Yusuf Ziya DÖGER
Tarihin sisli penceresinden bakarak günümüz koşullarının anlaşılması mümkün olmadığı gibi, bugünün de dünün geçerli koşullarını olduğu gibi yansıtmayacağını bilme zorunluluğu vardır. Dünün zihinsel şekillenişinde etkili olan koşulların bugün anlamını yitiren verilere dönüştüğü dikkate alınmalı ve içinde bulunulan koşullara göre düşünülmelidir. Dolayısıyla dün ve bugün, içinde bulunulan koşullara göreele alınmalıdır. Dünü anlamak ve bu günü şekillendirmek için zorunlu olan şey, koşullara göre bakmaktır ki bu aynı zamanda geleceğin doğru veriler üzerinden yükseltilmesine de vesile olur.
İnsanın kendi dışındaki dünyaya ve kendi çevresine ilişkin oluşturduğu algının daha çok düşünsel dünyasını şekillendiren anlayışın çizdiği çerçeve etrafında şekillendiği bilinmektedir. İnsanın algılama dünyasının, içinde yetiştiği toplumsal çevrenin düşünsel özellikleriyle bezendiği aşikârdır. Ki İnsan bilimleri -psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi- bu konuda önemli veriler ortaya koymaktadırlar. Bu gerçekliği anlamak için kendi düşünsel dünyamızın nasıl şekillendiğine/şekillendirildiğine bakmak yeterli olsa gerek.
İnsanın bir şeyi anlamlandırma algısının kültürel aktarımdan etkileniyor olması onu çevresinin ürünü haline getirmektedir. Sosyal çevre, bireylerine kendi algısını benimseterek, onu olup bitene belli noktalardan bakmaya zorlamaktadır. Yani toplumsal çevre, bireyleri için hazırlanmış şemalar -zihinsel anlamlandırma- oluşturup onları biçimlendirmektedir. Çünkü toplumsal çevrenin bireyden istediği şey, onu ehlileştirmek için oluşturulan şemalarla zihinsel dünyasını biçimlendirmesidir.
******
Konuya 'Kürdlerin zihin dünyalarının şekillendirildiği çevreler' açısından bakacağız. Türkiye'de ister İslamcı algıya sahip şemalarla yetişmiş olsun isterse solcu dünya algısına sahip şemalarla yetişmiş olsun, Kürdlerin tümü için yukarıda ifade edilenler geçerlidir.
Bu ülkede Kürt olmak 'arada kalmak'la eşdeğer hale getirilmiştir. Kürd nereye ve kime ait olduğunu haykırmak istediğinde hemencecik onu yaftalamak için her iki kesimden hazır kıta bekleyen bir kitle ile karşı karşıya kalır. Bunun sonucu olarak Kürd, taraf seçmeye zorlanılmayla karşı karşıya kalma durumuna itilir. Oysa bunu yapmadan da Kürdün kendisine ait zihinsel şemalarla kendisini ortaya koyma hakkına sahip olduğunu görmek zorundayız. Dolayısıyla hangi dünya algısına sahip olursa olsun, öncelikle Kürd olduğu bilincine varması, onu o dünya algısının dışına çıkarmayacağı gerçekliğini de görmek gerekir. Ancak karşı karşıya kaldığı yaftalamaya hazır kıta ona, ilk önceliğinin 'şekillendirildiği dünya algısı' olduğunu hatırlatmaktadır. Eğer Kürdler, söz konusu dünya algılarını kendi varlık algılarının arkasına almayı başarırlarsa kendi özleriyle yüzleşme gerçekliğini yakalama imkânı bulurlar.
******
Tekçi Ulus Devlet formatına uygun eğitim basamaklarıyla veya içinde bulunulan İslamcı algıya sahip çevre tarafından şekillendirilen Kürdler, kendi varlığına dönmeyi milliyetçilik olarak algılamaktadırlar. Bu algı onları kendi varlık gerçekliğinden uzaklaştırırken şekillendirildikleri zihinsel dünyaya sıkı sıkıya sarılma durumuna zorlamaktadırlar. Bu durum ise sarıldıkları şeyin İslam olmadığı ve 'bir kavmin kendi egemenliğini pekiştirme aracına dönüştürülen düşünce' olduğunu görme imkânını ellerinden almaktadır. Çünkü kendi tarihsel geçmişlerinde yer alan İslam algısının da bu olduğu kanaatine artık sahip olmuşlardır. Geçmişe ait koşulların doğurduğu birliktelik zorunluluğunu veya hizmeti –ki varsa-, bugünkü ulus devlete mal etmekte olduğunun bilincinde olmadan düşünmeye zorlandığının farkında değildirler.
TC’nde Kürdlerin İslamcı algıyla yetişenlerinden bazıları zamanla kendi varlıklarının farkına vardıklarında, "KÜRDİSTAN" dedikleri için 'ÜMMET bölücüsü' olmakla suçlandılar. Ama Misak-ı Milli aşkına gark olup ÜMMET diyenler ise 'mücahit' safına sokuldular. Birinci gruptakiler, 'haram olana tevessül edenler' olarak lanse edildiler. İkinci gruptakiler ise 'İslam’ın yılmaz bekçileri' olarak adlandırılıp diğerlerinin önüne -sahabe timsali - konuldular.
Acaba Ümmetçi (Osmanlı/Türk sever) Kürd kardeşlerimiz son süreçte ne haldeler? Bilinmelidir ki, bu kelimeyi devletin tozlu raflarından indirip onların zihinlerinde yer edinmesinde çabası olanlar bundan sonra iflah olamazlar. Çünkü insanın inanç alanını belirleme gücü iradi olmasına rağmen bir millete aidiyeti ise iradi değildir. 'İnsanın değiştirme ve iradesiyle belirleme gücüne sahip olmadığı' ontolojik gerçekliği görmezden geldikleri için Sünnettullah’a savaş açtıklarının farkında değiller. Sünnettulah’ı görmeyen bir kavmin iflah olması da elbette mümkün değildir.
Tıpkı bizim (Kürdistan’a yüzünü dönenlerin) de artık iflah olamayacağımızı düşünmeleri gibi. Bize 'din dairesine geri dönme' davetinde bulunmalarının gerçek niyetleri, 'ümmet olarak lanse etmeye çalıştıkları ulus devletin sınırlarını koruma' hezeyanlarından başka bir şey değildir. Eğer bu çağrılarında samimi iseler, biz aramızda Allah’ın Kitabı'nın hakem olmasını önermekten başka bir şey istemiyoruz. Allah’ın Kitabı Hak, Hukuk ve Adalet ölçüleriyle hakem olarak kabulümüzdür. Aslında, var olan koşullar üzerinden kendi ulus devletlerini ümmetin kurtarıcısı olarak görüp bizden itaat istemelerinin Allah’ın Kitabı'nda yer alan Hak, Hukuk ve Adalet’le bağdaşmadığını elbette onlar da bilmektedirler. Çünkü onlar da, ümmet bilincinin bir milletin varlığını inkâr etmediğini aksine onun görünür olması gerektiğini de Allah Resulü'nün Selmanî Farisi, Bilalî Habeşi ve Süheylî Rumi gibi tanımlamalarını kullanmasının ne anlama geldiğini de elbette bilmektedirler.
******
Ulus Devlet formatıyla oluşturulan TC’de İslamcıların, Kürt ve Kürdistan sorununu doğru algılayıp bu çerçevede bir bakış oluşturdukları kanaatine sahip değilim. Zihinsel olarak orada yer aldığım süre içerisinde bunu hem müşahede etmişim hem de kırıntı biçiminde olsa da ifade etmeye çalıştığımda verilen tepki üzerinden gözlemişim. Onların olup biteni anlamlandırma mantalitelerinin, İslam’ın çizdiği 'en yakınından uyarmaya başla' ilkesini 'en uzakta olana odaklan' biçiminde anlayarak oluştuğu görülmektedir. Yani algılamaları 'en yakın olana değil uzak olana odaklanarak çalışma' prensibine göredir. Çünkü 'yakın olan' her zaman ve her halükarda bedel ister. Oysa onlar, o bedeli ödememek için, öyle bir zorunlulukla karşılaşmayacakları İslam diyarlarına yönelmeyi doğru buldular. Çünkü onları –ulus devlet sınırları dışında olan- kendi ulus devletleri içinde gündemleştirmeleri hem daha rahat hem daha kolaydı.
'Kürd ve Kürdistan sorunu'kendilerine ait olan ulus devleti doğrudan ilgilendiren bir durum olduğu için, onu görmezlikten gelerek rejimleriyle çatışma içerisine girmekten imtina etmektedirler. Ama İslam dünyasındaki her hangi bir soruna odaklanmaları bir sorun oluşturmadığı gibi rejimleri açısından da sorun oluşturmaz. Bu nedenle onu kolaylıkla dillerine dolamaktadırlar. İsterseniz örnek olarak 2005’lere kadar Çeçenistan sorununu açıktan konuşmalarına ve onları il il Çeçenleri dolaştırarak propaganda yürütmelerine bakın. Ancak Rusya’nın karşılık olarak PKK’yi destekleyebileceğini ima etmesi üzerine bundan imtina etmeye başlama gerekçelerine bakmak yeterli olsa gerek. Tam bu noktadan olaya bakınca ne demek istenildiği açıkça ortaya çıkmaktadır.
İşte bu nedenle TC İslamcıları, farkında oldukları ama bir türlü kendilerine bile itiraf edemedikleri 'Kürtler üzerindeki zulmü görmezden gelme'nin oluşturduğu baskıyı azaltmak adına, duygularını tatmin etmek için ''Cihad romantizmi'' çerçevesinde Çeçenistan, Afganistan, Doğu Türkistan, Bosna, Irak, Filistin, Gazze vb. yerlere bakmayı her zaman daha ehven gördüler.
******
TC’nde insanlar, bir olayı veya konuyu irdelerken kendi mahalli ve algı dünyalarının mutlak esiri haline gelmektedirler. Olup biteneanlam yüklerken onu kendi algılama biçimine uygun argümanlarla ortaya koyma gayretkeşliği içinde oldukları, iz'an sahibi her insan tarafından kolaylıkla görülebilir. Kendi mahallelerinden olan bir duruma ilişkin yanlı tutumlarını hemencecik belirtme ve ortaya koyma gayreti aşikâr bir biçimde meydana çıkıverir.
Anadolu topraklarında yaşayan Müslümanlar elbette Cumhuriyet buldozerleri altında inim inim inlemişlerdir. Fakat Anadolulu Kürt Müslümanlar bu zulmü daha katmerli yaşadılar. Türkiye İslamcıları ikincisini hiçbir zaman kendilerine dert etmediler. Zaten böyle bir dertleri olmamalıydı. Çünkü şekilendirildikleri algıları paramparça edilmiş Osmanlı mirasçısı olan Anadolu -TC ulus devleti- bir de bu tür bir tefrikayı kaldıracak durumda değildi. Ön plana çıkarılan bu algı ile Kürtlere, 'sakın ha böyle bir davranışa girişmeyin' denilerek bunun 'Ümmeti, İslam’ı bölme' ile eşdeğer olduğu inancı yerleştirilme gayreti gösterdiler/göstermektedirler.
İslamcıların Türkiye Cumhuriyeti sokaklarına bakmaları aslında yöneldikleri 'cihat romantizmi' için yeterlidir. Buradan Kürtlerin Müslüman bir halk olduğu gerçeğiyle yüzleşecekleri ve İslam coğrafyasındaki mazlum milletlerden zerre kadar farkları olmadığını göreceklerdir. Bu gerçeklik onlar için hep zor olmuştur ve bunu kabullenmek de bir bölücülük unsuru olarak algılatılmıştır. İslamcılar eğer imanlarında samimi iseler, ''Müminler birbirinin kardeşidir,'' ahdini Kürtler söz konusu olunca da unutmamaları ve her yerde, her zeminde mazlumun yanında olunması gerektiğini bilmek zorundadırlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017