Alper GÖRMÜŞ
Bugün, “Ergenekon zihniyetinin, AK Parti ve onun temsil ettiği toplumsal kesimler etrafında örmeye çalıştığı nefret çemberinin günümüzdeki boyutları” üzerine yazacağımı söylemiştim.
Fakat daha fazla ilerlemeden, ilk iki yazıyı okumamış olabilecekler için “Ergenekon zihniyeti” derken neyi kast ettiğimi kısaca özetlemek istiyorum.
“Ergenekon zihniyeti” kavramını, devletçi-askeri vesayetçi (gerektiğinde darbeci) bir siyasi anlayış ve pratiğin neş'et ettiği düşünce iklimi anlamında kullanıyorum. Fakat “Ergenekon zihniyeti”ne asıl karakterini veren şey, temel zihniyet kalıbından ziyade önerdiği mücadele yöntemidir. Ergenekonculuk, kendisini geriletmeye çalışan siyasi, ekonomik ve toplumsal güçlerle mücadeleyi, onları “düşmanlaştırarak” yürütür. Hedef, insanlarda nefret uyandırarak, “düşmanımı kim alt ederse etsin, yöntemini sorgulamam” duygusunu yaratmaktır.
Şimdi bu yazının konusuna, yani bu zihniyetin etkilerinin günümüzdeki boyutları hususuna gelebilirim... Hemen itiraf edeyim; günümüzdeki tablo, Ergenekon zihniyetinin asli sahipleri açısından gerçek bir başarı tablosudur. Çünkü bu “asli sahip”ler, aradan geçen yıllar boyunca, başta AK Parti olmak üzere bütün “iç düşman”ların etrafında örmeye çalıştıkları nefret çemberini, başlangıçta hayal bile edemeyecekleri birtakım siyasi güçleri de etkileyerek tahkim edebildiler, güçlendiler...
Ergenekonculuğun (“zihniyet”ten söz ediyorum, kimse “bize Ergenekoncu diyor” diye zıplamasın) başlangıçta kendisine mesafeli duran bazı siyasi güçlerin zamanla kendisine yaklaşacağına emin olduğunu bence güvenle öne sürebiliriz. Burada kabaca, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) gibi yüzünü topluma değil devlete dönmüş siyasi güçlerle; AK Parti'den endişe duysalar da bu duyguları henüz nefret boyutuna ulaşmamış, bir yandan da Türkiye'nin karanlık geçmişini kendine mesele edindiği için Ergenekon gibi bir şebekeye mesafeli durma ihtiyacı hisseden geniş “seküler-kentli-modern” toplumsal kesimleri kast ediyorum.
Hep birlikte izledik, bu siyasi ve toplumsal kesimler, gitmeli-gelmeli bir süreç sonunda arzu edilen kıvama geldiler... Yani şu kıvama: İktidardaki parti “meşru” değildir, “iç düşman”dır. Düşmana karşı mücadelenin yöntemi “muhalefet” olamaz, düşman “imha” edilir. Ve tabii: Düşman imha edilirken yöntemi sorgulanmaz!
Hesapta olmayan başarı
Hikâyenin buraya kadar olan bölümünde anlaşılmayacak bir şey yok. Bu kesimlerin bugünkü kıvamlarına geleceklerini öngörebilmek için kâhin olmaya gerek yoktu, basit toplumsal-siyasi analizle kolaylıkla tahmin edilebilirdi her şey. Dediğim gibi, sonuç, Ergenekon zihniyetinin asli sahipleri için de şaşırtıcı değildir.
Fakat yüzü CHP gibi devlete değil topluma dönük olan (olması gereken): devleti, gerek sahip olduğu ideoloji gerekse de onunla yaşadığı özel geçmiş nedeniyle “düşman” ve “nefret nesnesi” olarak algılayan “sosyalist sol”un bir bölümünün son yıllarda almakta olduğu siyasi pozisyonu, Ergenekoncular hiç kuşkusuz akıllarından bile geçirmemişlerdir. (Düzeltiyorum: Ergenekon soruşturması başlayana kadar akıllarından bile geçirmemişlerdir.)
Bu düzeltmeyi, sözünü ettiğim “sosyalist sol” kesimin (ve onun hinterlandındaki solcuların) gazetesi Birgün'ün, Ergenekon soruşturmasına karşı aldığı tavrı hatırladığım için yaptım. Açıkçası, Ergenekoncu zihniyetin, o sinik tavra bakıp da, “burada sürülebilecek bir tarla var” sonucunu çıkarmamaları mümkün değildi... Bakalım biraz...
Birgün, 22 Mart 2008'deki Beşinci Ergenekon dalgasından sonra meşhur “Yiyin birbirinizi” manşetiyle çıktı... Gazete, ağır eleştiriler karşısında biraz gerilemiş gibi dursa da, üç ay sonraki (1 Temmuz 2008) yeni gözaltı dalgasında yine “huzursuz” bir manşeti tercih etti (2 Temmuz 2008): “Darbe parodisine mutabakat operasyonu...”
Kim gözaltına alınmıştı o gün biliyor musunuz? Emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon... Birgün'ün “parodi” dediği şey 2003-2004'teki darbe girişimleriydi.
Gazetenin yazarlarından Ahmet Çakmak'ın o günkü yazısı da, manşeti güçlendirsin diye editörler tarafından “Darbe parodisi” manşetinin ayağından anonslanmıştı: “Siz dünkü gözaltılardan sonra Türkiye’nin demokratikleşme yolunda bir adım daha attığını hissettiniz mi? Ben hissetmedim. (...) Acaba neden demokratikleşme yönünde bir adım attığımız gibi bir hissim yok, hatta neden bu gözaltı haberleri bende alttan alta adını koyamadığım bir rahatsızlık hissi uyandırdı?”
Bu da, Birgün yazarı Doğan Tılıç'ın Çakmak'tan bir gün sonra gelen yazısından: “Tam da Ahmet Çakmak gibi hissediyorum: Ne ‘darbecilere oh oluyor’ diyebiliyorum ne de kafaları epey bulandıran bir tarzda da olsa, yapılan operasyona boş verebiliyorum.”
Baş düşman: AK Parti'nin “İslamofaşizm”i
Bu çizginin de nereye varabileceği (problemli “laiklik” algısını da hesaba kattığımızda) aşağı yukarı belliydi. Ben, vardığı yeri bundan birkaç ay önce kaleme aldığım üç bölümlük “Sol, laiklik, Cumhuriyet, Taraf, Birgün” başlıklı yazıda (Taraf, 17, 21 ve 24 Aralık) anlatmıştım:
“İlhan Selçuk, dört-beş sene önce 'Ben laik Atatürk Cumhuriyeti’nin varoluşu ve bütünlüğü için, dün bana işkence etmiş olanlarla bugün el ele vermeyi yurtseverliğin doğal ve sade gereği sayıyorum' dediğinde, ona en büyük tepki 'sosyalist sol'dan gelmişti. Çünkü Selçuk’un o cümlesinde kast ettiği Milliyetçi Hareket Partisi’ydi (MHP) ve 'faşistler'e uzatılan bu gül asla kabul edilemezdi. Sol, Selçuk’un tavrını sadece lanetledi, üzerinde hiç düşünmedi. Düşünseydi, bu tavrın altında yatan asıl nedenin, onun 'laiklik'e her şeyden fazla önem veren bakış açısı olduğunu anlayacaktı. Bir de şunu: Türkiye’de 'laiklik' demek 'devlet' demektir. Laikliği her vurgulayışınızda devlete bir adım daha yaklaşırsınız ve devletin 'esas tehlike' diye kodladığı 'laiklik karşıtlarını' siz de 'esas tehlike' olarak görmeye başlarsınız. 'Gericilik'e karşı 'laikliği korumak' sizin de birinci göreviniz haline geldiğinde ise artık siz de bir İlhan Selçuk’sunuzdur. Aranızdaki tek fark, onun meramını açıkça ifade etmesine karşılık sizin kıvranmaya devam etmenizdir.”
Türkiye gibi bir ülkede laikliği “devlet”in anladığı ve dikte etmeye çalıştığı gibi anlar ve savunur, üstelik bunu siyasi çizginizin temeli haline getirirseniz (sözünü ettiğim yazılardan bilhassa ikincisinde bunu örnekleriyle anlatmıştım), varacağınız nokta “dini gericilik”e Ergenekon zihniyetinden daha büyük bir düşmanlık beslemeniz olacaktır. Bunu pratikte de görmek için Birgün'ü birkaç hafta izlemek yeter.
Ergenekon zihniyeti tabii ki “sol”un, bir kesimiyle olsa dahi kendisini “dost” olarak göreceği bir kıvama gelmesini hiçbir zaman ummadı; bu kesimin, ağırlığı “baş düşman İslamofaşizm”e vermesi ona yeter de artardı bile. Bugün, bu noktadayız.
Ergenekon daha ne ister?
Birinci sahne: Artık “vaktin geldiğini” söyleyen solcu gazeteci televizyonda kıkır kıkır gülerek “korkunççuluk” oynuyor... Eski baskı dönemleri arasından en çok 12 Eylül'e benzeyen bugünlerde tutuklanmaktan tabii ki o da korkuyormuş, hatta annesi program öncesinde uyarmış onu diline hâkim olması için, ama o ne pahasına olursa olsun konuşmaya devam edecekmiş. (Bu arada spikerden gelen münasebetsiz soruya utangaçça cevap vermek mecburiyetinde kalıyor: Tabii, yazmaktan sonradan pişmanlık duyduğu yazılar olmuş onun da, mesela cumhuriyet mitinglerinin arkasındaki gücü göremediği için biraz fazla angaje yazılar kaleme almış.)
İkinci sahne: Muhalif kanaldaki televizyon programında, muhalif gazetecilerin artık gazetecilik yapamaz hale geldiğini söyleyen bir başkası, utanmak hasletine sahip muhalif program sunucusundan ayarı alıyor: “Biraz abartmıyor musunuz, bakın biz burada her türlü eleştiriyi dile getirebiliyoruz...”
Üçüncü sahne: İstanbul'daki Uğur Dündar'lı, Tufan Türenç'li özgürlük yürüyüşünün Ankara ayağı... En ön sırada tanıdık bir gazeteci var: Devlet röportajcısı Ertürk Yöndem... Arkada, “İslamofaşist AK Parti” iktidarına “vaktin geldiğini” hatırlatan gazeteciler.
Ergenekon daha ne ister?
Cumaya, bu dizinin son bölümü: AK Parti'yi düşmanlaştırma sürecine AK Parti'nin katkıları.
OKUMA ÖNERİSİ: Bu dizide tartıştığım meselelerle ilgili olarak psikiyatr Halûk Sunat'ın blogunda yer alan “Önyargılı ve Yetkecil Kişilik” adlı mükemmel makaleyi hararetle öneriyorum: http://haluksunat.com/2008/07/23/onyargili-ve-yetkecil-kisilik/
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025