Ümit KARDAŞ
Jakoben bir faşizm uygulaması olan Fransız Devrimi’nin lideri Maximilien Robespierre’in fikir babası olan Jean-Jacques Rousseau demokrasi mekanizmasını çürütücü ve kirli bulurken, kitlelerin amacını kutsallaştırır.
Rousseau’ya göre “Bu tür mekanizmalar (oy verme, parlamento gibi) hükümetin iyiniyetli olduğu yerde gereksizdir.” Bireyler bir grubun parçası olmak dışında özgür olamazlar. Kolektifliğin içinde yer almamaları durumunda varlıkları amaçsız ve anlamsız kalır. Toplumun kolektif ruhuna karşı çıkanlar devletin koruması dışına itilirler.
20. yüzyıl totaliterliği her şeyini, onun en güçlü devlet yönetimini tasarlayan toplumu ve devleti kutsallaştırmasına borçludur. Milli tatiller ve simgeler yaratılması fikri de ona aittir.
“Halk her zaman bireylerden daha üstündür, değerlidir” sözünün sahibi Robespierre Rousseau’dan esinlenerek devrimi bireylerin haklarını kısıtlayan, bir öncü grup tarafından halkı zafere götürecek bir siyasi din haline getirdi.
Hıristiyan Tanrı, jakoben Tanrı ile yer değiştirirken Robespierre yeni bir halk yaratılması gerektiğine inanıyordu. Şiddeti, kitleleri devrim ideallerine bağlayan bir araç olarak kabul ederken şiddet olmadan erdemin güçsüz kalacağını savunuyordu.
14.Louis’nin “devlet benim” anlayışı aynen korunurken yasallık ve meşruluk kaynağını halktan ya da ilerleme fikrinden alıyordu.
Fransız Devrimi’nin varisleri olduklarını öne süren Bolşevikler ise kendilerini faşizmden ayrı tuttular.
Rousseau’nun fikirlerinden etkilenen Fransız Devrimi modern totaliterliği doğururken İtalyan faşist, Alman Nazi ve Rus Komünist devrimlerine ilham verdi. (Liberal Faşizm- Jonah Goldberg)
20. yüzyılda Avrupa demokrasileri iki dünya savaşı ile faşizme, Nazizm’e ve komünizme yenik düştüler.
Faşizmin babası sayılan Benito Mussolini de Rousseau ve Robespierre’in yolunu izledi. George Sorel’den etkilendi. Gençliğinde ve siyasete girdiği yıllarda sosyalist olan ve teoriye yazılarıyla, siyasete eylemleriyle etki eden Mussolini, Lenin’in de hayranlığını kazanmıştı.
Lenin “Mussolini bizim için bir kayıptır! Güçlü bir adamdı, hareketimizi zafere götürebilirdi...” değerlendirmesini yaparken, Amerikalı yazar, gazeteci ve iş adamları da kendisini övüyordu.
Mussolini faşizmin Duce’si olmadan önce Sosyalizm Duce’si olmuş ve 1912’de Sosyalist Kongresi’ne katılmıştı. Thomas More anısına Utopia adli bir gazete yayınladı. Yönetimindeki Avanti Gazetesi, Antonio Gramsci dâhil pek çok sosyalist entelektüel için kılavuz oldu. (Goldberg- a.g.e)
Avrupa solunun dilini iyi öğrenen Mussolini “Din ve İlahiyat” isimli kitabında kiliseye hakaret ediyor, dinsizliği övüyordu.
İyi yalancılar olmadığında bir yalanın başarılı olma ihtimalinin zayıflığı nedeniyle toplum mühendisliği projelerini kitlelere dayatacak, başarılı bir devrimci mücadele için parlamenter siyaseti, eleştirileri yok edecek bir devrimci seçkin gruba ihtiyaç vardı.
Böylece gerilim artacak, şiddet kışkırtılacak, demokratik kurumlar çökertilecekti. Mussolini ve Lenin bu konuda aynı görüş ve yöntemleri benimsiyorlardı. Mussoloni kitlelerin kendilerine itaat edeceğini belirtirken, onları faşizmin bir din olduğu söylemine inandırmak için laik bayramlarla birlikte törenler düzenleyerek militarizmi ve milliyetçi duyguları kışkırttı.
Mussolini, sosyalistlikten halkçılığa kayarken totaliter toplum kavramı üzerinden bir tanım yapıyordu. ”Her şey devlettedir, devlet dışında ve ona karşı bir şey olmaz.” ( Goldberg- a.g.e)
Başbakan İsmet İnönü 1932 yılında faşist Roma'yı ziyaret ettiği zaman, Cumhuriyet gazetesi sahibi ve başyazarı Yunus Nadi şunları yazıyordu: “İtalya'da İtalyan milletini asrın en mütekâmil bir cemiyeti haline yükselten faşizmin gittikçe artan takdirlerine ve muhabbetlerine mazhar olmaktan kuvvet buluyorduk.”
Türk Ocakları Büyük Reisi, CHP milletvekili ve iki kez maarif vekili olan Hamdullah Suphi Tanrıöver, Türk Yurdu Dergisi’nde şunları yazıyordu: “Faşizm bir vatan ideali etrafında iktisadi refahı, siyasi ve içtimai ahengi tesis etmeyi düşünür.[...] Biz faşist milliyetperverliğin dünkü galeyanında, hem mazimizi hem istikbalimizi görürüz.”
Yakup Kadri Karaosmanoğlu da "Mussolini sayesinde, daha doğrusu faşizm sayesinde bütün İtalya kronometre gibi işleyen bir memleket halini almıştır” diyordu.
Cumhuriyet, İtalya’da olduğu gibi sert bir liderlik çerçevesinde tek partili bir sistem, ”ekonomik milliyetçilik” ve “din yerine devlete tapmak” yolunda ilerlemeyi benimsemişti. İslam, Türk etnik kimliğine ve milliyetçi programa eklemlenecekti.
Nitekim Cumhuriyet dönemi Türk hukukçuları da İtalyan Adalet Bakanı ve faşist ceza hukukunun mimarı olan Alfredo Rocco’nun yolundan gitmeyi doğru buldular.
Cumhuriyet,1926 yılında 1889 tarihli İtalyan Kraliyet (Zanardelli) Ceza Kanunu’nu kabul etti. Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, kanunun görüşülmesi sırasında şunları söyleyecekti: “Ceza kanunumuz çok serttir; çünkü inkılap çok kıskançtır. Ama hem sert hem ilmi. Bundan korkacak olanlar ve korkması lazım gelenler Türk milletinin menfaatlerine, Türk milletinin hukukuna ve inkılabına karşı tekin olmayanlardır ve bunların korkması lazımdır.”
1931-1938 yılları arasında, Türk Ceza Kanunu, Mussolini’nin 1930 tarihli faşist ceza kanunundan yapılan tercümelerle büyük ölçüde değiştirildi. Böylece “millete karşı suçlar”, “devlet kuvvetlerine karşı suçlar”, “devletin güvenliğine karşı suçlar” bölümünde yapılan önemli değişikliklerle siyasi suç alanı genişletilmiş oldu. Bu suçlar daha muğlak hale getirildi ve cezaları artırıldı.
Ayrıca aynı faşist anlayışla kürtaj ve kürtajın “ırkın sıhhati” ile ilişkisi üzerinden “ırkın bütünlüğü ve sıhhatine karşı suçlar” oluşturuldu. Böylece devletin şahsiyetinin, ekonominin, ırkın ve aile kurumunun korunması bakımından bilinçli olarak o dönemin İtalyan faşist felsefesiyle aynı çizgiye gelinmiş oldu.
Her iki kanunun alınmasındaki amaç, devletin varlığının korunması ve ihtiyaçlarıydı. Bu ihtiyaçların liberal bir hukuk tarafından karşılanamayacağı düşünüldü. Osmanlı-Türk ceza kanunlarının amacı aynıydı.
Bireyi zayıflatarak devleti güçlendirmek ve tek etnik kimlik olarak kabul edilen Türklüğü ırk üzerinden başat hale getirmek, devlet denetimini ve suç kavramını daha geniş toplumsal alanlara yaymak, siyaset hukukuyla ceza hukukunu kaynaştırmak, bireyi dışlayarak onunla sadece siyasi suç bağlamında ilgilenmek bugüne kadar uygulanan bir politika oldu.
2004 yılında kabul edilen Türk Ceza Kanunu (TCK) de bu mirası aynen devraldı. “Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar”, “devletin güvenliğine karşı suçlar”, “milli savunmaya karşı suçlar”, “devlet sırlarına karşı suçlar” ceza kanununda yerlerini aldılar. Özellikle Terörle Mücadele Kanunu (TMK) bu tarihsel çizgiyi en üst noktaya taşıdı.
Devlet iktidarı bireyi ezerken, toplumsal alanı tam anlamıyla denetimi altına aldı. Siyaset hukuku TCK ve TMK içinde eritildi. Bunun sonucu siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler kolektif siyasi suçlardan dolayı tutuklandılar.
Bu nedenle 31 Mart 2017’de 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce serbest bırakılan gazeteciler aynı günün akşamı devlet iktidarının hışmına uğrayarak tekrar tutuklandılar. Tahliye kararını veren hâkimler görevlerinden uzaklaştırıldı.
Davaya tabii hâkim ilkesine aykırı bir şekilde oluşturulmuş heyet baktı ve gazetecilere ağır cezalar verdi. Dosyaları Yargıtay’da bekleyen gazetecilerin tutukluluk süresi 40 ayı buldu.
Ceza hukuku alanını siyasi suçlar üzerinden genişleten güçlü devletin korumasız birey ve topluluklar üzerindeki hukuksuz şiddeti devam etmekte.
Akademisyenlerin ve entelektüellerin yok edilişi karşısında mutlak gücün yanında yer alanların sessizlikleri kuvvetliydi. Zayıflıkları biat etmeyi içine sindiren bir fırsatçılığa dönüştü.
Oysa Leo Baeck bize sesleniyor: “ Hiçbir şey sessizlik kadar acıklı değildir.”
Hermann Hesse bize doğru olanı hatırlatıyor : “Doğru bilincini ve entelektüel dürüstlüğü, aklın yasa ve yöntemlerine sadakati bir çıkar uğruna feda etmek, vatanın çıkarı da olsa bu, ihanet sayılır.”
Terörü araç olarak kullanan Fransız Devrimi sürecinin ve Mussolini faşizminin etkisinde kalan ve içine İslam referanslı siyaseti de katarak bugüne kadar uzanan bu tarihsel çizgiyi bilmeden, eleştirmeden ve değiştirmeden hukukun üstünlüğüne ve hukuk güvenliğine dayalı bir demokrasi kurmak mümkün gözükmemekte…
Kaba bir milliyetçiliğe dayalı gerilim-çatışma ve savaş siyasette sorun gidermenin yöntemi haline gelmiş, ekonomik sorunların çözümsüz bırakılmasının yarattığı çaresizlikler aile intiharlarına neden olmaya başlamışsa, sistemin ufak reformlarla, biraz daha hoşgörüyle, infaz indirimleriyle yürümesinin imkânsız olduğu bir noktaya gelmişiz demektir.
Sıfırdan yeni bir inşa gerekmekte.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025