Yıldıray OĞUR
Belki yeni baba olduğum için daha da iyi anlıyorum o sözlerin değerini. Dünyada bir insanın yaşayabileceği en büyük acıyı yaşarken hâlâ toplumun iyiliğini düşünen Sırrı Sakık’ın sesi o yüzden barış, kardeşlik, çözüm, diyalog kakofonisinden daha gür çıkıyor:
“Her ülkenin azizleri vardır. Siz de bu ülkenin azizi olabilirsiniz. Bu sorunu çözün.”
Başbakan’ın cevabı ise uzun süredir Kürt meselesiyle ilgili yaşadığı hayal kırıklığını yansıtıyordu yine:“Ben elimden geleni yaptım, ancak karşılık bulmadı.”
Bugün barış ve çözüm için yapılacak en cesur ve hakkaniyetli şey ne, biliyor musunuz. Hiçbir şeyden yüksünmeden şunu söyleyebilmek:
Başbakan bu kez haklı.
Erdoğan Kürt meselesinde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ilerici adımlarını atan, en büyük risklerini alan başbakanı.
Başta Kürt siyasetçiler, yıllardır Kürt meselesinde barış sözünü tekeline almış olanlar, açılıma “Dağ fare doğurdu” demek için yarışırken, liberal, sol aydınlar her gün hükümete “MHP’nin oyları için milliyetçiliğe teslim oldu” diye puan verirken, Başbakan’ın direktifiyle devletin en üst düzey yetkilileri üç yıldır PKK’nın liderleriyle müzakereler yürütmekteydi.
Esasen açılım, Orhan Gencebay’la kahvaltılar değil, 2005’te Ankara Gölbaşı’nda Kürt siyasetçilerle başlayan ve ardından Oslo süreci adı altında arabulucularla devam eden müzakerelerdi.
Devletin içinden gelen her türlü çelme takmalara rağmen hükümet bu süreci Habur’a kadar taşıdı.
Yetmedi, Habur’a hukuki olarak açıklanması zor özel mahkeme kurdu. Dört yılın emeği olan bu büyük fırsat Kürt siyasetinin kutlama hovardalığı ve Türk medyasının milliyetçiliğine kurban gitti. Ama hükümet PKK’dan Reşadiye baskını ve devletin içinden kelepçeli KCK tutuklamaları gollerine rağmen müzakere masasından kalkmadı.
O duyduğumuz ses kaydında Başbakan yine büyük bir risk almış, az kalsın bu yüzden tutuklanacak özel temsilcisini müzakerelere göndermişti. Genel bilinenin aksine Oslo süreci 2010 mayısında, bu görüşmelerin kendisine yönelik komplo olduğunu, bunun arkasında kontra güçler olduğunu söyleyerek yeniden savaş kararı alan Öcalan tarafından bitirildi.
Peki, hükümet ne yaptı? Bu kez doğrudan Öcalan’la görüşmeye başladı. Hem de referanduma giderken bu görüşmelerin alenileştirdi, varlığını da kabul etti.
Hükümet böylesine bir risk alırken, bir taraftan Kürt siyaseti ve liberal sol çevreler “Başbakan referandumda milliyetçiliğe oynuyor, açılım bitti” diye parmak sallamaktaydı, bir taraftan da milliyetçiler onu tefe koyup çalmaktaydı.
Kimse ucundan tutmadı çözümün. Ama buna rağmen başarılı oldu. 2011’in haziranında Öcalan’dan“Devletle anlaştık, barış konseyini 20 güne kuracağız, Devrimci Halk Savaşı’nı erteliyorum, demokratik özerklik bir yıl daha tartışılsın” açıklaması geldi.
Bundan bir hafta kadar sonra Silvan saldırısının neden olduğunu, aynı gün demokratik özerkliğin niye ilan edildiğini merak edenler KCK iddianamelerindeki İmralı-Kandil arasındaki mektuplaşmalara bakabilir.
Gerçeğe karşı dürüst olanlar biliyor: Bu anlaşmayı Öcalan’ın “Şantaj” dediği mektupta Kandil’in protokollere eklediği devletin kabul etmediği rötuşlar ve Öcalan’a yönelik “Masadan kalk, Devrimci Halk Savaşı’na hazırız” baskıları bitirdi.
PKK, bu altı yıllık müzakere süreci boyunca örgütsel çıkarlarını çözümün önünde tuttu. Devlet jest için yollardaki güvenlik kontrollerini kaldırdı, PKK bu demokratik adımı şehirlere bomba sevkiyatı yapmak için kullandı. Son olarak da Suriye’deki gelişmelerde yeni fırsatlar görünce Atalay’ın silah bırakacak açıklamasıyla bilinen son olarak ABD Büyükelçisi Riccardone’nin de teyit ettiği Haziran 2012 takvimli görüşmelerden de çekildi.
Kürtlerin devlete karşı tüm taleplerinde yüzde yüz haklı olduğunu, devletin yüzde yüz haksız olduğunu düşünen biri olarak PKK’nın silahı üzerine yazıyorum bu yüzden aylardır. Bugün barış için yapılması gereken en hayırlı şey “şiddet nereden gelirse gelsin” gibi ruhsuz lafları, amaları, politik hesapları bir kenara bırakıp PKK’ya silahlı mücadeleden vazgeçmesi için motive etmek, tavsiyede bulunmak, baskı yapmaktır.
Dün Başbakan “PKK silahı bırakırsa, operasyonlar durur” dedi yine. Bu sözün değerini politik hesabı kitabı olmayanlar, bugüne kadar başbakanların dillerinden düşürmedikleri “Tek bir terörist kalmayana kadar”, “Pişman olun, devletin şefkatli kollarına teslim olun” doktrinlerini hatırlayanlar gayet iyi anlamıştır.
Daha bir yıl öncesine kadar Kürt sorunu PKK sorunundan ayrılamaz diyenlerin, bugün Kürt sorunu, PKK sorunu ayrı ayrı çözülmeli demeye başlamasına aldırmayın. Kürt sorununun Kürtlerin hayatını derinden etkileyen en acil çözülmesi gereken kısmı, süren şiddet ortamıdır. Yani Kürt sorununun birinci maddesi hâlâ PKK sorunudur.
Peki çözüm? Çözüm hayal değil. PKK, 1999’da Öcalan’ı yakalayan, Kürt bile diyemeyen bir devletle anlaşıp silahlı mücadeleyi sona erdirmiş bir örgüt. Gerillaları sınır dışına çekip, örgütün kötü itibarlı adını bile değiştirirken Öcalan’ın söylediği şu sözler 13 yıl sonra bugün için de geçerli:
“Türkiye’de çatışma ve şiddet ortamı insan hakları ve demokratik gelişmenin önünde engel teşkil etmektedir. Ağırlıklı olarak Kürt sorununda yaşanan şiddet bunda temel rol oynamaktadır. Çıkmazı aşmak ve sorunların çözüm yolu şiddete son vermeyi gerektirmektedir.”
İşte, 1998-2004 arasındaki bu barış dönemini getiren ateşkesin arabulucularından olan İlhami Işık’ın bugün için de yedi maddelik bir çözüm takvimi var. Belki hayal diyeceksiniz. Ama önce bir okuyun derim (Açıklamalar bana ait):
1) 15 kasım 2012 Meclis’te grubu bulunan partiler yeni anayasada vatandaşlık tanımı konusunda tam mutabakat sağlandığıyla ilgili ortak deklarasyon yayınladı.
Bu hiç zor değil. Anayasa’nın vatandaşlığı düzenleyen 66. maddesinde Türklük kelimesi yerine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kelimesinin geçmesi konusunda zaten AK Parti, BDP ve son dönemde CHP hemfikir. MHP dışındaki partiler bu garantiyi yüksek sesle verebilir.
2) 20 Kasım 2012 Hükümet, şiddete bulaşmışlar dışındaki tutuklular için Ceza Kanunu’nda değişiklik yapılacağını ilan etti.
Yeni anayasa temiz bir sayfa demek.. Eski anayasa yürürlükten kalkarken, onu yıkmak suçundan içeride olanlara kısmi bir af getirilmesi pek çok ülkede örneği olan bir uygulama. Neden olmasın?
3) 1 Aralık 2012 Hükümet, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’ndaki çekincenin kaldırıldığını duyurdu.
Yerel Yönetim Reformu Sezer’e takılan, AB’ye girmek isteyen, “Valileri halk seçsin” diyen Başbakan için bu adımı atmak zor olmamalı. Bu adım entelektüel bir fantezi, korkutucu bir faşizan heyula olan Kürt siyasetinin demokratik özerklik talebini de karşılayacaktır.
4) 15 Aralık 2012 PKK, amasız ve şartsız olarak silahlı mücadeleyi bitirdiğini açıkladı.
13 yıl önce yapmıştı, bugün neden yapmasın? Burada istenen silahları teslim etmek, teslim olmak da değil, siyasi olarak silahlı mücadeleden vazgeçtiğini açıklamak.
5) Hükümet, anadilde eğitimin 2018 yılında yürürlülüğe gireceğini ilan etti.
Seçmeli ders için bile hoca bulanamazken daha erken bir tarih mümkün değil. Yeni açılan Kürt dili bölümleri de bu tarihe kadar mezunlar verecektir.
6) 1 Mayıs 2013 PKK, tüm güçlerini sınırdışına çekmeye karar verdi.
Daha erken olamaz. Çükü bunun için kışın geçmesini beklemekten başka çare yok.
7) 15 Kasım 2013 Öcalan’ın ev hapsine çıkarıldı.
Bütün bu adımlarda sonra herhalde buna kimse bir şey demez artık.
O kadar da zor değilmiş değil mi? Güzel bir hayaldi, neden gerçek olmasın?
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025