Ekrem DUMANLI
Savcı Mehmet Kiraz’ın önce rehin alınıp sonra şehit edilmesi önemli bir dönüm noktasıdır. Nice zamandır “derin devlet geri dönüyor” korkusu yürekleri sarsıyordu. “90’lı yılların hortlaması”ndan endişe duyuluyordu. Korkulan oldu maalesef. DHKP-C üyesi olduğu bilinen militanlar Çağlayan Adliyesi binasına silah ve bombalarla daldı, Savcı Bey’in kafasına silah dayadı ve onu şehit etti.
Türkiye’nin yakın tarihini bilen ve gerekli dersleri çıkaran her aydın, Çağlayan Adliyesi’nde sahnelenen provokatif eylemler gibi bazı saldırılar bekliyordu. Sebep-sonuç ilişkisine kafa yormayanların umrunda mı bilemiyorum; ancak aklı başında herkes, sansasyonel eylemlerin ayak seslerini duyuyordu her gün.
Yakın zamana kadar Türkiye, askerî ve bürokratik vesayete karşı demokratik zaferler kazanmıştı. Hukuk yoluyla elde edilen başarılar sayesinde faili meçhul cinayetler artık yaşanmıyor, derin örgütler cinayet işleyemiyor, karanlık odaklar toplumu birbirine düşman edecek eylemler gerçekleştiremiyordu.
Peki, şimdi öyle mi! Bütün silahlı terör örgütlerinin önü açıldı birden. Kirli işlerinde suçüstü yakalanmanın yol açtığı öfke bazı ittifaklara dönüştü. Derin mahfillerden yönetilen örgütlerin eylemcileri birer birer salıverildi. Türkiye, silahlı örgütlerin merkezi olmaya başladı yeniden.
Ne acıdır ki bir savcımızın şehit edilmesiyle sonuçlanan vak’a, göstere göstere geldi. DHKP-C adlı örgütün militanları (çıkarılan bir yasa ile) serbest bırakıldı. Sadece bu malum ve güdümlü örgüt değil; bütün silahlı yapılara adeta “yürü” denildi. Aylardır eylemler yapılıyor; hiçbir tedbirin alınmayışı çok vahim sorular getiriyor akıllara.
Hükümetin apaçık sorumlu olduğu bir olayda, yandaş medya hızla CHP’ye, Gezi’ye ve gazetelere yüklenmeye kalktı. Hatta iş akreditasyona ve soruşturmaya kadar vardı. “DHKP-C’yi yeterince telin etmedikleri” iddiası ile yapılan bu saldırılar, hükümetin sorumsuzluğunu örtmekten ve savcının şahadeti üzerinden muhalefete yüklenerek oradan rezilce bir siyaset çıkarmaktan başka anlama gelmiyor...
Savcıyı şehit eden örgüt, Sultanahmet’teki bombalamayı önce üstlendi; sonra vazgeçti. Ama “büyük bir eylem hazırlığı içinde olduklarını” söylemekten çekinmedi. Dolmabahçe Sarayı’nın önünde bombalı eylem yaptı, bomba patlamayınca terörist tutuklandı. “Sultanahmet Bombacısı” olarak ismi gündeme gelen Elif Sultan Kalsen, Taksim Meydanı’nda polise ateş açtı. Yakalanabildi mi? Ne gezer! Aynı kişi Çağlayan hadisesinden bir gün sonra Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne silahlı saldırı girişiminde bulundu ve öldürüldü. Aylardır ismi, resmi, örgütteki görevi belli bir militanı devlet neden bulamadı? Vatandaşı fişleme ve suç uydurma konusunda pek mahir olduğu anlaşılan bazı devlet görevlileri, silahlı terör örgütleri söz konusu olunca niçin adeta dumura uğruyor? Savcı’yı şehit eden teröristlerin adı sanı belliydi ve takip altında tutulmaları gerekiyordu.
Şehit cenazesi için düzenlenen programlarda ahkam kesenler, istihbarat zaafının hesabını vermedikçe inandırıcı olamaz! Çağlayan’daki kurtarma operasyonu tam bir fiyasko. Adliye binası, malum teröristlere karşı korunamadı. Savcı Bey’in hayatını kurtarmaya yönelik gerekli tedbirler alınamadı. Şimdi herkes topu taca atma telaşında. Dahası, basına fatura kesmek suretiyle günah keçisi icat edilmeye kalkışılıyor. Beylik laflar, tumturaklı cümleler, kibir dolu yorumlar! İyi de herkes önce kendi hesabını ödemek zorunda değil mi?
Hesap verme kültürü de yok bu ülkede; hesap sorma cesareti de. Hal böyle olunca beceriksizliğin üstü bağırıp çağırarak kapatılıyor. Hesap vermesi gerekenler suçu başkalarına yıkıp bir de üstüne üstlük ahkam kesince, daha feci olayların yaşanmasından endişe duymak gerekiyor.
Kaotik olaylarla toplum mühendisliğine soyunan, provokatif eylemlerle insanları birbirine düşüren, faili meçhul hadiselerle etrafa korku ve dehşet saçan derin devlet heyulası yeniden hayatımızın içine karabasan gibi çökmek istiyor. Allah korusun, daha üzücü olayların yaşanması da söz konusu olabilir...
Bir çıkış yolu var aslında: Her provokatif eylemin arkasından sorumlu mevkide bulunan ve yetkilerle donatılmış kişilere “hesap ver, sonra konuş” demek zorundayız. Tedbiri alınmamış olayların ve güçlendirilmiş örgütlerin hesabını vermeyenler, zeytinyağı gibi üste çıkıp belagat denemeleri yapamaz. Devlet gücünü arkasına alıp büyük laflar konuşanlar! Siz önce o şehidin hesabını verin; sonra başkalarını eleştirin…

Katil kafasından farkı ne?
Sabahattin Ali’nin ismi Twitter’da zirve yapmasa, pek çoğumuz onun ölüm yıldönümünü hatırlayamazdı sanırım. 2 Nisan günü on binlerce insan Sabahattin Ali deyince 1948’de yaşanan o feci hadiseyi yeniden düşünmek zorunda kaldım.
Malum olduğu üzere Ali, 1932’de bir dost meclisinde eleştirel bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklandı. Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan hapsedildi. Konya ve Sinop Cezaevi’nde mahpus kaldı. “Başın öne eğilmesin, aldırma gönül aldırma” mısraları Sinop Cezaevi’nin rutubetli duvarlarında yankılandı ilkin. Hâlâ da o yankı sürüp gidiyor...
Sadece o yanık şiir ve beste yankılanmıyor tarih sayfalarında; aynı zamanda yaşadığı çile pek çok çağrışımıyla bugüne ışık tutuyor. Mesela affediliyor, serbest bırakılıyor ama işsiz kalıyor. Af dilemesi, kendini ispat etmesi isteniyor. Mudayaka halindeki şair telkinlere ‘peki’ diyor; ama yeterince samimi bulunmuyor. Mahrumiyetler, mazlumiyetler, mahkûmiyetler…
Bir adam memleket meselelerine kafa yorar da gazetecilik mesleğiyle yolu kesişmez mi hiç… O da öğretmenlikten sonra gazetecilik yapıyor; ama matbaalar tahrip edilince yine işsiz kalıyor. “Milli Şef”le alay ettiği söyleniyor ve hakkında dava açılıyor. Ve tabii ki yeniden hapis cezası. Korkunç baskılardan nefes alamadığı günlerde aynen şöyle diyor: “Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek ne kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi…”
Ve o feci hadise! Yazacak gazete bulamamış, öğretmenliğe dönememiş yazar, yurtdışına çıkmak ister. Vize verilmez Sabahattin Ali’ye. O da insan kaçakçılarından medet umup doğduğu topraklara (Gümülcine’ye) gitmek ister. Bir MİT elemanı, onu sınırdan geçirmeye söz verir. Yolda başına geleceklerden habersizdir Sabahattin Ali. MİT merkezindeki yetkililere bilgi sunan ajan, “öldür” emri almıştır. Yazarı yolda vahşice öldürür; sonra yaptığı o kirli işi ispat için eşyalarını alır, saklar. Uzun süre kendinden haber alınamayan yazarın yakınları ve dostları hadisenin izini sürer ve gerçek ortaya çıkar. Devletin istihbaratı bir aydını güpegündüz ve ıpıssız bir yerde infaz etmiştir.
Emniyet katilin peşine düşer, adamı bulunca ve o da melanetini itiraf edince MİT telaşa kapılır, derin devlet mahkemeye baskı yapar. Cinayetin sebebi bildik şu müdafaa cümlesinde gizlidir: “Milli hislerin tahrik olması”. Katile 4 yıl gibi çok kısa süreli bir ceza verilir. O bile kesmemiş olsa gerek ki, katil Ali Ertekin, çıkarılan bir yasa ile birkaç hafta sonra serbest bırakılır.
Ne dersiniz; çok şey değişmiş mi memlekette? Aradan geçen onca uzun süreye rağmen bazı hokkabazların “Başkanlık olsaydı, şüphelendiğimiz bildiğimiz kanıtı olduğumuz herkesin bir kere kellesi daha çabuk uçardı.” demesi bu karanlık günlere duyulan özlem değildir de nedir? Kendini Ali Ertekin gibi gören küçük adamların unuttuğu bir nokta var: Artık insanlar ne 1940’lı yıllardaki Milli Şef diktatörlüğüne boyun eğer ne de haris/habis duygular eşliğinde yeni Sabahattin Ali’lerin katledilmesine razı olur. İstihbaratın çapsız dublörü olmayı kendine şiar edinen ve kelle avcılığına soyunanların gazetecilikle bir bağı olamaz. Ayrıca unutmamak gerekir ki bugün yapılan kışkırtma ve hedef göstermenin hesabı adalet huzurunda mutlaka sorulur…
Hoş geldin MEYDAN
Bugün yeni bir gazete daha okurlarıyla buluştu: Meydan. Düşünceye, yazıya, basına değer veren herkesin sempatiyle bakacağı bir gelişme bu. Basın üzerindeki baskıların dayanılmaz boyutlara ulaştığı bugünlerde yepyeni bir gazetenin yayın hayatına girmesi sevindirici bir adım.
Nasıl bir gazete olacağına dair dünkü Pazar ekimizde geniş bir yazı var. Orada da görüldüğü gibi karşımızda konjonktürel telaşlara maruz kalmış bir gazete yok. Tam tersine, kalıcı, kuşatıcı, derinlikli bir yayınla karşı karşıyayız. Toplumun nabzını daha bir yakından tutan, sağlıklı yaşamdan spora, aktüel konulardan günlük 8 sayfalık bulmaca ekine kadar iyi düşünülmüş bir gazete. Belli ki gazeteyi hayata geçirenler, uzun bir düşünce ve planlama evresinden sonra böyle bir neşriyata evet demiş.
Yazar kadrosu bambaşka bir zenginliğe işaret etmekte. Reklam filmlerinden de anlaşılacağı gibi bu güzel kadronun bu güzel ülkeye söyleyeceği çok şey var…
Aylardır sürdürülen titiz bir çalışma sonrasında bugün yayın hayatına giren Meydan Gazetesi'ne hoş geldin diyor, başarılar diliyoruz. Bayi satışına ağırlık verecek gazeteye abone olmak da mümkün. Eminim bu dinamik gazete, basınımıza yeni bir heyecan getirecek. Haydi hayırlı, uğurlu olsun…

Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları








































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015