Ayhan ONGUN
AB Bakanlığı tarafından düzenlenen “diyalog” seminerlerinin sonuncusu İzmir’deyapıldı. Kamu- STK-Medya arasında olması gereken diyalog, sorunlar ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı seminerin ana teması da” anlamak-anlatmak, anlaşmak” üzerine idi.
Toplumun haber alma, bilgilenme hakkını kullanabilmesinin en önemli üçayağı olan kurumlar arasında sağlıklı bir diyaloğun sağlanmasının önemine vurgu yapılan seminer bir anlamda çalıştay niteliğindeydi ve ortak akıl arayışına örnek olabilecek önemli bir toplantıydı.
Tam da toplantının yapıldığı sıralarda Romanya’dan ilginç bir haber düştü medyaya.
“Koyun çobanları meclisi bastı”
Romanya’da köpek sayılarının sınırlandırılmasına tepki gösteren koyun çobanları meclisi basarak demokratik taleplerini dile getiriyorlar.
Bu eylem yapılabildiyse, mutlaka koyun çobanlarının bir örgütü vardır ve bu örgütü sayesinde onlar da haklarını arayabilme imkanına sahip oluyorlar.
Bu arada meclise kadar gelip taleplerini dile getiren eylemcilerle ilgili medyaya intikal eden “polisin engellemesi, gözaltı, tutuklama” gibi bir haber yok.
Aksine Tarım Bakanı konuyla ilgileneceğine, Meclis Başkanı eylemcilerle görüşeceğine ilişkin söz de veriyorlar.
Bu örnekten yola çıkarsak, toplumun her kesiminin mutlak surette örgütlü olması ve toplumsal muhalefet içinde yer alması gerektiği ortaya çıkıyor.
Keza, örgütlü gücün kamu üzerinde baskı unsuru olabileceği ve demokratik yollardan hak arama konusunda önemli bir kazanım olduğu gerçeği de kendini gösteriyor.
Şimdi varsayalım ki, kendilerince önemsedikleri bu hakkı alabilmek için bu çobanlar çiftlikleri yakıp yıksalar, başkent sokaklarına, meclis bahçesine kadar getirdikleri hayvanlarla esnafın malına, canına zarar verseler ne olurdu?
En demokratik ülkede bile mutlaka güvenlik güçleri orantısız güç kullanmak zorunda kalabilir, bir dolu eylemciyi gözaltına alıp, tutuklayabilirdi.
Devletin hangi koşul altında olursa olsun güç kullanmasına karşı olsak da hak arama demokratik yollarla yapılmıyorsa en gelişmiş demokratik ülkelerde bile bunun bir yaptırımı oluyor.
Bir dönem, özellikle de gençlerin öylesine yaratıcı eylemleri oluyordu ki, hem toplumda önemli ölçüde ses getirtiyor, hem de halkın sempatisini topluyor. Güvenlik güçlerine de orantısız güç! kullanacak hiçbir gerekçe ya da bahane kalmıyordu.
Son günlerde ülkemizde, özellikle de Güneydoğu’da köylerden kentlere sıçrayan olayları değerlendirdiğimizde ne anlamaya, ne de anlaşmaya yönelik bir çabanın ya da niyetin olmadığını görüyoruz.
Koyun çobanlarının eylemleriyle Güneydoğuda devam eden olayları kıyaslamak değil kuşkusuz amacım.
Kürt halkının on yıllardır kimlik arayışı ve eşit yurttaşlık için verdikleri mücadeleyi; kimi toplum kesimlerinin sosyal, ekonomik, demokratik hak ve talepler uğruna verdikleri mücadeleye indirgemek gibi bir niyetim yok.
Üzerinde durulması gereken nokta; Kürtler haklı taleplerini doğru zeminde, doğru yöntemlerle ve doğru kişi ve kurumlara yeterince ve doğru anlatabildi mi?
Bir yandan kendilerini anlatırken, diğer yandan ötekini anlamaya çalıştı mı?
Çünkü siz başkasını anlamadan, kendinizi doğru anlatamaz, anlatsanız da doğru anlaşılmasını sağlayamaz ve sonuçta kimseyle de anlaşamazsınız.
Ülkemizde ve bölgemizde Kürt halkı üzerinden sürdürülen bu anlamsız savaşın en önemli mağduru yine Kürt halkı oluyorsa, bu işte sizce de bir terslik yok mu?
Yaptığımız en önemli yanlışlardan biri de “ne yaptığımızı, yapmak istediğimizi anlatmaktansa, doğrudan yapıyoruz.”
Öyle olunca da yaptığımız ya da yapmak istediğimiz doğru da olsa, kendimizi doğru ifade edemediğimiz, anlatamadığımız için toplumda pek olumlu karşılık bulması mümkün olmuyor.
Kuşkusuz terörün sonlandırılması, çözüm süreci ve barışın yeniden tesisi konuları çok derin konular, ardında bir dolu sosyolojik, politik nedenler ve gerekçeler, uluslar arası çıkar hesapları ve sosyal dengeler var.
Ancak, ülkemiz açısından en acil sorun olarak gördüğümüz terörün ortadan kalkması, barış içinde birlikte yaşabileceğimiz bir sosyal iklimin yaratılması da basit haliyle diyalogdan geçiyor.
Diyaloğun taraflarının doğru belirlenmesi, diyalog dilinin sağlıklı olabilmesi, çözüm odaklı bir müzakere sürecinin başlayabilmesi için de en aşağıdan bizim, çevremizdeki her toplumsal kesimden kişilerle bu diyaloğu başlatmamız gerekiyor.
İnanıyorum ki tepedekilerin başaramadığı bu diyalog ortamını biz tabanda gerçekleştirebilir, birbirimiz ötekileştirmeden, yok saymadan anlama ve anlatma temelinde anlaşabiliriz.
Bunun için ihtiyacımız olan tek şey samimiyet ve niyet…………………..
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020