Yıldıray OĞUR
Muhtemelen dün İran’ın drone sürüsü kendilerine doğru gelirken İsrailliler bu soruyu düşündüler.
İlk seçimde kararlarını verirken akıllarında bu soru olacak; Bir kere daha tavizsiz, uzlaşmaz, çetin ceviz Netanyahu mu, yoksa ülkenin başına bela açmadan İsraillileri korumayı vaad eden başka biri mi?
Kasım ayında başkan seçecek Amerikalıların tercihinde de bu soru kritik olacak. Ukrayna, Gazze, şimdi İran… Çin’e karşı kim Amerikalıların işlerini koruyacak?
Biden mı, Trump mı?
Macarlar Ukrayna krizi, Brüksel bürokrasisi, göç meselesi yüzünden bu soruya bir kere daha Orban diye cevap vermişlerdi.
Benzer korkular yaşayan İtalyanlar siyasete Mussolini çizgisindeki partide başlamış Meloni’yi seçtiler.
Hollandalılar ülkenin sınırlarını ve kültürünü korumada en sert adam olan Geert Wilders’i tercih ettiler.
Slovaklar da Ukrayna krizinin daha fazla içine girmekten korkup, Rusya yanlısı Pellegrini’yi devlet başkanı yaptı geçen hafta.
2027’de Fransızlar da Macron ve Le Pen arasında karar verirken bu soru en kritik soru olacak. Anketler Le Pen diyor.
Almanların da kafası karışık AfD güçleniyor, Ukrayna için fedakarlık yapmaktan sıkılanlar yeni partilere doğru kayabilir.
Bu hafta sonu sandık başına giden Hindistan’da Modi’de halka bu sorunun doğru cevabının kendisi olduğunu söyleyerek kampanya yaptı.
Haziran ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bu soru yüzünden aşırı sağ ve Avrupa-septik partiler çoğunluğu ele geçirebilir.
Türkiye’de 14 Mayıs 2023’de yapılan genel seçimin sonucunu da aslında bu soru belirledi.
31 Mart’ta ise seçmene sorulan soru bu değildi.
14 Mayıs ile 31 Mart arasında temel fark bu kadar basitti aslında.
Sorulan soru farklıydı.
( Etyen Mahçupyan Serbestiyet’teki son yazısında bunu detaylı olarak yazdı)
Şimdi soru şu; 2028’de sonucu belirleyecek soru da bu mu olacak?
Bu soruya cevap vermeye çalışmadan önce bir rakama biraz daha yakından bakalım:
271019210019
Son birkaç haftadır Türkiye’yi karıştıran bir kod numarası bu.
Türkiye’nin ihracat kalemleri listesinde Kerosen yani jet yakıtının kod numarası.
Türkiye’nin İsrail’e ihracat kalemleri içinde jet yakıtını da görenler haklı olarak haftalardır buna tepki gösteriyorlar.
Türkiye gibi siyaseten bu kadar kutuplaşmış bir toplumda, üstelik Gazze meselesi yerel seçim tartışmalarının bir parçası olmuşken, Gazze’de olan bitene karşı çaresiz kalmak herkesi gerçek pek de kimsenin umurunda değil.
O yüzden listede bu kod numarasını görenler İsrail’in Türkiye’den aldığı jet yakıtı ile Gazze’yi bombaladığını düşünmüştür.
Halbuki gerçek o kadar acımasız değil.
Ticaret Bakanı’nın açıkladığı gibi yakıt satılan jetler o jetler değil, bunlar yakıt ikmali yapan sivil uçaklar.
Bakanlıktan aldığım biraz daha ayrıntılı bilgilere göre durum şöyle:
7 Ekim 2023 ile 31 Mart 2024 tarihleri arasında İsrail’e 110 bin dolarlık Kerosen yani jet yakıtı ihraç edilmiş.
Bunun %99,2'si 2023 yılında yapılmış.
2024 yılında sadece Mart ayında 918 dolarlık bir ihracat görülüyor.
2023 yılının tamamında yapılan ihracatın toplamı 641 bin dolar.
Bunun %93'ünü SOCAR ve yüzde 7’sini Petrol Ofisi yapmış. İkisi de özel şirketler.
Peki kime ihraç etmişler. Şirket adları: Israir Airlines, Challenge Airlines, Arkia Airlines, Corendon Airlines, Shino Aviation ve El Al İsrael Airlines.
Tamamı sivil havacılık şirketleri. Bazıları yolcu uçağı, bazıları da özel uçaklar işletiyor.
Yani Türkiye havalimanlarına gelen İsrail sivil uçaklarına yakıt ikmali olarak jet yakıtı satılmış.
Ama bu gerçeği Gazze’deki katliam karşısındaki hiçbir şey yapamama hissiyle boğuşurken, en azından kendi ülkemizin daha fazlasını yapmasını isteyen insanlara anlatmak kolay değil.
Çünkü bu konuda çıtayı yükseltmiş olan bizzat iktidarın kendisi.
2009’da One Minute olayı bir tarafa, önce 2010’da sonra 2018’de iki kez İsrail Büyükelçisi’ni geri göndermiş, her Gazze operasyonu sırasında İsrail’deki hükümetlerle açıktan tartışmaya girmiş, Hitler benzetmeleri yapmış, 7 Ekim’den sonra İslam dünyasında Hamas’a kurtuluş örgütü diyerek destek veren tek ülke olmuş, üç çocuğunu İsrail öldürünce Hamas liderlerinden Haniye’yi arayan tek dünya lideri olmuş Erdoğan’ın en azından bu konudaki hassasiyetine herhalde kimse itiraz etmeyecektir.
Peki bu kez neden Türkiye daha temkinli davrandı? İsrail’den elçisini çekmedi, yakıt ikmali yapıldığına göre uçak seferleri sürüyor ve ticareti kesmek gibi bir yaptırıma başvurulmadı?
Dünyada bölgedeki İslam ülkeleri dahil İsrail’le tüm ticareti kesmiş tek ülke Malezya. Malezya uzakta ve İsrail ile ticareti zaten kısıtlı.
Türkiye, ticareti kısıtlayan ikinci ülke oldu. Diğer Batılı ülkeler İsrail’e silah satışının yasaklanmasını henüz tartışıyor.
Bütün İslam ülkeleri içinde bu kararı sadece Türkiye ile Malezya’nın vermiş olması tabii ki tesadüf değil.
Pakistan’ı dışarıda tutarsak İslam dünyasının iki seçimli demokrasisi Türkiye ve Malezya. İktidarların üzerinde hala toplumun baskısı var.
Nihayet devlete adım attıran sivil toplumun baskısı oldu.
Tekrar sorunun cevabını arayalım. Neden Türkiye’de daha önce daha küçük ölçekteki İsrail’in Gazze saldırılarında yaptığını bu kez yapmadı?
Çünkü Gazze faciasından çok önce iktidarın dış politikasında radikal bir değişiklik oldu.
Türkiye, vites küçülttü. Ekonomik sorunların da tetiklemesiyle kavgalı olduğu Körfez ülkeleri ve Mısır’la barıştı. İsrail’le de yeniden ilişkiler kurulmuştu.
Ve hemen ardından Gazze geldi. Bütün dünyayı sarstı. Yakın tarihin en büyük katliamı.
Türkiye’deki iktidarın önünde iki yol vardı; Ya eski dış politika reflekslerine geri dönülüp, elçi çekilecekti ve bütün ilişkiler dondurulacaktı ya da..
İkincisi tercih edildi.
Gözetilen dengelerin başında da yeniden ekonomik-siyasi ilişkilerin kurulduğu Arap ülkelerini Gazze meselesinde gölgede bırakmamak, onları kendi toplumları nezdinde mahcup etmemek, en öne zıplamamak.
Çünkü Körfez ülkeleri ve Mısır, Gazze konusunda sessiz, aşırı temkinli, İsrail ile kötü olmadan bu krizi atlatmak ve Gazze’deki savaşı bitirmek istiyorlar.
Ticareti kesmek diye bir seçenek bile yok masada.
Türkiye’nin Gazze meselesinde politikası da buna uyumlu ilerliyor.
28 Mayıs’tan bu yana Erdoğan ekonomide dümeni Mehmet Şimşek’e verdiği gibi dış politikada da dümen Hakan Fidan’da.
O da kapalı kapılar ardında müzakereyle iş yapmaya alışkanlığı sürdürüyor ve diplomatik yöntemlerle, Dışişleri Bakanlığı vasıtsasıyla dışişlerini götürüyor.
Bu da Gazze gibi bir katliam karşısında toplumu tabir caizse kesmiyor. Çizgi bilindiği için ticaretin sürmesi çelişki olarak görülüyor.
Hem Gazze konusunda hassas olanlar hem de muhalefet bu çelişkiyi kullanıyor.
Peki, bu tekinsiz dünyada Türkiye nasıl davranmalı?
İktidar heyecanlı, yayılmacı, atak, tepkisel, siyasi dış politikasını değiştirmeye çalışıyor.
Çünkü artık ne bunu kaldırabilecek bir dünya var, ne de Türkiye’nin bunu taşıyabilecek ekonomik ve politik gücü.
Tarafsızlık, mesafe, olaylara fazla karışmama yeni dış politikanın esas oluyor.
Mesela İran-İsrail meselesinde Cumhurbaşkanı henüz hiçbirşey söylemedi, bütün dış politik açıklamalar Dışişleri Bakanı’na bırakıldı.
İktidar bunu ne kadar sürdürülebilir, tam tersine alıştırılmış iktidarın tabanı bundan ne kadar memnun ve tatmin olur gibi sorular var ortada.
Ama muhalefetin dış politikadaki rengi çok daha belirsiz.
Örneğin CHP’de iki birbirine zıt renk görünüyor.
İdeolojik olarak daha solcu bir anti-Amerika, anti-NATO renk baskın. Ama dış politika söylemi emekli büyükelçilerde ve onların dünyayla ilişkileri ise aman olaylara karışmayalım, Batı ittifakından asla ayrı düşmeyelimden ibaret görünüyor.
Peki, Türkiye gibi bir ülkeyi böyle bir pasif vizyonla yönetmen ve tekinsiz bir dünyada Türkiye’nin çıkarlarını böyle korumak mümkün mü?
Bu sorular üzerinde Türkiye siyasetinde nedense çok fazla durulmuyor.
Siyasi sömürü için kullanılmaktan bıkkınlık veren “beka kaygısı” derken kaşınanın gerçek bir kaygı olabileceği ihtimali pek düşünülmüyor.
Halbuki bütün dünyada hissedilen tekinsizlik duygusu tabii ki Türkiye’de de hissediliyor.
Evet 2028’e kadar daha çok var.
Ama önümüzdeki dört yılda dünyanın düzene kavuşacağını herhalde kimse iddia edemez.
Belli ki krizler derinleşecek, çok başlı dünya daha da tekinsiz hale gelecek.
Peki, 2028’de daha da tekinsiz dünyada Türkiye’yi kim koruyabilir?
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025