Hasan CEMAL
.jpg)
Hatalarımız oldu, karşılıklı itiraf edelim
PKK geçmişin muhasebesini nasıl yapıyor? Murat Karayılan, “PKK olarak, evet, geçmişte hatalarımız olmuştur, kabul ediyorum. Karşılıklı itiraf ve bağışlama çok önemli... Başka türlü barış olmaz” diyor. Cemil Bayık, “Hatalarla yaşanamaz, yüzleşmek gerekiyor” diye ekliyor.
Aleviler sürece karşı mı
Kandil'de, Alevilerin sürece karşı olduğu iddiaları kabul görmüyor. Karayılan diyor ki: “Alevi toplumunun da çıkarı, Kürt sorununun çözümündedir. Çünkü Kürt sorununun çözülmesi, Türkiye’nin demokratikleşmesidir. Bundan da en çok ayrımcılığa uğrayan Aleviler yararlanır.”
Barış olsun, kendimize bir iş buluruz
Barış olursa Karayılan nerede siyaset yapmayı ister? “Vallahi güç bir soru” diye söze başlıyor Karayılan, “Hele bir çözüm olsun da bakalım... Bir iş buluruz kendimize.” Kadın hareketi sorumlusu Sozdar Avesta, erkek egemen siyaseti eleştirirken “barış sürecini kadınların özgürlüğünün derinleştireceğini” vurguluyor.
Kandil'de voleybol
Ağaçların arasına ağ gerilmiş sahada sıkı bir voleybol maçı başlıyor. Karayılan fena oynamıyor. Ama Sabri Ok uzun boyuyla gayet iyi, sayı üstüne sayı alan çıkışlar yapıyor. Kadınlı erkekli gerillalardan oluşan seyircilerin neşeli bağırış ve alkışlarıyla oyun sürerken yaşanmış bütün acıları düşündüm, ne yazık diye...

KANDİL,
Şehit Sara Akademisi
Çadırın içinde asılı renkli afişlerden biri. Kadın gerillaların fotoğraflarından oluşuyor. ÜstündeŞehîdên Garzanê başlığı var.
Tarih, 24 Mart 2012.
Bitlis’in, Hizan ilçesinin Çeltikli Köyü kırsalı. Askerin bu topraklardaki bir ‘gerilla noktası’na düzenlediği operasyonda 15 kadın birden hayatını kaybediyor.
Afişteki kadın gerillaları bana tek tek anlatanMurat Karayılan şunları söylüyor:
“Sığınağı köyden bir korucu tespit ediyor, askere bildiriyor. Karlı bir hava... Kadın gerillalar kar topu oynarken hepsi birlikte şehit oluyorlar.”
Başını nereye çevirsen acı, kan ve gözyaşı. Yıllardır yazıyorum trajediye doymayan topraklar diye... Bizde de trajediye doyma vakti nihayet kapımızı çalmaya başladı galiba...
Umutsuz değilim.
Barış fikrinin usul usul toplumun her kesimine mal olmaya başladığını fark ediyorum. Artık bu sürecin tersine çevrilmesinin kolay olmadığını, çatışmalı günlere yeniden dönmenin akıl dışı bir ihtimal olduğunu görüyorum. Tersini düşünmek bile istemiyorum.
Ama hâlâ temkinliyim.
İhtiyatlı bir iyimserlik içindeyim.
Güneydoğu, Metina, Kandil derken neredeyse üç haftadır yollarda sayılırım. Her adımda, yaşanan acıların olgunlaştırıcı etkisini, acıların barışı zorlayıcı etkisini gözlüyorum, hissediyorum.
Bu açıdan, PKK’nın en tepesindeki Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Sabri Ok’un bugün üçüncü bölümünü yazdığım uzun sohbette, Türk anasına ve askerine dönük olumlu mesajlarını, onlarla acıları paylaşan söylemlerini, sergiledikleri barışçı üslubu, süreç konusunda bardağın dolu tarafına bakan pozitif tutumlarını önemsiyorum.
.jpg)
PKK ve geçmişi...
Beş saatlik sohbetin bir yerinde sözü PKK’ya, geçmişteki yanlışlarına ve özeleştiri konusuna getirdim:
“Geçmişte yanlışlarınız olduğunu kabul ediyor musunuz? Bunlarla yüzleşmeye hazır mısınız? Geçmişe dönük özeleştiri yapacak mısınız?”
Murat Karayılan, KCK Yürütme Konseyi Başkanı, ilk sözü aldı ve şöyle dedi:
“PKK olarak, evet, geçmişte hatalarımız olmuştur, kabul ediyorum.”
Karayılan, bu cümlesini söyledikten sonra masadaki arkadaşlarına bakıyor ve “Beşimiz de onaylıyoruz değil mi?” diye soruyor, esprili bir üslupla.
Başkanlık Konseyi üyesi Ronahi Serhat, PKK kadın hareketinden sorumlu Sozdar Avesta’ya bakıyor, Karayılan’ın bu üslubunu biraz erkek egemen bulduğunu “Biz buna alışkanız” cümlesiyle ifade edince masadaki herkesi güldürüyor.
Karayılan şöyle devam ediyor:
“Hakikat ve Adalet Komisyonu’na ihtiyaç var, derken her iki tarafın da işlediği hatalar vardır diye düşündük.”
Burada Sabri Ok, “Bizim hatalarımız daha az olsa da...” diye araya giriyor.
Karayılan:
“Komisyon’un ciddiyetine ve güvenilirliğine inanırsak, biz bu geçmiş hatalar konusunda tüm olanaklarımızı açarız.”
Cemil Bayık ve hatalarla yüzleşmek...
“Hatalarla yüzleşmek gerekiyor!” diye söze başlayan KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık özetle diyor ki:
“Gerçekten yaşam anlamlı kılınacaksa, hatalarla yaşanamaz. Hatalarla yüzleşmek gerekiyor. Bu konuda biz işi yokuşa sürmeyiz. Yüzleşme açısından bütün Cumhuriyet tarihi farklıdır, PKK’nin 30 yılı farklıdır.”
Gülerek devam ediyor Bayık:
“Ama tabii bütün Cumhuriyet tarihiyle yüzleşme gündeme gelirse, korkarım, Türkiye altında kalabilir bu yüzleşmenin...”
Karayılan sözü alıyor:
“PKK gerçekten kendini sorgulayan bir harekettir başından beri... Bunu bilerek yapıyor. Kendi hata ve eksiklerine karşı mücadele ederek gelişen bir harekettir. Özgürleşme ancak böyle mümkün olabiliyor.”
Sabri Ok:
“Cuma arkadaşın (Cemil Bayık’ın kod adı) dediklerine katılıyorum. Türkiye gerçekten demokratikleşecekse yüzleşme büyük önem taşıyor, Hakikat ve Adalet Komisyonu büyük önem taşıyor.”
Cemil Bayık:
“Türkiye’nin kendi ayağına vurulmuş prangalardan kurtulması lazım. Geçmişin hatalarıyla yüzleşmek bunun için de lazım.”
Nerede siyaset? Kürdistan, Türkiye...
Soruyorum orta yere:
“Barış zamanı siyaseti nerede yapacaksınız ya da yapmak istersiniz?
Türkiye’de mi, Kürdistan’da mı? Murat Karayılan barış gelince siyaset yapacağını söylemişti. Nerede yapacak, Türkiye mi, Kürdistan mı?”
Gülerek arkadaşlarına bakıyor Karayılan, “Zor bir soru” diyerek. İlk sözü, PKK kadın hareketinin yetkilisi Sozdar Avesta’ya veriyor. Şu sözler onun:
“Barış sürecini kadınların özgürlüğü derinleştirecek. Bugüne kadar erkek egemenlikli zihniyet olmuştur siyasete damgasını vuran... Bizlerin kadın olarak siyasete katılması, bu zihniyetle mücadele anlamını taşır aynı zamanda... Bunun da yeri, mekânı, Türkiye’ymiş, Kürdistan’mış ille de gerekmiyor. Bu mücadeleyi biz kadınlar her yerde veriyoruz.”
Karayılan’a soruyorum yine:
“Siyaset için Türkiye mi, Kürdistan mı?”
“Vallahi güç bir soru” diye söze başlıyor Murat Karayılan, bakışıp gülüşüyorlar. Yanıt kısa geliyor:
“Hele bir çözüm olsun da bakalım... Bir şey, bir iş buluruz kendimize... Önemli olan halkın özgürlüğü...”
Cemil Bayık:
“Siyaset çözüm için var, toplum için var. Yer, mekân pek o kadar önemli mi?..”
Masadaki hanımlar...
Ben “Masadaki hanımların” diye söze başlayınca, gülmeye başlıyorlar. Metina’da, Türkiye’den ilk çekilen gerilla grubundaki Savuşka’ya ‘hanım’ diye hitap ettiğim zaman nasıl bir tepki aldığımı biliyorlar çünkü...
Ronahi Serhat’la Sozdar Avesta’nın birkaç kez erkek egemen zihniyetten yakındıklarını belirttikten sonra konuyu PKK’ya, ‘örgüt içi demokrasi’ye ve bu konuda PKK’ya dönük eleştirilere getiriyorum.
Cemil Bayık, PKK ile ilgili bu algının devlet tarafından, ‘psikolojik savaş’ın bir ürünü olarakbilinçli bir şekilde yaratıldığını söylüyor, bunun bir çarpıtma olduğunu belirtiyor. Biraz duraksadığımı görünce şöyle devam ediyor:
“PKK totaliter bir örgütmüş, çok katı bir örgütmüş... Bunlar çarpıtmadır.”
Savaş zamanı PKK’sı ile barış zamanı PKK’sı arasında hiç mi fark olmayacak, diye sorunca, Cemil Bayık, “Evet, tabii olacak” yanıtını veriyor. Bu arada Sabri Ok, “PKK hümaniter bir örgüttür” diye kısaca söze giriyor.
Üçüncü aşama:
Öcalan’a özgürlük... Silahları gömmek...
Murat Karayılan, çözüm sürecinin ‘yol haritası’nda ‘birinci aşama’nın ateşkes ve geri çekilmeden oluştuğunu, ‘ikinci aşama’da anayasal ve yasal çerçevenin yerli yerine oturtulması gerektiğini -daha önceki yazımlarımda yer aldığı gibi- anlatmıştı.
Karayılan üçüncü aşama için tek sözcük kullanıyor:
Normalleşme.
Normalleşme aşamasında Öcalan’ın özgürleşmesi, yüzleşme ve toplumsal uzlaşmanın gerçekleşmesi ile silahların gömülmesi yer alıyor. Bir önemli nokta da, bunların iç içe ve birbirine paralel süreçler olması...
Karayılan şöyle diyor:
“Normalleşmenin gerçekleşmesi için en başta toplumsal uzlaşmanın pekiştirilmesi gerekiyor. Bu bakımdan ikinci aşamada yer alan Adalet ve Hakikat Komisyonu önemli. Çünkü bu, karşılıklı itiraf ve bağışlama demek... Geçmişte, savaşta yaşanan tüm acıların sarılması demek... Başka türlü barış olmaz.”
‘Normalleşme’ döneminin içinde yer verdiği şu iki noktaya daha değiniyor Karayılan:
“Önder Apo dâhil herkesin özgür olması... Ve silahların gömülmesi...”
Yalçın Akdoğan
ve silahların gömülmesi...
Karayılan bu arada sözü Başbakan Erdoğan’ın en yakın çevresinden AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan’a getiriyor. Akdoğan bir yazısında, Murat Karayılan’ın süreci anlamadığını belirtmişti.
Karayılan bu konuda şöyle diyor:
“Akdoğan, önce silah bırakılır, normalleşme sonra gelir dedi. Ben tersini söylediğim için benim anlamadığımı öne sürdü. Oysa süreci asıl anlamayan ben değil, kendisi... Burada iç içe süreçler söz konusu... Her şey birbirine paralel gidecek, aralarına duvar çekilmeyecek. Silahları gömmek sona doğru...”
Sabri Ok, Karayılan’ı tamamlıyor:
“Önce silah bırakıp çözülmüş böyle bir sorun yok dünyada...”
PKK ve Aleviler...
PKK ile Aleviler konusundaki sorumu Murat Karayılan önce şöyle karşılıyor:
“Alevi olmak hasebiyle topu önce Sabri Ok arkadaşa atıyorum.”
Sabri Ok’un yanıtı ilginç:
“Ben de topu geri atıyorum.”
Öyle anlaşılıyor ki, PKK açısından Alevi meselesi biraz netameli. Karayılan şöyle başlıyor:
“Sanki Alevi toplumunun çözüm sürecine ilişkin kaygıları varmış gibi bir hava yaratıldı. Bu doğru değil. Alevi toplumunun da çıkarı, Kürt sorununun çözümündedir. Çünkü Kürt sorununun çözülmesi, Türkiye’nin demokratikleşmesidir. Bundan da en çok, baskı altına alınmış olan, bunca yıldır ayrımcılığa uğrayan Alevi toplumu yararlanır. Önderliğimiz bu nedenle Alevi inancına öteden beri sıcak yakınlık göstermiştir. Alevi toplumuyla bizim aramızda hiçbir sorun yoktur, zira aramızda kader ortaklığı vardır. Önderliğimizin bazı söylemleri,devletçi-ulusalcı çevreler tarafından bilinçli olarak istismar edildi. ”
Aleviler: CHP’nin ve devletin yedeğine itilmek...
Sabri Ok:
“Hakkaniyet, eşitlik, ortaklık, paylaşma vardır Alevi inancında... Tarihsel olarak haksızlığa, ötekileştirmeye, zulme uğramış ve bu nedenle de iktidarlara karşı direnmiş bir inançtır. Ulusalcıların, CHP’nin, devletin yedeğine itilen bir toplum olmuştur Aleviler. Biz Kürtler, ezilmiş, mağdur olmuş bir halk olarak Alevileri çok iyi anlarız. PKK’nin geliştirmiş olduğu mücadele, Alevilerin de, bütün farklı inanç topluluklarının da özgürleşmesi demektir.”
Cemil Bayık:
“Mazlumlar, ezilenler hareketi olarak Alevileri en iyi biz anlarız, PKK anlar. Alevi sorununa ilk el atan da PKK’dir. Alevi toplumunu da uyandıran bir hareket oldu PKK... Sanki bizimle Aleviler arasında mesele varmış propagandalarını özel savaş mekanizmaları harekete geçiriyor.”
Murat Karayılan:
“Asuri Süryaniler için de, Ermeniler için de, inançlar arasına fark koymayan bir hareketiz.”
Ronahi Serhat:
“Bizim amacımız tam demokrasidir. Buna da Alevilerin karşı çıkması mümkün değildir.”
.jpg)
Dağların tepesinde voleybol maçı!
PKK’nın Suriye’yle, Amerika’yla, İran’la ilişkileri derken araya bir de voleybol faslı giriyor.
Çadırdan çıkıyoruz.
Bir tarafı uçuruma bakan ve aşağıya top kaçmaması için ağaçların arasına ağ gerilmiş sahada sıkı bir voleybol maçı başlıyor.
Cemil Bayık benim gibi izleyiciler arasında. Karayılan da fena oynamıyor, iyi zıplıyor. Ama Sabri Ok uzun boyuyla gayet iyi, sayı üstüne sayı alan çıkışlar yapıyor.
“Uzun zaman hapishanede yatanlar iyi oynar voleybolu” diyor Cemil Bayık, “Bunlardan biri 22 yılla Sabri arkadaş... Diğeri de şu gözlüklü olan, Fuat, tam 20 yıl 6 ay 6 gün yattı hapiste...”
Şehit Sara Akademisi’nin kadınlı erkekli gerillalarından oluşan seyircilerin neşeli bağırış ve alkışlarıyla oyun devam ederken yaşanmış bütün acıları düşündüm, ne yazık diye...
İyi pazarlar!
Yarın bir gün ara.
Çekilme Günlüğü’nün 11. yazısı salı günü yine Kandil’den devam edecek.
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024