Cemil KOÇAK
1960’lı ve 70’li yıllarda sosyalistler, Kemâlizmle olan ideolojik yakınlık ve bağlılıklarını sürdürebilmek adına, Nâzım Hikmet ‘dosyası’nda kendilerine ‘resmî târih’ yazmayı tercih etmişlerdir. Nazım Hikmet’in mahkumiyeti her ne kadar Atatürk dönemine rastladıysa da, onun bu olayla bir irtibatının olmaması gerekiyordu!

aha önce Nâzım Hikmet’in yargılandığı ve mahkûm olduğu iki davayı (Harb Okulu ve donanma davalarını) yazmıştım. Bu yazıda üzerinde durmak istediğim husus ise bambaşka… Nâzım Hikmet’in mahkûmiyetinin açıklanmasına sıra gelince; sosyalist
literatürün Atatürk ve Kemâlizm ile olan bağını ve bağlılığını gözler önüne sermek gerekiyor. Belki de bu hâdise, bu ilişkinin güzel bir örnek olayı olarak kabul edilebilir.
Nâzım neden mahkûm edildi?
Daha önce de bir vesile ile Star’da yazmıştım (“Rasih Nuri İleri: ‘Atatürk ve Komünizm’”, 20 Aralık 2014); Rasih Nuri İleri, “Atatürk ve Komünizm”
kitabında, Atatürk döneminde komünistlerin neredeyse hiç baskı altında kalmadıklarını ve neredeyse hiç tutuklanmadıklarını; mahkûm olmadıklarını ileri sürüyordu. 1969 yılında… Aynı yıllarda yayınlanan ve Nâzım Hikmet’in mahkûmiyetini anlatan pek çok başka yayında da, Nâzım Hikmet’in başına gelen bu haksız ve yasa ve hukuk dışı tasarrufun siyasal iktidarın hangi ‘kanadı’na ait olduğu uzun uzun tartışılıyordu.
Neredeyse bütün yazarlar, adeta söz birliği etmiş şekilde, İleri’yi tekrar ediyorlardı. Meselâ, Kemâl Sülker, 1967 yılında ilk baskısı yapılan “Nâzım Hikmet Dosyası” kitabında; daha kitabının kapağında; Atatürk’ün ağzından şöyle yazıyordu: “Şükrü Kaya, Nâzım’ı takmış parmağına; onunla uğraşıyor; ben tanırım, mert oğlandır o… Şükrü Kaya, müşiri de (Çakmak) kandırmış; askerlerin arasında onun yazılarına benzer yazılar uydurup, dğıtmışlar. Başını yakmaya çalışıyorlar oğlanın…”
Okuyucu, daha kitabın kapağında Nâzım Hikmet’in mahkûmiyeti ile Atatürk’ün bir ilgisinin bulunmadığını öğrenmiş oluyordu! Bütün suç, dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nındı. Üstelik bunu bizzat Atatürk söylemişti! Hatta o sırada başbakanlıktan çoktan uzaklaştırılmış bulunan İsmet İnönü bile, yine kitabın kapağından bize şöyle sesleniyordu: “Nâzım’ın hapiste olmasına canım yanıyor.”
Suçlu bulundu
Evet, bütün suç, ondaydı; yani Şükrü Kaya’da… Nâzım Hikmet’i hapse atmak için o ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, bir komplo hazırlamışlardı. Yoksa onun Atatürk döneminde hapse girmesi asla düşünülemezdi! Hatta Atatürk, ona olan saygısını ifade etmişken! Elbette o sırada neredeyse hiçkimse Atatürk’ün bu sözleri nerede ve ne zaman söylediğini, yani kaynağını sormamıştı. Belki bugün de sormayacaktır. Neden mi? Onu da yazayım bari; çünkü, bu sözler pek çok kişinin hoşuna gitmiştir ve gidecektir de ondan… Hoşuna gitmesi yeterlidir; gerisi sadece küçük bir ‘ayrıntı’dır da ondan…
Nihayetinde, iddiaya göre; Kaya, Çakmak ile bir mizansen hazırlamıştır ve amacına da ulaşmıştır. Onun bu komplosuna mâni olabilmek için zamanında çok uğraşılmışsa da, başarılı olunamamıştır. O kadar ki, Atatürk’ün hastalığı sırasına denk gelen bu süreçte; -muhtemelen komplonun bu tarihe denk getirilmesi de, onun hastalığıyla ilgiliydi; ama yazarlar, böyle bir ihtimali akıllarına getirmemişlerdir- bizzat Nâzım Hikmet’in dayısı olan Ali Fuat Cebesoy da, Atatürk’ü ikâz etmişse de, bu ikâz bile hiçbir işe yaramamıştı.
Yine de sormak gerekir: Atatürk, nasıl olup da, bu komployu engelleyememişti? Yanıt basittir: Engelleyebilirdi; fakat bu sırada ağır hastaydı ve iktidarı büyük ölçüde kaybetmişti. Yorumlar böyle... Oysa 1938 yılı başında Nâzım Hikmet tutuklandığında Atatürk siyasete hâkimdi. Hastaydı; ama hastalığı henüz ilerlememişti. Onun siyasetten koptuğuna yönelik bu sırada hiçbir işaret bulunmamaktadır. İlk mahkûmiyet kararı ile temyiz başvuru sonucu da nihayet aynı yılın Mart ve Mayıs aylarıdır. Tarihsellikten ve kronolojik gelişmelerden kopuk bir analiz ve sonuç, korkarım, gerçekçi olmadığı gibi, yanlıştır da…

Bir karşı kanıt da; gerek yargılamalar ve gerekse temyiz aşamasında Şükrü Kaya’ya da, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’a da şairin ailesinin başvuruda bulunmasıdır. Demek o sırada, böyle bir ‘komplo’ düşüncesi bulunmuyordu! Aksi halde neden başvurulsun ki? Dahası; bizzat Şükrü Kaya’nın Nâzım Hikmet’ten affa uğraması için Atatürk’e mektup yazmasını istediğini de biliyoruz. Şair, bu ünlü mektubu da yazmıştır; mektubun yine Kaya’ya teslim edildiği bilinmektedir!
‘Komplo’
Nâzım Hikmet, bundan önceki yıllarda da, sanıldığının aksine, rahat değildi; daha 1936 yılı sonlarında birkaç ay tutuklu kalmıştı. Oysa, onun uzun yıllar hapiste kalmasını sağlamak isteyen gayretkeşler vardı. Şimdi de Saime Göksu ile Edward Timms’in birlikte kaleme aldıkları ve yakın bir zamanda yayınlanan bir başka kitaba gözlerimizi çevirelim: “Romantik Komünist”e… Orada “sağ görüşlü bir milletvekili”nin onu askerî mahkemede mahkûm ettirmek sevdasından söz edilmektedir.
Demek ki, o dönemde “sol görüşlü” milletvekilleri de vardı ki, yazarlar açısından bir ayrım yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur! 2001 yılında yayınlanan bu kitapta bile ‘sosyalist bakış’ın Atatürk dönemini değerlendirmesi bundan ibarettir ya da bu kadardır. ‘Sağcı milletvekilleri’ olmasa, hiçbir üzüntü verici olaya rastlanmayabilecekti tarzında…

‘Komplo’; “iktidar çevreleri”nce planlanmıştı, yazarlara göre… Hangi çevreler? İktidarın başkaca çevreleri nelerdi? Bunları bilmiyoruz; yazarlar bu konuda bizi aydınlatmıyorlar. Ama bir takım ‘kötü’ iktidar çevreleri olduğu yönünde bir izlenim ediniyoruz. Elbette bunun aksi de bir o kadar doğrudur. Yani, ‘iyi’ iktidar çevreleri de vardı o sırada… Sadece kimler olduğu yazılmamıştır, o kadar…
Öykü ve tarihyazımı bu şekilde gelişti işte…
Oysa, 1938 yılının Kasım ayında İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, bakanlıktan ayrılmıştı; İsmet İnönü Cumhurbaşkanı olmuştu. Yine de şairin durumunda bir değişiklik olmadı. Temyiz için ümitler boşa çıktı. Ardından da bir af beklentisi, uzun yıllar devam edecektir. Ama bu da bir başka yazının konusu artık…
Nâzım Hikmet Ankara’da
İlginç olan husus; 1937 yılında Nâzım Hikmet’in yine o sırada gizli faaliyet içinde olan Türkiye Komünist Partisi (TKP)’nin eski yöneticisi Şevket Süreyya Aydemir aracılığıyla ve onun sofrasında Şükrü Kaya ve sonradan İçişleri Bakanı da olacak olan Emniyet genel müdürü Şükrü Sökmensüer ile buluşmasıdır. Bir anlamda Nâzım Hikmet’in Ankara’da rejimin önde gelenleriyle tanışması ve buluşmasına tanık oluruz. Aslında bu sırada Nâzım Hikmet, TKP’den parti içi muhalefeti nedeniyle çoktan ihraç edilmişti. Partinin ve dünya komünist hareketinin gözünde ‘Troçkist-polis muhalefeti’nin başında bulunuyordu. Bu bakımdan siyasî olarak çok güç bir dönemindeydi. Bir bakıma yalnız bırakılmış; siyasî alanda tecrid edilmişti.

Nâzım Hikmet ihbar ediyor!
Aslında mahkûmiyetle sonuçlanacak olan bu gelişmelerin fitilini ateşleyen şey; Nâzım Hikmet’in kendisini ziyarete gelen Deniz Harb Okulu öğrencisi Ömer Deniz’i polis ajanı olarak algılamasıyla başladı. Gerçekten de Ömer Deniz’in üzerinde askerî üniformayla onu önce işyerinde, ardından evinde ziyarete gitmesi, sadece şaşırtıcı değil; ama aynı zamanda dehşet vericiydi de… Nâzım Hikmet, bu ısrarlı ziyaretlerden kuşkulanmıştır; haklıdır da… Elbette polisin kendisine bir tuzak kurabileceğinden endişe etmektedir. Daha birkaç ay önce tutuklanmış bir sabıkalı komünist için bundan daha tabiî bir düşünce herhalde olamazdı. Yoldaşlarıyla da bu gelişmeyi paylaşmıştır; onlardan fikir almıştır. Pek çoğu bunun üzerinde durmamasını istemiştir. Fakat o, bu tuzağı deşifre etmeyi tercih etmiş ve emniyet müdürlüğüne telefon ederek, yaptıkları provakasyonu anladığını söylemiştir.
Oysa emniyetin, anlatıldığına göre, hiçbir şeyden haberi yoktur. Şairin evininin polis gözeteminde olması gerekirdi oysa… Artık bu kısım gerçekten de karanlık… Her neyse, emniyet, şairin telefonu üzerine alarma geçmiş ve bu genç harbiye öğrencisinin peşine düşmüştür. Bu takip sonucunda önce Deniz Harb Okulu’ndaki yarı arkadaş, yarı siyasî ilişkiler deşifre edilmiş; ardından da donanma ve Yavuz zırhlısındaki ilişkiler açığa çıkarılmıştır. Nâzım Hikmet, bu tablo içinde emniyetin harekete geçmesine neden olan kişi olarak ortaya çıkmaktadır. O sırada partiden çoktan ihraç edilmiş olduğundan da, muhtemelen hakkında çok sayıda dedikodu edilir. Ama bunlar, sosyalist literatüre girmiş, girebilmiş meseleler değildir henüz… Olanlar da marjinal kalmıştır.
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları













































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016