Ali Türer
Geçen hafta Post modern yaşamın eğitime olumlu-olumsuz etkilerini tartışmaya başlamıştık. Kaldığımız yerden devam edelim.
Bütün bu gelişmeler, eğitim sistemlerinde hem örgütlenme hem de program düzeyinde yeni yaklaşımların ortaya çıkmasına yol açıyor. Eğitimde yerelleşme, yerel inisiyatif kullandırma giderek daha fazla gündeme geliyor.
Birçok programcı (Bruner, Shawab vb.) eğitim programlarının toplumun karşı karşıya kaldığı sosyal problemlerle daha fazla ilgilenmesi gerektiğini savunuyorlar. Diğer yandan Post modern süreç ile birlikte yıldızı parlayan Pragmatist, Yapılandırmacı, Hermeneutik (Yorumlayıcı) ve Fenomelojikyöntemler; eğitime bilim dışı yaklaşımların, ideolojik müdahalelerin birer aracı olarak daha fazla kullanılmaya başlandı.
Barış ve silahsızlanma savunusu B.Russel (ölm:1970) devletin ve siyasetin eğitim üzerindeki olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılabilmesinin önündeki engeller olarak; savaşları, savaş tehdidini, boş inançları, adaletsiz ekonomik yapıyı, aynılığa karşı özel ilgiyi gösteriyordu. Postmodern süreçte bugün bu olumsuz koşullar değişmek biryana daha da derinleşti.
Erich Fromm (ölm:1980) kendini hem satıcı hem de satılacak mal olarak gören, asıl derdi pazardaki değerini (imajını) arttırmak olan “pazarlamacı tip insanı” ortaya çıkardığı için kapitalist üretim ilişkilerini eleştirmiştir. Fromm’a göre "kar daha fazla kar"a endeksleşmiş üretim ilişkileri içinde eğitimin amacı pazar için yararlı bilgileri mümkün olduğu kadar daha çok toplayabilmek haline gelmiştir. Eğitimciler olarak öğrencilerden o kadar çok şey istedik ki, öğrencilerin kendilerini nasıl geliştireceklerini düşünmeye zamanları ve enerjileri kalmadı.
Fromm’un eleştirdiği bu koşullar postmodern süreç ile birlikte azalmak bir yana daha da derinleşti. Postmodern eğitim belki modernleşme sürecinde olduğu kadar bilgi aktarma-dayatma ağırlıklı gelişmiyor. Fakat bu durum insana verdiği değerden kaynaklanmıyor. Bir yönü ile bilginin üretimini tekellerin kontrolüne bırakma arzusundan, bir yönüyle de tüketim çılgınlığını kışkırtmaya duyduğu ilgi ve ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Bir yönü ile de sığ bir dünya vatandaşlığı yaratmaya duyduğu ilgiden kaynaklanıyor.
Fakat piyasada ortalama yetişmiş insan ihtiyacı, teknik güce olan ihtiyaç yerini üstün vasıflı eleman ihtiyacına bırakmış durumda. Bu da azalan istihdam olanakları, rekabetin daha da sertleşmesi, yetişmiş ortalama insan gücünün atıl kalması gibi sonuçlar ortaya çıkarıyor.
Ortaya çıkan boşluk ise uyuşturucu, sosyal medya ilişkileri, bilgisayar oyunları, şans oyunları, eğlence içinde yarışma sektörü gibi kaynaklara el altından kolay ulaşım yoluyla doldurulmaya çalışılıyor.
Bu arada Aristocu bilgi edinme anlayışımız, düşünsel ilişki kurma biçimlerimiz kökten değişiyor. Eskiden eğitim sürecinde edindiğimiz kavramlardan hareket eder, yeni karşılaştığı kavramları mantıksal bağ içinde algılar, birbirleriyle bütünleştirme yoluyla bir takım sonuçlar ortaya çıkarmaya çalışırdık. Böylece dünyayı zihnimizde belirli kategorilere göre aşamalı olarak düzenler, algılar, sonuçlar çıkarır, buna göre davranırdık. Budeterminist (gerekirci) anlayış bize her olayın bir nedeni ve sonucu olduğunu söylerdi. Geçmiş hakkında yeterince bilgili sahibi olduğumuzu düşünüyorsak, çözümü her zaman doğru biçimde belirlediğimizi varsayardık. Nedensellik ilkesi bize bir olayın neden o biçimde gerçekleştiğini görmemiz için yeterdi. Her şeyin kontrol altında olduğu duygusu psikolojik bir rahatlık yaratırdı.
Oysa bugün her şey belirsiz haline geldi.
Çünkü artık yaşanacak olanın determinist bir yapısı olmadığını,önümüzü görmenin o kadar kolay olmadığını biliyoruz. Dünyayı sınama-yanılma süreci içinde rastlantısal biçimde keşfettiğimizin sanki yeniden farkına vardık. Bilgiler bütünümüzün giderek daha istatiksel nitelikte ve anlık ihtiyaçlarımıza uygun seçilmiş verilerden oluştuğunu fark ettik.
Pek çok insan için bilgi, daha çok yaşamın içinde kurduğu ilişkilerden, basından, iletişim kanallarından gelişi güzel bilgilerden geliyor. O yüzden artık algılarımızı kontrol edemez olduk. Algılarımız içinde bize dönük manipülasyon ürünü olanların payı ne, gerçekten ihtiyacımız olan bilgi hangisi, davranışlarımızı ihtiyacımız olan bilgilerler mi yönlendiriyor? Yoksa aslında bizden beklenen, bize biçilen rolün sınırları içinde mi davranıyoruz. Bunları bilmiyoruz. Daha da kötüsü bunlara her geçen gün daha az kafa yoruyor, kendimizle yüzleşmeyi hep erteliyoruz.
Üstelik gençlerin bu eğilimleri “ben çektim çocuğum çekmesin” diyen orta gelirli ailelerin olağanüstü hoş görülü davranışları ile çocuğunun ihtiyaçlarını yeterince karşılayamadığı için çocuğundan beklentisi düşük olan yoksul ailelerin “Saldım çayıra Mevla kayıra” yaklaşımları ile de besleniyor.
Bilgi edinme boyutunda yaşadığımız bütün bu farklılaşmalar biz eğitimcileri eğitim anlayışlarımızı, program düzenleme anlayışlarımızı gözden geçirmeye zorluyor. Bütün bunlar amacımızı, niyetimizi yaşanacağı önsel olarak belirlemeye dönük program faaliyetlerini daha önemli hale getiriyor.
Bütün bu bulgular, ekonomik-siyasal gelişmeyle eğitim alanındaki sorunların giderek daha da arttığını, karmaşıklaştığını gösteriyor. Ancak diğer yandan iletişim ve teknoloji alanındaki gelişmelerle, geçmişe göre çok daha zengin olanaklara, fırsatlara sahip olduğumuzu da biliyoruz.
Türkiye’de modern eğitimin devleti kurtaracak asker sivil elit kadrolar yetiştirmeye dönük bir araç olarak ortaya çıkışının ekonomik, sosyal, siyasal, eğitimsel olumsuz bazı sonuçları oldu.
- İntisaba (bağlılığa) ve himayeye dayalı devlet memurluğu kültürü yerleşirken, hukuka bağlılık ve liyakat temelinde bir bürokrasi gelişemedi.
- Siyasi partilerin temsil temelinde değil devleti kurtarma temelinde ortaya çıkmaları sonucu siyasal-sosyal yaşamda uzlaşma kültürü gelişemedi, lidere endeksli siyaset yapma alışkanlığı yerleşti.
- Mesleki eğitim, mesleki kimlik sahibi birey yetiştirme anlayışı geliştirilemedi. Eğitim-iş yaşamı bağlantısı doğru kurulamadı.
Dünyada 1990’lardan sonra giderek etkisini arttıran post modern sürece Türkiye modernleşmesini tamamlayamadan, demokratik, çağdaş devlet yapısını üretmeden yakalandı. Türkiye’de 200’li yıllardan itibaren giderek etkili olan İslamcı ve yeni İslam-Türk sentezci ideolojik yöneliş dünyadaki küreselleşme-post modernleşme sürecinden ayrı düşünülemez.
Yeni ideolojik şekillenişin Türkiye’de eğitime etkisi, daha çok eğitim sisteminde huzursuzluğu, karmaşayı, eğitim kalitesinde düşmeyi, fırsat eşitsizliğinde derinleşmeyi, okullar ve bölgeler arasında dengesizliği, moral değerlerde yıpranmayı arttıran bir rol oynadı, oynamaya da devam ediyor.
Merkeziyetçi örgütsel yapının, geleneksel yukarıdan indirmeci yönetim, denetim ve program anlayışlarının korunduğu, hatta daha da güçlendiği bir sistemde yönetici, öğretmen ve öğrenciler için ortak davranış standartları geliştirmek mümkün değildir.
Geçmişle barışmadan geçmişin bilgi ve deneyim birikiminden yararlanmadan, diğer yandan geçmiş ile gelen ayak bağlarından kurtulma iradesi ortaya konmadan gelecek ile ilgili ile ilgili hiçbir anlamlı adım atılamaz.
Çözüm kendi içinde barışık, huzurlu, kalkınmaya dayalı, gençlerinin enerjisini doğru yolda kullanabilen çağdaş demokratik bir eğitim anlayışı geliştirmekten geçiyor.
KAYNAKLAR
Nevin Saylan, Program Tasarısının Tarihsel Gelişimi (Balıkesir: Ders notları,1996),s.6.
Bertrand. Russel, Eğitim ve Toplum Düzeni. Çev.: Nail Bezel. İstanbul: Varlık Yayınları, 1969.
Bertrand. Russel, Din ve Bilim, Çev.:Akşit Göktürk İstanbul: Elif yayınları, 1963.
Moles, Abraham, A. Kültürün Toplumsal Dinamiği. Çev.: Nuri Bilgin. İzmir: Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1983.
Fromm, Erich Erdem ve Mutluluk Çev.: Ayda Yörükan. Ankara: Türkiye İş Bankası Yayınları, 1993.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024