Hakan TAHMAZ
Statüsü 15 yıldır yasal çerçeveye kavuşturulamamış Kerkük, bölge ülkelerin başını ağrıtmaya devam ediyor. Hatırlamakta yarar var: 2005 yılında yazılan Irak anayasasının 140. maddesine göre, Kerkük'ün statüsü, Saddam Hüseyin döneminde Kerkük'ten zorla göç ettirilenlerin geri dönmelerinin sağlanması ve Kerkük’te nüfus sayımı yapılmasından sonrası kentin statüsü hakkında bir referanduma gidilerek nihai durumun belirlenmesi hükmüne bağlanmıştı. O dönemde Kürdler, bölgeden zorla göç ettirilerek Arapların ve Türkmenlerin yerleştirilmesi nedeniyle kentin demografik yapısı bölge ülkelerinin gizli ya da açık desteğiyle, Kürdler aleyhine, ciddi ölçüde değiştirildi.
Irak anayasasının bu hükmü, Bağdat hükümetinin engellemesi nedeniyle uygulanamadı. Merkezi hükümet, geri dönüşler ve nüfus sayımı için bütçe ayırmadı. KDP ve YNK arasında yaşanan sorunlar ve başka bazı yerel ve bölgesel anlaşmazlıklar da bu sonuçta etken oldu. Zamanla Kerkük fiilen KBY’nin (YNK’nin) kontrolüne girdi. Özellikle de IŞİD saldırılarından sonra bu süreç hızlandı.
Baba Barzani
İlk günden itibaren Bağdat, Türkiye ve İran Kerkük’ün merkezi yönetime bağlanmasını istiyor. Kürdler ise, KBY’ne bağlanmasında ısrar ediyorlar. Bu ısrarı anlamak için 1974 yılında görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması sonrasında Mustafa Barzani’nin söylediği “Allah şahittir; savaşı sevmiyorum. Çünkü savaş bir sorunu halletmenin en kötü yoludur. Ancak Baas partisi bize başka yol bırakmadı. Onların bize getirdiği önerinin, onların lehine Kerkük’ten ve başka bölgelerden ödün vermemizden başka bir anlamı yoktu. Bu ise imkânsızdır. Bu uğurda her şeye hazırız, hepimizin öldürülmesine karar verilse de… Çünkü ben, Kürdlerin kabrime gelip tükürerek, ‘Niçin Kerkük’ü sattın’ demelerinden korkuyorum.” Sözleri kulaklarda küpe olmalı. (Aktaran Mesut Barzani)
28 Mart’ta Kerkük İl Meclisi’nin, Kürdistan bayrağını, Irak bayrağı ile birlikte devlet kurumlarına asma kararı, yeni bir gerilim konusu oldu. 41 kişiden oluşan İl Meclisi’nin 9 Türkmen 6 Arap üyesi toplantıları boykot etti. Karar sonrası hızla toplanan Irak Meclisi, Kerkük’e sadece Irak bayrağının asılması çağrısı yaptı. Irak Meclis’in kararı üzerine 4 Nisan’da yeniden toplanan İl Meclisi sonrasında, Meclis Başkanı Rebwar Talabani, Irak Meclisi’nin kararını uygulamayacaklarını ve Kerkük’ün kaderinin tayin edilmesi için referandum düzenleyeceklerini açıkladı.
Ankara, bu yaşananlara önce bir iki alçak ses ile itiraz etti. 4 Nisan günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zonguldak’ta yaptığı referandum mitinginde, tehditkâr bir tavırla “Kerkük Kürd savsatası, ilişkilerimizi bozar”,“ Hemen o bayrağınızı indirin. Yoksa şu andaki geldiğimiz noktadan kusura bakmayın geri adım atmaya mecbur kalırsınız” gibi açıklamalar yaptı. Buna paralel tutumlar AKP içinden de geldi. Hatta Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu “Kerkük İl Meclisi’nin böyle bir karar almaya yetkisi yok“ gibi sözlerle hâddini aştı. Kerkük konusunun boyutlarının derinliğine işaret etti.
Türkiye’nin derdi, Kürdleri kontrol etmek
Türkiye, Kerkük meselesine her zaman kentte yaşayan Türkmen nüfusu bahane ederek müdahil oldu/oluyor. Ama esas mesele Kerkük petrolü. Kerkük petrolü dünya petrollerinin yüzde 4’ünü, Irak petrollerinin ise yüzde 42’sini oluşturuyor.
Saddam Hüseyin sonrasında Ergenokoncuların, sahte gazeteci(resmi devlet ajansı) kimlikleriyle Kerkük’te yoğun çalışma yaptıkları, istihbarat faaliyeti yürüttükleri, bunların devletin resmi temsilcilerini zor sokan bir niteliğe büründüğü ortaya çıkmıştı. Bu çalışmaları nedeniyle emekli generalleri dönemin Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve Dış İşleri Bakanının uyardığı, Ergenekon Davası dosyalarında yer aldı. Yani Türkiye’nin ilgisi her daim Kerkük’ün üzerinde oldu. Önümüzdeki dönem de olmaya devam edecek.
Cumhurbaşkanın açıklamasında dikkat çeken en önemli husus uzun yıllar sonra AK Parti’nin, bölgedeki en sadık müttefiki KDP’ye/KBY’ne karşı tehditkâr dil kullanması oldu. Türkiye için Cizre, Yüksekova ne ise Kerkük’te o, ne bir fazlası ne bir eksiği. Türkiye, bölgede Kürd kazanımlarını kalıcılaştıracak, Türkiye’yi zayıflatacak bir gelişmeye kolay rıza göstermeyeceğini bir kez daha sergiledi. Dış İşleri Bakan Mevlut Çavuşoğlu’nun bayrak ve referandum meselesini İran ile ilişkilendirmesi bunun en belirgin emaresi. Türkiye’nin derdinin Kürdleri kontrol etmek ve Kürd meselesinin İran’ın bölgedeki nüfusunu güçlendirecek bir muhtevada gelişmesine takoz olma arzusu olduğu buradan da anlaşılıyor.
Bu krizin nasıl çözüleceğini kestirmek zor. Bağdat yönetimiyle ile Kürd Heyeti’nin görüşmesi sonrasında yapılan açıklamadan şimdilik Kürd tarafının geri adım attığı anlaşılıyor. Ancak Ortadoğu dengeleri hiçbir gelişmeye tam anlamıyla kapalı değil. Her şeyden önce KBY liderinin önceliği bağımsızlık referandumu. Kerkük ön hazırlık olarak peşrev olabilir. Bu, süreci hızlandırabilir ya da uzatabilir. Ancak Kerkük meselesinin kolay kolay gündemden düşmesini beklemek yanılgı olur. Tek başına Kürd partileri arasındaki rekabet, konunun gündemden düşmesine elvermez. Mesut Barzani, kendi iradesi, planlaması ve arzusu dışında da olsa alınan bu kararı dikkate almak mecburiyetinde. Kerkük’ün, ağırlıkla YNK’in denetiminde olması Barzani’nin işini kolaylaştırmaz aksine zorlaştırır Son tahlilde Kerkük valisi Necmeddin Kerim, YNK’li, ama atayan KBY Başkanı Mesut Barzani. YNK ve Değişim Hareketi(Gorran) ile yaşadığı bir dizi soruna bir de Kerkük meselesinden kaynaklanan yeni bir sorun ekmemeyi kolay göze alamaz.
Son yıllarda bölgede yaşanan IŞİD saldırıları nedeniyle Kerkük’ün demografik yapısının Kürdler lehine ve ciddi şekilde değişmesi referandum sürecini uzatmayı anlamsız kılıyor. Araplar ve Türkmenler IŞİD saldırıları sırasında Kerkük’ün terk ederlerken, Musul ve çevresinde IŞİD saldırısına uğrayan Kürdler, Kerkük’e sığındı/yerleşti. IŞİD ile çatışarak Kerkük’ü korudular. Bakmayın siz Türk Cumhurbaşkanın Kürd şehri savsatası dediğine, Türkler de bal gibi Kerkük’ün Kürd şehri olduğunu biliyorlar ama petrol kışkırtıyor.
Aslında Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin açılmasında Kürdistan bayrağının 10 yıldır Kerkük'te asılı durduğunu söylemesi konunun ne derece çetrefilli ve netameli olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye, son iki yıldır kamuoyuna, Güney, daha çok da KDP üzerinde “Bizim meselemiz Kürdlerle değil, PKK ve onun politik çizgisini savunanlarla, Kürdler bizim kardeşimiz” mesajı veriyor. En son Cumhurbaşkanı Diyarbakır’da 1 Nisan şakası gibi bir konuşma yaptı. Konuşmasında, Türk-Kürd kardeşliğinden dem vurdu. Hafta içinde Zonguldak’ta ise “Kerkük, Kürd kenti savsatasını biz yutmayız, ilişkilerimiz bozulur” gibi sözlerle Kürdleri tehdit etti.
Cumhurbaşkanın bu hali, Gültan Kışanak’ın “Kürd siyasetçilerin Ankara’da söylediklerini, Türk siyasetçilerin ise Diyarbakır’da söylediklerini ciddiye almayacaksın” sözünü anımsattı. Diyarbakır’da barışın fedaisi olduğunu iddia eden Cumhurbaşkanı, Ankara’da Kürd korkusuna kapılıyor. Türk devleti, Kürd meselesindeki kırmızı çizgisini esas almayan her Kürt girişimini, her Kürd kazanımını tehdit unsuru görmeye devan ediyor ve bunu Kerkük meselesinde de sergiledi.
Türkiye, Kerkük meselesinde kendini daha da yalnızlaştıracak bir siyaset izliyor. Irak Başkanından daha şahin bir tutum içinde. Eski Türkiye’nin kırmızı çizgilerini cengâverce savunuluyor. Kürd’ü, içerde, dışarda kötü emelleri olan, bölücü olarak görme hali sürüyor. Bunun 16 Nisan referandumuna nasıl yansıyacağı merak konusu. Ağır bir bedeli olacağı açık.
Hakan Tahmaz
(IMP News)
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları



















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
20.01.2026
14.01.2026
6.01.2026
2.01.2026
30.12.2025
28.12.2025