Mehmet YILDIZ
Seçmen kitlesinin %52’sinin oyunu alarak Çankaya Köşkü’ne çıkan Erdoğan’ın hikayesi birçok yönden kendisi için La Catedral Hapishanesi’ni inşa eden ve gönüllü olarak gidip içine giren Kolombiyalı Pablo Escobar’ın hikayesini akla getiriyor.
Söz konusu kıyaslama vesilesiyle yanlış intibalara yol açmamak için her iki aktör arasındaki önemli farklılıkları ve benzerlikleri daha yazının başında net bir biçimde belirtmemiz gerekir:
1. Pablo Escobar dünyanın en zengin ve en büyük uyuşturucu baronuydu. Tayyip Erdoğan Türkiye’nin en büyük partisinin lideridir. Her ne kadar ikisinin de hukuk devletine, demokrasiye ve insan haklarına hiçbir saygıları yoksa da kriminal bir örgütle legal bir parti arasında önemli bir fark vardır. Pablo Escobar 1992-1993 yıllarında Kolombiya hükümetinin kendisine karşı açtığı savaşta zor duruma düşünce hükümeti “insan haklarını çiğnemek”le suçladı. Tayyip Erdoğan İslamcı bir partinin lideri olarak Kemalist orduyu etkisiz hale getirmek için demokrasi ve hukuk devleti kavramlarını bir numaralı silah olarak kullandı. Ordunun etkisizleştiği andan itibaren demokrasi ve hukuk düşmanı gerçek yüzünü göstermekten hiç çekinmedi.
2. Pablo Escobar kendisine karşı çıkan tüm kamu görevlilerini ya rüşvet vererek satın aldı ya da öldürdü. Tayyip Erdoğan aynı durumda rüşveti bir araç olarak kullanmasına rağmen, kendisine karşı çıkan kamu görevlilerini tutuklamakla ya da işten atmakla yetiniyor.
3. Dünyanın en zengin kriminaliyle dünyanın en zengin başbakanı rüşvet vermek suretiyle halkın yoksul kesiminin desteğini almaya büyük bir önem veriyorlar. Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları gibi kavramları kesinlikle olmayan yoksul kitlelerin ağzına bir parmak bal çalarak desteğini ve sempatisini kazanıyorlar. Hukukun ayaklar altına alınması, demokrasinin hiçe sayılması, ahlaksızlığın, vicdansızlığın ve zorbalığın ayyuka çıkması destekçi yoksul kalabalıkları hiç ilgilendirmiyor. Pablo Escobar Kolombiya’da, Tayyip Erdoğan Türkiye’de halk kahramanları ya da modern Robin Hood olmaya devam ediyorlar.
4. Her iki aktör de güçlerinin zirvesindeyken yargılanmaktan, adalet önünde hesap vermekten ve mahkum edilmekten korkuyorlar. En temel benzerlik budur. ABD’ye iade edilmek ve ABD’de yargılanmak Pablo Escobar’ın en büyük korkusuydu. Kolombiya hükümetinden ABD’ye iade edilmeme garantisini aldıktan sonra kendisi için Medellin’de Le Catedral Hapishanesi’ni yaptı ve gönüllü olarak içine girdi. Tayyip Erdoğan’ın en büyük korkusu rüşvetçiliği, ihalelere hile karıştırması, kamu arazisini parselleyerek kendisi için satması, IŞİD gibi terör örgütlerine destek vermesi nedeniyle yargılanmaktır. Bu korkusunu bir türlü yenemiyor. Bunun için devleti bir kanun devleti olmaktan tamamıyla çıkardı ve yargı sistemini tamamen işlevsiz hale getirdi. 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra Tayyip Erdoğan’ın kafasında hiçbir siyasi proje kalmamıştır. Biricik kaygısı yargılanma tehlikesi karşısında kendisi için güçlü yasal bir zırh yaratmaktır. 30 Mart yerel seçimleri kampanyası sırasındaki motivasyonu tamamen buydu. Aynı kişisel motivasyon cumhurbaşkanlığı seçiminde de temel bir rol oynadı. Le Catedral Pablo Escobar için ne ise Çankaya Köşkü de Tayyip Erdoğan için o olacaktır. Intuitive olarak bunu söyleyebiliriz.
5. Pablo Escobar’ın gücü elindeki paraya ve yönetmekte olduğu uyuşturucu kartelinin gücüne dayanıyordu. Yasal bir statüsü yoktu. Tamamen fiziki ve mali bir güç sayılırdı. Tayyip Erdoğan’ın gücü yasaldır, politik statüsüyle ilgilidir. Dolayısıyla daha büyük veya sağlam gözükse bile aslında daha kırılgandır. Deontik gücün tabiatı aktörde sürekli bir tedirginlik yaratıyor. Belki de kendi kendine sürekli bir biçimde “Bu devlet benim babamın malı değil ya! Tüm siyasi iktidarlar fanidir” diyor. Deontik gücün feci şekilde suiistimal ediliyor olması suiistimalciyi daimi biçimde huzursuz olmaktan kurtarmaz.
Seçmen kitlesinin çoğunluğu ahlaki ve entelektüel gelişmişlik düzeyinin bir sonucu olarak bu suiistimali sorgulamıyor. Tayyip Erdoğan cahil seçmen kitlesinin desteğini işlediği her türlü suçu aklayan bir mekanizma olarak sunuyor. Bu desteğin zayıflamaması için elinden gelen her şeyi yapıyor. Seçmenden sürekli moral destek istiyor.
Türk toplumunun genel gelişmişlik düzeyiyle Erdoğan’ı destekleyen seçmenin mantalitesi arasında causal bir bağ vardır. Tüm aktörler (muhalefet partileri, aydınlar, seçmen kitlesi, insan hakları kurumları, gazeteciler, televizyoncular, akademisyenler vb.) consequent olmaktan uzaktırlar. Örneğin AKP hükümetinin feci yolsuzlukları ve hukuksuzluğu karşısında ilk günlerde infiale kapıldığı görüntüsünü veren aktörler bile birkaç gün sonra AKP hükümeti, “Sayın Tayyip Erdoğan”, “Sayın Abdullah Gül” hakkında son derece sterile konuşmalar yapıyorlar. Hükümetin feci yolsuzluklarını, hukuksuzluklarını, zorbalıklarını, kriminal faaliyetlerini bütünüyle unutuyorlar. Tıpkı Susurluk tartışmasında yaşananlar gibi. Türk toplumu en ilerici kesimleri ve aydınları dahil olmak üzere rasyonel ve dolayısıyla consequential davranmıyor. Devlet ve toplum katında işlenen en feci suçları konuşuyorlar ve unutuyorlar. Sanki herkes bir çeşit “mental deficiency”den muzdarip. İnanılmaz bir durum. İlkin feci suçları konuşuyorlar hemen ardından “Sayın Kenan Evren, Sayın Tansu Çiller, Sayın Mehmet Ağar, Sayın Tayyip Erdoğan, Sayın Abdullah Gül...” diyorlar.
Yüce milletin yüce irrasyonalizmine katkı yapmaktan başka bir çaremiz gözükmüyor: “Yüce kayıp milyarlar, Aziz Deniz Feneri Davası, Büyük Sivas Katliamı, Kutsal Bilal-Tayyip konuşması, eritilemeyen değerli Kısıklı dolarları...”
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (2)
9.09.2014 - Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (1)
26.08.2014 - La Catedral Hapishanesi veya Çankaya Köşkü
15.08.2014 - Kasımpaşalı Tayyip cumhurbaşkanı olurken
6.08.2014 - Dersim ve solculuk
15.07.2014 - Öcalan serbest bırakılmalıdır
22.06.2014 - Anadolu’da Bir Hümanizm Şavkı
12.06.2014 - Öcalan nasıl serbest kalır?
9.06.2014 - Öcalan'nın aşk mektubu ve barış
7.06.2014 - “Vura vura büktüler bizi, eğildikçene eğildik”
20.05.2014
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları





























































































































Ad Soyad Giriniz...
Cerebellum, cerebellum, nerdesin ey cerebellum? Hic dusundunuz mu acaba mesele belki de sadece buyuk devlet olma arzusundadir? Mesele belki de nasil buyuk olacagin degil, buyuk olmak istemenededir? belki de sagcisi, solcusu, libosu, kemalisti, topunuzun ulusal gurudur mesele!