörleri olarak tasarlandı.
Amaç açıktı: KİT’ler piyasa içinde aktif birer oyuncuya dönüşerek özel sermayeyi verimlilik artışına zorlayacaktı. Fiyat politikaları ‘normal kâr’ ilkesine göre belirlenecek, kamu işletmeleriyle özel firmalar eşit koşullarda faaliyet gösterecekti. Devlet Yatırım Bankası ise, plan önceliklerine göre yapılacak yatırımları finanse edecekti.
Vergi reformu ise bu disipline edici planın mali ayağını oluşturuyordu. Tarımsal gelirlerin vergilendirilmesi toprak reformuna kapı aralarken, konut yatırımlarına getirilecek ek yükler ve sanayiye verilecek teşviklerle sermayenin yatırım tercihleri dönüştürülmek isteniyordu. DPT, kısa vadeli rant alanlarından sanayiye yönelişi teşvik etmeyi hedefliyordu.
Bu yaklaşım, planlamayı yalnızca rehberlik eden değil, ekonomik davranışları dönüştürmeye çalışan bir araç haline getiriyordu. Ancak bu çabanın ömrü kısa oldu.
Sermayenin direnci: Planlama nerede tıkandı?
Planlama süreci daha ilk yıllarında iş dünyasının yoğun tepkisiyle karşılaştı. İstanbul Sanayi Odasının 1962 tarihli raporu, planlamaya destek verir gibi görünse de, açıkça devletin özel sektörle rekabet etmemesi gerektiğini vurguluyordu. Sermaye çevreleri, planlamayı ancak yatırımlar için güvenli ve kârlı bir ortam sağladığı sürece kabul ediyordu.
Benzer biçimde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), planlamanın piyasa mekanizmasına dayanması gerektiğini savunuyor ve devletin yatırım kararlarını yönlendirmesini ‘özel girişim özgürlüğüne aykırı’ olarak tanımlıyordu. ‘Sosyal adalet’ gibi kavramların plan metninden çıkarılmasını talep eden TOBB, planlamanın ideolojik çerçevesini sermaye lehine yeniden çizdi.
Kısacası, Türkiye burjuvazisi planlamayı destekliyordu ama yalnızca kendisini finanse eden bir teşvik mekanizması olarak. DPT’nin KİT’leri üretken rekabet unsurlarına dönüştürme hedefi, bu nedenle baştan itibaren dirence takıldı.
Ekonomik baskı ve plancıların geri çekilişi
1961-62 yıllarında özel sektör yatırımlarında belirgin bir yavaşlama yaşandı. DPT belgelerinde bu durum özel sektörün kararsızlığı ve ekonomiye duyulan güvenin zayıflaması olarak tanımlanıyordu.
Planlamacılar açısından bu düşüş, sanayi yatırımlarının ertelenmesi anlamına geliyordu; özel sermaye, belirsizliğin arttığı bir ortamda daha temkinli davranıyor, devletin önceliklerine uyum sağlamaktan kaçınıyordu.
Bu dönemde hükümet, ‘İş dünyasının güvenini yeniden kazanma’ adına ilk plancıların önerdiği iki temel reformu (KİT’lerin yeniden yapılandırılması ve vergi reformunu) geri çekti ve bunun üzerine ilk plancılar istifa etti. Başbakan İsmet İnönü’nün kamu sektörünün özel sektörün tamamlayıcısı olacağını açıklaması, planlamanın yönünü değiştiren bir dönüm noktasıydı.
Artık devlet, sanayiyi yönlendiren değil, özel sektörün beklentilerine uyum gösteren bir pozisyona geçmişti.
Sermayeye kaynak aktarma mekanizması olarak planlama
Disipline edici planlama tasarımı, kısa sürede yerini yol gösterici bir planlama anlayışına bıraktı. DPT kurumsal olarak varlığını sürdürse de, planlama giderek teknik bir belgeye, yatırım listesi hazırlayan bir büroya dönüştü. KİT’ler özel sektöre ucuz girdi sağlayan tamamlayıcı kurumlar hâline geldi. Planlı kalkınma, sanayi yapısını dönüştürmek yerine mevcut çıkar dengelerini koruyan bir çerçeveye evrildi.
Bu süreç, Türkiye’deki ‘güçlü devlet’ anlatısının sınırlarını da ortaya koydu: Devletin kurumsal kapasitesi vardı ama siyasal öncelikler sermaye kesiminin güvenini korumaya odaklanmıştı. Kalkınmacı devletin ön koşulu olan ‘yatırım yönlendirme’ yetkisi, sermayenin güvenin sarsılmaması adına kısıtlandı.
Planlamanın sınıfsal anatomisi
Türkiye’nin planlama deneyimi, kalkınmanın teknik değil siyasal bir süreç olduğunu açıkça gösterir. Başarısızlığın nedeni ‘zayıf devlet kapasitesi’ değil, devletin sermayeyi yönlendirme girişiminde karşılaştığı direncin yarattığı sınırdı. Bu direncin sonucu, planlamanın ‘yol gösterici’ bir belgeye indirgenmesi ve devletin, sermayenin güvenini koruyan bir koordinatöre dönüşmesiydi.
Bugün yeşil dönüşüm, sanayi politikaları ya da stratejik sektör planlamaları yeniden gündemde. Ancak 1960’ların Türkiye deneyimi hâlâ güncelliğini koruyor: Planlama, sadece teknik bir belge değil, toplumsal güç dengelerini yansıtan bir büyüme koalisyonu olarak tasarlandığı sürece etkili olabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
17.01.2026
5.01.2026
21.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
3.12.2025
26.11.2025
17.11.2025
2.11.2025