Murat Sevinç
Tarkan, perşembe akşamı yeni şarkısını yayınladı, bir anda gündem oldu, bir-iki günde milyonlarca kez seyredildi. Perşembe akşamı şarkıyı dinleyince bir oynama, hatta şöyle şıkıdım şıkıdım hissi uyandı içimde, içimizde, keyfimiz yerine geldi, mutlu oldum, olduk.
Sen misin mutlu olan, şıkıdım oynamak isteyen, içinde bir şeyler kıpırdayan; ertesi gün şöyle bir gezindim sanal dünyada, ‘Otaboka Mutlu Olunmaz Dairesi’nin (OMO) her düzeydeki görevlileri -aman yanlış anlaşılmasın, AKP muhaliflerinden, aydınlık yarınlardan söz ediyorum- Tarkan ve şarkı eleştirisine girişmişler ve yine iyiyi, doğruyu, güzeli gösteriyorlar, büyük istekle.
Bu ‘yapılanma’ çok çeşitli kolları olan karmaşık bir ‘kurum’ ve yeni değil bilindiği üzere, eskiden, sosyal medya yokken en yakınındakilerin yaşamını çekilmez hale getirenler, şimdi internet sayesinde, hele bir de takipçileri çoksa, benzerleriyle bir olup hayli kalabalık toplum kesimlerini bunaltma, eser miktar kalmış yaşama sevincini tüketme işine girişebiliyorlar. Haliyle OMO dairesi, ‘Doğru Düşünme ve Saçmalamadan Yaşama Bakanlığı’nın, yalnızca bir faaliyet kolu durumunda.
Siz de tanımışsınızdır mutlaka, diyelim keyfiniz biraz yerinde, okuduğunuz, seyrettiğiniz ya da dinlediğiniz herhangi bir kitap/yazı, oyun, şarkı hoşunuza gitti, heyecan duydunuz, başkalarıyla paylaşma ihtiyacı da hissettiniz -eyvah, en riskli alandır, çünkü ‘İlgi Alanıma Girmiyor Şube Müdürlüğü’nün, ‘Allah Aşkına Bunu mu Beğendin’ sekretaryası, söz konusu alanda faaliyet gösterir, ilgili birimlerden biri mutlaka hevesinizi kursağınızda bırakmak üzere harekete geçer ve o kitabın, o yazının, o oyunun, o şarkının neden beş para etmediğini anlatmaya girişir. Eğer şanslıysanız tabii, karşınızdaki konuşuyorsa, bir de sözcükler yerine hal ve tavırlarıyla küçümseyenler vardır, muhatabınız ola ki ‘Mimiklerle Yaşıyorum Sefam Olsun Oh’ şubesinden ise, yandınız, hangi ölçüde yerin dibine sokulduğunuzu anlayabilirseniz, anlayın bakalım.
İşte sosyal medya, bu birim memurlarının kamunun yaşamına girebilmesine olanak tanıdı belli ki. Bir iyi yanı var yalnızca, interneti kapatınca geçiyor!
Tarkan’ın neşesi, her ne söylüyorsa onu müthiş bir coşkuyla, enerjiyle söylemesi, bir anda milyonlarca insana sevinç yaşatması olağanüstü değil mi; biraz sevinsek, kuruyan içlerimiz azıcık kıpırdansa, şarkı kalitesini hiç bilmesek, müzik cahili olsak, hatta zırcahil olsak, yine de yüzümüz gülse, bezgin kanepemizden kalkıp iki göbek atmak istesek, bir an dertlerimizi unutsak, en ilkel halimizle tepinsek, bağırıp çağırsak, hey hey hey desek, duramayıp bir de tey tey tey desek, hatta ‘mozaik değil mermer’ olduğumuzu unutuverip “Tili lili” desek, olmaz mı!
O şarkıyı dinlediğinde şarkının dilini, niteliğini, şusunu busunu eleştirenlere -eleştirmek kuşkusuz olağan olmasına olağan da- aklına ilk bunlar gelenlere, “Müsaade edin biraz oynayalım, sonra yine mutsuz, kasvetli haytalarımıza döneceğiz ve sizleri dinleyeceğiz, söz” desek örneğin, işe yarar mı? ‘Geççekmiş’ ama öyle kendiliğinden olmazmış bu işler, çaba harcamak gerekirmiş; bak sen, ne yapsın, anayasa mı yazsın Tarkan, Kürt sorununu mu çözsün, zamları mı önlesin; ya da biz ne yapalım, bir an coşup eğlenme ve mutlu olma gafletinde bulunan biz fâniler, ne yapalım hakikaten, tam göbek atmaya başlamışken, o göbeğin ortasında, “Bir şeyler yapmalıyım, böyle boş boş oynanmaz ki” mi demeliyim, bize, şıkıdımcılara hiç olmazsa bir gün tahammül edilse de sonra yadırgansa, olmaz mı?
Canımın içi, bıktık bıktık, şu kareli ceketlilerin kibrinden, her Allah’ın günü sövmelerinden, tanık olduklarımızdan, sesimizi çıkardıklarımız ve çıkaramadıklarımızdan, o teflon hallerinden, toprağı ve bizleri malları gibi görmelerinden, adaletsizlikten, bıktık. Şu hale bak, şu ülkeye bak, hayatlarımıza bak, bir şey arıyor insan, bir heyecan, bir kıpırtı, bir neşe, kahkaha fırsatı, kısa sürsün, önemli değil, aptal mı ahali, neyin ne kadar süreceğini hesap edemiyor mu!
Son zamanlarda özellikle şöhretli komedyen ve şarkıcılarımızın sesi daha çok ve gür çıkmaya başladı. Muhtemelen, suskunluğun kendi yaşam alanlarını da yok eder hale geldiğinin farkına varıyorlar, çoğu yurttaş gibi. Ne güzel işte, konuşsunlar, tepki göstersinler, kamusallığa katkı yapsınlar, fena mı olur, oluyor. Milyonlarca insanın sevdiği, takip ettiği ve pek muadili bulunmayan insanlar ses çıkardığında, onlara, yıllarca iktidar dalkavukluğu ardından muhalif saflara transfer olmaya çalışan arsızlara gösterilen haklı tepkiyi yöneltmek, akıl kârı mı? Malum bakanlığın, ‘Yeni mi Akıllandılar’ ve ‘Aslında Apolitikler’ birimleri harekete geçiyor bir anda. Öf.
Kim apolitik, Cem Yılmaz mı? Hadi canım! Çeyrek yüzyıldır yaşamımızı güzelleştiren, yüzümüzü güldüren bir insanın büyük gözlem yeteneğini, bazen açıktan çoğu zaman örtük politikliğini, eleştiri gücünü nasıl görmezden gelir insan. Nedir politik olan, bir tek politik hal mi var? O politik değil de, sen misin peki, neden, nereden belli, nedir politik eylemin, düşüncen. Cem Yılmaz politik değil, memleket akademisi mi politik, tiyatrocuları mı politik, basın mı, örneğin, haydi tartışsak ya şu politik olanın içeriğini. Bak Moda Sahne’nin elektriğini kesecekler üç güne, faturayı ödeyecek geliri olmadığı için. E hani politik sanatçılarımız, oyuncularımız, politik kamuoyu, haydi ama.
Kimi akademisyen eleştirilerini gördüğümde ise düşüp bayılacaktım! Ah akademi, o büyük unvanlar… Bir avuç insan ve kurum istisna, şunca rezalete sesini çıkarmayıp, bunca adaletsizliği seyretmekle yetinip, OHAL’i, ceberutluğu, yaşamları çürütülenleri beceriyle görmezden gelip, Boğaziçi ya da sivil ölüme mahkûm edilen meslektaşları için bir satırı çok görüp de, Tarkan şarkısında kusur bulan akademi, ah güzel akademi, ah duyarlı akademi…
Tarkan, ilk günden itibaren ‘tepki gösteren’ bir yıldız, yıldızlığın hakkını verenlerden, şımarmamış, hep aklı balında kalmış nadir bulanacak bir ‘yurttaş.’ Ayrıca hem çok güzel hem çok yetenekli adam, yalan mı!
Zehra Çelenk, Duvar’da çok güzel bir yazı yayınladı. Orada diyor ki (önceki bir yazısına atıfla): “Tarkan’ı severim. Niye severim? Naziktir. Nezaketi de her şeyi gibi kendine özgü olduğundan altında buzağı arayasım gelmez. Yapay mı doğal mı, derecesi ne… Tarkan bir sahne yaratığı, hiçbir şeyi dümdüz olmayan, simli, janjanlı bir ruh. Onun doğallığı da kısmen bu ‘yapaylık’ta yani, ne bekleniyor ki? Yılların megastarı olarak bu kadar ilgiye, şöhrete rağmen bir tık fazladan şımarmaması… Üç beş yıl içinde ün zehirlenmesinden kendini imha eden ünlüler cehenneminde ünden delirmemesi az şey mi? Her nevi Alfalık imkanına sahip olduğu halde kameralara çemkirmemesi, bir kadına, bir erkeğe, bir canlıya kötü davranırken görüntülenmemiş olması müebbet starlığı için yeterli benim gözümde. İki şeye eminim: ‘Yıldızların yapıldığı maddeden’ ve iyi bir insan. Bu iki özelliği nedeniyle işte çirkinliğin elli tonuna boğulduğumuz bir ülkede güzel ve özel. Hep de öyle olacak diye umuyorum.”
Milyonlar tarafından sevilen insanların, değer üretenlerin, tanınmışların ses çıkarması, er ya da geç, çok önemli. Bu yazıyı üç kişi okur, oysa onlar tepki gösterdiğinde otuz milyon haberdar oluyor, çıkardıkları o sesin değerini bilmek gerek; hele ki her bir sözcüğümüzden çekinir hale geldiğimiz, birinin diğerinden kahramanlık beklediği, çoğunluğun sindiği, bir kesim varlıklı muhalifin yalnızca ‘can sıkıntısı’ yaşayarak mağdur olduğu, bu devirde. Çıkan her ses somut bir politik hedefe yönelik olmaz, bazen hiçbir şey değiştirmiyor görünür, değiştirmez de, buna mukabil zemin yaratır, herkesi ferahlatacak o çoğulcu ve eşitlikçi zeminin inşasına yardım eder.
Tarkan’ın sözleri salgına mı, iktidara mı yönelik; belli ki çok zekice, hınzırca bir yol bulmuş, kutlamak gerekir. Anlayan anladı, mesele bu. Hatta öyle anladı ki, ‘Aslında İlluminati’ ve ‘Yok Hayır, Rotşild’ şubeleri dahil, ne kadar yandaş varsa pek sinirlendi. İki eşeğin yemini bölmekten aciz olup irili ufaklı bunca ayrıcalık ve servete kavuşan yandaşların öfkesini ve “Geçmeyeceeek” bağırışlarını anlamak mümkün; haklılar, kim olsa o zavallıların yerinde aynı tavrı sergiler.
Her neyse… Perşembe akşamı çok eğlendik, şıkıdım şıkıdım, harika, bizim ufaklık da çok seviyor Tarkan şarkılarını, kliplerini seyredip onunla birlikte oynuyor, ne güzel, neşe, çığlık, hoplayıp zıplamak; üstelik, ‘Zıplanmamaya En Çok Gereksinim Duyduğumuz Şu Günler’ şubesine bağlı, ‘İktidara Yarar’ kolu memurlarının tedirginliği eşliğinde, zıplamak. Harika. Kurtlarımızı döktük şekerim, daha ne olsun. Sağolsun, var olsun Tarkan…
Yazı önerileri:
1. Dağhan Irak’ın Kıbrıs yazısı.
2. Ümit Kıvanç’ın Kıbrıs yazısı.
3. Kemal Can’ın yazısı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025