Atilla Aytemur
16 Nisan referandumunun yasal propaganda süresi başlayalı epey zaman oldu. Neredeyse son yirmi güne girmek üzereyiz. Ama seçim dönemlerinin o alıştığımız canlı, renkli, iddialı ve coşkulu havasını bir türlü göremedik.
Ne partilerde, ne de seçmende, anayasa değişikliğine yüksek bir ilgi ve hareketlilik kendini hissettiriyor.
Bunun muhtelif sebepleri olabilir.
Seçmen pakette kendini bulamıyor
Bunların başında, herhalde referandum sonucunda bir iktidar değişikliği yaşanmayacak olması geliyor.
Seçmen biliyor ki, ne TBMM’deki milletvekilleri değişecek, ne yeni bir başbakan seçilecek ve hükümet kurulacak, ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yerine başkası gelecek.
Diğer önemli yönü de, anayasa değişikliğinin vatandaşın hayatına doğrudan ve kısa vâdede değecek bir şey içermemesi.
Enflasyon, ekonomik durgunluk ve tıkanma, işsizlik, terör ve savaş gibi önemli konular hemen her kesimde can yakarken, özellikle iktidar cenahından dile getirilen başkanlık rejimine dair afâkî söylemler kafalarda bir ilgi ve cazibenin oluşmasını sağlamıyor.
Bu duruma paketin hazırlanmasında katılımdan uzak, kapalı kapılar ardında MHP ile bir tür pazarlık gibi sürdürülen görüşmeleri de ekleyince, en azından önemli bir seçmen kesiminin olaya kayıtsızlığının nedenlerini biraz anlayabiliriz.
Kararsızlık ve gönülsüzlük
“Hayır” diyenler neye karşı çıktıklarını az çok biliyor. Farklı noktalardan ve gerekçelerden yola çıkanların hepsinin buluştuğu tek nokta: “Bu değişiklik olmasın.”
Lakin “evet” demesi beklenenlerin önemli bir bölümü neye “evet” diyeceklerini bir türlü çözemedi. Savunulan maddelerin öyle her sorunu halledecek, her düşmanı altedecek bir şey gibi sunulması kafaları iyice karıştırıyor.
Bütün bunlar özellikle iktidara yakın seçmenlerde süreci biraz uzaktan izleme; görüşlerini açıklamada isteksizlik veya hafiften sakınma; partilerin propaganda faaliyetlerine ve çağrılarına karşı bariz bir gönülsüzlük; ya da sınırlı ve geçiştirici bir ilgiyle yetinme hallerine yol açıyor. Kendilerine anlatılanları da iskontolu dinlemek ve değerlendirmek şeklinde bir tavır gözleniyor.
Önerilen 18 madde arasında memleketi düzlüğe çıkaracak, sorunlara mucizevi bir şekilde çözüm getirecek birşey göremeyince, yapılan propagandanın ölçüsüzlüğü ve abartısı nedeniyle konuya iyice yabancılaşma hissediyorlar.
Örneğin seçilme yaşının 18’e düşürülmesi ve milletvekili sayısının 600’e yükseltilmesini ise galiba kendilerine uzak şeyler olarak görüyor ve yaşamlarında bir karşılığını bulamıyorlar.
Hele değişikliklerin neredeyse tamamının merkezinde bir cumhurbaşkanının olduğu ve bütün yönetsel ve yargısal güç ve anayasal mekanizmaların oraya doğru aktığını görünce, durum iyice karışıyor ve ister istemez değişikliğe dair bütün o iddiaların ilgisiz ve anlamsız olduğu duygusuna kapılıyorlar.
Hattâ bu süreçteki karşılaşmaları, politik zeminlerde buluşmaları mümkün olduğunca rengini belli etmeden geçiştirmek; angaje olma taleplerini kırıp dökmeden atlatmak, bu dönemin belli bir seçmen kesiminde yaygın bir tavır oluyor.
“Hayır” da “Evet” kadar meşru ama…
Bazı yazarların da değindiği gibi, özellikle bu değişikliği şu ya da bu nedenle kabul etmeyenlerin, önde gelen hükümet yöneticileri ve cumhurbaşkanı tarafından terör örgütleriyle aynı cephedeymiş gibi gösterilmesini içlerine sindiremiyorlar. Onlara haksızlık yapıldığını düşünüyor ve uygun ortamlarda bunu dolaylı yollardan da olsa hissettirmeye çalışıyorlar.
Bu tavır, daha çok normal şartlar altında AK Parti’den gelen bu anayasal değişiklik önerisine “evet” demesi beklenen dindar seçmen kesimlerinde kendini hissettiriyor.
Son dönemde genel olarak Avrupa Birliği, özel olarak Almanya ve Hollanda’yla yaşanan gerilimin yarattığı sert ”milli” rüzgar da havayı fazlaca değiştirmişe benzemiyor.
Araştırmalar buna benzer gözlemleri yansıtıyor mu, tam bilmiyorum. Ama halen çok fazla değişmeyen “kararsızlar” blokunun varlığı, bana, yukarıda değinmeye çalıştığım hususların halen etkili olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Her neyse…
Asimetrik propaganda
Bir süredir İstanbul’un değişik ilçeleri ve meydanlarını dolaşarak gözlem yapmaya çalışıyorum. Aşağı yukarı bütün partilerin, sivil örgütlerin ve yurttaş girişimlerinin referanduma dair broşür ve bildirilerini topladım.
İlçe meydanlarında, iskele önlerinde, metro çıkışlarında ve insan trafiği yoğun merkez ve kavşaklarda kurulmuş standlardan vatandaşa seslenen, broşür ve bildiri dağıtan parti grupları ve sivil toplum örgütleri, bu çalışmaları portatif çadırlarda da yürütmeye başladı. Sesli propaganda da yapılıyor ama daha henüz oldukça sınırlı.
Referandum kampanyasının başından itibaren, Türkiye’de seçmene ulaşma, mevcut medya ve iletişim imkânları yönünden AK Parti’nin açık ara önde olduğu; propaganda kapasitesi bakımından eşitlikten fersah fersah uzak, hayli asimetrik bir durum olduğu görülüyor.
Cumhurbaşkanlığı ve iktidar kanadının olağanüstü maliyetli mitinglerindeki havayı, TV’lerin hemen hepsinden 7/24 bizzat oradaymış gibi izliyoruz. Doğrusu çok büyük organizasyonlar. İktidarda olan ve bütün devlet imkânları elinin altında bulunandan da başka türlüsü beklenemezdi herhalde.
Seyrek de olsa, CHP’nin kapalı salon toplantıları veya mitinglerine bazı medya organlarında rastlıyoruz. HDP’nin ve SP’nin faaliyetlerine ise, birkaçı hariç hemen bütün gazete ve televizyonlar gizli bir ambargo uyguluyor gibi.
Bu haftanın yazısı için niyetim, dağıtılan bu bildiri ve broşürler üzerinden hazırladığım birşeyleri paylaşmaktı.
Ancak, dindar kamuoyunun yakından tanıdığı 20’den fazla ilahiyatçı, siyasetçi, akademisyen, yazar ve gazetecinin bir araya gelerek oluşturduğu “Hak ve Adalet Platformu”nun referandum bildirisi elime geçince, onu erteledim.
Fikirleri eşit şartlarda duyurmanın çok zor olduğu günlerden geçiyoruz. Muhalif partiler için sınır ve engellerle dolu bu alanda, iktidarla aynı inanç ve kültür dünyasından olan muhalifler için kat be kat fazla zorlukların yaşandığı aşikar.
Malum; bizde mahalle baskısı, hakaret, dışlanma ve aforoz edilme artık gündelik vakalardan oldu.
Bu nedenle bu platform hakkında biraz bilgi vermek ve bildirinin bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istedim.
Platformu oluşturanlar arasında Mazlum-Der eski genel başkanlarından Ömer Faruk Gergerlioğlu, AK Parti kurucularından Fatma Bostan Ünsal, Has Parti kurucularından Cihangir İslam, Başkent Kadın Platformu üyesi Berrin Sönmez, ilahiyatçı İhsan Eliaçıkve felsefeci Edip Yüksel, gazeteci yazar İslam Özkan gibi, İslâmî camianın tanınmış isimlerinden bazıları bulunuyor.
Bu isimlerden Gergerlioğlu, İslam ve Ünsal’ın adları KHK ile kamudaki görevlerine son verilenler arasında yer alıyordu.
Kuruluşlarını Fatih’te yaptıkları bir toplantıyla ilân eden platform, referandum döneminde Üsküdar, Sultanbeyli, Bağcılar, Halkalı, Beykoz ve Fatih gibi ilçelerde mütedeyyin kesimlere yönelik toplantı ve sohbet etkinlikleriyle anayasa değişikliği hakkında düşüncelerini paylaşacaklarını duyuruyor.
Bildirilerinden bazı bölümleri, aşağıda italiklerle bilginize sunuyorum:
Tekçi Yönetim Değil; İstişare, Hak ve Adalet!
Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Adaletin tesis edilmesi, toplumun farklı kesimlerine uygulanan ayrımcılıkların ortadan kaldırılması, farklı kültürler ve inançlar arasında eşitliğin sağlanması için yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Ancak önümüze konulan anayasa paketi, herkes için adaleti gerçekleştirmekten uzak. Bu değişiklikle güçlünün egemen olacağı bir anlayış tesis edilecek…
Platformun bildirisi,güç, hak/lılık ve tek adam sorunları hakkında önemli şeyler söylüyor:
Bu toplumda kimliğimizden dolayı haksızlığa uğramış olsak da, sahip olacağımızı düşündüğümüz gücün hatırı için, bir başkasının uğrayacağı adaletsizliğe göz yummak ilkelerimize ters düşen gayri ahlaki bir hevestir. Güçlünün haklılığı değil, haklının güçlülüğünden yana olmalıyız!
İlkelerimiz, kim olursa olsun sorgulanamaz, denetlenemez, frenlenemez tek adam iktidarının adalet değil zulüm getireceğini hatırlatır bize. Sınırsız ve denetimsiz bir güce izin vermek, hem o kişiye hem de topluma yapılmış büyük bir kötülüktür…
Güç hayaline kapılmak, çoğunlukla tersine dönen ve altında kalınan bir akıbeti doğurur. Ne zalim ne de mazlum durumuna düşmemek için eksenimiz, gücün tek sahibi olmak değil, hak, adalet ve istişare ile yönetimin ortak paylaşımı olmalıdır.
Görülüyor ki aşırı güçlü ve dengelenmemiş bir yürütme, bu dindar kesimlerin de ciddi bir kaygısı:
16 Nisan’da referanduma sunulan 18 maddelik anayasa değişiklik paketi, toplumdaki kronik sorunları çözmek bir yana daha da ağırlaştıracak bir yapıdadır. Yürütmeyi, yasama ve yargı karşısında çok kuvvetli yapmaktadır. Oysa adil bir yönetim, güçlerin kontrolüne ve anında denetlenmesine bağlıdır.
Gücü ele geçirenin keyfileşeceği böylesi bir anlayışa, zamanında “Herkes için Adalet” diyen bizlerin razı olması mümkün değildir ve en başta bu sebeple bu değişikliğe karşı çıkmalıyız!
Kuvvetler ayrılığının sağlayacağı adalet için sarf edilecek her çaba, kuvvetin tek elde toplanması nedeniyle oluşacak haksızlıklardan çok daha güçlü ve değerlidir. Toplumun gerçek istikrarı, geçici, yanlı güç hayallerinden değil, adil bir demokratik katılımdan geçer.
Platformun bildirisinde, yeni bir toplum sözleşmesinin katılımcı, uzlaşmacı temellere oturması özellikle vurgulanıyor:
Yeni bir anayasa, farklı tüm toplum kesimlerinin omuzları üstünde yükselen, zor ve uzun da olsa toplumsal bir uzlaşma ve sözleşmeyi hedeflemelidir!
Dinî referansların tek adamlığı onaylaması mümkün değilken; en başta da Medine Sözleşmesi gibi çokluk, paylaşım ve yönetimde istişare geleneği ortadayken tek adam söylemleri temelsizdir.
Biz Müslümanların kendi aramızda işleri birbirimizle danışarak yapmamız gerektiği ve özel olarak Kur’an’da bununla ilgili ‘’Şura Suresi’’nin olduğu malumdur. Bu da toplu denetim, istişare ve danışma ile yönetimde eşit ve adil ortaklığı esas almaktadır.
Biz Müslümanlar, Allah’ın tek olduğuna inandığımız gibi yönetimlerin de ortaklık olduğuna inanmadıkça hakça bir yaşama kavuşamayız!
28 Şubat Darbesinde baskıya uğrayanlar olarak, o dönemde yaşadığımız zulmün, bugün benzerlerimiz tarafından daha şiddetli bir şekilde tüm topluma uygulanması, getirilmek istenen sistemle yapılabilecekler açısından ibret vericidir kanımızca.
…
15 Temmuz darbe girişimine de karşı çıktık ve bundan sonrasında beyaz bir sayfa açılmasını istedik. Ama önümüze getirilen teklif daha çok demokrasi sunmadığı gibi, sorunları daha çok arttıracak içeriktedir.
Darbeleri önlemek, güçler ayrılığına uymakla, bir gücün diğerlerini boyunduruk altına almamasıyla sağlanır.
Bildiri, mağduriyetlerin çoğalmaması ve istişareci bir demokrasi adına “hayır” çağrısıyla son buluyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022