Süleyman Seyfi Öğün
Birkaç gündür, bir gazetenin başlığı harâretli tartışmaların konusu hâline geldi. Sâdece başlık da değil; mahreci, muhtevâsı da bu tartışmalara dâhil ediliyor. Ortada tuhaf bir durum olduğu ve bu hâdisenin lâlettayin bir hâdise olarak geçiştirilemeyeceği anlaşılıyor.
Başlık; mâlûm,”askerî çevrelerin duyduğu iddia edilen bir rahatsızlığı” dile getiriyor. Dil hakikâten çok katmanlı ve tuhaf bir evren..Devamlı olarak eğilip bükülüyor ve yan anlamlar üzerinden kendisini çoğaltıyor. Bu durum, çoğu defâ “anlatılanlar”dan çok, “ne anlatılmak istendiğine” odaklanmak zorunda kalıyoruz. Başka türlü ifâde edecek olursak; dil araçsal anlamından çıkıyor; bizi anlatımına aracılık ettiği şeyleri değil; içerdiği yarı açık, yarı kapalı veyâ örtük anlamları düşünmeye sevk ediyor. Dilsel aktarımlar üzerinden “sorunlarımızı” değil; bizzât bu aktarım sırasında sorunsallaşan dil meselelerini konuşmak zorunda kalabiliyoruz. İmâlar buna tipik bir örnektir.
Askerî çevrelerin “rahatsızlığı” bir şeyi anlatmaktan ziyâde, pek çok şeyi îmâ ediyor. Bu ifâdenin îmâ ettiği, “eğer bu rahatsızlık bildiriminden gerekli dersler çıkarılmazsa” olabileceklerin düşündürülmesidir. Şimdi düzleştirerek söyleyelim: “Bakın askerler rahatsız…Eğer askerlerin rahatsızlığına konu edilen hususlarda bir şeyler yapılmazsa; yâni bir mim konulup, mucîbince amel edilmezse olacakları bir düşünün” demeye getiriliyor.
Modern uygarlığın bir paradoksudur bu îmâlar meselesi..Uygar cesâret olarak tanımlanan söylem ve davranışlar açıklık ilkesine oturtulurken; nedense(!) örtük bir örüntü olan îmâların da uygar otorite değerleri arasında sayılması bu paradoksu berrak bir şekilde ortaya koyuyor. Aslında “otorite” ile “otoriterlik” arasındaki çelişkili sapma da bunu gösterir. Modern uygarlık, kendisini açık bir şiddet üzerinden ortaya koyan “otoriter” davranışı yererken; “otoriteleri” koyacak yer bulamaz. Otorite, şiddet yoluyla değil; “uyarıları” ile nesnelerini hîzâya sokar. Yâni yaptıkları ile değil; “yapabileceklerini” ihsas ettirerek kontrol sağlar. Bu da bizi “totaliterlik” ile “otoriterlik” arasındaki farka ulaştırıyor. Totaliter durum, belli bir otoritenin, otoriter olmayan yollar üzerinden ;meselâ yapabileceklerini îmâ ederek kontrol sağladığı durumdur. Bir örnekle açalım: Meselâ, eğer bir “baba” çocuğu üzerindeki kontrolü şiddet yoluyla sağlıyorsa o “otoriter” bir babadır. Ama eğer, “yapabileceklerini” îmâ ederek çocuğu kontrol ediyorsa tablo değişir. Burada da iki farklı alt örüntü yatar. Eğer, yaptırım gücü sağladığı korku-saygı karışımına dayanıyorsa “otoritesini” kullanan bir babanın “hegemonyasından” bahsederiz. Ama eğer sâdece “korkuya” dayalı bir sonuç elde ediyorsa, davranışları totaliterleşecektir.
Sultan Abdülaziz'in hâllinden başlayarak Türkiye'de ordunun sivil siyâsete pek çok müdahalesi oldu. Bu müdahaleleri meşrûlaştıran bir öz algıdır. Bu öz algıda askerî zihniyetin kendisini memleketin sâhib-i aslîsi olduğu cihetinde konumlandırdığını görüyoruz . Bir bakıma, askerî zihniyet kendisini her türlü sivil otoritenin üzerinde konumlamıştır. Elbette bu öz algıyı destekleyen târihsel dramatik olayların yaşandığının da biliyoruz. Bahsedilen kültürün hayli yerleşik bir kodu olduğu, bugünden yarına bir çırpıda yok olmayacağı da âşikârdır. Ama daha anlaşılmaz olan, sivil dünyâların bu duruma karşı geliştirdiği reaksiyonlardır. Bu reaksiyonlar, asker-sivil ilişkilerinin mâhiyetini “otoriter” veyâ totaliter olmaktan çıkarıp “hegemonik” hâle getiren bir mâhiyettedir. Esas sıkıntının da bu olduğunu düşünüyorum.
Ordunun başlıca iki kırmızı çizgisi olageldi. Bunlar “komünizm” ve “irticâ” olarak basitlenebilir. İlki daha çok Soğuk Savaş sırasında işledi. Diğeri ise ağırlıklı olarak Soğuk Savaş sonrası ortaya çıktı. Düşündürücü olan bu müdahalelerin sivil dünyâlar üzerindeki tesirleridir. Bu tesirler şaşırtıcı bir şekilde sivil siyâsetlerin stratejik ve taktik evrenlerini de belirlemeye başlamıştır. Odağa alınan değişkenin ne olduğuna göre, her müdahale sivil dünyâlarda aynı tesiri göstermemiştir. Meselâ, ordunun anti-komünist “rahatsızlıklarla” yaptığı müdahaleler, komünizmi bir tehdit olarak algılayan muhafazakâr çevreleri o kadar da rahatsız etmemiştir. Bu sûretle “hegemonik” bir bağ oluşmuştur. 27 Mayıs muhafazakâr -müteddeyyin kamuoyuna yönelikti. Sol çevreler buna alkış tuttu ve ileri demokratik hedeflerin sağlanması adına(!) generallere destek verdi. 12 Eylül ise tam tersini yaptı. Ağırlıklı olarak sol çevrelerin üzerine gitti. Bu defâ da müteddeyin-muhafazakâr çevreler sesini çıkarmadı ; hattâ destek verdi. 12 Eylül'den sonra gelen müdahaleler ise “mütedeyyin-muhafazakâr” çevreleri hedefleyince; 12 Eylül'de susan; hattâ destek olan bu çevreler feryâd etmeye başlamış; 12 Eylül askerî darbelere mâruz kalan “sol” çevreler bu defâ “için için” müdahalelerden memnun kalmışlardır.
Doğrusu ben, sıcağı sıcağına tartışılan son manşeti, hegemonik asker -sivil ilişkileri içindeki bir kışkırtıcılık olarak değerlendiriyorum. Bu tarz kışkırtmaların, asker-sivil ilişkilerinin seçmeci yakınlıklar üzerinden yürüyen hegemonik yapısı devam ettiği sürece önünün alınamayacağını düşünüyorum. …E-5'ten her geçişimde karşıma nal gibi çıkan “Kenan Evren Kışlası” tâbelâsı düşündüklerimin empirik kanıtı….
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019