Yıldıray OĞUR
"CHP’li Tanju Özcan’ın AK Partililere yönelik, 'Kimin vagonu oldunuz, BDP’nin mi terör örgütünün mü?' sözleri ortalığı karıştırdı. BDP’ye de 'küçük bir grup' diyen Özcan’a AK Parti ve BDP’liler sert tepki verirken, BDP’li Pervin Buldan, 'Haddinizi bilin' diye bağırdı. 'Terör örgütünün gölgesinde siyaset yapanlardan ya da üç dönekten ders alacak değilim' sözleri üzerine de BDP’li Sırrı Süreyya Önder, Özcan’ın üzerine yürümek istedi. Özcan’a, '1.5 metrelik boyuna bakmadan bu partiye küçük diyorsun öyle mi' tepkisini veren Önder ile CHP’liler arasında...”
2013’ün başında Türkiye çözüm sürecinde yeni bir aşamaya girerken Meclis’te mahkemede Kürtçe savunma talebine karşı CHP grubu işte böyle ‘kahramanca’ direnmişti…
Nisan ayında Meclis’te kurulan Çözüm Süreci komisyonuna MHP’yle birlikte CHP de üye vermedi.
Ama nedense bunların hiçbiri HDP’deki CHP’nin sonsuz kredisini bitirmeye yetmedi.
Önce 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden önce dönemin HDP eş başkanları Ertuğrul Kürkçü ve Sebahat Tuncel, CHP Genel Merkezi’ne gidip Kılıçdaroğlu’na seçim iş birliği önerdiler.
Kılıçdaroğlu reddetti. Demirtaş’ın epey acıklı ve arabesk tarifiyle “CHP bize vebalı gibi davrandı”
Ama HDP yılmadı. Bu kez Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’li Rıza Türmen’i aday göstermeye çalıştılar. Bir ret cevabı da Türmen’den aldılar.
“Eğer CHP akıllı davransaydı 2015’te halk iktidarını kurmuştuk bile” dedi Demirtaş.
CHP, 2015 seçim kampanyası boyunca çözüm sürecinden bahsetmedi, seçim bildirgesinde de sorunun İmralı ya da PKK’yla müzakereyle değil Meclis’te partiler arası uzlaşmayla çözümü savundu.
Tuhaf kısmı bundan sonra başlıyor.
Önce Kılıçdaroğlu birinci partiden yüzde 16 fark yemiş, oyunu muhalefette düşürmüş partinin genel başkanı olarak seçim gecesi muzaffer bir edayla sahne aldı.
Kimsenin bir anlam veremediği bu mutluluğun sırrı sonra ortaya çıktı.
En son Kılıçdaroğlu, 132 sandalyesiyle 80 sandalyesi olan Bahçeli’ye Başbakanlık teklif etti.
Peki geri kalan sandalyeleri nereden bularak?
Tabii ki HDP’den. CHP sözcüleri 7 Haziran’dan beri HDP sandalyeleri cepte konuşuyor. AK Partisiz iktidar isteyen cemaat, Geziciler, hatta AK Parti iktidar olmasın diye MHP’nin iktidarında bile boncuk bulmuş solcu kanaat önderleri HDP zaten cepte direnen MHP’yi ikna etmeye çalışıyor.
Böyle davranmaları boşuna değil, çünkü MHP neredeyse her gün HDP’li formüllere pek de kibar olmayan sözlerle kırmızı kart çıkarırken, şu ana kadar HDP’den CHP-MHP’yle birlikte bir koalisyona ya da dışarıdan desteğe karşı net bir açıklama dahi gelmedi.
Haksızlık etmemek gerek, Demirtaş’ın “Sizin HDP ile yan yana durmanız size ancak şeref kazandırır. Bizimle yan yana duranlar onurlu, şerefli duruşumuzdan biraz nasiplenmiş olurlar” demişliği var.
Bu da kapıyı kapatmak manasına gelmiyor.
Böyle olunca da CHP, HDP adına da koalisyon görüşmeleri yapıyor, MHP'ye Başbakanlık bile öneriyor.
Hem de açıkladığı 14 maddelik koalisyon şartlarından birinde bile çözüm sürecinden tek kelime bahsetmeden. MHP’nin en ileri çözüm süreci vaadinin teröristle vatandaşı birbirinden ayırmak olduğunu hatırlatmaya herhalde gerek yok.
Seçim öncesi katıldığı TV programlarında AKP’yle kesinlikle koalisyon kurmayacakları konusunda bir Kürtçe Kur'an mealine el basıp yemin ettirilmediği kalmış Demirtaş, seçimden sonra da bu vaadinin arkasında durdu, hatta ilk açıklamalarından birinde AK Parti’ye “korkmayın asmayacağız, yargılayacağız” bile dedi.
Herhalde bu açıklamalar bütün bu yeminlere inanıp HDP’den CHP’den gelen 250 bin seçmeni mutlu ediyordur. Ama herhalde AK Parti’den gelen 1 milyon 700 bin seçmen başka şeyler duymayı bekliyorlardır ondan.
Herhalde CHP, HDP cepte MHP’yle pazarlığa oturmuşken, bizzat HDP, MHP’yle koalisyon ihtimallerine kapıyı kapatmamışken, olası bir “AK Parti-MHP hükümeti”nin savaş hükümeti olacağına onları inandırmak zor.
Ya da Demirtaş’ın ve HDP’nin neden en iyi koalisyonun AK Parti-CHP olduğunu söylediğine? Mesela neden AK Parti HDP değil de AK Parti-CHP koalisyonu? Sayıları da birlikte anayasa yapmaya bile yetiyor.
Hangi saik, hangi gerekçe Anayasa’da vatandaşlık maddesinde Türk milleti geçmesini savunan CHP’yi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını öneren AK Parti’den daha yan yana durulabilir yapıyor?
Nasıl oluyor da HDP için çözüm sürecini başlatan AK Parti bile ancak CHP yanına eklenince katlanılabilir oluyor? CHP’nin hangi vaadi, politikasıdır HDP’yi ancak onlar iktidar ortağı olduğunda güvende hissettiren?
Seçimden önce bir cemevi ziyaretinde kendisini Alevi vekil adayı olarak tanıtan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, aklı CHP ile HDP arasında gidip gelen bir seçmeni ikna etmek için “Ancak HDP barajı geçerse Kılıçdaroğlu Başbakan olabilir” demişti.
Yoksa Demirtaş’ın "seni başkan yaptırmayacağız" sloganının devamı, Kılıçdaroğlu ya da Bahçeli sizi de Başbakan yaptıracağız diye mi devam ediyordu?
Soruları şöyle toparlayabiliriz; Neden bir partinin lideri, 40 yıldır mücadele ettiği, binlerce insanın ölümüne neden olmuş bir sorunun çözümünden, temsil ettiği Kürtlerin çıkarlarından, parçası olmadığı bir siyasi kavga için, varlığını inkâr eden bir eski düzenin aktörleri için vazgeçer?
Tuhaf ve her türlü komplo teorisini davet eden sorular bunlar.
Ama karşı karşıya olduğumuz tehlikenin çaresinin “büyük oyunları”, “kirli ittifakları”, “üst akılları deşifre etmek olmadığı açık.
Karşı karşıya kaldığımız tehlike, yüzyıl sonra bu bölgede Kürtler ve Türkleri müttefik yapan bir imkânın gözlerimin önünde yok edilmesi riskidir.
İlk kez barış için masaya oturmuş AK Parti’yi, miting bombalayan, parti merkezlerine ses bombası koyduran, Kürtleri birbirine öldürten, IŞİD’e destek veren bir şeytana çevirmeye çalışanlar, sadece iktidar oyununda dengeleri kendi lehlerine bozmak için Kürtlerin pozisyonunu değiştirmeye çalışmıyorlar, ayrıca uzun yıllar sonra ilk defa ele geçmiş bir imkânı da heba etmeye çalışıyorlar.
Ama emin olun bu karşı dalganın yükselttiği sularda milliyetçilik sörfü yapanlar, eski devlet reflekslerine sarılanlar da bir üst akıl varsa onun işini epey kolaylaştırmaktalar.
“PYD, IŞİD’den daha tehlikeli”, “CIA-PYD oyunu” diye eski Türkiye kokan manşetlerden sadece Kürtlerin bölgede ve Türkiye’de eski statüko güçlerinin yanında daha sıkı saf tutması sonucu çıkar.
Bu öfkeli analizler aynı zamanda realist de değil. IŞİD’in El Kaide’yi bile isyan ettiren barbarlığını geçtik diyelim, 2013 Mart’ında birden Suriye’de ortaya çıkıp, Esad’a hayat öpücüğü olmasından, Diyarbakır’da seçime üç gün kala HDP mitinginde bomba patlatıp Türkiye’deki seçimin sonucunu değiştirmesine kadar son 3 yılda bölgede AK Parti için IŞİD’den daha tehlikeli hangi aktör var?
Örgütsel çıkarları için herkesle ittifaklar kurabilen, ilkesiz, çok yalan söyleyen, Barzanici Kürtlere bile tahammülsüz ama o bölgenin insanlarından oluşan, kendi toprakları için savaşan, bir sosyolojik gerçeğe dayanan, lideri İTÜ mezunu, Türkçe konuşan, önderi İmralı’da olan PYD mi?
PYD’yi IŞİD’den daha tehlikeli ilan eden bir devlet aklının PYD’nin içine girdiği ittifaklara nüfuz edebilmesi, onları kendi lehine dönüştürebilmesi mümkün mü?
900 km sınırımızın çok büyük bir kısmı zaten hiçbir zaman Suriye ile değil, Kürtlerleydi. Öyle de olacak. Bu coğrafi ve demografik gerçekle kavga ederek bir yere varılamaz. Bu kavga Türkiye’de Kürtlerin Türkiye ile gönül bağlarını zayıflatır, Kürtlerin değişim cephesinden statüko cephesine kayışını hızlandırır. En çok AK Parti’nin elini zayıflatır.
Türkiye, bölgede Suriye Kürtleriyle en yakın ekonomik, politik, akrabalık ilişkileri olan ülke. Oradaki siyasi hareketin merkezi Türkiye. PYD’nin kardeş partisi HDP’nin Meclis’te 80 vekili var.
Bu şartlarda varsa bir tehlike bunu çözmenin, güvenliği sağlamanın en akıllı yolu daha ayakları üzerinde duramayan bir yapıyla kavga etmek değil, ona yardım etmek, onu etkilemeye, değiştirmeye çalışmaktır. Bütün 90’lar boyunca “Barzani tehlikesine” karşı kırmızı çizgiler çizip durmuş bir devlet aklı, Barzani’nin bağımsızlığa birkaç adım mesafeye gelmesini engelleyebildi mi? Sonundan devlet aklı Barzani’yle müttefik olarak daha büyük kazanımlar elde etmedi mi?
Bölgedeki Türk-Kürt ittifakı pazara, bir seçim sandığına kadar değil, mezara kadar herkese lazım. Sadece kirli ittifakı deşifre etmek, ABD’ye kızmak, üst akılı işaret etmek derdimize çare değil.
Türkiye artık sadece reaksiyonla, içi dışı bir olarak bu bölgedeki istihbarat ve iktidar oyunlarında yol alamaz. Mümkünse temiz ittifaklar kurmak, başka bir üst akıl inşa etmek zorundadır.
Kısa vadede AK Parti’nin elinde bu ara dönemde Salih Müslüm’ü Türkiye’ye davet edip, Öcalan’ın yeniden devreye girmesini sağlamaktan, HDP’yi çözüm süreci üzerinden sıkıştırmaya kadar pek çok güçlü koz var. Olası bir MHP koalisyonunda masada Kürtleri ve çözümü savunan büyük ortak bir AK Parti’nin varlığı bile rahatlatıcı olacaktır…
AK Parti, orta ve uzun vadede Türkler ve Kürtler arasındaki makasın açılmaması için, kısa vadede de ilk seçimde Kürt oyları MHP ve CHP’yle bile koalisyon düşünebilen bir HDP’den geri alabilmek için eski diskurdan uzak durmalıdır.
Tabii esas olarak “size barış yaptırmayacağız” diyenlere iyi bir cevap vermek için...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları













































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026