Ümit KIVANÇ
Bildiğimiz anlamıyla “dünya” veya “yeryüzü” ile kanıksanmış anlamıyla “insanlık”, belli ki kritik bir dönüşümün eşiğinde. Somut-gündelik zorluklar, giderek ağırlaşan yaşam koşulları, artan küresel eşitsizlik, adaletsizlik, bizimki gibi ülkelerde ipini koparmış giden haksızlık hukuksuzluk, derinleşen yoksulluk gözlerimizi karartıyor, zihnimizi işgal ediyor, bedenimizi yoruyor, bu yüzden idrak edemiyoruz, ama virajdayız. Üstelik döndüğümüzde neyle karşılaşacağımızı bilemiyoruz. Çünkü bir yandan da, doğrudan varolma koşullarımıza yönelik tehditle yüzyüzeyiz ve tehdidi yaratan marifetlerimizden vazgeçmeye niyetimiz yok. Şu basit ve kolaycı görünen ifade, şu anda belki de bütün savaşlardan, bütün zulümlerden, bütün jeopolitik hesaplardan, bütün politik tezgâhlardan daha önemli gerçeği ifade ediyor: “İklim krizi” diye adlandırarak, “sorunlarımızdan biri” mertebesine indirip hazmetmeye, “kriz olduğuna göre çözümü vardır” tesellisi aracıyla hafifsemeye çalıştığımız dönüşüm, doğrudan doğruya yaşama ortamımızla ilgili. Muhtemel sonuçları, havasız yerde soluk alamama, susuz varkalamama ölçüsünde basit ve öldürücü olabilir.
Öbür yanda, insan toplumunun büyük kısmıyla doğrudan içinde yaşadığı veya tâbi olduğu düzen, kapitalizm, bir çeşit sosyal devlet mekanizmasıyla, hukuk kurumuyla görece dengelenmiş haliyle, eşitsizlik temeli üzerinde yükselmesine rağmen insanlığın hatırı sayılır kesimince razı olunabilir görünse de, kendisini razı olunabilir kılan bireysel özgürlük ve zenginleşebilme vaatlerini kendi eliyle ezip dağıtıyor. Artık eşitsizlik yaratmanın kapitalizmin doğasında olduğu, toplam insan refahını asla sağlayamayacağı gerçeği inkâr edilemez hale geldi. Bu düzenin sahipleri, kollayıcıları da artık aksini iddia etmiyorlar. Tersine, bunun mecburen böyle olacağını, başka türlüsünün mümkün olmadığını propaganda ediyorlar. Eşitsizliğin mecburî bir varoluş tarzı olduğu, insan toplumunun zihnine birkaç yüzyıldır bu kadar derin ve kalıcı şekilde kazınmamıştı.
Doğal ve toplumsal gelişmenin bu iki büyük olgusuna üçüncü bir eğilimi eklemeliyiz: Teknolojinin tuttuğu rota, üretim, sanayi, çalışma, emek, iş örgütlenmesi gibi kavramların yerleşik anlamlarını boşa çıkarıyor. İnsanın işgücü giderek üretim sürecinden dışlanıyor. Dağıtım ve pazarlamadan da. Ticaretten de. Üç-beş yönetici, elli-yüz işçiyle hacimli, karışık işler yönetilebilir hale geliyor. Hâlâ insan işgücüne ihtiyaç duyulması, yapay zekâ tarafından yönetilen otomasyonun henüz yayılmadığı, şu an için daha kârlı olmadığından kapsamadığı alanların varlığından. Yalnız üç boyutlu yazıcıların bile ne çok malın üretimini devralacağını gözönüne getirmek şok edici. Tabiî bambaşka koşullarda yetişmiş, şekillenmiş bizler bu gözönünde canlandırma işini yapabilir miyiz, şüpheli. İnsanların sabit mesleklerinin, işlerinin nadirattan olacağı, çalışarak geçinmek zorunda olanın hayatı boyunca sürekli yeniden eğitim görmek zorunda kalacağı, çoğu yerde emekçilerin topluca birarada bulunmayacağı, tekinsiz ve güvencesiz bir gelecek bizleri bekliyor. Engel olamazsak.
Küresel rota
Bu üç büyük olguyu biraraya getirdiğimizde karşımıza şöyle bir manzara çıkıyor: Varoluş koşulları zorlaştığından insanlığın bütününün selameti çözülmesi imkânsız boyutlarda mesele haline gelecek. Emekçiler, yoksullar, yaşlılar başta, insanlığın bir kısmı “gereksiz nüfus” sayılmaya başlanacak. Bugünden akıl edilmeye ve dillendirilmeye başlandı ki, yeryüzündeki insan nüfusu sekiz değil, diyelim üç milyar olsa, doğal çevreyle ilgili sorunların ağırlığı müthiş azalır. Dolayısıyla, insan nüfusunu kısa sürede dramatik boyutta azaltmak, belki orta belki kısa vadede, dünyanın egemenlerinin üzerinde anlaşacağı bir küresel rota olabilir.
Kabaca şöyle düşünelim: Yoksullarından, yarının ekonomisi için gerekli eğitim ve donanımı edinmesi zor görünen nüfus kesimlerinden, göçmenlerden kurtulmuş olan ABD, Avrupa, Japonya, Çin orta sınıf üstü ahalisi ile bunların yanına başka ülkelerden katılacak ayrıcalıklılar, gerikalan hepimizi yok etseler gayet rahat yaşayamazlar mı? Belki henüz değil, ama yakın gelecekte sınırlı bir hizmetkârlar topluluğuyla işlerini görebilirler muhtemelen. Cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar, sabit diskler, oyun aygıtları, DVD oynatıcılar, vs. için Kongo’daki madenden tantalum çıkarılacak diye, işsizleriyle, hastalarıyla, yaşlılarıyla koca Kongo nüfusunu beslemek niye zorunlu olsun ki, yeni dünyanın egemenleri için? Çok mu zalimce? Değil.
Atılacak ilk “safra”
Hele yaşlılar konusu. İddiam o ki, “yaşlılardan kurtulma” fikrini giderek daha çok işitecek ve belki bu alanda bazı düzenlemelerin hazırlandığını öğreneceğiz. Nitekim bazı fiilî öncü girişimleri salgın ve karantina sırasında gördük. Burada bizde yapılan ayrımcılığa aylar boyunca kurban veya şahit olduk. Ayrıca, devletin gerekli izahatı ve hassasiyeti her zamanki gibi esirgemesi ve tamamen yanlış yönlendirmesi sonucu, salgının ilk günlerinde sokağa çıkan yaşlılara yönelik saldırılar izledik. İddiama kaynak ettiğim tesbitim de şudur ki, safra sayıp atmaya gerikalanların en kolay ikna edileceği, “yük” oluşturan en kalabalık insan grubu yaşlılardır. Bu yaşlılık hangi ölçüye göre saptanacak, hangi yaştan sonrası için veya hangi şartlar varsa geçerli sayılacak, bunu kestirmek zor. Zira dünyanın en zenginleri ya da muktedirleri, zorbaları arasında çok sayıda yaşlı insan var; bu yüzden hemen çizgi çekip birilerini sınırın öbür tarafına atmak kolay değil.
Ama olmaz ki! - Olmaz mı sahiden?
İtirazları duyar gibiyim: Böyle bir ayrımcılık ve imha seferberliğine “birşeylerin” izin vermeyeceğini düşünen, söyleyen çıkacaktır. Eğer engel olması beklenen gelenek-görenekse, bunun ne kadar kolay çöpe eğilip bükülebildiğini biliyoruz. Ahlâksa, onun bizzat bekçiliğine soyunanlar tarafından cılkının çıkarıldığı zamandayız. Nihayet, günümüzün ideolojisi, insanlığın gerikalanının da hayatına hançer gibi saplanan büyükşehir ideolojisi, hattâ genel olarak Zamâne Ruhu, egemenler-muktedirler tarafından korunan kollanan yönleriyle, insan toplumunun “işe yaramaz” kısmının gözden çıkarılmasına son derece uygun zemin sunuyor. Ortam gayet müsait yani.
Şüphesiz başka kaynakları da bulunan yaşlı nefreti ve aşağılaması, sandığımızdan çok daha yaygın, üstelik olmayacak yerlere sızdığı, yerleştiği gibi, dal budak da salıyor. Ve eşitsizlik, adaletsizlik, vicdansızlık üçlemesinin hayat tarzı olarak yerleşeceği mutlu koyunlar dünyasına geçiş için tutamak oluşturuyor. Çünkü bu özel nefret ve aşağılama türü vicdana karşı çalışan mekanizmaya yakıt sağlıyor.
“Çocuklarımızı şöyle severiz”, “gençlerimize böyle değer veririz” palavraları kadar pratik bakımdan can yakıcı olmasa da “yaşlılarımızı şöyle sayarız, onlara böyle hürmet ederiz” atma tutmaları, “ah analarımız” yaltaklanmalarından geçilmeyen toplumsal ortamımızda makbûl dalaveralardan. Oysa yaşlı nefreti gün geçtikçe yeni boyutlar kazanıyor. Bu satırları yazışım, durumu insanlık meselesi olarak görmeme değil, 65 yaşını geçmiş biri olmama bağlanacak ve alay konusu edilecektir, eminim. Bugünkü yaşlı aşağılaması ve nefretinin nasıl müstakbel küresel faşist akımın gözde motiflerinden olacağı, azıcık gayretle tesbit edilebilir.
Nesilleri ne zaman tükenir?
Bazı örnekler vererek bitireyim. Twitter’da dolaşacağız. İsim ve konu belirtmeyeceğim; önemi yok. İşin nerelere vardığını görelim, varabileceğini öngörelim. 1946-64 arasında doğmuş kuşak için genellikle Amerikalıların kullandığı “boomer” kavramı, yaşlı aşağılama faaliyetinin en gözde lafı. Tek kişiye hakaret edilirken kullanılışı başlıbaşına ırkçılık, görüldüğü üzre. Ama anlaşılsa da bir şey değiştirmeyecek, çünkü zaten amaç asla tek kişiyle sınırlı değil.
İlk aktaracağım mesaj şu: “50 yaş üstü oy vermemeli.” Net. Oy vermemenin ardından neler gelebilir, o net değil. Sedat Peker’in 40 yaş sınırına yerleştirdiği çıtayı bu kişi on sene yukarı çekmiş ve toplumun bir kısmını daha yurttaş statüsüne almış en azından. Başka biriyse daha hoşgörülü (noktalama ve imla hatalarını düzeltmiyorum): “Yıllardır hep savunduğum bir düşünce 60 yaş üstüne seçme ve seçilme hakkını kaldıracaksın o zaman belki bi şeyler düzelir yoluna girer”.
Başka bir vatandaşımız, meseleyi yaştan ibaret görmüyor ve ölçütü somutluyor: “Emekliler oy kullanmasın diye boşuna demiyoruz :) Maaşını alıp anca 5-10 sene daha yaşayacak adamın umurunda değil sonraki 50 sene.” Sorum şu: Sizce bu fikir çok kişiyi ikna etmez mi? (Meselâ ben ikna olabilirim :) Fakat ayrımcılık ve nefret mesajda durduğu gibi durmuyor. Üçüncü bir mesajda kuşak ve iş yaşamının dışında bulunma ölçütleri birleştiriliyor: “2 dk bile dayanamadım. Bu rezil boomer jenarasyonu 3 ayda 300 lira alacağım diye yaptıkları ortada, ülke yansa umurunda değil onun 300 lirası yatsın yeter.” Ben burada neye dayanamadığımı biliyorsam da, mesaj sahibinin neye dayanamadığını hatırlamıyorum. Muhtemelen biri kendisine saçma görünen bir laf etmiştir. Laf sahiden saçma olabilir elbette. Başkası pekiştiriyor: “Ben bu nesilden umudu keseli çok oldu. Bunların peşinde enerjinizi tüketmeyin. Gençlere sorun. Eğitimli insanlarımıza sorun.” Burada aynı zamanda, yaşlılık ve emekliliğin eğitimsizlikle yanyana getirildiğini görüyoruz. Yaşlıların yaşlı olarak yaratıldığına kadar gidebiliriz buradan. Gidemiyoruz, çünkü şu soruyu cevaplamamız gerekiyor: “Bunların nesli ne zaman tükenir tam olarak”? Belki “siz tüketince” cevabı vererek özlenen gelişmeyi öne çekebiliriz. Ama burada fazla oyalanmaya gelmez, çünkü fizikî saldırıdan bir adım öncesi sırada: “Amina kodumun asalaklari.”
En sona bence en çarpıcısını sakladım. Bunu dışavurduğu derin şuur ve idrak kapasitesi bakımından değil, başka nedenle aktarıyorum: Nasıl hiç beklenmedik bir insan grubu birden, asla olmayacak şekilde homojenleştirilir, tekleştirilir, topluca birşeylerin suçlusu ilan edilir, göz alıcı örnekle karşı karşıyayız: “Yetmez ama evetçiler bunlar işte. Çok ağır küfür edeceğim ama maalesef onu da anlayacak zekaları olmadığı için ettiğim küfür boşa gidecek. O yüzden bu jenerasyon ölmeden bu ülkenin düzelebileceğine inanmak biraz zor.”
Meselenin aile terbiyesi ve Türk Millî Eğitimi ile ilişkisini başka zaman konu ederiz artık. Bir başka eğitim kurumu olan siyasî ahlâkla birlikte.
Ne diyelim? Teşekkürler Türkiye!
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024