Elif ÇAKIR
Bu köşeyi okuyanlar adalet, hukuk, insan hakları, demokrasi ve artık ekonomi gibi ülkemizin can yakıcı sorunları karşısında zaman zaman iktidar siyasetçilerinin büründükleri ölüm sessizliklerini sorguladığımı bilirler.
AK Parti içinde Türk siyasal tarihimize adını “devlet adamı” olarak yazdıran, meselelere devlet adamı sorumluluğu içerisinde yaklaşan, gerek kapalı kapılar ardında gerektiğinde de kamuoyuna açık alanlarda konuşan, itiraz eden Cemil Çiçek ve birkaç ismin daha olduğunu söyleyerek haklarını teslim edelim. Ama AK Parti içindeki çoğunluk siyasetçilerin yaşanan bunca hukuksuzluk, ayyuka çıkan adaletsizler karşısında sessiz kaldıkları bir hakikat.
Bu sessizliğin nedeni duyarsız olmaları mı? Duyarsız olduklarını söylemek haksızlık olur.
Duyarsızlık değil mesele özgürlük. Konuşma, itiraz etme özgürlüğüne sahipsen konuşursun, itiraz edersin ama bu hakkını yitirenler can yakan sorunlar karşısında susmayı tercih ederler. Bu bir tercih meseledir, insan tercihlerinden ibarettir. Her tercihin artısı eksisi vardır ve bu tercihleri yaparken bunun maliyetinin ne olduğu da bilinir.
Bu sessizlik iklimini anlatan en güzel örnek AK Partili Bülent Turan’ın “Erdoğan olmasa biz AK Partili vekiller bir hiçiz” cümlesidir. Bu söz aynı zamanda AK Partinin iki dönemini ortaya koyan bir cümledir. Bütün siyasi varlığını, itibarını, bugün geldiği makamları Erdoğan’a borçlu olanlar liderlerinin yanlış politikalarını eleştiremezler. Nitekim bugün yaşanan onca hukuksuzluğa, adaletsizliğe, açıktan hukuk cinayetlerine en çok hukukçu vekillerin ses çıkarması gerekiyor ama ağız ucuyla dahi olsa itiraz olmuyor.
Yine ekonomide giden yanlışlara en çok AK Partideki ekonomist siyasetçilerin itiraz etmesi, doğruyu söylemesi gerekiyor ama ağız ucuyla dahi olsa ülke uçurumun kenarına geldiği halde kimseden ses çıkmıyor.
AK Partinin ilk dönemi böyle değildi, çünkü ilk dönem AK Partisinin fotoğrafında olanlar AK Parti sayesinde bir şey olanlar değildi, bilakis her biri bir aktördü, bilgileriyle, birikimleriyle, hayattaki başarılarıyla artı bir değerdiler. AK Parti sayesinde zenginleşmedikleri, makam mevki sahibi olmadıkları, itibar kazanmadıkları için konuşuyorlardı, itiraz ediyorlardı.
Bugün AK Partili çoğunluk siyasetçi için terazinin bir kefesinde “AK Parti sayesinde kazanımlar” duruyor, terazinin diğer kefesinde ise “vicdan ve kaybedilecek olanlar”.
Terazinin iki kefesinde duranlar tartılıyor, ölçülüyor ve işte bir tercih yapılıyor. Günün rüzgarları geçince en doğru hükmü tarih verecek.
***
Bütün bunları yazma sebebime geleyim.
MHP’nin hukukçu kurmayı Feti Yıldız uzunca zamandır ülkemizde giderek derinleşen adalet sorunlarını dile getiriyor. Bir ceza hukukçusu olan MHP’li Yıldız hukuk adamı ahlakıyla ve medeni cesaretle hukukun üstünlüğü ilkesini savunan açıklamalar yapıyor, yozlaşan yargıya hukuk ilkelerini hatırlatıyor.
20 Eylül 2022 günü sosyal medya hesabından dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı ziyaret edeceğini duyurarak “İnfaz hesaplamasının gözden geçirilmesi gerektiğini sayın adalet bakanımıza bugün anlatacağım” demişti.
Nitekim o gün bugündür İnfaz Yasasını gündeminden düşürmedi, infaz yasasındaki sorunlara dikkat çeken açıklamalar yapmaya devam ediyor. İnfaz hukukundaki mevcut uygulamaların gerek hükümlüler gerekse uygulayıcılar açısından belirsizlik taşıdığına dikkat çekerek “tutuklu ve hükümlü ailelerin kolayca anlayabileceği, çoğunlukla yönetmeliklerle bırakılmayan, derli toplu bir infaz kanuna ihtiyaç olduğunu” söylüyor.
Hasta mahkumların tahliyesinin gündeme taşıdığında kendisine FETÖ hükümlüleri sorulduğunda ama, fakat, lakin demeden “hukuk evrenseldir, herkese uygulanır” dedi. (7 Ocak 2025)
Halk TV’ye yaptıkları bir haber dolayısıyla gazeteciler gözaltında alındığında sosyal medya hesabından “Haber verme sınırını aşmayan, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları Anayasa’nın ve Basın Kanunu’nun koruması altındadır” açıklaması yapmıştı. (30 Ocak)
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasının ardından şu açıklamayı yapmıştı: ‘Ceza muhakemesi, suça konu olan fiilin işlenip işlenmediği, işlenmişse failin kimler olduğu ve faille eylem arasındaki bağın ne olduğunun tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek eyleme uygun hangi yaptırımın uygulanacağı soruların cevaplandığı ve bu surette maddi gerçekliğe ulaşmanın hedeflendiği uzun ince bir yoldur.”
Yıldız aynı açıklamasında, yargıçlara ve iktidar medyasına Anayasa’nın 38/4 maddesi üzerinden “suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılmaz” hatırlatması yapmıştı. (29 Mart)
Kanser tedavisi gören, tutuklandıktan bir hafta önce anjiyo olan, kalbinde 6 stent taşıyan Mahir Polat için Feti Yıldız “infaz daha sonra yapılabilir, yaşam hakkı bütün hakların önündedir” demişti.
Daha pek çok açıklaması var Feti Yıldız’ın, ben hatırlatmak açısından birkaç tane örnek yazdım.
Bunlar gerçekten içinden geçtiğimiz bu iklimde medeni cesaret isteyen açıklamalar.
***
MHP’li Feti Yıldız’ın kendisiyle ilgili anlattığı hadise aslında meseleyi tam olarak ortaya koyuyor.
Ceza hukukçusu Feti Yıldız, 2018 yılında milletvekili seçildiği gün iktidar ortağı olmaları hasebiyle avukatlık bürosunu kapatmış. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Feti Yıldız’ın bürosunu kapattığını duyunca sebebini sormuş. Feti Yıldız genel başkanına durumu “Ben iyi bir ceza hukukçusuyum, ama iktidar ortağıyız ve siyasetteyim bundan sonra bana gelecek davalar iyi bir ceza hukukçusu olduğumdan ziyade başka beklentilerle gelecektir. Bu hem benim siyasetteki özgürlüğümü kısıtlayacak hem de bana haksızlık olacak” sözleriyle açıklamış.
Feti Yıldız’dan bunu duyduğumda şaşırdım, aslında şaşıracak bir durum yok, normali bu. Gelişmiş demokrasilerde bu zaten tartışmasız bir siyasi etik kuralı. Batı’da adalet terazisinden siyasi kürsüye geçtiğinde siyasi gücünü çıkar amaçlı kullanmamak için avukatlık bürolarını ya da başka işlerini bırakan siyasetçi örnekleri epeyce var. AK Parti içinde Feti Yıldız gibi bürosunu siyasi etik gereği kapatan kaç siyasetçi var bilmiyorum. Normal olan Feti Yıldız’ın yaptığıdır ama son yıllarda ülkemizin normal ve anormal kıstasları yer değiştirdi.
***
Siyaseti mevki makam, seçilmiş olmanın ayrıcalıkları, nüfuz ve güç aracı olarak düşünün bir kimse, hangi partide, hangi ideolojide olursa olsun, gördüğü yanlışı itiraz edebilir mi?
Bizde niye, hemen bütün tarihimizde iktidarlarda yanlışlara itiraz edenler pek azdır.
Ve bizde niye Türkiye’nin dünya standartlarına göre iyi idare edildiği, dünya standartları düzeyinde istikrarlı gelişmeler sağlandığı dönemler azdır? Bundan değil mi?
Yazımın başında bir teraziden bahsetmiştim: Bir kefesinde, siyaset dışında da kişiliği, statüsü, itibarı olanlar… Öbür kefesinde siyasetle “hiç”likten yukarılara çıkanlar…
AK Partinin ilk dönemlerinde kefenin birinci gözü ağır basar, eleştiriler yapılırdı… Sonra ikincisi ağır bastı… AK Parti iktidarının da başarı grafiği buna göre değil mi?... Ekonomi grafiklerine bakın, hukuk grafiklerin bakın, özgürlük grafiklerine bakın, göreceksiniz.
Dedim ya, rüzgar geçince tarih herkesin notunu verecek. Siyasi tarihimizde Ahmet Ağaoğlu, Fethi Okyar, Fevzi Lütfi, Osman Turan, Sıtkı Yırcalı, Turan Güneş gibi hür fikirli, erdemli siyasetçileri bize tarih anlatıyor, değil mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
16.01.2026
14.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
13.12.2025
30.11.2025
19.11.2025