M.Şükrü HANİOĞLU
Türkiye, önceki yazılarımızda da dile getirdiğimiz, "baskıcı iktidar- komplocu muhalefet" sarmalındaki savruluşunu sürdürmektedir.
Siyasal ve toplumsal tarihimiz göz önüne alındığında bu durum şaşırtıcı olmayıp, âdeta olağan siyaset yapma biçimimizin devamlılığını kanıtlayan bir gelişmedir. Siyaset, toplumsal hafızanın hatırlayamadığı dönemleri de kapsayan sürelerden beri bu eksende yapılmaktadır.
Kendisini sürekli biçimde yeniden üreten bu siyaset yapım biçimi sadece iktidar-muhalefet ilişkilerini belirlemekle kalmayarak değişik alanlar arasındaki etkileşimi de şekillendirmektedir.
En önemlisi siyaset ve hukuk olan bu alanların söz konusu sarmal etkisinde şekillenmesi, Türkiye'nin iki temel toplumsal hedefi olan "liberal demokrasi" ve "hukuk devleti"ne ulaşım konusunda sürekli olarak aynı noktaya geri dönen Sisifos'unkine benzer bir kısır döngü yaşamasına neden olmaktadır.
Önceliğe indirgeme
Bu sarmalın önemli özelliklerinden birisi tarafların söz konusu kısır döngüden bir "tavuk- yumurta" sorunsalı çıkarması, meseleyi "öncelik"e indirgemesidir. Baskıcı iktidar, bu niteliğinin "komplocu muhalefet"in tehditlerinden kaynaklandığını savunmakta, bunlar bertaraf edilerek "olağanüstü şartlar" ortadan kaldırıldığında demokratik ve hukukun bağımsız biçimde işleyeceği yapıya dönüleceğini belirtmektedir.
Buna karşılık "komplocu muhalefet," "baskıcı iktidar"ın yasal yolları tıkadığını ileri sürerek, "iktidar düşürülüp, özgürlük ortamı yeniden tesis edildikten sonra" normal siyasetin egemen olacağını savunmaktadır.
Sorun hangisinin diğerini tetiklediğine indirgenen bir ilişkinin yapısal nedenlerden dolayı sürekli biçimde yeniden üretilmesidir. Bu nedenle içindeki savruluşumuzu artan bir ivme ile sürdürdüğümüz bu sarmala başlangıç noktası aramadan yaklaşmak gerekmektedir. Bunun yanı sıra onu kişiler değil kavramlar temelinde ve tarihî bağlamında ele almak ve onu yeniden üreten yapısal nedenleri ortadan kaldırmak lâzımdır.
Güncel sıcak gelişmelerin bunun yapılmasını fazlasıyla zorlaştırdığı ortadadır. Ama konunun somut kişilik ve örgütlenmeler üzerinden tartışılması, onun yapısal özelliklerinin ortaya çıkarılması önünde önemli bir engel oluşturmaktadır.
Tarihî bağlam
Sadece Tanzimat sonrası dönem göz önüne alındığında (bu onun daha önce varolmadığı anlamına gelmez) söz konusu sarmalın siyasetimizin temel özelliklerinden birisi olduğu görülebilir. Tanzimat ricâli ile Yeni Osmanlılar, Sultan Abdülaziz ile anayasacı hareket, Sultan II.
Abdülhamid ile Jön Türkler, İttihad ve Terakki ile muhalifleri, Erken Cumhuriyet rejimi ile karşıtları "baskıcı iktidar-komplocu muhalefet" ekseninde yapılan siyaseti değişik bağlamlarda yeniden üretmiş ve sürdürmüşlerdir.
1950 seçimlerinin yüz yıllık bir sarmalın sonlandırılması konusunda yarattığı beklenti boşa çıkmış ve Türkiye onu yeniden üretmiştir. Çok partili yaşamın kısa süreli molaları dışında siyaset hep bu ilişki çerçevesinde yapılmıştır. Günümüzde de bu alanda büyük bir değişim yaşandığını söyleyebilmek mümkün değildir.
Tarihî bağlam ele alındığında soruna kişisel boyutta yaklaşılmasının anlamlı olmadığı daha iyi anlaşılabilir. Âlî ve Fuad Paşaların otoriter yönetimleri, Sultan Abdülaziz'in "Saray iktidarı," II. Abdülhamid'in "neo-patrimonyalizmi," İttihad ve Terakki'nin "Cemiyet terörü," Tek Parti'nin tektipleştirici baskıcılığı sona ermiş, ama sarmal kırılmamıştır.
Sarmalın diğer ucundaki muhalefet yapılanmalarına bakıldığında ise gelişmelerden etkilenmeyen benzer bir devamlılığın varlığını görmek mümkündür.
Anayasal rejime geçiş, "hürriyetin ilânı," siyasal partilerin doğuşu, cumhuriyet, çok partili yaşamın başlaması, yeni anayasa, bürokratik vesayetin geriletilmesi benzeri gelişmeler bu alanda yeni bir başlangıç oluşturmamış, sarmal tüm yeni bağlamlarda kendisini yeniden üretmiştir. Ana kırılma noktalarında kısa süreli balayı dönemleri yaşanmış, sonrasında ise eski ilişki biçimine geri dönülmüştür.
Neden üretiyoruz?
Toplumdaki siyaset yapımının temel ekseni olan "baskıcı iktidarkomplocu muhalafet"in yapısal karakter ve sürekliliği "öncelik" tartışmasını anlamsız hale getirmektedir.
Baskıcı iktidarın sonlandırılarak "özgürlük ortamının tesisi" ya da "eşhâs-ı muzırra," "erbâb-ı fesad" ve "hain dimağlar"ın değişik yöntemlerle siyaset sahnesinden indirilmesi sarmalın işleyişinde farklılık yaratmamaktadır. "Hürriyeti ilân" eden İttihad ve Terakki'nin istibdadı II. Abdülhamid dönemini aratmış, Erken Cumhuriyet ise çoğulculuk yerine otokratik baskıcılığa yönelmiştir.
Sarmalın böylesi farklı bağlamlarda yeniden üretilmesinin iki temel nedeni bulunmaktadır. Bunlardan birincisi "iktidar" alanının kapsayıcılığıdır. "İktidar merkezli" olarak tasarlanan siyaset, muhalefete son derece sınırlı bir alan bırakmaktadır.
Tarihî geleneğimiz, güçlü merkeziyetçilik eğilimleri, ilhamını Rousseau'dan alan "hakimiyet-i milliye" yorumu ve sivil toplumun görece zayıflığı "iktidar"ın her konuda fazlasıyla belirleyici olduğu bir siyaset yapısı yaratmaktadır.
Toplumumuzda "iktidar," kontrol alanı genişliği ve nüfûz gücü nedeniyle, sadece siyaset üzerinde ezici bir egemenlik kurmakla kalmayarak tüm özerk alanları yutmakta ve işlevselleştirmektedir. Dolayısıyla "iktidar," onu eline geçirenin kimliği ve ideolojisinden bağımsız olarak "baskıcı" karakter taşımaktadır.
Sarmalımızın kendisini sürekli biçimde yeniden üretmesinin ikinci temel nedeni ise siyasetin "toplum mühendisliği" biçimini almasıdır.
Büyük bir toplumsal mühendislik projesi olan Tanzimat'tan itibaren, "siyaset," kısa aralıklar dışında, talepleri karşılama, varolan ilişkileri düzenleme, iyileştirme ve kaynakların dağıtımında dengeyi sağlama benzeri unsurları hafife alan "dönüştürme temelli" toplumsal mühendislik olarak kavramsallaştırılmıştır.
"Yeni bireyler, farklı nesiller" yaratarak toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bu "büyük" projeler "siyaset"i bir mühendislik faaliyeti olarak kavramsallaştırarak çatışmayı körüklemişlerdir. Böylesi siyaset anlayışı, "muhalefet"in iktidar alternatifi işlevini görmesini de güçleştirmektedir.
Bunun neticesinde iktidar, muhalefeti yaşamsal, gelecek nesilleri etkileyecek bir "dönüşüm"ü engellemeye çalışan "fesatçılık" olarak görürken, muhalefet de her ne yolla olursa olsun toplum mühendisliği projesini sabote etmeyi hedeflemektedir.
Dolayısıyla içinde savrulduğumuz sarmalın kırılarak "liberal demokrasi" ve "hukuk devleti" kayalarının tepeye ulaştırılabilmesi için iki temel adımın atılması gerekmektedir.
Bunlar "siyaset"in farklı şekilde kavramsallaştırılması ve iktidarın "paylaşımı"dır.
Bu yapılmadığı taktirde bir "baskıcı iktidar"ın yerini diğeri alacak, "hürriyet" parolasıyla işe başlayan her yeni yönetim de karşısında "komplocu muhalefet" bulacaktır. Bu sonu gelmeyen süreçte "olağanüstü şartlar" ortadan kalkmayacak, yaratıldığı düşünülen "özgürlük ortamları" ise kısa ömürlü olacaktır.
Türkiye'nin yapısal nedenlerden dolayı sürekli biçimde yeniden ürettiği "baskıcı iktidar-komplocu muhalefet" sarmalını kırması gereklidir
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018