Hakan AKSAY
MHP lideri Devlet Bahçeli dün Twitter’da Karabağ savaşı ile ilgili öyle şeyler yazdı ki!..
Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev okuduysa, herhalde çok kızmıştır.
Paylaşımlar içindeki en can alıcı cümle şuydu: "Bu gelişmeler karşısında, Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Azerbaycan Cumhuriyeti’ne katılması şarttır, tarihi zorunluluktur, çok acil ihtiyaçtır, deyim yerindeyse hayat memat konusudur."
Baktım, Twitter’da Bahçeli’nin bu sözlerinin altında inşallahlı maşallahlı bir dizi destek mesajı...
Bazıları da ironi yapıyor...
Haksızlar mı?
"Nahçıvan’ın Azerbaycan’a katılması"?
İlk akla gelen nedir?
Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti zaten Azerbaycan Cumhuriyeti’ne bağlıdır. Ne demek katılması?
Ben sosyal medyadan bu içerikle bir paylaşım yaptığımda dostça ve pek de dostça olmayan çeşitli mesajlar geldi. Bahçeli herhalde onu kast etmiyor, başka bir şey demek istiyordu.
Herhalde...
Türkçü olmak ile güzel Türkçe kullanmak arasında bağlantı olması zorunlu değil ki.
![]()
* * *
Sanırım Bahçeli, kuzeyi ve doğusu Ermenistan, güneyi ve batısı da İran ile çevrilmiş olan ve sadece kuzeybatısında Türkiye ile kısacık bir sınıra sahip Nahçıvan'ın – en azından doğuya ve güneye doğru – "epeyce genişletilerek" Azerbaycan’ın diğer topraklarına kadar ilerletilmesini istiyor.
Ya aradaki Megri, Kapan, Goris, Sisian ve diğer kentler?
Alalım onları!
Eh, elimiz değmişken biraz daha yukarı çıkıp da azıcık da sola, pardon, batıya yöneldik mi, orada da Yerevan (Erivan)!..
Zaten Ermenistan dediğin 3 milyonluk küçücük bir ülke! Ve o da Bahçeli’ye göre "döktüğü kanda boğulmalıdır."
Hepsini toptan alıveririz.
"Biz" diyorum. Çünkü Bahçeli’nin diğer tweet'lerine da bakıldığında, "aynı damarda akan kan, aynı tende atan can" olarak Türkiye ile Azerbaycan’ın birlikteliği vurgulanıyor.
Yani anladığım kadarıyla Bahçeli "Azerbaycan Ermeni kentlerini alsın" diye tepeden emretmiyor, elini taşın altına koyan "paylaşımcı bir üslup" sergiliyor.
Belki de yanılıyorum, belki de "Azerbaycan ordusu, ilk hedefin güney Ermenistan’dır, ileri!" demek istemiştir.
Her durumda garip, daha doğrusu uluslararası hukuk ve hem Türkiye’nin hem de Azerbaycan’ın çıkarları açısından sorunlu bir mesaj!
Üstelik son dönemde Bahçeli ne dediyse, Külliye o yoldan gidiyor...
* * *
(Bu arada konuya kan ve ırk bağlantısıyla yaklaşanların Dağlık Karabağ sorununun geçmişinden ne kadar haberi var, bilemiyorum. Ama yıllar içinde ortaya çıkan arabuluculuk girişimlerinden bazılarında "toprak değişimi" ve "koridor açılması" seçeneği de yer almıştır.
Amerikalı analist Paul Goble’un 1992’den itibaren gündeme getirdiği öneriye göre, Nahçıvan’ın Megri’den bir koridorla Azerbaycan’la birleştirilmesi, Ermenistan’la Karabağ arasında da Laçin Koridoru’nun açılması öngörülmüştü; Ermenistan işgalindeki yedi bölgenin Azerbaycan’a verilmesi, buna karşılık Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’a bırakılması çözüm olarak sunulmuştu.
1999’da Haydar Aliyev ve Robert Koçaryan uzun görüşmelerden sonra bu formülle anlaşmaya oldukça yaklaşmış, ancak son anda temaslar kesilmişti.
Türkiye’de ise Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel defalarca Türkiye ile Azerbaycan arasında "bir koridor açılmasını" savunmuşlardı.)

* * *
Devam edelim.
Dağlık Karabağ sorununa nasıl yaklaşmak gerekiyor?
Irk, kan, etnik ortaklık veya benzerlikler temelinde mi? Adalete, hakka hukuka bakmadan akrabalık ve hemşerilik üzerinden mi? Bu durumda örneğin, benim milletimden biri başka milletten birine karşı suç işlemişse, benim suçluyu savunmam gerekebilir.
Tarih ve halkların tarihi coğrafyalarda kapladığı yer üzerinde mi? Herhangi bir coğrafya, zamanında birçok uygarlığın ve halkın yaşadığı toprakları barındırıyor olabilir. Bazıları o bölgenin yüzyıllar, hatta bin yıllar önceki sahibi olabilir. O zaman tarihe göre toprağın en eski sahibi mi haklıdır? Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan bu kriterle Karabağ’ın, oranın en köklü halkına ait olması gerektiğini savunuyor. Bunu kabul edersek "Homeros zamanında kimin nerede olduğu" gibi tartışmalarla başımız epeyce derde girecek demektir.
Üçüncü ve günümüzde akıl-mantık açısından tek geçerli yöntem olan yaklaşımın zemini uluslararası hukuktur. Birleşmiş Milletler’in ve birçok uluslararası kurumun kararları uyarınca gerçek ortadadır: Ermenistan, Dağlık Karabağ’ı ve onun çevresindeki Azerbaycan’a ait yedi bölgeyi işgal etmiştir.
Elbette bu saptamayı yapıp da her şeyi bir tarafa atmayı savunamayız. Çünkü bu hukuki gerçek, bir tarafı kayırmak, diğer tarafı kötülemek veya yok etmek için ortaya konmamıştır. Uzlaşmayı reddetmez. Tarih içindeki sorumlulukları görmezden gelmemizi ya da es geçmemizi de talep etmez. Sadece uluslararası anlaşmazlıkların çözümündeki ana ölçütün altını çizer.
* * *
Karabağ konusunun kökleri çok eskiye gidiyor; bu geçmiş içinde 1918-1920 civarındaki gelişmeler, devrim sonrası iktidara gelen Bolşevik Partisi’nin çeşitli temsilcilerinin kararları da yerlerini almıştır. (Örneğin, 4 Temmuz 1921’de Rusya Sosyal Demokrat Partisi - Bolşevik’in Kafkasya Bürosu, Dağlık Karabağ’ı Ermenistan’a veren bir karar almış, ama ertesi gün parti genel merkezinde Karabağ’ın geniş yetkilere sahip bir özerk bölge olarak Azerbaycan’da kalması kararlaştırılmıştır.)
Ayrıca Sovyetler Birliği’nde her şeyin süt liman olduğunu savunanlar için hatırlatayım: Karabağ’ın statüsü konusu birçok huzursuzluk sonucunda 1945, 1963, 1977 ve 1983’te gündeme getirilmiştir. 1987 sonrasında yaşananlar ve ardından 1992-1994 savaşı ise fiilen Moskova’nın onayıyla Ermenistan yararına bugünkü sınırları belirlemiştir.
Sonrasında soruna çözüm bulunamamış, bu uğurda yeterli çaba gösterilmemiş ya da bazı girişimler engellenmiş, birçok arabulucu da açıkçası bu işle pek fazla uğraşmamıştır.
Bugünkü durum, ne yazık ki, kan dökülmesi ve binlerce insanın hayatını kaybetmesiyle bir kez daha silahlı çözümü gündeme sürmüş durumda.
* * *
Bugün savaşın dokuzuncu günü. İki taraftan binlerce insanın öldüğüne ilişkin haberler geliyor. Ama savaşın sonu henüz görünmedi.
Azerbaycan daha güçlü. Ve bazı yerleşim bölgelerini ele geçirdi. Ancak bazen savaşların ilk günlerinde gerçekleşen hızlı radikal değişim burada yaşanmadı.
Söz gelimi, 1967’de İsrail silahlı kuvvetleri bir haftadan kısa süre içinde Suriye, Irak, Mısır ve Ürdün’ü ağır bir yenilgiye uğratmıştı (5-10 Haziran 1967, "Altı Gün Savaşı").
Savaş bugün hemen bitse, iki ülkedeki iktidarlar da muhtemelen zaferini ilan edip milliyetçilik temelinde yeniden güçlenecektir. Ama anlaşılan savaşın böyle bitmesini istemeyen büyük güçler var.
Burada en önemli mesele Moskova’nın tavrının ne olacağıdır.
Rusya, bir taraftan bölgedeki otoritesini, oyun kurucu rolünü, Azerbaycan ve Ermenistan’la bağları ile onları etkileme gücünü korumak istiyor.
Diğer taraftan da son zamanlarda Türkiye’ye yaklaşan Aliyev’e ve özellikle de kitlesel bir hareket sonucu Mayıs 2018’de başa geldikten sonra Moskova’yla arasına mesafe koymaya ve Batı’yla bağlarını pekiştirmeye çalışan Paşinyan'a "Kafkasya’nın gerçek hâkiminin kim olduğunu göstermek" niyetinde.
* * *
Ancak Rusya yorgun. Suriye’de tam beş yılını doldurdu. Bu, (insan ve askerî araç gereç kaybı dışında) milyarlarca dolarlık harcama demek. (Bir ara Rus basınında Suriye’deki bir günlük toplam masrafların 2,4-4 milyon dolar arasında olduğu yolunda iddialar dile getirilmişti.)
Ayrıca ortada yeni bir durum var: Karabağ Savaşı’yla ilgili en yüksek ses Ankara’dan yükseliyor.
Rusya’nın Suriye’de ve Libya’da rekabet ve işbirliği dengesini zar zor yürüttüğü Türkiye, bu kez Kafkasya’da atağa kalkmış durumda. Uzak coğrafyalar neyse de, Türkiye, ilk kez Moskova’nın "arka bahçesi" saydığı "Bağımsız Devletler Topluluğu topraklarında" Rusya’ya meydan okuyor.
Üstelik Kremlin’in en büyük hassasiyetlerinden biri olan "Ortadoğulu İslamcı militanların Kafkasya’ya gönderilmesi" konusu (onların belki de yarın Kuzey Kafkasya’daki Rusya Federasyonu’na bağlı cumhuriyetlere saldırma ihtimali), Kremlin’de ciddi bir gerginlik yaratmışa benziyor.
Paşinyan, Kollektif Güvenlik Anlaşması Organizasyonu’na (KGAO) başvurarak Rusya askerî birliklerinin bölgeye yollanmasını umuyorsa da, Rus lider Vladimir Putin bu yolda yeşil ışık yakmıyor. Bu tavırda, güçler dengesiyle ilgili kaygıların dışında, şu an hukuki olarak savaşın Ermenistan değil Azerbaycan topraklarında sürüyor olması da önemli bir neden.
Aliyev de buna dikkat ediyor.
Aliyev’in arkasında durduğunu sürekli ve yüksek sesle tekrarlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve bu arada "Nahçıvan Azerbaycan’a katılmalıdır" diyen Bahçeli buna ne kadar dikkat ediyor, bilmiyorum.
Bildiğim, Kafkasya’daki kanlı gerilimin zaten birçok denklemde karşı karşıya gelmiş olan Rusya ile Türkiye’nin birbirine düşmesi ihtimalini iyice güçlendirmiş olduğudur.

Umarım böyle bir yoldan devam edilmez.
Ve umarım, bir dizi konuda kendi aralarında sık sık iletişim kuran Putin ve Erdoğan arasında yakın zamanda bir telefon görüşmesi gerçekleşir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025