Murat BELGE
atil, gündelik rutinlerin yerlerini başka (yazık ki kısa süreli), oldukça farklı rutinlere bıraktığı bir zaman dilimi. Sabah gözünü açtığın yerin bir tekne olduğunu hatırlaman belki birkaç saniye alıyor. Ama hatırlıyorsun; kahvaltı, sabahın ilk denizi, şimdi böyle olaylar var zihninde. Çok sürmüyor, "dönüş"e geçiyorsun; unutur gibi olduğun ama aslında tabii unutmadığın, "normal" dediğimiz (ne kadar "normal" olduğu şüpheli) dünyaya dönüyorsun.
Bu bildik dünyada şort giymiş kızların şampiyonluk kazanmasına sevinmeli miyiz, yerinmeli miyiz gibi "derin" sorunlar var. Tanıdık sorunlar—"tanıdık" olması ne kadar "esef" verici olursa olsun.
Ben de "büyük rutine" dönüşün ısınma hareketlerini yaparken ilk işlerden biri olarak T24'e baktım tabii. Bakınca, Oya Baydar'ın yazısıyla karşılaştım. Oya, CHP üstüne yazmış. Bir süredir "volümü" artmış olarak tartışılan (belki "tartışma" kelimesi hafif kalır) "değişim" üstüne bir yazı. Böyle bir şey yapmaya niyetliyseniz, diyor Oya, "İşe Altı Ok'la başlamalı".
Evet, tabii tam da öyle. Oya Baydar'la aynı şeyleri, benzer bir mantık içinde düşünmenin şaşırtıcı herhangi bir yanı yok benim açımdan.
Partinin adı "Cumhuriyet Halk Partisi". Bir "rejim" adı veriyor: "cumhuriyet". Bu, belki CHP'nin en az tartışma gerektiren özelliği -diyebilir miyiz? Aslında diyemeyiz, diyememeliyiz. Çünkü bugünün dünyasında "cumhuriyet" kavramı bize fazla bir şey söylemiyor. Allende, Şili Cumhuriyeti'nin başkanı seçilmişti. Pinochet Şili'de monarşi kurmadı. Kuzey Kore cumhuriyet, Fransa da, İdi Amin'in Uganda'sı da. Öte yandan Norveç, Hollanda v.b. monarşi!
Yani, "cumhuriyet"in nasıl bir cumhuriyet olduğunun da belirtilmesi gerek. İkinci kavram, "Halk" bunu açıklamaya niyetli gibi ama o da günümüzde sorunlu. "Halkçı", dünyada "popülist" adıyla tanınır. Bu, şimdilerde dünyada en fazla tartışılan kavram: Peron'dan Bolsonaro'ya uzanan bir çizgide yığınla "popülist" yani "halkçı" olma iddiasında önder ve rejim var; CHP bunların hangisine yakın? Yakın mı?
Oya Baydar söz konusu "altı ok" üstüne kısa açıklamalar eklemiş zaten, uzatmayayım. Sorun şu: Türkiye'nin bir "cumhuriyet" haline gelişinin yüzüncü yıldönümüne bir şey kalmadı. Bu, az buz zaman değil. Bu süre içinde dünyada çok şey değişti. Türkiye'de de değişti. "Altı" kelimesini alalım. "Altı Ok"la başlayan CHP şu günlerde "Altılı Masa" mimarı olarak konu ediliyordu. İki "altı" arasında epey fark var. Oklardan biri "Laiklik"; masadaki altılının üçü "CHP oku olarak" laiklikten çok uzaklar. Ayrıca, bir ok, "devletçilik"; biri de "inkılapçılık". CHP bu iki oku neresinde taşıyor, neresinde uygulamaya sokuyor? Bu oklarını herhangi bir hedefe göndereceği bir "yay" var mı elinde? Yoksa o yay çerçevelenip duvara asılmalı mı, asılmış mı?
"Milliyetçilik"... Bu öteden beri CHP'nin otantik okuydu, şimdi de belirli ölçüde (bazılarına göre "tamamen" olmalı) öyle. Aslında en "çetin", en "sahici" tartışmanın bu kavram üstüne yapılması gerekiyor.
Bunlar, "ilke" düzeyinde tartışılacak konular. Bundan daha önemlisi, yaşanmış somut tarih ve o tarih içinde CHP'nin -bu ilkeleriyle- oynadığı rol, ortaya koyduğu "performans". Bu bir "siyasi üslup" anlamına geliyor. Bu üslup karşısında toplumun benimsediği tavır ne olmuş? Yani, çok-partili düzen içinde neden CHP kendisini iktidara getirmeye yetecek oyu alamaz? Oyunu beklenin üstüne çıkarmayı başardığı zamanlar (Ecevit'in çıkışı) kendini bilinen CHP'den en fazla ayırdığı ve bunu topluma en inandırıcı biçimde gösterdiği zamanlardır, neden?
Türkiye'nin bugün geldiği noktada, kafasında "sol" kavramı bir şekilde bulunarak siyasete bakan kişi, ister istemez, CHP olgusunu değerlendirmek durumunda kalıyor. CHP'nin solunda duran bir sol var, ama toplumdan kabul görmüyor. Bu da, hangi düşünce ya da amaçlarla olursa olsun, siyasi yelpazenin solunda durmayı seçmiş olanların CHP olgusu karşısında dikkatli davranmasını gerektiriyor. Şu günlerde biraz da "abra kadabra" havası içinde dalgalandırılan "değişim" kavramı ve onun başlatması beklenen süreç bu bakımdan önemli. "Değişiyoruz, değişelim" derken kendimizi "dağılma" sürecinin içinde bulmamız pekala olabilecek bir şey.
"Değişim" elbette gerekli. Bu gereklilik konusunda, hemen, en geniş "konsensüs" oluşabiliyor. Ancak, "nasıl değişmeli?" sorusu sorulur sorulmaz, konsensüs dağılıyor.
Dağılmaya yol açan başlıca etken, yanılmıyorsam, "değişim" sloganıyla anlatılan girişimin, hareketin yönüyle ilgili. Kabaca dile getirecek olursak, soru "sağa yönelerek mi, sola yönelerek mi değişeceğiz?" biçimini alıyor. Buna benim kendi inançlarım çerçevesinde vereceğim cevap "sola yönelerek" demek olacaktır. Ancak, bu ne demek?
Şöyle bir örnek vereyim: Hani bir tarihte üniversitede "ikna odaları" kurulmuştu, başını örtmüş kız öğrencilere yüksek öğrenim görmek istiyorlarsa bu tesettürden çıkmaları gerektiği anlatılıyordu. Bir Merve Kavakçı olayı vardı; Ecevit bile bağırıyordu, "Biri bu kadına haddini bildirsin" anlamına gelecek bir talepte bulunuyordu.
Bu bir "sol" tavır mıydı, bir "sol politika" ile mi karşı karşıyaydık? Bence, hayır. İnsanların dini inançlarını paylaşmazsınız; ama o inançları böyle yöntemlerle, yasaklarla baskı altına alamazsınız, yani almaya çalışmanız yanlıştır, sollukla da bir ilgisi yoktur.
Dolayısıyla bu olaylar olurken CHP'nin büyük ölçüde sessiz gözlemci tavrıyla oturması doğru değildi. Şimdi CHP bu yapılanların yanlış olduğunu kabul ediyor. Peki bunu böyle görüyor, böyle değerlendiriyorsa kendi kadın milletvekili adaylarına "Siz de başınızı örtün" diyor mu ya da böyle davranmasının bir anlamı olur mu? Hayır, elbette olmaz. Haksızlığa uğradığını düşündüğün bir kişiyle ya da zümreyle dayanışma kurmak o kişi ya da zümrenin "kılığına girmek" demek değildir.
Ancak şu günlerde CHP'de görülen bazı davranışlar, böyle bir "bukalemun politikasını" akla getiriyor. Bu, bir süredir devam eden bir tavır. Bir ucu "Batı"yı bütünüyle emperyalist ve dolayısıyla düşman sayan dikkatsiz bir tavır almaktan yeterince sakınmamak, bir ucu Kürt sorunu karşısında iktidara "kuyrukçuluk" yapmaktan sakınmamak biçiminde ortaya çıkıyor. Bu ikincisinde başta Selahattin Demirtaş, olmadık olaylarda iktidarla suç ortağı konumuna düşülmüş oluyor. Bunlar vahim yanlışlar.
"Toplum böyle tavır alıyor" denebilir. Alıyor olabilir. Ama "solda olmak" toplumu taklit etmek de değildir. Toplumun her yaptığı, her benimsediği doğru değildir. Şu son seçim de bence bunu gösteriyor. Ama "bu iş böyle oluyor, olabiliyor" dedikse yapılması gereken toplumla kavga etmek de olamaz. Geçmişteki CHP gibi toplumun kolunu büküp arkasından dürterek "doğru yolu" göstermek ne kadar yanlışsa, "toplum dalkavukluğu" da bir çıkış sağlamaz. Siyasetçinin sorunu kitlelerle iletişimini kesintiye uğratmadan ilkelerin gerçekleşme yolunu açık tutabilmektir.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025