Ekrem DUMANLI
Güçlü olan mı haklıdır; haklı olan mı güçlüdür? Kadim bir tartışmadır bu. En çok da, uzun seneler boyu mağduriyetler yaşayan İslam dünyası cevap aramıştır bu suale. Kur’an, sünnet ve tarihî tecrübeler Müslümanları kesin bir hükme taşımıştır: Aslolan haktır; güç değil. Güçlü hale geldiğinizde ise İslam ayrıca sizi ikaz eder, zulümden sakındırıp adalete çağırır. Bugün demokratik rejimler olarak gördüğümüz yerler ise bu gerçeği acı tecrübelerle idrak etmiş, iktidarları denetleyen ve dengeleyen kural ve kurumlar ihdas etmiştir.
Sayılar insanı çoğu kez aldatır, şımartır, küstahlaştırır azgınlaştırır; çünkü aslolan hakkı hatırlamak, gücü adalet üzerine kullanmaktır. Aklını rakamlarla bozmuş, hakkaniyet ve adaleti çoğunluk desteğine inhisar etmiş insanları Kur’an defalarca uyarıyor. Sadece Tekasür Suresi bile kemmiyet altında ezilmenin vahametini gözler önüne seriyor. Mesela Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Kur’an Yolu, Türkçe Meal ve Tefsir” adlı eserinde sureye şu anlam veriliyor: “Çoğalma yarışı diye çevirdiğimiz, birinci ayetteki ‘tekasür’ kelimesi, bu sure bağlamında özellikle ‘yüksek bir amaç gütmeden, neden niçin demeden mal, evlat, yardımcı, hizmetçi gibi her devrin telakkisine göre çoğunluk ile övünülen şeyleri büyük bir tutkuyla durmadan çoğaltma yarışına girişmek, manevi ve ahlakî sorumluluğu düşünmeden alabildiğine kazanma hırsına kaptırmak’ anlamına gelmektedir.”
Tekasür Suresi’nin ilk iki ayetinde “(1) Çoğalma yarışında kendinizi öyle kaptırdınız ki (2) Sonunda (kimin yakını daha çok diye) kabirlere bile gittiniz!” buyruluyor. Aynı tefsirde, “Çokluk yarışı”nda kendini haklı ve güçlü göstermek için kabirlerdeki yakınlarını bile saymaya kalkışanları anlatırken cahiliye Araplarına atıfta bulunup övünç için atalarını, mallarını, mülklerini, evlatlarını sayması naklediyor ve şu manidar yorumla manaya derinlik katıyor: Taraftarların çoğunluğu ile övünme…
Dünyanın şirazesi kaydı. Müslümanların İman-İslâm-İhsan temelleri üzerine kurulu muvazenesi de bozuldu maalesef. Özellikle “siyasal İslam” diye anılan cereyanlar, “sandığa yansıyan halk iradesi” diye bir kavrama adeta imanî bir anlam yükledi. Tabii ki kitle desteğinin makul bir yeri, makbul bir izahı var; ancak hak ve adaleti sayılara mahkûm etmek zulüm dolu bir sapmaya vesile olabilir. Tarihte örneği çok bunun. Üstelik her şeyi halk desteğine bağlamak, çelişki dolu bir önermeyi içinde barındırıyor. Mesela temel ölçüyü alınan oya indirgerseniz şu tip soruların içinden nasıl çıkabilirsiniz: “Geçmişte çok düşük oylar almıştınız; ölçünüz sandığa yansıyan oy miktarıysa dün ‘batıl’dınız bugün ‘hak’ mı oldunuz? Yarın sandıktaki denge değişirse yeniden ‘batıl’ durumuna mı düşeceksiniz?” Daha çetin soru: “Sandıktan zaferle çıkan nice siyasî lider/oluşum var; onların yüksek miktarda oy alması yürüttükleri politikaların hakperest ve adalet üzere olduğunun delili sayılabilir mi?”
Asıl konu şudur: Partiler, gruplar, cemiyetler yaygınlaşmak ister. İşte tam bu noktada güç sarhoşluğuna dûçar olmamak, hak ve adaletten ayrılmamak, çoğunluğun şımarık zulmüne boyun eğmemek gerekiyor. Hele hele “nesil yetiştirmek” gibi iddianız varsa, kemmiyet-keyfiyet meselesine çok fazla kafa yormanız gerekiyor. Unutmayın: İslam’ın ilk 15 senesinde münafık diye bir zümre de yoktu, öyle bir kavram da. Bedir zaferinden sonra Müslümanlık, toplumsal bir güç merkezi haline geldiğinde içi dışı aynı olmayanlar, yalancılığı meslek haline getirenler Müslüman’mış gibi görünmeye başladı. Bu arada menfaat umarak ya da korkarak Müslümanların arasına sızmaya başlayanlar oldu. Bozgunculuk yapan ve fitne çıkaran bu kitle Kur’an ve Hz. Peygamber tarafından deşifre edildi. İnsanlık tarihinin en duru döneminde bile menfaatperest ve korkakların bozgunculuğuna dikkat çekiliyor; demek ki sahte mücahitlerin fitnesi kıyamete kadar sürecek ve o zümre kıblesini hep güce göre ayarlayacak. Münafık hep gücün yanında yer aldığı için zulüm saflarında yer almaya da mecburdur...
Yetiştiricileri yetiştirmeden, ha bire büyümeye çalışmak tarihî bir hatadır. Yarım yamalak eğitimden geçmiş, meselenin lübbü değil kışrı etrafında başı dönmüş nesiller yetiştirirseniz ne bin bir ümitle o işi yapanlar muradına erer; ne de sizin yaldızlı laflarınıza umut bağlayanlar. Adanmış ruhlar, beklentisiz nesiller, fedakâr yiğitler, hasbî ve diğerkâm insanlar yetişsin istiyorsanız, önce hak ve adaleti yerli yerine oturtacaksınız; çünkü zalimlerin yetiştirdiği hayırlı bir nesil hiçbir zaman olmadı; olamaz da!
İlle de hukuk, ille de hukuk!
Aylardır zulmediliyor. Devlet memurlarının bir kısmı meslekten atılıyor, diğer bir kısmı sürgün üstüne sürgüne tabi tutuluyor. İşadamları pervasızca fişleniyor ve işyerlerine vergi memurları gönderiliyor. Bir bankayı batırmak için en alçak yayınlar yapılıyor, sudan bahanelerle eğitim yuvalarının kapılarına kilit vuruluyor. Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli âlimlerden birine ağza alınmayacak hakaretler savruluyor. Türkiye, Türkiye olalı böyle boğucu bir atmosfere şahit olmadı…
Hukuk ayaklar altına alındı, alınıyor. Keyfî uygulamalarla insanlar hakkında işlem yapılsın isteniyor. Tabii ki talep edilen icraatlar, hukuksuz ve çok ağır suç. Bir gün bu ülke normalleştiğinde yukarıdan dikte edilen hukuk dışı her işlemin hesabını hukuk bizzat soracak. Sorması gerekiyor. Bugün sözlü talimatla yargıya, idareye, hukuksuz iş yaptıranlar yarın kendilerini savunabilecekleri kurnazlık sergileyebilir; ama o talimatları uygulayanların kaçacak yeri olmayacak. Sözlü talimat verenler, suç ortaklarını yapayalnız bırakacak çünkü...
Hukuksuz taleplere karşı dik duranlara ayrıca linç kampanyası düzenleniyor. Yargıtay Başkanı Ali Alkan, adlî yıl açılışında yargı üstündeki baskıları gündeme getirdi. Tarihî bir belge bıraktı arkasında. Bir gün siyasetin yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını nasıl ayaklar altına aldığı incelendiğinde, o tarihî konuşma önemli bir hüccet olacak.
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç, katıldığı adlî yıl açılış resepsiyonunda çok açık ve net konuştu. İhbar mektuplarıyla insanların karalandığını, ortada somut belge olmaksızın fişlendiğini çok net dile getirdi ve kendisine gelen hukuk dışı fişleme raporlarını -ki fişleme anayasal suçtur- “kaldırıp attığını” söyledi. AYM Başkanı’na yakışan da budur! Partizan zorbaların AYM Başkanı’na var gücüyle saldırması geldiğimiz noktanın acı bir göstergesidir. Bir azgınlığın yansımasıdır...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e gazeteciler soru sormuş o da cevap vermiş. Aynı hukukî duruşu sergiliyor Genelkurmay Başkanı ve bazı “siviller”e demokrasi dersi veriyor. Genelkurmay Başkanı sıfatını taşıyan bir kişinin ortada bir iddia varsa deliller istemesi kadar doğal bir şey olabilir mi? Eskiden Tayyip Erdoğan da, Abdullah Gül de, diğer AK Parti kurmayları da delilsiz iddialara karşı çıkardı. AK Partili yetkililerin YAŞ kararlarıyla atılan askerler ile ilgili söylediklerini hatırlayın lütfen. Genelkurmay Başkanı bugün aynı şeyi ifade ediyor. Kaderin cilvesine bakın ki o gün askerler “delilsiz fişlemeler”le insanlara zulmediyor siyasiler buna direniyor, hukuk dışı kararlara “şerh” koyuyorlardı; bugün aynı siyasi kadrolar delilsiz ispatsız fişlemelerle hukuksuz bir icraat talep ediyor, askerler evrensel hukuk kurallarına vurgu yapıyor.
Yargıtay Başkanı’na, AYM Başkanı’na ve Genelkurmay Başkanı’na tepki gösterenler tarihî bir hata yapıyor; çünkü hukuk herkese lazım; özellikle de siyaset yapanlara. Tarihte bir tanecik örneği var mı ki zulüm ile âbâd olunabilsin. Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı, yeni başbakan ve yeni bakanlar ile girdiği bu yeni dönemde evrensel hukukun en temel ilkesine geri dönmesi, çağdışı cadı avı hevesinden vazgeçmesi gerekiyor.
PANORAMA
Burhan Özfatura, güngörmüş, hakperest, demokrat, muhafazakâr bir insan. Tarihe kaydedilmesi gereken çok önemli uyarılar yaptı. Bugün ortaya konan zulmün 28 Şubat’tan da, 12 Eylül’den de daha feci olduğunu söyledi. Hemen her kesimle irtibatı olan bir siyaset efendisinin dile getirdiği gerçek, AK Parti tabanında da yankı buluyor. Parti içindeki büyük çoğunluk ortaya konan zulümden şikâyetçi. İşi çığırından çıkarıp herkese bir şekilde haksızlık yapanların dürüstçe yapılan ikazları dikkate almasında fayda var; ma’şeri vicdan içten içe kaynıyor; zirvelerde henüz fark edilmese bile…
Bülent Arınç Bey “30 yıldır bu camianın içindeyim, 17 Aralık gelinceye kadar ben bunların ağzından bir tek yolsuzluk kelimesi duymadım…” demiş. Aslında bu hüküm “cemaat”in masumiyet delilidir; suçlu sanılmasının değil. Zira hırsızlığı/yolsuzluğu bilmiyordu ki konuşsun insanlar. 17 Aralık sabahı ortaya çıkan belgeler herkesi hayretler içinde bıraktı. Vakıa, nasıl bir çarkın döndüğünü bilenler de varmış. Mesela Yeni Şafak ve Akşam gazeteleri Zarrab’dan, altınlardan aylar önce bahsetmiş; hatta manşet atmışlar. Mesela MİT, 8 ay önce rapor yazıp Başbakan’ı uyarmış; bazı bakanlarla Zarrab’ın kirli işler çevirdiğini, bunun kendilerine zarar verebileceğini arz etmiş. Ne yapalım, Bülent Bey’in tabiriyle, “Çok safmışız, aldanmışız…” Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet işlerini bilen biliyormuş; keşke Sayın Arınç onlara kulak verseymiş…

Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015