Yıldıray OĞUR
Nişantaşı’nda sosyetenin uğrak yeri olan bir alternatif tıp merkezi. Merkezin kurucusu, nöroterapi, akapunktur uzmanı doktor Hüseyin Nazlıkul.
23 Eylül 2008 günü Ergenekon soruşturmasında gözaltına alındı. Evinde ve işyerinde yapılan aramalarda çok şaşırtıcı evraklar bulundu: TSK’ya ait ‘Hizmete Özel’ evrak güvenliği, muhabere güvenliği, muhabere istihbaratı üzerine resmi belgeler, mevzinin kamuflajı, mevzi değiştirme, yüksek sürünmenin anlatıldığı resmi gizli dokümanlar. Bir PKK belgeseli, Kürt sorununa çözüm için 90’ların sonunda HADEP’li siyasetçilerce kurulmuş DEMOS adlı grubun faaliyet planları ve ulusalcı Cumhuriyetçi Seferberlik Eşgüdüm Toplantısı’nın notları. Nazlıkul, ifadesinde hizmete özel gizli askeri belgeler için “şirket ortağı doktor arkadaşımın kağıt israfını engellemek için getirdiği kullanılmış kağıtlar” dedi, PKK belgeseli içinse “deprem sırasında Türkiye’ye gelen bir Alman gazeteci verdi.”
Gerçeği anlamak için ise küçük bir kazı gerekecek. Kazının yapılacağı yer, altı yıl boyunca çok eleştirilen ama hiç okunmayan Ergenekon İddianameleri ve ek klasörleri. Nazlıkul, Frankfurt’a yerleşmiş Pazarcıklı Alevi Kürt bir aileden geliyor. Almanya’da ilk, orta eğitimini ve tıp eğitiminin bir kısmını tamamlamış, ardından Türkiye’de tıp eğitimi almış, tam olarak nereden mezun olduğunu biyografisinden çıkarmak güç. Yine kendi ifadesine göre Alman vatandaşı, Almanya’da serbest gazetecilik yapmış, Alman sarı basın kartı var. Nazlıkul’un üçüncü işi ise tercümanlık. Tercümanlık yaparken 1987’de fuar için Almanya’ya gelen İlhan Selçuk’la tanışmış. Bir iddiaya göre Schröder’in Türkiye gezilerinden birinde Alman devletinin resmi tercümanı olmuş. Tercümanlık sertifikasına sahip olduğu dil ise aslında Kürtçe. Savcılara “Alman polisine PKK hakkındaki telefon dinleme kayıtlarının tercümesi konusunda hizmet verdiğini, televizyonlarda PKK’yı eleştiren konuşmalar yaptığını” anlatmış. Tam bu noktada hikâye tuhaf bir hal almaya başlıyor. Nazlıkul ailesi “yurtsever” bir Kürt ailesi. Hüseyin Nazlıkul’un kardeşlerinden birinin adı İsmail, kod adıyla Kasım Engin. Engin, HPG’nin ünlü muvazzaf gerilla komutanlarından biri. 90’larda Bekaa’da Öcalan’la kalmış, örgüt içinde pek çok tartışmada, tasfiyede kritik rol oynamış bir isim. Diğer kardeşi de PKK’nın Avrupa’da çıkardığı Özgür Politika dergisinde çalışan aktif bir örgüt üyesi. Avrupa’da yerleşik PKK muhaliflerinin sitelerine Hüseyin Nazlıkul da bir dönem Avrupa’da PKK’nın diplomatik çalışmalarında yer almış.
Esas hikâye şimdi başlıyor. Nazlıkul’un evinden faaliyet planları, toplantı notları çıkan DEMOS (Demokrasi ve Kürt Sorunu İçin Çözüm Girişimi) adlı oluşum, 90’ların sonunda PKK’ya yakın Kürt siyasetçiler ve aydınlar tarafından kurulmuş bir sivil toplum girişimiydi. (Nazlıkul’un, savcıya DEMOS’un PKK karşıtı, Kürt kültürü üzerine çalışan bir yapı olduğunu söylemesi herhalde artık şaşırtıcı değil.) Onlardan biri, doktor Kemal Parlak. Hali hazırda BDP yönetiminde yer almakta. DEMOS, aynı zamanda 90’ların sonunda devlet ve PKK arasındaki görüşme trafiği sonucunda ortaya çıkmış bir yapıydı. Geçen aylarda televizyona çıkan MİT’çi Alparslan Ertuğ, “dostum dediği” Kürt siyasetçilerle DEMOS’u nasıl örgütlediklerini ve kullandıklarını açık açık anlatmıştı. (Bkz. TVNET İstihbarat programı) Evinden çıkan belgelere bakılırsa Nazlıkul da, MİT-Kürt siyaseti arasındaki kavşakta bulunan bu yapı için internet sitesi, dergi, radyo projelerinde aktif olarak çalışmış.
Neye niyet neye kısmet. Birkaç yıl sonra medya işlerine 180 derece ters taraftaki bir kapıdan yeniden girer. Savcılık ifadesine göre Nazlıkul’un birlikte göz altına alındığı Tuncay Özkan’la tanışması Özkan’ın 2002’de tedavi için kendisine gelmesiyle başlıyor. Özkan, Nazlıkul’a o sıralarda çalıştığı Skytürk’te sağlık programı yaptırıyor. Bundan sonrasını doğrudan iddianameden okuyalım: “Tuncay Özkan’ın farklı medya gruplarında çalıştığını, kendisine neden bir televizyon kanalı kurmadığını sorduğunu, o arada Tuncay Özkan’ın yerel bir kanalı satın alarak Kanaltürk ismi ile yayın hayatına başladığını, şirketin isminin Yaşam TV olarak devam ettiğini, Kanaltürk ismi ile yayın yaptığını, Kanaltürk’ün ulusal çapta yayın yapmak amacıyla uydu frekansı ihtiyacı doğduğunu, bunun için kendisinin Almanya’da KTN Medya isimli bir şirket kurduğunu, bu şirketin prodüksiyon ve reklam şirketi olduğunu, Almanya’da kablolu yayına geçerek Eurotürk ismi ile yayın yaptığını, uydu frekansını aylık 18.000 dolar bedelle kiraladıklarını, Tuncay Özkan ile yaptıkları anlaşma uyarınca Almanya’daki reklam gelirlerini kendisinin aldığını, masraflar ödendikten sonra kalan parayı paylaştıklarını, Tuncay Özkan ile kendisi arasında doğrudan para alış verişi olmadığını, KTN Medya ile Yaşam TV şirketleri arasında resmi olarak yapılan anlaşma uyarınca işlerin yürütüldüğünü, reklam sınırlaması ile ilgili mevzuatın Almanya’da daha lehlerine olması sebebiyle Eurotürk kanalı ile alınan reklamlardan dolayı Türkiye’ye göre daha iyi kazanç elde ettiklerini, Tuncay Özkan ile ilişkilerinin bu şekilde devam ettiğini, Yaşam TV’nin resmi kayıtlarında Tuncay Özkan’ın isminin bulunmadığı...”
İddianameyi bir zahmet okumak...
İfadeye bakılırsa Özkan’a kendi kanalını kurma fikrini veren, bu kanal kurulurken ortağı olan, Almanya’da kanalın uydu üzerinden yayını organize eden en kritik isim doktor Nazlıkul. Nereden nereye. HPG Komutanı kardeşten, DEMOS’tan, ulusalcı kanal kuruculuğuna.
Sönmüş ulusalcılığı uyandıracak, Cumhuriyet Mitingleri’nin ateşleyicisi olacak olan Kanaltürk’ün hangi paralarla kurulduğu az çok yazılıp çizildi. CHP’nin kuruluş aşamasına Kanaltürk’e daha sonra usulsüz olduğu ortaya çıkan 5.5 trilyon liralık ödeme yaptığı biliniyor. Daha az bilineni ise davanın savcılarından Mehmet Ali Pekgüzel’in Maliye Bakanlığı’na yazılı bilgi talebiyle ortaya çıkmıştı. Savcı bakanlığa, Koç Holding bünyesindeki Beko Ticaret A.Ş.’nin kuruluşu sırasında Kanaltürk’e aktardığı 8 Trilyon 440 milyar liranın ne anlama geldiğini, Koç’un kanalın örtülü ortağı olup olmadığını sormuştu. Maliye ticari sır diyerek cevap vermemiş, adını değiştiren Beko ise “Bu rutin bir reklam anlaşması” demişti.
2007’ye ait bir telefon tapesi bu kez. Konuşma Ergenekon sanığı gazeteci Güler Kömürcü ile ona emniyetten haber için dosyalar servis ettiği anlaşılan S.S. Öztürk arasında geçiyor:
Öztürk: Yani bu memleket de bir takım O.Ç. ile beraber olup MİT de çalışanlarla iş birliği yapıp PKK paralarını gasp edip haklayıp haklayıp usulsüzce bir şekilde üstelik PKK’lı ile arkadaş olup o arkadaşlığa da ihanet edip devletin hazinesine aktarılması gereken paralarla televizyon kurup Milliyetçilik satan O.Ç haberini yazmayacak mısın? H. Nazlıkul’un paralarını yemişler. H. Nazlıkul, Salman Kurtulan’ın paralarını çalmışlar. PKK’nın Pazarcık’taki şubedeki Ziraat Bankası’ndaki paralarına el koymuşlar H. Nazlıkul’u, silahı dayamış Müfit’le beraber Sarıgül’ün korumalarıyla, Tuncay’ın kankaları ve Tuncay paraları yemişler, televizyon kurmuşlar. Belediye başkanları... içine s.. ben böyle ülkücülüğün ... Tamam mı’’ (28.09.2008 günkü Vatan gazetesinin bu tape ile ilgili haberinde Sarıgül kelimesi çıkarılmıştır. )
Burada durup S. Kurtulan’ın Eski DTP milletvekili Fatma Kurtulan’ın PKK yöneticisi olan (yine Pazarcıklı) eşi olduğunu hatırlatmakla yetinelim. (Başka bir tapeye göre Kurtulan PKK’nın kasalarından biri) Ortalığı fazla karıştırdık değil mi? Kimi isterseniz var: Sivil toplum, Almanya, PKK, CHP, MİT, Koç Grubu...
Islak imzalı, resmi belgelerle yetinmeyip heyecanı daha da artırmak isteyenler kuruluş yıllarında ulusalcı Kanaltürk’ün idari müdürün Sırrı Süreyya Önder olduğu bilgisini de sos olarak bu “komplo teorisinin” üzerine dökebilir. (Sırrı Süreyya, Tuncay Özkan ile Mülkiye’den arkadaş oldukları için bu teklifi kabul ettiğini açıklamıştı) Burada duralım. İnsanda çaresizlik hissi uyandıran bir ağ çıktı karşımıza. Hem de altı yıl süren Ergenekon Davası’nın herkesin ilgilendiği darbe teşebbüsleri, paşalar gibi büyük hikayelerinden değil, kimsenin umurunda olmamış küçük hikayelerinden birini hafifçe eşeleyince...
Akapunktur doktoru Hüseyin Nazlıkul, tutuklandıktan bir ay sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Son duruşmada hakim ona örgüte yardım etmekten iki yıl bir ay hapis cezası verdi. Ama bu küçük Ergenekon hikayesinden büyük Ergenekon hikayelerini bir çırpıda harcayanların alacağı çok ders olmalı.
Ergenekon davalarıyla ilgili haksız gözaltılar, uzun tutukluluk süreleri, herkesi aynı torbaya sokmak, davayı koruma refleksiyle vahim hatalara imza atılması gibi eleştiriler var. Bu eleştirilerin haklı tarafları da var.
Ama esas eleştiriyi yüksek sesle henüz dillendirmedik. Bu davalar altı yılda karşımızdaki karanlığı ne kadar aydınlatabildi?
Devletin karanlık resmi tarihine giriş kitabı olan iddianameleri merak edip okumayanların, sadece iki yıl ceza alacak kadar bu işlere karışmış bir akapunkturcu doktorun hikayesinden ortalığa dökülen cerahate bakıp esas bu soru üzerinde düşünmesi gerekir. Hemen ardından gelecek soru da şu olmalı: Acaba karşımızdaki bu karanlık ağı aydınlatmak gerçekten mümkün müydü?
Sadece Türkiye değil, müttefiklerin birbirini dinlettiği ortaya çıkan modern Batı dünyası da bizim zannettiğimiz kadar açık toplum, bir teletabiler dünyası değil mi yoksa?
Ergenekon davalarından, altı yıl sonunda elimizde kalan bir karadelik karşısında ilk kez bir mum yakmış olmanın özgüvenidir. Yıllar yıllar sonra zor bela yakılmış o mumu da söndürmeye çalışanlar işte bugün tam da bunun üzerine düşünmelidir...
Star / Açık Görüş
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025