Aydın Selcen
ABD, “CAATSA” ile yaptırımlara başvurarak, NATO müttefiki Türkiye’yi artık “hasım” olarak sınıflandırmış oldu. Aynı doğrultuda 1963, 1996 yahut 1999’dan bu yana resmen “AB aday ülkesi” statüsünü haiz Türkiye, Prof. Dr. Sinem Akgül Açıkmeşe’nin son Dünya Ve Biz’de dikkat çektiği üzere, son AB Konseyi toplantısında (10-11 Aralık) ancak Doğu Akdeniz başlığı altında görüşüldü. Adaylıktan söz edilmedi. Üstelik, Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Borrell’e müteakip 25-26 Mart 2021 tarihli Konsey’e dek verilen ödev, Türkiye ile AB’nin yeni ortaklık modeli üzerine farklı senaryolar çalışmak ve bunları onaya sunmak.
Diğer bir deyişle, ABD ve AB ile ikili ilişkilerde çokça başvurulan benzetmeyle “ağır çekim tren kazası” yine atlatıldı. Buna karşılık, Türkiye’nin yüzyıllardır ait olduğu Batı dünyasından “ağır çekim (anlaşmasız) boşanmasının” gerçekleşmekte olduğu tescillendi. Sözkonusu boşanmanın, diğer toplumsal ve siyasal boyutları, tarihsel önemi bir yana, yalnızca ekonomik faturasıysa, önceki yazımda da Prof. Dr. Eser Karakaş’a atıfla paylaştığım üzere, son beş yılda 250 milyar ABD Doları düzeyinde. Bu rakam AB üyesi komşumuz Yunanistan’ın ulusal gelirine eşdeğer. Yani Türkiye’ye Londra tefecilerinin, emperyalistlerin, kolonyalistlerin vs. herhangi bir kaşkariko oynamasına hacet yok, biz kendi gemimizi kendimiz layıkıyla batırıyoruz.
Buna karşılık, o Batı’nın, yani ABD ve AB’nin “ah şu yalnız ve güzel Türkiye artık hür ve demokratik olsa” diye bir önceliği olmadığı da açık. Stratejik körlüklerini AB’nin 2004'te Türkiye’yi dışarıda bırakıp, Yunanistan’ın Doğu Avrupa’ya genişlemeyi rehin almasına teslim olarak, GKRY’yi üye kabul etmesinde ve ABD’nin de özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişimine sağır kalışında kanıtlandığı gibi. Bugüne gelirsek, Türkiye’yi AB’nin yasadışı göçe ve köktenci İslamcı terörizme karşı, ABD’nin de Rusya ve İran’ın “yayılmacı” emellerine ve Ortadoğu’nun çalkantılarına karşı bir dalgakırandan ibaret görmeleri gibi.
Murat Berk’in ifadesiyle “Meşhur portföy yöneticisi Peter Lynch 'Şirketlerin geleceği bilançolardan okunsaydı, matematikçiler ve muhasebeciler dünyanın en zengin insanları olurdu.' der. Hayatın kendisinde de böyle değil mi?” Uluslararası, bence doğrusu “devletler arası” ilişkilerde de, devlet adamlığı/kadınlığında da durum aynı desek, sanırım yanılmış olmayız. Hem ABD’nin, hem AB’nin benimseyegeldiği sözde ve ikiyüzlü stratejide de sihirli sözcük: “İstikrar”. O “istikrar” ki, mezarlıkların dinginliğini, meydanların cıvıltısına yeğlemek demektir özcesi. Coğrafyayı tarihe yeğlemek demek, tarihi de siyah-beyaz bir vodvile indirgemek demektir.
Karikatür: Umut Sarıkaya

“Batı” deyince, kuşkusuz yekpare, birlikte düşünüp, birlikte eyleyen bir heyûla bütünden söz etmek mümkün değil. Onun için araya atılan derin toplarla, kontrataklarla şok diplomasi golleri bulageldi bugüne dek Erdoğan. Eğer diplomasiden anladığınız esnafvari ayakoyunları ise. Çavuşoğlu-Kalın-Altun-Çelik- Ünal’dan kurulu, haydi “tezgâhtar” demeyelim canım kardeşim ama, “şovmen” beşlinin söylem icraatından söz etmiyorum. Karabağ’da, Azerbaycan’la TSK ve MİT eliyle uzun soluklu ve kurumsal örülen işbirliği; Konsey öncesinde Almanya’ya ilaveten İspanya, İtalya, Malta ve Bulgaristan’la yürütülen sessiz ikili kulis çalışması; PKK’nin Irak’la dağlık sınır bölgesinde üç yerden sıkıştırılarak, mücadelenin adeta KDP’ye ihale edilmesi; Suriye sınırımıza koşut uzanan M4 karayolunun Fırat’ın doğusundaki dilimini kesmek üzere Ayn İsa’ya SMO öne itilerek yapılan baskı; İranlı muhalif Farajullah Chaab’ın kaçırılmasının ardından Zindaşti ilintili 11 kişilik şebekenin ortaya çıkarılıp, ABD basınına sızdırılması; Kırım’ın değil ama Donbass’ın (Karabağ’vari bir yıldırım harekâtıyla) geri alınmasını teminen Ukrayna’ya sunulan örtük destek gibi örnek gelişmeleri düşünüyorum.
Bu bağlamda, ülkemizin özgürlükçü ve çoğulcu demokratlarına düşen, merhum Ferdi Özbeğen’in sesinden sevdiğimiz “Gün ışığında yola koyuldum / Elimde kandil, gözümde mendil / Vefa arıyorum / Dost arıyorum / Şefkat arıyorum / Aşk, aşk arıyorum” güftesini mırıldanarak dünya turuna çıkmak olmasa gerek elbet. CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, ilk seçimden sonra Dışişleri Bakanları devir-teslim törenine katılarak önce çay içeceğini, Çavuşoğlu bakanlıktan ayrıldıktan sonra da bir keyif kahvesi söyleyeceğini akılda kalıcı ifadelerle açıkladı. Sayın Özel’den naçizane istirhamım mümkünse Soylu, Fidan ve Akar’ın devir-teslimlerinde de hazır bulunması. Esasen devir-teslimden ziyade, ondan sonra ne olacağını bugünden anlatmak, yeni mimariyi bugünden paylaşmak yaşamsal önemde olan. Tabii, “kökten dönüşüm, güncelleme” gibi bir yaklaşım benimseyeceklerse. Yoksa “hamam aynı, tellâk ayrı” dönemi açılacaksa, boşuna nefes tüketmeyelim.
Karikatür: Cem Dinlenmiş. Kaynak: UYKUSUZ dergisi.

Dış politikanın bir vitrin düzenlemesinden, bir tanıtım faaliyetinden ibaret olmadığını vurgulayageldim. Ancak tersten bakıldığında, dış politikanın “devletleştirilmesi”, “güvenlikleştirilmesi” de, ülkemizi “demokrasisizleştirme” anlamına geliyor. Muhalefetin, ama özellikle “cumhuriyetin kurucu partisi” kimliğini de taşıyan CHP’nin özenle ve ısrarla üzerinde durması gereken dış politikanın devletleştirilmekten kurtarılıp, tıpkı beşli çetenin al gülüm-ver gülüm mega-projeleri gibi kamu(sallaş)tırması. “Ver istikrarı, al iktidarı” kafasının karşısına milliyetçilik/ulusalcılıkla değil “sivilleşme” ile çıkması. Türkiye’nin Erdoğan’dan büyük ve derin olduğunu anlatabilmesi. Cumhur İttifakı’nın MHP “çıpası” var da, Millet İttifakı da İYİP “demirine” mi zincirli bilmiyorum. Ama ikisi bir arada olamayacaklardan birinin de “cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlandırılması” ülküsünün dış ve ulusal güvenlik politikalarından yalıtılarak gerçekleşemeyeceği olduğunu biliyorum.
Cumhurbaşkanına mülkiyeti dondurma yetkisi, Erdoğan’ın muhalefeti “beşinci kol” nitelemesi, İBB’nin “Eurobond” tahvil ihracına hazinenin taş koyması, STK’lara İçişleri Bakanı’nın kafasına göre kayyım atama yetkisi, Soylu’nun bütçe görüşmelerindeki “oh olsun” narası, MHP’den yükselen “haşerelerin itlafı” yollu gayet doğrudan etnik temizlik çağrıları tasarlananın bütünlüğünü ortaya koyuyor. Bu tasarıya karşı durup, konu dış politika, milli savunma, özetle her kim nerede belirliyorsa onları “ulusal çıkarlar” olunca derhal esas duruşa geçmek anlaşılır gibi değil. Tek adamlık keyfilikse, tek adamlıkta dış politikanın da, ulusun değil tek adamın çıkarını önceleyeceği yeterince açık. S-400 almak da bunun doğrudan sonucu. Alırken “ben”, ceremesini çekerken “hep birlikte” oyununa gelmemeliydi anamuhalefet.
Irak’ta Saddam döneminden kalan bir “Bağdat Baroku” mimarlık tarzı vardır. Cephelerde saçma sapan bir şatafat, kabartmalar, bazıları hiçbir şeyi taşımayan yarıdan kesik sütunlar. Bu evlere girilince konuk kabul edilen bir “istikbal odası” olur dayalı döşeli. Arka odalara, banyo-tuvaletlere, mutfağa bakarsanız tam bir tezatla karşılaşırsınız. Örnekse Bağdat’ta bir dönem benim yaşadığım, bir ara Dışişleri Protokol Genel Müdürü olan kişiye ait ev de böyleydi. Mutfak camının köşesi kırılıp uydu kablosu oradan sokulmuş, fayansın ortasına çakılan paslı çiviye kirli bir el havlusu asılmıştı. Türkiye dış politikası “istikbal odası”, mutfağı ise betimlediğim durumda bir “ortak ev” olamaz, olmamalı.
Belirlenen tarihinde yapılacağını varsayarsak 2023 seçimi, tıpkı 1923 gibi, yalnızca bir kurtuluşu değil bir yeniden kuruluşu da haber vermeli. Kayyum ceberrutluğundan vazgeçmeyle, Demirtaş gibi HDP’lilerin, Kavala gibi sivil toplumcuların özgür kalmasıyla yetinilmemeli. 1921’in ardından 1924, 1961’in ardından 12 Mart 1971 yeniden gelmemeli. Bütün bu sorulara yanıtlar bulunabilmesinin bir ucu da bugünkü Batı karşıtı dış politikanın akılcı eleştirisine de dokunuyor. Batı karşıtlığının toplumda karşılığının olduğunu ileri sürmek, bırakalım oralardan buralara bakan “uzmanların” işi olsun. Ortak gelecek vizyonunu sağlam temeller üzerinde inşa etmek; unutmanın, görmezden gelmenin değil, uzlaşının, barışmanın, aydınlanmanın, ilerlemenin, yerinden yönetimin, çoğulculuğun, katılımcılığın yolları üzerinde düşünmek, bunları yeniden bulmak da bize kalsın.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024