Aydın Selcen
Bir dönem, artık biz paryalara bir asır denli uzak görünen yakın bir geçmişteki rejim değişikliği arefesinde, Fransa V. Cumhuriyeti’ndeki başkanlık sistemi ve hayatında sınıf başkanlığına dahi aday olmadan Bay Macron’un ilk kez bir seçim yarışına girip cumhurbaşkanı seçilmesindeki istisnai dersler üzerine kalem oynatmaya kalkışmıştım. Her biri yekdiğerinden berceste siz değerli okuyucularımdan gelen genel tepki “sendeki bu Macron hayranlığı nereden aslanım?” yöneliminde olmuştu. Okur her zaman haklıdır. Muradımı anlatamamış olmanın üzüntüsünü esasen nice gemi enkazlarıyla bezeli yüreğimin mezarlığına gömüp susmayı yeğlemiştim.
Şimdi rejim değişti. Hatta “rejim” demek dahi yasak. “Rejim” deyince “katil Esed” gibi kötü şeyler, öcüler üşüşüyor zira zihinlere. Sistemde şey demek gerek, sistem şeysi oldu ve ileri demokrasinin iliklere dek işleyen coşkusu tam gaz yaşanıyor yalnız ve güzel ülkemizde. “Zavadak zavadak, 0 elde tek teker kaldı, ha ha ha…” Elde tek teker, ağlamaktan değil kahkaha atmaktan göz pınarlarımıza dolan yaşları silerek, yine de Fransa’ya bakıp Türkiye’yi düşünmeyi deneyelim. Orada iki gelişme yaşandı: Yerel seçimler yapıldı ve deneyimsiz Bay Macron kabinesini (kısmen) değiştirdi.
Baştan söyleyeyim Fransa vatandaşı değilim, orada oy kullanmıyorum, oturma iznim yok, topu topu bir yıl görevle gittiğim Paris’te yaşamışlığım var o kadar. Hasbelkader Fransızca bildiğim için oradaki gelişmeleri haber bültenlerinden, radyolarından izliyorum. Ayrıca, bizim yönetsel yapımız oldukça oradan esinlenmiş, ancak onlar III. Cumhuriyet’ten beşinci vitese takarken, biz eh işte henüz birbuçukuncuda motoru bağırtıyoruz.
Bugün pazar, bir de yan yola sapıp, geri dönüverelim hafiften. Faşizme katkılarıyla tanınan Fransız düşünür Maurras’nın “pays légal” (yasal ülke) ile “pays réel” (gerçek ülke) ayrımını gözetirsek, Fransızca içinde yaşanılan bir hayal edilmiş ülke de olabilir. “Neden Fransızca öğreneyim?” sorusunun aciz bendeniz için yanıtı, eğer magrep ve sahraaltı Afrika ülkelerle iş yapmayı düşünen bir girişimci değilseniz, “Fransız edebiyatının ve Fransız sinemasının tadına varmak için” olacaktır. Saptığımız patikadan ana yola geri dönelim. Ne dedik? Ademimerkeziyetçilik, başkanlık sistemi, yerel seçim sonuçları ve kabine değişikliği. Dewamke**.
Yerel seçimlere her beş seçmenden yalnızca ikisi katıldı. Belki salgın, belki demokrasi krizi dolayısıyla. Bizde devletin çoklu organ yetmezliğinden dem vuruyoruz, Batı Avrupa’da da demokrasinin temsil krizinde oluşundan söz ediliyor. Seçimlerde Yeşiller beklenmedik görkemde bir zafer kazandı. Yüz binin üzerinde nüfusu olan kentlerde yalnızca Grenoble’u yöneten Yeşiller, Fransa’nın tüm büyük şehirlerinde yönetime gelmiş oldu. Şimdi önlerinde duran çelişki “ay sonunu getirmek” (“fin du mois”) ile “dünyanın sonunun gelmesini önlemek” (“fin du monde”) öncelikleri arasında akılcı ve gerçekçi bir orta yol tutturmak.
Bir başka kendine özgülük yahut sıra dışılık üç büyük şehir Paris-Lyon-Marsilya yerel yönetimlerinin bir “P.L.M. Yasası” ile düzenlenmiş olması. Buna göre başkanı halk, oylarıyla doğrudan seçemiyor, belediye meclisleri belirliyor. “Amman, karpuz kabuğu düşürmesin kimi akıllara” mı dediniz? Her neyse, dolayısıyla Marsilya’da*** seçimi kazanan Bayan Rubirola, çeyrek yüzyıllık sağcı Bay Gaudin iktidarının ardından koltuğa derhal oturamadı.
Rubirola, “beni birinci başkan yardımcısı atayacağını açıkla, seni başkan yaptırayım” diyen, kendi gibi kenar mahallelerden gelme Bayan Ghali’nin teklifini de elinin tersiyle itti. Sağcılar da bir çalım atıp, kendi adayları Bayan Vassal’i adaylıktan çekip, yerine 75 yaşındaki duayen Bay Teissier’yi getirip, meclis başkanlığını aldı. Halk “oylarımız çalınıyor” diyerek sokağa çıkmaya hazırlandı. Her şeye rağmen, Rubirola, Ghali dahil çeşitli oluşumlarla ittifak yapmayı becerip, 4 Temmuz’da tarihin ilk kadın belediye başkanı olarak Eski Liman’a (“Vieux Port”) hakim sarayda tahta çıkmayı bildi.
Sarayda belediye başkanı oturuyor vali değil, ne tuhaf değil mi? Suphanallah HDP’nin İstanbul, Ankara, İzmir, Adana’da filan tulum çıkardığını düşünün Diyarbakır’a ilaveten, benzer bir yer sarsıntısı Fransa’daki. Bence bu sakıncanın bertaraf edilmesi için de “HDP kapatılsın!” Eski Türkiye’de geçirdiğim affedersiniz abaza ergen devirlerimde, tribünleri bazen “kapılar açılsın, çatılmalar başlasın/tesisler basılsın, gereken yapılsın” diye inletirdik. Bu da öylesine ergence.
Genç ama ergen olmayan Bay Macron ise yurttaşların çevre konvansiyonunun hazırladığı talepler listesini ve 149 öneriden 146’sını kabul ettiğini açıkladı Elize Sarayı’nın bahçesinde. Tam da yerel seçim sonuçlarının açıklandığı güne denk getirerek. Halbuki Fransa için beka sorunu yaratan Yeşiller Partisi’ni çevre terörüyle suçlayarak, kapatılması yönünde bir kampanya başlatmalıydı. Siyasetin acemisi ne de olsa. Dedim ya, adamcağız sınıf başkanlığı deneyimini dahi haiz değil.
Sayın Macron salgınla mücadele ve polis şiddeti ardından polisin yalnız bırakılma tepkisi derken normalleşmeye geçer geçmez kabinesini de yeniledi. Le Havre Belediye Başkanı’yken, başbakan olan sağcı Bay Philippe, seçimi yeniden kazanıp Atlantik kıyısındaki limanına geri döndü. Belediye başkanlığı ile bakanlık, başbakanlık aynı anda olabiliyor. Ardından, sabık başbakanın normalleşmeyi yürütmekle görevlendirdiği Bay Castex’i başbakan atadı. Sağcı olduğunu “gizlemeyen” Castex, Sarkozigillerden ve kendi memleketinde ancak yerel delege olabilip belediye başkanlığını kazanamamış bir isim.
Kabinedeki bir başka çarpıcı yenilik “yıldız avukat” ve yazar Bay Dupond-Moretti’nin yine adeta “zavadak” diye Adalet Bakanı olması. Fransa’da ne olup bittiğini anlamak için bence gönül rahatlığıyla takip edebileceğiniz isimlerden Jalal Haddad, Dupond-Moretti’nin ünlü (hani “savunma saldırıyor”, çakal Carlos’un avukatı vs.) Verges’i çağrıştırdığını belirtiyor. “Sağın Verges’i” denebilir, renkli bir sima olduğu kuşkusuz. Ayrıca yine Sarkozy yetiştirmesi Bay Darmanin de İçişleri Bakanı oldu. “Sağ” deyince bizde bir ezberlenmiş kalıp vardır ya, örnekse Darmanin’in dokuz yıl önce “liberten” kulüplerde katıldığı âlemlerden kalma bir davası sürüyor ve bu durum engel oluşturmadı bakan atanmasına.
Son bir örnek çevreci Bayan Pompili’nin ekolojik dönüşümden sorumlu olarak ve hemen Dışişleri Bakanı’nın ardından yeni protokolde üçüncü sırada olan mega-bakanlığa getirilmesi. Yani demek istediğim başkanlık sistemlerinin kendine özgülükleri var. Macron, partisiz bir aday olarak cumhurbaşkanı oldu. Sonradan kendi hareketini tescil ettirdi. Kabinelerini sağcılığına solculuğuna bakmadan, kendine göre, kendi programını uygulayacak ve tabiatıyla planı doğru giderse yeniden seçilmesini sağlayacak kişilerle kuruyor.
Yine devamla, ulus-devletin ağadayısı addedilebilecek Fransa’da defalarca kendiliğinden ve AB ile uyum adına ademimerkeziyetçi idare reformları yapılmış. Bugün birinci mesele bu ademimerkeziyetçiliği, yerel demokrasinin güçlenip derinleşmesini sağlayacak adımları sürdürmek. İkinci sorun, salgının ardından çevreci dönüşümü toplumun cebini yakmadan ve bazılarında kamunun da ortaklığı olan büyük şirketleri batırmadan gerçekleştirmek. Ve evet, duymak istediğiniz oysa doğru, asayişin temini ve cihatçı selefi terörizmle mücadele de bir öncelik.
Ulus devlet, bölünmez bütünlük, millet vs deyince Fransa’da durum, benim gördüğüm bu. Krizde olan, benizleri sararmış Batı demokrasileri bir yanda, krizlerin teğet geçtiği, ömür boyu kurulmuş Putin Rusya’sının ve/veya Şi Çin’inin yanaklarından kan damlayan gürbüz düzenleri beri yanda. Gördüğünüz üzere bilmediğim şey yok: “Alo? Nalet olsun bu kafaya yaw, kıracam bu kafayı arkadaş…”
*”French Connection”, 1970’lerde iç savaşın kavurduğu, savaş ağalarının eline geçmiş Beyrut’tan Marsilya’ya, oradan New York’a uzanan eroin ticareti için kullanılan deyimdi. William Friedkin’in aynı adlı (bizde “Kanunun Kuvveti” adıyla gösterilen) 1971 yapımı filminde bayıldığım oyuncular Gene Hackman ve Fernando Rey başrolleri paylaşmıştı.
**Sizleri bir başka yan yola sokup bunaltmamak için bunu da buraya alayım dedim: Malûm, örnekse Latince gibi yabancı dillerde sözcüklere, terimlere yapıla atıfları ya italik, ya tırnak içinde kullanırız. Pekiyi, iki dilli, yani Türkçe-Kürtçe konuşup, anlaşan bir halksak biz eğer, “dewamke” gibi apartma da olsa Kürtçe sözcükleri nasıl kullanmalıyız? Bunlara Farsçadan ve Arapçadan dilimize uyarlanan sözcükler gibi mi davranmalıyız? “Pays réel” konusuna bir de buradan bakabiliriz sanki. “Gibi geliyor bana, yoksa şüphen mi var?”
*** Kapatılması gereken HDP gibi, ahlaka mugayir yayınları gerekçesiyle yasaklanması gereken Netflix’de bir Dépardieu-Magimel’li “Marseille” dizisi var, tam da bu siyasal entrikaları anlatan. Benim dizi tiryakiliğim hiç yok ama buna kaptırıp baştan sona heyecanla izledimdi. Takdir sizlerin.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024