Cemil ERTEM
Dün TCMB Başkanı Erdem Başçı konuşurken, eskisinden çok daha farklı, yeni bir dönemde olduğumuzu anladım. Merkez Bankası’nın bu dönemde geliştirdiği para politikası çerçevesi, ‘Para Politikası’ kitaplarına bölüm başlığı olarak girecek.
Daha önce-yani Merkez Bankası’nın küresel sermaye çevrelerinden bağımsızlaşmadığı zamanlarda- TCMB, ne böyle özgün bir para politikası çerçevesi geliştirmeye cesaret edebilirdi ne de şu faiz artırımı konusunda hem yerli hem de küresel haramilere böyle direnebilirdi. Tabii ki bu yazı Para Politikası Kurulu’nun (PPK) kararından önce yazılıyor. Ben PPK’un elindeki araçları daha etkin kullanacağını ilan edeceği bir karar alacağını düşünüyorum. Kurulun politika faizlerinde de bir artırıma gitme ihtimali de az değil tabii. Ancak eğer ki PPK, faiz artırımı yönünde bir karar alırsa bu, Merkez Bankası’nın ‘bağımsız’ olduğunu mu, yoksa Merkez Bankası’nın elinde çok daha etkin araçlar varken, ‘piyasalar’ faiz artırımı bekliyor; bu canavarı başka türlü doyuramayız önüne faizi atalım kurtulalım’ kaçışını mı bize anlatır. Şimdi meraklı olanlar lütfen TCMB web sitesine girsinler ve bankanın uzmanlarının rapor, ekonomi notları, çalışma tebliğlerine baksınlar; burada yaşadığımız dönemi karşılayacak öyle yetkin çalışmalar var ki...
Hem bu çalışmalarda hem de yeni dönemi anlatan bir çok akademik çalışmada, geleneksel (neoliberal) para ve kur politikalarından teorik ve teknik olarak ayrı bir çok yöntem hatta tez bulabilirsiniz. Bundan dolayıdır ki, hiç kimse lütfen iktisat biliminin arkasına sığınarak Merkez Bankası’nın faiz artırmaktan başka çaresi yoktu; faiz artırmamak için direnmesi, siyasi baskı sonucu ve ideolojikti demesin. Tam aksine, Merkez Bankası’nın faiz artırması -bence- ideolojiktir ve baskı sonucudur.
Faiz, kötü alışkanlıktır; bitiren bir bağımlılıktır...
Merkez bankalarının faiz artırımı, yeni-kısır- bir döngü demektir. Yani, herhangi bir siyasi ve ekonomik sallantıda, hızlı sermaye çözülüşlerinde ve çıkışlarında piyasa beklentisi, yine faiz artırımı yönünde olacaktır ki, bu bir kısır döngü ve yeni dengedir. Cari faiz hadleriyle yatırımlar arasındaki ilişki önemlidir ve faiz, yatırımın gelecekteki değerini belirleyen en önemli değişkendir. Sizin yüksek faiz haddini kullanarak ve baz alarak yaptığınız bir yatırım-yarın- faizler hızla düşerse çöp olabilir. Bunun örneği bu ülkede çoktur. Yani, özellikle bir pusula olması gereken Merkez Bankası faiz çıtası yukarıya çekildiği zaman piyasa ancak bunun üstünde faiz belirler ve daha kötüsü buradan geriye dönüş çok zordur. Çünkü, bütün yatırımlar bu faiz haddi baz alınarak yapılır. Tasarruf-Yatırım dengesi bu temele bağlı olarak oluşur.
İsveçli iktisatçı Wicksell, bir yatırımdan elde edilecek getiri oranını doğal oran olarak niteler ve doğal oranın, borçlanma maliyetinin (faiz oranı) üzerinde olması durumunda çarkların döneceğini, aksi takdirde durgunluğun kaçınılmaz olduğunu söyler.
Avrupa’ya bir bakın...
İki sene önce Avrupa Merkez Bankası (ECB) hem faizleri düşürüyor hem de bankalara sağladığı finansmanın reel sektöre gitmesi için adeta savaşıyordu. Tam o şu haberi görmüştüm; Avrupa’nın iki dev otomotiv firması (biri Alman diğeri Fransız) ECB’nin ikinci parasal genişlemesinden yararlanmak için, tüketici finansmanı şirketleri aracığıyla merkez bankasına doğrudan başvurmayı deniyorlar ve ortalık karışıyor. Tabii ECB’nin tüketici finans şirketlerini doğrudan fonlamasının yasal dayanağı olmadığı için sanıyorum bu gerçekleşmedi. Tam o sıralar, Avrupa bankalarının parayı aldıktan sonra verecekleri yer yoktu ve bu parayı ancak ECB’den batık bankalar ve malları ellerinde patlayan otomotiv firmaları, tüketiciyi fonlamak için, almak istiyordu. Düşünün yüzde bir faizi olan bir parayı bile sistem almak istemiyor. Bu durum, iki sene öncesi gibi olmasa bile, hala Avrupa’da geçerli.
Bunu şunun için anlattım; Türkiye’de, bütün bu süreçte, yüksek faiz oranlarına rağmen hala reel sektör ve sabit sermaye yatırımları sürüyor. Ama artık sınırdayız daha da yükselen faizler hem doğrudan yabancı yatırımları dışlar hem de uzun vadede istikrarsızlık sağlar.
Bakın hem kısa vadeli girişleri hem de, şimdiki gibi, hızlı sermaye çıkışlarının ve döviz talebinin ve oynaklığın olduğu durumlarda Merkez Bankası’nın elinde şahane ve çok etkin bir araç var: Rezerv Opsiyon Katsayısı.
Önemli bir çalışma...
‘Hızlı sermaye çıkıs?larının oldug?u dönemde ise bankaların yabancı para fon maliyetlerinin artması veya bankaların yabancı para kaynaklara ulas?malarında sorun yas?anması durumunda, bankaların imkânı daha az kullanmaları beklenecektir. Böyle bir durumda bankalara, TCMB bünyesinde biriktirdikleri rezervlerini çekmek suretiyle döviz likiditesi sag?layabileceklerdir. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, bu durumda bankaların Türk lirası likidite ihtiyaçlarının artacag?ıdır. Bu açıdan rezerv opsiyonu mekanizması sterilize edilmemis? döviz satım ihalesine benzemekle beraber rezerv opsiyonu mekanizması sayesinde piyasaya daha fazla döviz likiditesi sag?lanmaktadır. Ayrıca piyasadaki döviz likiditesi ihtiyacının oldukça yüksek noktalara ulas?ması durumunda, TCMB rezerv opsiyonu katsayılarını düs?ürerek veya mevcut bir dilimi sonlandırarak piyasaya daha fazla döviz likiditesi sag?layabilir. Sermaye akımları yas?anan dönemlerde rezerv opsiyonu mekanizmasının piyasadaki döviz likiditesini etkilemek suretiyle kur oynaklıg?ını azaltması beklenmektedir.’
Kuşatanların dünyası çöktü...
Şimdi bu satırlar, Doruk Küçüksaraç ve Özgür Özel’in TCMB için hazırladıkları Çalışma Tebliği’nden alındı. Çalışmanın adı; Rezerv Opsiyonu Mekanizması ve Optimal Rezerv Opsiyon Katsayılarının Hesaplanması.’ Meraklısı bakabilir; TCMB, dediğim gibi, bu dönemde hem teorik olarak hem de uygulama olarak bir ilke imza attı. Türkiye’nin diğer önemli bir kaç kurumu gibi. Ancak TCMB ve diğer bu kurumlar bugün kuşatma altında. İşte gördünüz Merkez Bankası’nın elinde çok daha etkin araçlar varken, adeta ideolojik bir bombardıman yapılarak gereksiz bir faiz artırımına zorlandı kurum. Bunun adı kuşatmadır; ideolojik ve politik bir kuşatma... Ama bugün olmasa bile ergeç kırılacak; çünkü zaten kuşatanların dünyası çöktü...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018