Mehmet YILDIZ
Oturduğu yerden ayağa fırlayan mütedeyyin adam “Sen var ya çok terbiyesiz, ahlaksız, namussuz, karaktersiz bir adamsın. Benim olduğum yerde Fetullah Gülen’e hakaret edemezsin” dedi ağlamaklı bir sesle. Fetullah Gülen’e “emekli vaiz” demiş olmak suretiyle ayaktaki adamın tüm öfkesini üstüne çeken oturan mütedeyyin adam da, “Benim olduğum yerde sen de Tayyip Erdoğan’a hakaret edemezsin” dedi. Zatı muhteremlerin her ikisi de hükümet yanlısıdır.
Ajandalarında demokrasi ve hukuk devleti diye bir şey olmayaniktidardaki titanların çarpışması başladı mı gerçekten? Yoksa işgüzar taraftarlar bir dokunulmazlık, bir yücelik kazandırdıkları liderleri adına fevri çıkışlarda mı bulunuyorlar?
Maximilian Popp Der Spiegel dergisine bu hafta İstanbul’dan yazdığı bir yazıda WikiLeaks’in 2010’da açıkladığı ABD’nin Ankara kaynaklı diplomatik yazışmalarına dayanarak Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan arasındaki “kardeşçe sevginin” tükenmek üzere olduğunu, özellikle Erdoğan her yurt dışı seyahatine çıktığında, cemaate yakınlığıyla bilinenGül’ün fırsattan yararlanarak onun altını oyduğunu, daha fazla güç kazanmaya gayret ettiğini söylüyor.
Cumhurbaşkanı Gül’ün bir grup Türk gazeteciyi kabul ederek hükümetin Gezi politikasını eleştirdiği de açıklandı.
AKP’nin 11 yıllık seçim başarısı ve sürmekte olan büyük, boğucu kitle desteği karşısında umutsuzluğa kapılan insanlar AKP’yi olduğundan da uyumlu, homojen bir parti olarak görme eğilimindedirler. İktidar olmanın meyvesini yiyen bir partinin iç çelişkiler yüzünden iktidarını asla tehlikeye atmayacağını söylüyorlar. İslami bir partideki politik kurnazlığın her zaman parti içindeki kişisel hırslara, sürtüşmelere ve ideolojik farklılıklara baskın çıkacağını iddia ediyorlar. Pragmatist, takkiyeci bir partide bir bölünme beklemeyi hiç gerçekçi bulmuyorlar. “Mutlaka bir yolunu bulur uzlaşırlar” diyorlar.
Bir yolunu bulup uzlaşmaları ve mevcut kitle desteğinin sürmesi halinde demokrasi ve hukuk devleti için yapılabilecek sokak eylemleri,“açık forumlar”olarak adlandırılan sosyal ontoloji forumları devlet yapısında ilerici değişimlere yol açamayan sonuçsuz eylemler olarak kalmaya mahkum olur.
Demokrasi, hukuk devleti talep eden insanlar mevcut sokak gösterilerini, Ethem Sarısülük cinayetini protesto etme gösterilerinden doğan açık forumları (Parklarda yapılan bu forumların “sosyal ontoloji forumları” olarak adlandırılmalarının neden daha doğru olacağını aşağıda açıklayacağım) kendi başına bir amaç haline getirmediler. Bu eylemler sayesinde yasal ve kültürel bir değişim sağlayarak cinayet işleyen kolluk kuvvetlerinin cezalandırılmasını, demokrasinin, hukuk devletinin kurulmasını arzuluyorlar. Bu arzunun seçmen desteğinden yoksun kalması durumunda özlemi duyulan yeni sosyal kurumlar yaratılamaz.
Mevcut devlet bir ucubedir; ne olduğu, siyaset veya kurumlar literatüründe nereye konulması gerektiği bilinmemektedir. 12 Eylül rejimi veya Çiller döneminin devlet aygıtı bir ucube sayılmazdı. Bu nedenle askeri faşist bir vesayet rejimini benzer rejimlerle birlikte bir gruba dahil etmekte herhangi bir zorluk yoktu. AKP hükümeti bu rejimi olduğu gibi sürdürmedi, orasından burasından değiştirerek onu bir ucubeye çevirdi. Tüm anti-demokratikliğine, Başbakan Erdoğan’ın diktatörlük hevesine rağmen AKP hükümetini kategorize etmekteki zorluk ortadan kalkmıyor.
2002 yılına kadar devlet polis, MİT, Jitem, ölüm mangaları, ordu gibi kurumları aracılığıyla feci bir terör estiriyordu. Yargısız infazlar, gözaltında kayıplar, siyasi tutukluların topluca katledilmeleri, polis ve jandarma tarafından sorgulanıyorken işkence edilmek, tecavüze uğramak vb. günlük bir rutin haline gelmişti. Sokağa çıkan göstericiler 50 metre yürüyemeden kurşun yağmuruna tutuluyorlardı. En önemsiz, en barışçı gösteriler vesilesiyle 15-20 kişi birden öldürüyordu.
Bu suçları işleyen kolluk kuvvetlerinden bugüne kadar hemen hemen hiç kimse yargılanmadı. Kurumlar ve failler yerlerini koruyorlar. Ancak durduruldular. (Bir istisna olarak Dersim bölgesinde karanlık dönem varlığını koruyor. Siviller kaçırılarak kurşuna diziliyorlar. Köyler ve şantiyeler basılıyor. Failler karanlık devlet güçleri, PKK ve TİKKO’dur.) 2002 yılı öncesindeki yargısız infazlardan, gözaltında kaybolmaktan, sistematik işkence ve tecavüzden bugün genel olarak bahsedilemez. Son eylemler sırasında 4 kişi öldürüldü, bir kişi kaza sonucu öldü, 12 kişinin gözü çıkarıldı ve 60’ı ağır olmak üzere 700 kişi yaralandı. “Emirleri ben verdim” dedi Başbakan Tayyip Erdoğan. Ancak bu ağır bilanço bile Başbakan Tayyip Erdoğan’ı Kenan Evren, Tansu Çiller, Veli Küçük, Mehmet Ağar, Hayri Kozakçıoğlu gibi devlet yöneticileriyle tamamen aynılaştırmıyor. Erdoğan’ın yerinde onlardan biri olsaydı binlerce kişi öldürülmüştü.
Durdurulan terör kuvvetleri tekrar aktif hale getirilebilirler mi? Bu gibi reel bir tehlike yok mu? Demokrasi isteyen yurttaşların kabusu budur.
Başbakan Tayyip Erdoğan Maraşlı, Sivaslı, Pakistanlı, Afganistanlı, Endonezyalı Müslümanların binlerce insanı kolaylıkla parçalayabilecekleri, ateşte yakabilecekleri hakikat dışı kışkırtıcı beyanlarda bulundu. Müslümanların genellikle çok hassas, çok duygusal, çok tez canlı, kolay ikna edilen, küfre ve kafire karşı çok hınçlı olduklarını biliyordu. Buna rağmen ısrarla “Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’nde içki içildi ey müminler!” dedi. Caminin müezzini “Hayır içilmedi” dedi. Başbakan Tayyip Erdoğan yine ısrarla “Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’nde içki içildi ey müminler!” dedi. Caminin müezzini “Din adamıyım, yalan söyleyemem, camide içki içilmedi” dedi.
Maraş Katliamı da benzer hilafı hakikat beyanlarla başlatılmıştı. Bereket versin hassas Müslümanlar bu sefer harekete geçmediler.
Melih Gökçek Başbakan’ın beyanlarının etkili olamadığını görünce hemen yardımına koştu. O da başarılı olmadı. Televizyona çıkarak ağladı. Kimse “Neden ağlıyorsun?” diye sormadı. “Hele bir sorun neden?” dedi. Sorduğu soruyu kendisi yanıtladı;meğer Melih Gökçek hırsından ağlıyormuş.
Siyaset sahnesinde millet 10 yıldan fazladır Kuran, Hadis, hoca, Burak, cennet, cehennem, gavur, kafir, şeriat gibi kavramlarla yatıp kalkıyor. Türkiye entelektüel olarak 8. yüzyıl Arap toplumlarının düzeyinde sayılır. Siyasi İslam’ın entelektüel düzeyi budur. İslami cephede bugünlerde tartışılan en önemli konu Hıristiyanların ve Yahudilerin cennette gidip gitmeyecekleridir.
En büyük düşünürlerin Fetullah Gülen, Tayyip Erdoğan, Kadir Mısıroğlu, Cüppeli Ahmet Hoca, Adnan Hoca, Cemalettin Hoca gibi şahısların olduğunu görüyoruz.
Toplum İsmailağa Cemaati mensubu insanlardan oluşursa demokrasiyi kuracak kolektif bir niyet, rıza asla oluşmaz. Türkiye’de hukuk devleti ve demokrasi isteyen geniş bir seçmen kitlesi yoktur. Sadece AKP seçmeni değil, MHP ve CHP seçmeni de hukuk devletini ve demokrasiyi arzulayan bir seçmen değildir. Bunun da ötesinde devlet kuvvetlerinin yargısız infazlarının ve sistematik işkencenin engellenmesini isteyen geniş bir seçmen kitlesi de yoktur. AKP bunu kendi arzusuyla kendi başına yaptı. Bu AKP yöneticilerinin bir lütfudur. Toplumun geniş kesimleri devlet terörüne hep kayıtsız kalmışlardır. Devlet terörüne son verilmesi hiçbir zaman ana akım (Türk ve Sünni) seçmen kitlesi tarafından önemli bir seçim mevzusu olarak görülmemiştir.
Başbakan Erdoğan 2010 yılında Sakarya’da yapılan bir miting sırasında 1937-1938 yıllarında dönemin CHP hükümetinin Dersim’de 50 bin silahsız savunmasız sivili katlettiğini açıkladı. Alanı dolduran partililer bu açıklama karşısında donup kaldılar. Nasıl bir tepki göstermeleri gerektiğini bilemediler. Meydana derin bir sessizlik çöktü.
Dersim katliamını itiraf etmek de nereden çıkmıştı? Buna ne gerek vardı? Bu konu kimin aklına gelmişti? Dini, sınıfı, ideolojisi vb. ne olursa olsun bir Sakaryalı neden 2010 yılında Dersim’de üç çeyrek asır önce yaşanan bir olayı katliam olarak tanımlayacak ve onu açığa vuracaktı?
Ana akım Türk seçmeni bakımından hukuk devleti ve demokrasi Dersim Soykırımı’nın tanınması kadar yabancı bir konudur. Ekonomik sorunlara çözüm bulmak her zaman başta geliyor. Kazlıçeşme’de çok kaba sözler sarf eden AKP yanlısı kadın seçmen genel seçmen profilini aslında çok iyi temsil ediyor. Gönüllü olarak Başbakan’ın sindirim sisteminin en uç noktasındaki bir kılı olmak isteyen yurttaşların demokrasi ve hukuk devleti gibi konseptleri yoktur. Varsa bile bu konseptler açık forumları düzenleyen gençlerinkinden çok farklıdır.
Demokrasi ve hukuk devletinin sosyal bir gerçek olabilmesi için kolektif olarak tarif edilmeleri ve kabul görmeleri gerekir. Bir hukuk devletinde polis protestocu vatandaşları öldürmez. Öldürmesi halinde ağır bir suç işlemiş olur ve ağır bir biçimde cezalandırılır. Hukuk devletinde başbakan dini inancını siyasi referans çerçevesi olarak kullanmaz; mezhepçi bir sosyal mühendisliğe soyunmaz, kimseye ahlaki üstünlük taslamaz. Politikalarını protesto edenleri ayak takımı, çapulcular olarak adlandırmaz.
Açık forumları düzenleyenler hukuk devletinin ve demokrasinin evrensel prensiplerini bilfiil tarif ve kabul ederek ülkenin ihtiyaç duyduğu sosyal kurumların neler olduğunu gösteriyorlar. Demokrasi ve hukuk devleti böylece soyut veya Avrupai konseptler olmaktan çıkarak Kadıköylüleşiyor. Bu konseptlerin geniş bir seçmen kitlesi tarafından benimsenmesi halinde toplum yeni sosyal kurumlarını yaratmış olur. Desteklenmemesi halinde bir azınlık hareketi olarak kalır.
Forumu yöneten gençler mevcut küresel sistemi AKP hükümetinden daha iyi anlıyorlar. Çağdaş bilgi birikiminden yararlandıkları için AKP yöneticilerinden çok daha bilgililer. Sosyal felsefeleri AKP felsefesiyle kıyaslanmayacak kadar ilericidir. Hiçbir devlet tecrübeleri olmadığı halde forumları yöneten gençler ülkeyi Başbakan Erdoğan’dan çok daha iyi yönetirler.
Gezi Parkı eylemleriyle başlayan yeni süreçte demokrasiyi, hukuk devletini ve insan haklarını olmazsa olmaz bir zorunluluk olarak gören gençlerle kışla-cami ikilemi içinde ne yaptığı, neyi savunduğu belli olmayan “kıl” seçmen kitlesi arasındaki büyük fark açığa çıktı. Demokrasi, hukuk devleti, insan hakları parklarda da olsa ilk kez Türkiyeli oldu.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2014
26.08.2014
15.08.2014
6.08.2014
15.07.2014
22.06.2014
12.06.2014
9.06.2014
7.06.2014
20.05.2014