Ali Türer
AKP’ sırtındaki eski ortağın yükünden kurtulmak isteyip de harekete geçince; ortağının zaaflarını iyi bilen cemaat de kolay lokma olmadığını göstermek istedi. Fakat galiba AKP’nin saldırıya böylesine bir saldırı ile karşılık verebileceğine ön görmemişlerdi. AKP’nin geleneksel işleyişi askıya alacak, sistemi kilitlemeyi göze alacak kadar fütursuzca davranabileceğine kimse ihtimal vermiyordu. AKP kirli çamaşırların daha fazla ortaya saçılmasını önlemek, iktidarına sahip çıkmak adına bürokrasiye ve yargıya müdahale edecek kadar gözü kara çıktı. Bu herkes için galiba biraz sürpriz oldu.
Fakat bu müdahale sonuçta sadece cemaat bürokratlarının hareket alanını sınırlamakla kalmadı, bütün bir kurumsal işleyişi yeniden tasarımlamaya yöneldi. Genelde bu tür müdahaleler daha çok askeri orijinli olurdu. Geleneksel kurumsal işleyişe siyaset içinden gelen böylesine bir müdahaleye; bu güne kadar iş çevreleri de, yargı da, bürokrasi de tanık olmamıştı.
HSYK’nın yapısında ve işleyişinde siyasi iktidarı temel belirleyici haline getirmede somut ifadesini bulan, güçler ayrılığını kadük haline getirmeye dönük bu girişim, cumhurbaşkanının veto silahını kullanabileceği varsayımı ile bu günlerde biraz yumuşamış gibi görünüyor.
Fakat AKP aslında amacına bir biçimde ulaştı. Orta çıkan şu fiili duruma bir bakar mısınız? Bugün artık kolluk güçleri savcının her istediğini yapmıyor. Siyasi iktidarın işine gelmeyen istekler geldiğinde polis müdürleri işleme koymuyor. HSYK üyeleri, savcılar, hatta hakimler birer topal ördek oldular. İktidarın işine gelmeyen işler yaptıklarında görev yerleri değişiyor. Haklarında soruşturma açılıyor. İkinci, üçüncü yolsuzluk dosyalarının fiilen üstü örtülmüş durumda. MİT gözetiminde TIR’lar Suriye’deki muhaliflere silah taşıyor. TIR’ın önüne geçen savcının başı derde giriyor. Ama diğer yanda Rojava’ya götürülmek istenen ilaçlar “biyolojik silah” muamelesi görüyor.
İşin komik olan yanı, Kürt tarafının bunu yapan AKP’den sorununu çözecek adımlar atması beklentisi içinde olması. Öcalan, BDP AKP’nin Kürt sorununu sanki çözmeye niyeti varmış gibi çağrılar yapıyorlar.
Bence sorulması gereken soru bu noktada şu olmalı:
Nasıl oluyor da AKP yolsuzluk sicili böylesine kabarmışken, siyasal kurumsal yapıyı yüzde %50 ile iktidara gelenin tümüyle belirleyeceği biçimde merkezileştirirken, demokratik teamülleri yıkıp yeni siyasi ilişkiler, alışkanlıklar yerleştirirken vaziyete böylesine hâkim olabiliyor? Karşı çıkışlar niye bu kadar cılız kalıyor.
Son yaşanan bunalım, sadece AKP bünyesine soldan katılan bir iki unsur üzerinde etkili oldu. Bunlarda diğerleri üzerinde etkili olamadılar, istifa edip gittiler. Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş gibi isimler merkez sağın AKP’ye eklemlenmesinde, Bülent Arınç gibi isimler ise AKP’nin geleneksel tabanının başbakan etrafında kenetlenmesinde belirleyici rol oynuyorlar. AKP merkez sağ geleneğe resmen ipotek koymuş durumda.
Buna direnen Adalet Partisi geleneğinden gelen geleneksel çevreler ise CHP’yi sağa çekme rolü oynuyorlar. Son tahlilde AKP’nin ekmeğine yağ sürmüş oluyorlar. CHP oy tabanını genişletme uğruna sağ kulvarda politika yapan isimlere listelerinde yer verirken, kendi kamuoyunda nasıl bir kafa karışıklığı yarattığının farkında değil.
CHP’nin başına geçenler yıllardır hizipçi politikalarla parti içinde kıyım üstüne kıyım yaptılar. Biraz öne çıkan, umut vaat eden gördüklerinde, ayağını kaydırmak için ellerinden geleni yaptılar. Örgütlerin güçlenmesi, gençleşmesi için çaba gösterecekleri yerde, benim düdüğümü öttürsün yeter, az olsun benim olsun mantığı ile hareket etiler. Kendinden olmayan il, ilçe başkanlarını görevden alıp, kendilerine rakip olamayacak üç kazı gütmekten aciz adamları örgütlerin başlarına getirdiler. Bugün, AKP’de umduğunu bulamayan unsurlardan medet umar hale gelmeleri işte bunun sonucu.
Balıkesir’de yıllardır politikayı Adalet Partisi- Doğru Yol çizgisinde yürüten, milletvekilliği yapmış Sami Sözat gibi bir ismi CHP, Büyük Şehir Belediye başkanlığına aday gösterdi. Bölgede kendini Sosyal Demokrat olarak tanımlayan kamuoyu bugün önemli bir açmazla karşı karşıya kalmış durumda. AKP’nin adayı Edip Uğur kendisine partisinin sağladığı büyük maddi imkânları kullanıp küstürdüklerini etrafında toplamaya, yıpranmış ismini yeniden parlatmaya çalışıyor. Şimdi Balıkesir bölgesindeki CHP seçmeni ne yapsın? Sırf Edip Uğur Balıkesir’i çiftliği haline getiremesin diye eski Doğru Yolcu’ Sami Sözat’a mı oy versin, yoksa mevcut MHP’li başkan İsmail Ok’a mı? Ne kadar onur kırıcı bir durum! CHP’nin Kılıçdarları seçmenlerine neler yaşattıklarının acaba farkındalar mı?
Sosyal demokrat kamuoyunun pek çok ilde benzer duygusal karmaşa içinde olduğunu, kızgınlık ve küskünlük içinde sandığa gideceklerini görmemek için kör olmak lazım. Ankara’nın sosyal demokrat seçmeni, Gökçek’e sırf bir dönem daha fırsat vermeme uğruna eski MHP’li Mansur Yavaş’a kendisini oy vermek zorunda bırakan partisine karşı nasıl öfke duymasın?
Sol oyların bir başka adresi de doğuda BDP, Batıda HDP (Halkların Demokratik Partisi)!
Bu koşullarda uçtaki sol partileri buluşturan HDP’ye, CHP ile işbirliğine yanaşmadı diye nasıl kızarsınız. Böylece ilk girdikleri seçimde gücünü sınayacaklar. Genel seçimler öncesinde örgütlenmelerini geliştirme, sağlamlaştırma fırsatı bulacaklar. Kazanmasalar bile Sırrı Süreyya Önder gibi isimlerin seçimler üzerinde belirli bir etkisi olacağını kestirmek zor değil.
Muhalefet cephesindeki bu dağınıklık kuşkusuz AKP’nin seçimlerde elini rahatlatıyor. 17 Aralık’la başlayan yolsuzluk dalgalarının AKP üzerindeki gerçek yıpratıcı etkilerini bu yüzden sandıkta belki de yeterince göremeyeceğiz. AKP başarısının büyük oranda İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde alacağı oy ile ölçüleceğini çok iyi biliyor. Bu yüzden diğer adayları yıpratmak için hamaset, karalama her yolu kullanıyor. Küçük farklarla da olsa bu illerde seçimin kazanılması, “onca birlik oldunuz ama işte görün, gene dimdik ayaktayım” türünden AKP’nin bir böbürlenme içine girmesine fırsat verecek.
30 Mart seçimleri siyasi bunalımı derinleştirecek bir sonuç yaratmayabilir, ancak bu AKP için “vaziyet berkemal” anlamına da gelmeyecek büyük ihtimalle. Çünkü AKP’nin ipliği pazara çıksa da güçlü olanla insanlar bugün arayı bozmak istemiyorlar. Çünkü muhalefet kanadında bir umut ışığı görmüyorlar.
Yaşanan ekonomik istikrarsızlığın sandıkta kendisine bir fatura çıkarmaması için AKP son derece dikkatli. Dolardaki yükselişin maliyetlerde yol açtığı artışı fiyatlara yansıtmamak için AKP seçim ekonomisi uyguluyor. Kesenin ağzını açıyor, tansiyonu düşürmeye çalışıyor. Bu da AKP’nin vaziyete hâkim olduğu görüntüsü verebilmesini kolaylaştırıyor. Ama seçimlerin sonunda bunun da halka çıkacak bir faturası olacak kuşkusuz.
Bu bir yerel seçim, yerel seçimlerin kendine özgü koşulları var. Liderler kendi kavgalarını verip siyasi atmosferi ne kadar germeye çalışırsa çalışsınlar, sonuçta insanlar mevcut seçenekler içinden bölgelerinde kendilerine en iyi hizmeti verebilecek olanı arayıp seçme gayreti içinde olacaklar. Fakat arkasından Cumhurbaşkanlığı seçimleri geliyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminin genel seçimleri etkileme potansiyeli daha yüksek. Esas patırtı da galiba orada ortaya çıkacak.
Unutmayalım, ister insan olsun, ister bir parti, isterse bütün bir siyasal sistem; çürümenin arttığı oranda umut artma fırsatını bulamıyorsa, orada tahribat artar.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- ÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ?
23.11.2025 - PATRON KİM?
15.11.2025 - BİR ÖĞRETMEN YETİŞTİRME HİKAYESİ
6.09.2025 - ULUSAL KİMLİK DAVASI
18.07.2025 - BOŞ UMUT, SONU HÜSRAN
12.06.2025 - TEHLİKELİ SULARDA SİYASET
22.12.2024 - AÇMAZDA SİYASET
3.12.2024 - ÇİFTE STANDART KULLANAN İKİ YÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE
26.09.2024 - SİYASET VE MESLEKİ ETİK ÜZERİNE
2.09.2024 - TARİHDEN DERS ALMAK
5.08.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Ad Soyad Giriniz...
Bu yazilar onaylandi diil mi sayin Baskan!