Alper GÖRMÜŞ
Bence Ertuğrul Özkök’le Emin Çölaşan arasındaki 28 Şubat atışmasında Özkök’ün “dedi”sinden de, Çölaşan’ın “demedim”inden de önemli nokta şu: Bu ikili, Çevik Bir’le o muhabbetlerinin ardından nasıl oldu da yıllar boyunca birlikte çalışmaya devam ettiler?
Medyanın darbecilik algısındaki devasa sakatlığı fâş ettiğini düşündüğüm bu soruya kendimce bir cevap vereceğim, fakat önce hikâyeyi özetlemek, tarafların iddialarını aktarmak istiyorum...
Tartışmayı, Mehmet Ali Birand’ın sunduğu 28 Şubat belgeselindeki sözleriyle Ertuğrul Özkök başlattı. Radikal’den aktaıyorum:
“Hürriyet gazetesi yönetici ve yazarları olarak 28 Şubat döneminde Genelkurmay 2. Başkanı olan Orgeneral Çevik Bir ile yaptıkları bir görüşmeyi anlatan Ertuğrul Özkök; Tufan Türenç ve Emin Çölaşan’la birlikte Çevik Bir’i ziyarete gittiklerini, Emin Çölaşan’ın Orgeneral Bir’e, ‘Siz onu bırakın darbe yapacak mısınız? Yapmayacak mısınız?’ dediğini anlattı. Ertuğrul Özkök, Çevik Bir’in de Çölaşan’a, ‘Ne diyorsunuz Emin Bey siz!’ cevabını verdiğini söyledi.”
Hikâyenin bu Ertuğrul Özkök versiyonunu okuduğumda, tabii ki “olmaz öyle şey, Emin Çölaşan böyle bir soru sormuş olamaz” demedim; okuduklarıma inandım.
Ardından Emin Çölaşan, Sözcü gazetesinde kaleme aldığı “Nasıl da yalan söylüyor” başlıklı yazıyla Özkök’e cevap verdi. Onun versiyonu farklıydı:
“Söylediklerinin ilk bölümü doğrudur. Evet, Çevik Bir’i Genelkurmay’da topluca ziyaret ettik. Ekipte o, ben, Tufan Türenç, Sedat Ergin ve rahmetli Gülçin Telci vardı.
O günlerin kargaşa ve karmaşa ortamında kendisine sorduğum soru şudur:
‘Paşam, alınan bu 28 Şubat kararlarına direniş olursa, gerektiğinde silah kullanır mısınız?’ O da ‘Gerekirse kullanırız’ dedi.
“Darbe sözcüğü asla geçmedi. Dolayısıyla Çevik Bir bana ‘Siz ne diyorsunuz Emin Bey’ gibi şaşkınlık ifade eden bir cümle kullanmadı. Bir gün önce gazeteciler için Genelkurmay’da brifing verilmişti. Bu anlattıklarımı doğrulayan haber, Hürriyet’in 12 Haziran 1997 Perşembe günkü manşetinde açıkça var. Manşet şöyle: ‘Gerekirse silah bile kullanırız.’”
İki soru da aynı makamdan...
Bana sorarsanız, “Siz onu bırakın darbe yapacak mısınız, yapmayacak mısınız” sorusu gibi,“Paşam, alınan bu 28 Şubat kararlarına direniş olursa, gerektiğinde silah kullanır mısınız” sorusu da aynı makamdandır; “Ah, keşke” makamından...
Fakat yine de iki soru arasında fark vardır: Birinci versiyon doğruysa, sorunun sahibinin kaçarı yoktur, ikinci versiyon doğruysa kaçarı vardır. Nitekim Emin Çölaşan “öyle demedim, böyle dedim”,“darbe lafı geçmedi” falan gibi savunmalarla “darbeperver gazeteci” pozisyonundan yırtmaya çalışıyor.
Gelelim hikâyenin Ertuğrul Özkök bölümüne... Bu bölümde işaret etmek istediğim iki nokta var (her ikisinde de Özkök’ün beyanının doğru olduğundan hareket edeceğim). Birinci noktayı Yeni Şafak’tanSalih Tuna (25 şubat) çok güzel anlatmıştı, dolayısıyla işin o yanını onun sözleriyle aktarıyorum:
“İnsana sormazlar mı: Madem ‘28 Şubat’ın en kudretli paşası’ darbe sözünü telaffuz etti diye Çölaşan’ı terslemiş, neden bunu ‘Gerekirse silah kullanırız’ şeklinde Hürriyet’in manşetine çektin? Manyak mısın, işbirlikçi mi? Çevik Bir’i demokrat göstermekle neyden yırtacağını sanıyorsun? Dün olduğu gibi bugün de bir görevi ihmal etmiyorsun, da, şimdiki görevin ne?”
Bu noktanın üzerine bir cümle de ben koyayım: Ertuğrul Özkök’ün beyanını doğru kabul ettiğimizde, gerçekten de insanın aklına garip sıfatları getirecek bir durum ortaya çıkıyor. Ayrıca, Salih Tuna’nın dediği gibi, tam da 28 Şubat’la ilgili soruşturma açıldığı şu günlerde, bu sözler marifetiyle bir“demokrat Çevik Bir” imajı yaratma çabası da sırıtmıyor değil.
O soruda bir şey yokmuş!
Geldik ikinci noktaya (unutmayın, Ertuğrul Özkök’ün beyanını doğru kabul ediyoruz).
Tablo şöyle: Medyanın ülkedeki “Batılı” yüzü olmakla, çağdaş ve modern olmakla övünen en büyük gazetesinin genel yayın yönetmeni, yanına gazetenin yazı işleri müdürünü ve en etkili yazarını alarak ülkenin en etkili generalini ziyarete gidiyorlar... Etkili yazar, görüşmenin bir yerinde ordudan darbe beklediğini ve bunu arzuladığını, soru kılığında generalin tepesinden boca eder. Fakat general“demokrat” çıkmıştır, kendisine böyle bir soru sorduğu için yazarı ayıplar.
Sonra bu görüşme genel yayın yönetmeni marifetiyle ‘‘Gerekirse silah kullanırız’’ cümlesiyle manşete taşınır ve görüşmeden üç yıl kadar sonra genel yayın yönetmeni geriye dönüp bu görüşmeyi yazdığında, “etkili yazar”dan lafını esirgemeyen hınzır bir çocukmuş gibi söz eder (Hürriyet, 2 Ekim 1999):
Onu bırakın, bugün dahi, sorusunu darbeyi arzu ettiğini hissettirir bir tarzda sorduğunu açıkça söylediği “etkili yazar”ın o sorusunda aslında bir problem olmadığını savunabiliyor (Ertuğrul Özkök,Hürriyet, 25 şubat):
“Bence ne soruda, ne de cevapta büyütecek bir şey vardı. O gün hepimiz gazeteci olarak merak ettiklerimizi sorduk. Gazeteci sormuş, asker de hayretle karşılamış, yok böyle bir şey demişti.”
Darbe suçu, tecavüz suçu...
Bence bu sözde “objektif” gazeteci tavrı, darbeyi bir “suç”, kendisi dâhil bütün bir toplumun hak ve hukukuna yöneltilmiş açık bir tecavüz olarak algılamayan birinin hissiyatını yansıtıyor.
Üzerinde hiçbir ahlaki tartışma yapılamayacağı için, “darbe suçu”nu anlatırken sık sık “tecavüz”metaforuna başvurduğumu bazı okurlar hatırlayacaktır... Bu metaforu örneğimize uygulayalım...
Genel yayın yönetmeni, yazı işleri müdürü ve etkili yazar, memleketin ekonomik meselelerini konuşmak üzere çok güçlü bir işadamından randevu alsınlar... Etkili yazar, konuşmanın bir yerinde, aldığı güçlü duyumlara dayanarak, tecavüzcülüğüyle ünlü işadamına yeni bir tecavüz planlayıp planlamadığını sorsun; hem de gayet pişkin ve yüreklendirici bir tavırla... Mesela şöyle: “Siz onu bırakın, sırada yeni bir tecavüz var mı yok mu?”
Hadi o sordu... Genel yayın yönetmeninin böyle bir ahlak düşkünlüğü karşısında “etkili yazar”a hınzır çocuk muamelesi yapması olacak bir şey midir? O genel yayın yönetmeninin o yazarla daha uzun yıllar boyunca birlikte çalışması olacak bir şey midir?
Hakiki örneğimize dönersek...
Bu hikâyede ben, eğer doğruysa Çevik Bir’in Emin Çölaşan’a verdiği tepkinin değil, Ertuğrul Özkök’ün Emin Çölaşan’a vermediği tepkinin önemli olduğu kanaatindeyim.
Düşünün: Türkiye’nin en büyük ve en etkili gazetesinin genel yayın yönetmeni, bir yazarının bir generale darbe çağrısı yaptığına şahit oluyor ve o yazar o gazetede “memlekete darbe lazım” imalı yazılar yazmaya devam ediyor.
Böyle bir şey ancak, genel yayın yönetmeninin darbeyi mesela bir tecavüz suçu gibi görmediği, hatta suç olarak bile görmediği zihniyet koşullarında mümkün olabilir.
Algı böyle değilse, darbe karşıtlığı sadece laftan ibarettir ve böyle bir gazeteci sık sık kendini darbecilerle ruh ve gönül birliği içinde bulacaktır.
Zafer Mutlu 12 Eylül’den sonra “Bir daha darbe olursa gazeteciliği bırakırım” demişti ama 28 Şubat darbesinin en önemli medya aktörlerinden biri olarak rol oynadı.
Sebebi açık: Çünkü darbeciliği hiçbir zaman, en ağır cezalara müstahak bir suç olarak görmemişti.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025