Elif ÇAKIR
Pazar akşamı gerçekleşen Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu ortak yayını için Cumhurbaşkanı Erdoğan program öncesinde şöyle demişti:
“Tüm Türkiye inşallah tartışmayı izler. İstanbul gibi dünyanın örnek bir şehrini en ideal hangi yönetici yönetebilir, bunu bizzat o akşam ki müzakereden sonra çok daha net bir şekilde değerlendirme fırsatını halkımız bulacak diye inanıyorum ve bunun gerçekten son kırılma noktası olan Pazar günü, bir haftaya da çok ciddi bir ışık verecektir diye inanıyorum. Adayların yapacağı ortak yayının sonuca ciddi etkileri olabilir.” (14 Haziran)
MHP lideri Devlet Bahçeli hariç milyonların nefeslerini tutarak Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlutartışmasına kilitlendiği ve izlediği muhakkak.
Nasıl nefesler tutularak izlenmesin ki?
Sonuçta yirmi beş yıl aradan sonra ilk kez İstanbul seçimlerinde yani yerel seçimler bazında adayların karşı karşıya geldiği bir program gerçekleşti. Bir kez daha hatırlamakta fayda var; ülkemizde siyasi partilerinbelediye başkan adayları en son 1994 yerel seçimlerinde, siyasi parti liderleri ise en son 2002 genel seçimlerinde birlikte televizyon programına çıktılar. İkisinde de jübileyi Cumhurbaşkanı Erdoğan gerçekleştirerek, yayın perdelerini indirdi ve o gün bugündür ne yerel seçimlerde ne de genel seçimlerde siyasetçiler karşı karşıya gelmiyorlardı.
Dolayısıyla Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu ortak yayınına dair beklentiler de programa yüklenen anlam da büyük oldu.
Gelelim Sayın Erdoğan’ın yayın hakkındaki “sonuca ciddi etkileri olabilir, seçmen üzerinde bir kırılma oluşturacaktır” sözüne...
Bu bağlamda gerçekleşen Yıldırım – İmamoğlu yayını Cumhur İttifakı’nın beklentilerini karşılar mı?
Kararsız seçmeni kararlı hale getirir, küskün seçmeni sandığa götürür ya da seçmen kullandığı oyu değiştirir mi?
Gerçekleşen bu tartışma programı ile kararsız seçmeni etkileme, küskün seçmenle barışma ve rakip partiden oy çalma imkanı ve ihtimali vardı elbette.
Bu yayının bunu sağladığını söylemek pek mümkün olmasa da Binali Yıldırım’ın söylediği gibi:
“Yayının ne getirdiği ne götürdüğü konusu İstanbullunun takdiridir. Milletimiz karar verecek ve son sözü söyleyecek.” (17 Haziran)
Meslektaşımız İsmail Küçükkaya’nın hakkını da teslim edelim. Evet, daha iyi bir program gerçekleştirmek mümkündü. Ancak Türkiye’nin bu kadar kutuplaştığı bir ortamda büyük bir risk alarak yaptığı program bundan daha iyi yapılamazdı. O yayın ancak o kadar iyi yapılabilirdi. Çünkü içinde bulunduğumuz ülke koşulları daha ötesini mümkün kılacak gibi değildi.
Bu programa en çok ihtiyacı olan Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım, programı izleyen seçmen kitlesinin üzerinde nasıl bir etki oluşturmuştur mesela? Sayın Yıldırım’dan geriye ne kaldı? O programa dair nasıl ve hangi sözleriyle hatırlanacak?
Benim yayına dair gözlemlerim ve bende bıraktığı hissiyat şöyle oldu:
* 23 Haziran seçimlerinde seçmen tercihlerini etkileyecek en önemli unsur “Biz bu seçime neden gidiyoruz?” sorusu. İstanbul seçimlerinin yenilenmesi Cumhur İttifakı için dezavantaj iken Millet İttifakı için, mağduriyet görüntüsüyle avantaj oluşturan bir durum. Dolayısıyla Sayın Yıldırım’ın özellikle bu soruya iyi hazırlanması gerekiyordu. Yıldırım, bugüne kadar ortaya koydukları söylemin ötesine geçemedi.
* Ekrem İmamoğlu avantajlı oldukları “seçim iptali” konusuna iyi çalışmış olarak gelmişti yayına. Sık sık “demokrasi”, “hukuk”, “adalet” vurguları yaptı.
n AK Parti iktidarının, yatırımcısından vatandaşına birebir dokunan bütün kalkınma projelerinde imzası olan Binali Yıldırım konuşurken “görev adamı”hissiyatıyla konuştu. Yıldırım’ın verilen görevi yapan, atandığı bütün alanlarda başarı sağlayan sağlayacak bir imajı var. Belediye başkanlığı seçimi ise kendi çapında bir siyasi aktör olmayı gerektiriyor. Yani inisiyatif alabilmeyi, birey olarak davranabilmeyi, özgüvenli olmayı elzem kılan özellikler. Yıldırım bu daha çok teknokrat havası verdi ve partiler üstü davranabileceğini gösteremedi. Ben varım, ben yaparım güveni veremeyen bir görüntü sergiledi.
* İstanbul gibi bir marka şehrin adayının partiler üstü davranabilmesi gerekir. Görevden alınan Kadir Topbaş tam da böyle bir isimdi ve AK Parti için bu büyük avantajı sağlıyordu.
* Sayın Yıldırım programa gergin Sayın İmamoğlu ise heyecanlı başladı. Program ilerlediğinde Yıldırım’ın gergin görüntüsünün yerini tedirginlik aldı.
* İmamoğlu her ne kadar arada espriler yapsa ve program boyunca mütebessim davransa da aşırı temkinli görünüyordu. Aşırı temkinli halini bırakmış olsaydı programda programı kendi lehinedaha da avantajlı hale getirebilirdi. Örneğin rakibine sorduğu “gönül belediyeciliği afişini neden astınız o saatlerde” sorusuna Yıldırım’ın verdiği “çünkü 25 belediyeyi kazandık” cevabına “Sizin resminiz ne geziyordu?” cevabı verebilirdi.
* Her iki adaya da “FETÖ” bağlantılarının var olup olmadığı soruldu. Ekrem İmamoğlu da Binali Yıldırım da bu soruya daha sahici cevaplar verebilirlerdi. Sonuçta Ekrem İmamoğlu “Ben FETÖ’yü görmedim bilmedim tanımadım” dediğinde AK Partili taraftarlar sosyal medyada “Samanyolu televizyonlu İmamoğlu” görüntülerini dolaşıma soktular. Binalı Yıldırım’ın “yok yok” cevabının akabinde bu kez saniyeler içerisinde CHP taraftarları sosyal medyada “FETÖ organizasyonlarındaki Yıldırım” görüntülerini dolaşıma soktular.
Oysa...
Bunun yerine her iki tarafta daha makul, sahici cevaplar vermeleri mümkündü. Ne İmamoğlu’nun geçmiş dönemde program yaptığı dönemler kusurlu ve o programları yapmak, konuk olmak İmamoğlu’nu FETÖ’yle iltisaklı yapar ne de FETÖ’nün cemaat olarak bilindiği dönemlerde ki organizasyonlarına katılmak, cenaze namazlarına gitmek Yıldırım’ı FETÖ’cü yapar... Yıldırım da İmamoğlu da buna makul cevap veremediler. Çünkü böylesi bir ortamda sanırım makul cevap vermek mümkün de değil.
* Sayın Yıldırım “Vakıflara 308 milyon lira verildiğini açıklayan Sayıştay Raporu” konusuna hazırlıklı gitmeliydi. Bu kadar önemli bir konu da milyonların önünde “Sayıştay Raporunu” okumadığını söyledi. (Sayıştayın 2017 tarihli raporu)
* Mesela İzmir belediye seçimlerinde AK Parti’nin bugüne kadar İzmir’de aldığı en büyük oyu aldığını söyledi. Sosyal medyada anında tepki verilen konulardan biri de buydu. Oysa ki 2014 yerel seçimlerinde Yıldırım yüzde 35.92 oy alırken 31 Mart seçimlerinde Nihat Zeybekçi’nin oy oranı yüzde 38.66. En azından AK Parti’nin tek başına girdiği seçim şerhi düşebilirdi.
* Doğruya doğru Ekrem İmamoğlu özgüvenli bir profil çizerken Binali Yıldırım kaygılı, endişeli ve özgüvensiz bir profil ortaya koydu.
Oysa ki Binali Yıldırım çıkıp özgüvenli bir şekilde “Bu şehri ben yöneteceğim” demiş olsaydı, “25 yıldır biz yönettik evet şu şu sorunlarda bizim dönemimizde oluştu ancak ben bunları çözeceğim. Partizanlık yapmayacağım, şeffaf bir yönetim oluşturacağım” deseydi... Buna benzer birkaç söz...
Ve Anadolu Ajansı’nın yaptığını kesin söylem ile kınamış olsaydı... Avantaj sağlayabilirdi.
Bu programın kendi lehlerine bir artı sağlamayacağı ortada... Ancak bunun ötesinde bir kazanım oldu. Uzun yıllardan beridir tek bir kanaldan haber alan, muhalif birisini izlediği televizyon kanalında göremeyenler ilk defa bu programla birlikte muhalif partinin siyasetçisini ekranlarında gördüler, dinlediler... Düne kadar “teröristlikle, hainlikle” suçlanan “CHP’nin adayı” diyerek ismi yok sayılan Ekrem İmamoğlu’nu dinleme ve ne dediğini duyma fırsatı oldu. Aynı şey Binali Yıldırım için de geçerli.
Sadece bu bile yeterli...
Orman ve Su İşleri eski Bakanı AK Parti milletvekili Veysel Eroğlu da yayını izlediyse Ekrem İmamoğlu’nun ismini öğrenmiş olabilir mesela... Sonuçta rakip partiyi sandıkta yenmek istiyorsan önce iyi tanımak gerekiyor değil mi? Haksız mıyım?
Şunu da takdirle belirtmek lazım: İki aday da, alıştığımız öfkeli siyaset tazının dışında, medeni, saygılı bir tartışma örneği ortaya koydular; tebrik etmek ve devamını dilemek lazım.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
16.01.2026
14.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
13.12.2025
30.11.2025
19.11.2025