Cemil KOÇAK
Atatürk’ün sağlığının bozulmakta olduğunun kamuoyunca bilinmesi elbette istenmiyordu; hasta bir “tek adam” ne içeride, ne de dışarıda güven verirdi. Hastalığın duyulması halinde herkes istikâmetini hastanın ölümünden sonrası için tanzim etmeye kalkışacaktı.
Atatürk’ün hastalığının ilk belirtilerinin 1936 yılı sonunda açığa çıktığı, sağlık durumunun ise 1937 yılında bozulduğu anlaşılıyor. Hastalık kesin olarak ancak 1938 yılı başında, Ocak-Şubat aylarında teşhis edilebildi. Haberin duyulması siyasî ortamın hayli karışması anlamına gelebilirdi. Nitekim bu yönde girişimlerin başlaması için çok da zaman geçmeyecektir. İşte böyle bir şeyin önüne geçebilmek amacıyla hastalığa ilişkin haberlerin dışarıya sızmaması için önlemler alınmaya başlandı.
Hastalığı kimler, ne zaman öğrendi?
Asım Us’un günlüğünden bildiğimiz kadarıyla; 1938 yılının yaz aylarında Atatürk’ün hastalığının ciddî ve tehlikeli olduğu, hastalığın yakın bir zamanda ölümle sonuçlanabileceği, hiç olmazsa yüksek yönetici çevrelerde, hükûmet, meclis ve partinin ileri gelen yönetim kadrolarında artık bilinen bir gerçekti. Asım Arar, anılarında, Temmuz ayında Atatürk’ü muayene eden Prof. Fissenger’in durumun çok daha vahim olduğunu söylediğini anlatıyor. Fissenger, hükûmet üyeleriyle yaptığı her görüşmede, durumun vehametini ve ciddîyetini açıklamaya çalışıyordu; hatta İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’dan her türlü olasılığı göz önüne alarak, hazırlıkların buna göre tanzim edilmesini istemişti. Bilindiği gibi, 25 Temmuz gecesi Atatürk Savarona yatından gizlice Dolmabahçe Sarayı’na taşınacaktır. İngiliz Büyükelçisi, 13 Ağustos tarihinde Londra’ya yazdığı bir raporda, Türk gazetelerinin Atatürk’ün sağlığı konusunda hiçbir şey yazmamaları için uyarılmış olduklarını belirtiyordu.
AHMET EMİN YALMAN CAN ALICI SORUYU SORUYOR
Fakat bir yandan da kamuoyunda çeşitli söylentilerin kulaktan kulağa dolaştığı biliniyordu. Panik yaratmamak için alınan bütün önlemlere karşın, tam bu sırada ünlü gazeteci Ahmet Emin Yalman, Tan gazetesinde yayınlanan uzun bir yazısında, Atatürk’ün sağlığına ilişkin bilgi veriyor, Atatürk’ün ağır hasta olduğunu açıklıyor ve ulusun onun hakkında her gün bilgi sahibi olmak ve gerçekleri de öğrenmek hakkına sahip olduğunu vurguluyordu. Elbette bu hiç de soğukkanlılıkla karşılanabilecek bir yazı ve talep değildi. Hele o dönemde. Yalman’ın bu cesur yazısı, beklenebileceği gibi, yönetimin sert tepkisi ile karşılaştı. Tan gazetesi bu yazı üzerine üç ay kapatıldı. Aynı yazının Haber gazetesinde de yayınlanmış olması, bu gazetenin de âkıbetini tâyin etti; gazete iktibas ettiği bu yazıdan dolayı bir buçuk ay kapatıldı. Dahası, Yalman’ın yazısını tercüme ederek yayınlayan bir Rumca gazete ile üç Ermenice gazete de, bu uygulamadan nasiplerini aldılar; onlar da onar gün kapatıldı. Hükûmet, basın yasasının kendisine verdiği yetkiyi kullanmakta en küçük bir tereddüt göstermemişti.
İNGİLİZLER DE HASTAYI DİKKATLE İZLİYORDU
Bilâl Şimşir “Atatürk’ün Hastalığı” adlı araştırmasında belirttiği gibi, hastalığın son derece ciddî olduğuna ve yakın bir zamanda da hastanın kaybedilebileceğine ilişkin ilk haberler, yabancı başkentlere daha 1937 yılı sonlarında ulaşmaya başlamıştı bile. 1938 yılının Şubat ayı sonlarında ise, hastanın durumunun kötüye gittiğine ilişkin başkentte dolaşan söylentiler, Ankara’daki yabancı temsilcilerce de işitilmişti. İngiliz Büyükelçisi Percy Loraine, 24 Şubat 1938’de Dışişleri
Bakanı Tevfik Rüştü Aras’tan, Atatürk’ün sağlığına ilişkin bilgi alma ihtiyacını hissetmişti. Avrupa kamuoyu ise aynı yılın Mart-Nisan aylarında Atatürk’ün ağır hasta olduğunu öğrenmişti. Batılı gazeteler haberi almış ve yayınlamıştı. Bu sırada İngiliz Dışişleri Bakanlığı hastalığın siroz olduğunu da saptamıştı. Aynı yılın Ekim ayında İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan bir değerlendirmede Atatürk’ün bir daha yataktan kalkamayacağı belirtiliyordu. 19 Ekim’de İngiliz Büyükelçisi, Londra’ya gönderdiği bir raporda, Atatürk’ün her an ölebileceğini haber veriyordu. Büyükelçi, Türk Hükûmeti’nin de Atatürk’ün çok yakın bir zamanda ölebileceği beklentisi içinde gereken önlemleri almaya başladığını açıklamıştı. Bu rapora göre Türk Hükûmeti, Atatürk’ün ölümü halinde meclisi yirmi dört saat içinde toplayarak yeni cumhurbaşkanının seçilmesini sağlamak üzere önlemler almaya başlamıştı. Bu arada İngiliz Büyükelçiliği ile İngiliz Dışişleri Bakanlığı arasında Atatürk’ün cenaze töreni için resmî hazırlıklara dahi başlandığı konuşuluyordu.
10 KASIM SABAHI DOLMABAHÇE SARAYI
Saray büyük ölçüde boşalmıştı; neredeyse kimseler kalmamıştı. Ne de olsa yeni cumhurbaşkanı Ankara’da seçilecekti ve politika hayatı boşluk kaldırmazdı. Sabah ölüm anında sarayda bulunan Celâl Bayar, akşama Ankara’ya varmıştı bile. Zaten daha 9 Kasım günü İstanbul’da bulunan bütün milletvekilleri Ankara’ya çağrılmıştı. Hatta yeni İstanbul’a varmış olan milletvekilleri bile daha ayaklarının tozuyla yeniden Ankara’nın yolunu tutmuşlardı. Önemli olan ertesi gün yeni cumhurbaşkanını seçmek için toplanacak olan mecliste çoğunluğun bulunmasını sağlamaktı. Bu bakımdan saray büyük ölçüde boşalmıştı. Gözler Ankara’ya çevrilmişti.
NADİR NADİ ANLATIYOR
1938 yılının Ekim ayında Atatürk’ün sağlığına ilişkin ilk resmî raporlar yayınlanmaya başlanmıştı. İlk raporların yayınlandığı 17-22 Ekim günlerinde Türk kamuoyu da ilk kez resmî düzeyde hastalığı öğrenmiş oldu. Atatürk’ün sağlığına ilişkin ilk resmî raporun yayınlandığı 17 Ekim günü, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, İstanbul’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, tabiî yazılmamak koşuluyla, Atatürk’ün yakın bir zamanda ölebileceğini açıklamıştı bile. Basın toplantısında bulunan Nadir Nadi, yıllar sonra “Perde Aralığından” adını taşıyan anılarında bu sahneyi yeniden canlandıracaktır: “Bakan ne diyecek önceden biliniyordu. Atatürk’ün ölmek üzere bulunduğunu haber verecekti.
Böyle nâzik günlerde gazetecilere düşen ağır görevi hatırlatacak, her türlü tahriklerden kaçınılmasını öğütleyecek, Atatürk ile ilgili sağlık raporlarının yorumsuz olarak yayınlanmasını isteyecekti.Meraksız bakışlarla Şükrü Kaya’yı dinledik. Atatürk’ü her an kaybedebileceğimizi, bunun birkaç gün, bilemediniz birkaç hafta olduğu söylediği zaman, doğrusu salonda pek bir üzüntü havası da esmedi. Hastalığın affetmez türden olduğu aylardan beri duyuluyordu. Ogünlerde Bâbıâli’nin çenesini, ‘Atatürk’ten sonra kim cumhurbaşkanı olacak?’ dedikodusu yoruyordu.” Gerçekten de gazetecilerin ilk sorduğu soru, Atatürk’ün bir vasiyetinin olup olmadığı yönündeydi; ardından gelen ikinci soru ise, yeni cumhurbaşkanının kim olacağı yolundaydı. Bir sonraki soru, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın cumhurbaşkanı seçilip seçilmeyeceğine ilişkindi.
Asım Us’un günlüğünden olayların perde arkası
“8 Ağustos 1938; Ahmet Emin Yalman’ın Tan’da Atatürk’ün sıhhatine dair yazdığı makale üzerine gazetesi üç ay tatil edildi. Ahmet Emin, bu makaleyi hem (İçişleri Bakanı) Şükrü Kaya’ya, hem Başvekil Celâl Bayar’a göstermiş, müsaade istemiş; ‘Olmaz’ cevabını almış; bununla beraber yine neşretmiştir. Bundan dolayı hakkında derin infial uyanmıştır.
Rivayete göre, Tan gazetesinin üç ay tatiline sebep olan makale, yazıldıktan bir hafta sonra neşrolunmuştur. Makalenin altında Refik Halit (Karay)’ın ‘Yezidin Kızı’ ismindeki romanının reklâmı vardı. Makalenin bu reklâmı kuvvetlendirmek için neşredildiği söyleniyor. Ahmet Emin bir taraftan Refik Halit’in romanını tefrika için ilâna başlaması, diğer taraftan Şükrü Kaya ve Celâl Bayar tarafından neşredilmemesi söylendiği halde, Atatürk’ün sıhhatine dair olan makaleyi neşretmesi, bir rejim değişikliğini beklediği ve o zaman hükûmete karşı muhalefet cephesi almak kararı verdiği gibi bir mana taşıyor. Ahmet Emin’in Tan gazetesinde Refik Halit’in romanını neşretmek için duvar ilânlarındaki resimler, (Refik Halit) kırmızı boya ile meçhul bir el tarafından boyanmış... Tan gazetesinin yerine Ulus gazetesinin çıkacağı ve matbaayı tekrar İş Bankası’nın satın alacağı rivayetleri var.” Bu arada Refik Halit Karay’ın 150’liklerden olduğunu, uzun yıllar yurt dışında sürgünde yaşadığını ve 150’likleri affeden 29 Haziran 1938 tarihli yasadan sonra ülkeye dönmesine izin verildiğini de hatırlatmak isterim. Romanın Tan gazetesinde tefrika edilebilmesi bile aslında cesaret isteyen bir işti. Böylesine karışık bir devrede öküzün altında buzağı aranmasına da çok şaşırmamak gerekir
Kaynak:http://haber.stargazete.com/yazar/ataturkun-hastaligi-ne-olcude-gizlenebildi/yazi-703203
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları













































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016